ANKARA (Medyascope) – Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Ekrem İmamoğlu başvurusunda Türkiye’ye altı soru yöneltti. AİHM, tutuklama kararının siyasi saikle mi yapıldığını sorguladı. İmamoğlu’nun tutukluluğunun, cumhurbaşkanlığı seçimlerinde aday olarak yer almasını ve seçim sürecine etkin katılımını engelleyip engellemediği de AİHM’in Türkiye’den yapılan başvurular içinde ilk kez yönelttiği soru oldu.

Haberin özeti
- AİHM, Ekrem İmamoğlu’nun tutukluluğuna dair Türkiye’ye altı soru yöneltti.
- Soru başlıkları, tutukluluğun hukuka uygunluğu ve siyasi saiklerle olup olmadığı gibi konuları içeriyor.
- AİHM, ilk kez İmamoğlu’nun cumhurbaşkanlığı seçimlerine katılımına müdahale edilip edilmediğini sorguladı.
Bilmeniz gerekenler
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı ve CHP’nin cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun tutukluluğuyla ilgili Türkiye hükümetine altı soru yöneltti.
İlk dört soru, tutukluluğun hukuka uygunluğu, makul şüphe, tutukluluk süresi ve etkili başvuru yollarına ilişkin standart başlıkları içeriyor. Beş ve altıncı sorular ise İmamoğlu’nun tutuklanmasının siyasi saiklerle mi olduğu ve cumhurbaşkanı adaylığına engel olup olmadığına yönelik.
⚖️İmamoğlu v. Türkiye
— ECHR CEDH (@ECHR_CEDH) April 13, 2026
➡️Notification to the Government of Türkiye of case brought by Ekrem İmamoğlu
🔗https://t.co/KeeLNu8lHT
Kritik başlık: “Siyasi saik” iddiası
AİHM İkinci Daire hükümete sorularından önce, dava konusunu açıkladı ve İmamoğlu’nun tutuklandığı sırada cumhurbaşkanlığı seçimleri için aday olarak belirlenmesi gibi gözaltına alınma ve tutuklanma sürecine dair bilgilere yer verdi.
Mahkemenin kritik sorularından biri beşinci soru. Hükümete İmamoğlu’nun tutuklanmasının Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nde (AİHS) öngörülen amaçlar dışında; siyasi saiklerle olup olmadığı doğrudan soruldu.
Bu soru yöneltilirken eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş hakkında, yargılanmasının siyasi olduğuna dair karar da hatırlatıldı.

İlk kez sorulan soru: “Seçilme hakkına müdahale mi?”
AİHM’in en çarpıcı sorusu altıncı soruydu. Çünkü bu soru, Türkiye’den yapılan başvurular içinde ilk kez yöneltildi.
AİHM, İmamoğlu hakkında yürütülen ceza süreci ve tutukluluğun, cumhurbaşkanlığı seçimlerinde aday olarak yer almasını ve seçim sürecine etkin katılımını engelleyip engellemediğini sordu.
Bu soruyla, 1 no’lu ek protokolün 3. maddesinde düzenlenen “serbest seçim hakkı”nın uygulanabilirliği sorgulandı. Bu başlıkta “Başvurucu hakkında başlatılan ceza yargılaması ve tutukluluğu – siyasi amaçlarla uygulandığı iddiasıyla – başvurucunun seçilme hakkını ve seçim sürecine etkin katılımını engellemiş midir?” sorusu yer aldı.
“Makul şüphe” sorgulanıyor
Ayrıca AİHM, Türkiye’ye İmamoğlu’nun tutuklanmasının “makul şüpheye” dayanıp dayanmadığını; tutuklama ve tutukluluğun devamı kararlarında “ilgili ve yeterli gerekçe” bulunup bulunmadığını ve tutukluluk süresinin “makul” olup olmadığını da sordu.
Mahkeme, daha önce Selahattin Demirtaş ve Gezi davası tutuklusu Osman Kavala’nın tutuklanmaları için de “makul şüphenin oluşmadığı” yönünde karar vermişti.
Bunun yanı sıra, soruşturma dosyasına getirilen erişim kısıtlamalarının, başvurucunun tutukluluğa etkili şekilde itiraz etmesini engelleyip engellemediği de hükümete yöneltilen sorular arasında yer aldı. Bu noktada ise eski HDP Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ ile HDP milletvekilleri hakkında, tutukluluğa etkili itirazın engellediğini de içeren AİHM’in hak ihlali kararı hatırlatıldı.
Öncelikli inceleme kararı
19 Mart 2025’te gözaltına alınıp dört gün sonra tutuklanan Ekrem İmamoğlu adına, 10 Kasım 2025’te AİHM’e haksız tutukluluğa ilişkin başvuru yapıldı. İmamoğlu’nun tutuklu avukatı Mehmet Pehlivan sosyal medya hesabından AİHM’in başvuru için “öncelikli inceleme kararı” verdiğini 26 Aralık’ta duyurdu. Pehlivan, öncelikli inceleme kararının Türkiye’den yapılan başvurularda nadir olarak verilen bir karar olduğuna da dikkat çekmişti.
Bu karar ile birlikte AİHM’in yönelttiği soruların, dosyanın yalnızca tutukluluk tedbirinin hukuka uygunluğu ile sınırlı kalmadığı; siyasi haklar, seçim süreci ve demokratik temsil boyutlarını da kapsayacak şekilde genişletildiği şeklinde yorumlandı.
- Diyarbakır Barosu, Akın Gürlek’ten Demirtaş’ın tahliyesini istedi
- Rivayet Muhtelif (13) | Türkiye’de hukuk krizi: Yargı bağımsızlığı, barolar ve AİHM tartışmaları
- Osman Kavala: “AİHM kararı, mevcut yasaların siyasi saiklerle keyfi bir biçimde kullanıldığını açıkça ortaya koydu”
- Öner Günçavdı yazdı: Seçim sonrasının ekonomi politiği
- Ruşen Çakır yorumladı: Ekrem İmamoğlu’nun zorlu sınavı








