İSTANBUL (Medyascope, Abbas Vural) – Kocaeli-Dilovası’nda 8 Kasım 2025’te Ravive Kozmetik parfüm dolum imalathanesi yangınında, üçü çocuk yedi işçi hayatını kaybetti. Yangına ilişkin davanın dördüncü duruşması 8 Eylül’de görülecek. Yangında hayatını kaybeden işçilerin yakınları, adalet taleplerini ve yangından bugüne yaşadıklarını anlattı.
8 Kasım 2025’te Kocaeli-Dilovası’nda Ravive Kozmetik fabrikasında çıkan yangında üçü çocuk yedi işçi hayatını kaybetti. İşçilerin sigortasız çalıştırıldığı, hakkında yıkım kararı bulunan fabrikada yıllardır ruhsatsız üretim yapıldığı ve işletmeyle ilgili çok sayıda usulsüzlük iddiasının daha önce yetkililere iletildiği ortaya çıktı.
Faciaya ilişkin davada üç duruşma geride kaldı. Davanın dördüncü duruşması ise 8 Eylül’de Kandıra Cezaevi Kampüsü’nde görülecek. Yangında hayatını kaybedenlerin aileleri, fabrikadaki usulsüzlüklerin yıllardır bilinmesine rağmen neden gerekli denetim ve yaptırımların uygulanmadığının ortaya çıkarılmasını talep ediyor.
- Dilovası davası başladı: Aileler adalet bekliyor
- 7 işçinin hayatını kaybettiği Dilovası yangınıyla ilgili neler biliyoruz?
- Dilovası’ndaki parfüm fabrikası yangınında gözaltı sayısı 11’e yükseldi
- Kocaeli’nde parfüm deposunda yangın çıktı: 6 kadın işçi hayatını kaybetti
Gebze Cumhuriyet Başsavcılığı, aralarında Dilovası Belediye Başkan Yardımcısı Necati Temiz’in de bulunduğu yedi kamu görevlisi hakkında “bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne ve birden fazla kişinin yaralanmasına neden olma” suçundan iddianame hazırladı.
Savcılık, kamu görevlilerinin ruhsatı ve yapı kullanım izni bulunmayan, kaçak durumdaki imalathaneye ilişkin görevlerini gerektiği gibi yerine getirmeyerek yangında yedi kişinin ölümü ve dört kişinin yaralanmasına neden olan süreçte “bilinçli taksir” düzeyinde kusurlu oldukları değerlendirmesinde bulundu.
“Kamu görevlileri onca usülsüzlüğe nasıl göz yumdu?”
Yangında hayatını kaybeden Nisa Taşdemir’in babası Vedat Taşdemir, olay günü yaşadıklarını ve aylardır sürdürdükleri adalet mücadelesini anlattı. Kısmi felçli ve kanser hastası olmasına rağmen insanların desteğiyle yangın alanına ulaştığını söyleyen Taşdemir, yaşananların bir facia değil, ihmaller zincirinin sonucu olduğunu savundu.

Adalet mücadelesi sırasında baskıyla karşılaştığını belirten Taşdemir, 8 Eylül’de kamu görevlilerinin sorumluluğunun da ortaya çıkarılmasını istedi.
Yangın alanına vardıklarında çocuğunun cesedinin çoktan götürülmüş olduğunu söyleyen Şahin Taşdemir, ilk başta kendilerine “Çocuklarınızı hastaneye götürdük” denildiğini aktardı. Taşdemir, fabrikadaki usulsüzlüklerden sorumlu olduğunu düşündüğü kamu görevlilerine seslendi:
“Siz kamu görevlisi olarak fabrikadaki onca usulsüzlüğe nasıl göz yumdunuz? Aldığınız parfümleri tanıdıklarınıza dağıtırken içiniz rahat etti mi? Allah’tan korkmadınız mı?”
“Davada kritik bir aşamadayız”
Avukat Saruhan Efe Kadaifçi, 8 Eylül’deki duruşma öncesinde dosyada kritik bir aşamaya gelindiğini söyledi.
Kadaifçi, soruşturma ve davaların üç ayrı başlık üzerinden ilerlediğini belirterek kamu görevlileri hakkındaki dosyanın mevcut davayla birleşme ihtimaline dikkat çekti:
“Dosyanın güncel haliyle üç kaleme ayrıldığını söyleyebiliriz. İlki Ali Osman Akat’a dair. Kendisi yeğenlerini kaçırmaktan dolayı dosyada bulunuyor ama organik bağı gereği patron olarak yargılanması gerekiyor. İkincisi kamu görevlileri dosyası. O dosyanın da bu dava ile birleşme ihtimali var. Üçüncüsü de öldürme suçundan yargılanan mevcut sanıklar. Bu dosyaların birleşerek sanıkların birlikte yargılandığı bir tablo ile karşılaşabiliriz ama bunun için de kamuoyu desteği çok önemli.”

Kadaifçi, kamuoyu desteğinin zayıflaması halinde davanın sembolik cezalarla sonuçlanabileceğini savundu.
8 Eylül’de görülecek duruşma, aileler açısından yalnızca mevcut sanıkların değil, fabrikanın ruhsatsız ve kaçak şekilde faaliyet göstermesine rağmen gerekli denetim ve yaptırımları uygulamadığı iddia edilen kamu görevlilerinin sorumluluğunun da tartışılacağı kritik bir aşama olacak.
Aileler, yedi kişinin hayatını kaybetmesine yol açan süreçte sorumluluğu bulunan herkesin, işverenlerden kamu görevlilerine kadar, yargı önünde hesap vermesini istiyor.
Bireysel veya kurumsal numaralar üzerinden ulaşılan eski Dilovası Belediye Başkanı Hamza Şayir, Dilovası Belediye Başkanı Ramazan Ömeroğlu ve tahliye edilen İSİG uzmanı görüşme talebimizi reddetti.
Abbas Vural kimdir?
Abbas Vural, 2002’de İstanbul’da doğdu. Vural, gazeteciliğe üniversite yıllarında Evrensel
Gazetesi’nde muhabirlik yaparak başladı. TOBB ETÜ’de öğrenciyken üniversite
yönetimi hakkında yaptığı haberler nedeniyle bursunun kesilmesinin ardından
eğitimini yarıda bıraktı. Yeniden üniversite sınavına girerek Kocaeli Üniversitesi
Gazetecilik Bölümü’ne yerleşti.
2025’te Avrupa Basın Özgürlüğü Merkezi’nin burs programına seçilerek altı ay
Leipzig’de yaşadı. Bu süreçte Türkçe/Almanca yayımlanan Neues Leben (Yeni
Hayat) gazetesinde muhabirlik yaptı. Daha önce T24, 9. Köy ve bianet’te stajyer
olarak çalışan Vural, farklı medya kuruluşları için haber üretmeye devam ediyor.
Proje hakkında
“Medya Özgürlüğüne Destek – Güçlü Dayanışma, Güçlü Medya” projesi Avrupa Birliği tarafından finanse edilmekte ve Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS), Gazeteciler Cemiyeti (GC) ve İzmir Gazeteciler Cemiyeti (IGC) tarafından yürütülmektedir. Programın genel amacı, “Türkiye’de medya çoğulculuğunun ve özgür basının güçlendirilmesine” katkıda bulunmaktır.








