İSTANBUL (Medyascope) – 8. Gün’de Sorel Dağıstanlı’nın bu haftaki konukları siyaset bilimci Doç. Dr. Burak Cop ve dokuz yıl önce polis kurşunuyla kızını kaybeden Bekir Şahin oldu. Dağıstanlı, haftanın öne çıkan gelişmelerini siyaset bilimci Doç. Dr. Burak Cop ile değerlendirdi. Borsada ortaya çıkan milyarlarca dolarlık vurgun iddiaları üzerinden denetimsizlik, küçük yatırımcının uğradığı zarar ele alındı.
8. Gün’ün bu bölümünde Sorel Dağıstanlı’nın konukları siyaset bilimci Doç. Dr. Burak Cop ve dokuz yıl önce polis kurşunuyla kızını kaybeden Bekir Şahin oldu. Programın ilk bölümünde borsada ortaya çıkan milyarlarca dolarlık vurgun iddiaları, denetimsizlik ve küçük yatırımcının uğradığı zarar değerlendirildi. Cop, yaşananların münferit olaylar olarak değerlendirilemeyeceğini söyledi:
“Bu tür vakalar, yolsuzluk, dolandırıcılık vakaları ve bunun bu kadar yaygınlık kazanması, illa ki öyle veya böyle devletten birileriyle ilişkili olması sistemik bir sorundur. Münferit meseleler değildir bunlar. Neden sanal bahis bu kadar yaygınlaştı? Neden sanal kumar toplumsal bünyeyi kemiren bir sosyal problem haline geldi? Neden çeteleşme arttı? Çünkü mevcut ekonomik ve sosyal düzen bu sonuçları doğuruyor.”

Bazı eski dosyaların yeniden gündeme gelmesini de değerlendiren Cop, “Geçmiş yerinden eşelendiğinde, tarih yeniden yazılmaya başlandığında bunun geçmişle alakalı bir şey olmadığını, bunun bugünle, bugünkü güç ilişkileri ve bugünkü güç mücadeleleriyle alakalı olduğunu akıldan çıkarmamak gerekiyor” dedi.
“Hem acımızı yaşıyoruz hem bu hukuksuzluğa karşı mücadele ediyoruz”
19 Eylül 2017’de Mersin’de polis Fatih Burak Akyol’un silahından çıkan kurşunla hayatını kaybeden 23 yaşındaki Feray Şahin’in babası Bekir Şahin, Sorel Dağıstanlı’nın konuğu oldu. Şahin, verilen 5 yıl 3 aylık cezanın Yargıtay tarafından onandığını ve iç hukuk yollarının tükenmesinin ardından AİHM’e başvuracaklarını söyledi.
Yargılama sürecinde önemli delillerin dikkate alınmadığını vurgulayan Şahin şöyle devam etti:
“İstanbul’daki Adli Tıp Kurumu’ndan gelen, altı profesörün imzası olan raporda bu kızın uzaktan ateş edilerek öldürüldüğü denmesine rağmen mahkeme ne Adli Tıp raporunu, ne kızın tırnakları arasında çıkan DNA’yı, ne de yok edilen delillerin hiçbirisini dikkate aldı. Biz o günden bu yana hem acımızı yaşıyoruz hem de bu hukuksuzluğa karşı mücadele ediyoruz.”








