İSTANBUL (Medyascope) – Ekrem İmamoğlu tutuklanmasından 19 ay sonra 14 Ekim’de ilk kez savunma yaptı. İmamoğlu savunmasına ikinci günde devam edecek. Öte yandan Halk TV’ye 14 Ekim’de düzenlenen şafak operasyonu ve kayyum atamasının yankıları sürüyor. Medyascope muhabirleri Furkan Karabay ve Ali Deniz Çakır Silivri’den, editörleri canlı blogtan gelişmeleri size aktaracak.
Halk TV’ye kayyum atandı ve yayın durduruldu. Halk TV’nin İstanbul’daki binasına polis ekipleri girdi. 05:30’da kanala gelen polis ekipleri bina içerisinde arama yaptı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı 17 kişi hakkında gözaltı kararı olduğunu duyurdu.
- Halk TV’ye kayyum atanmasına giden süreç
- Habertürk’ten Halk TV’ye: TMSF yönetimine geçen medya kuruluşları
- Halk TV’ye kayyum olarak atanan İbrahim Paşalı kimdir?
- Halk TV Genel Yayın Yönetmeni Suat Toktaş: “Tarihin doğru tarafında durmaya devam edeceğiz!”
- Halk TV’nin sosyal medya hesaplarına erişim engeli getirildi
Ekrem İmamoğlu, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne (İBB) yönelik davada tutuklanmasının üzerinden 19 ay geçtikten sonra ilk kez savunma yaptı. İmamoğlu savunmasına ikinci günde devam edecek.
- İmamoğlu İBB davasında savunma yapacak: İşte bilmeniz gerekenler
- Ekrem İmamoğlu’nun savunmasının tam metni (14 Ekim 2026): “Aynaya baktılar, gördüklerini benim adıma iddianameye yazdılar”
Medyascope ekibi Silivri'den aktarıyor #CANLI
Ekrem İmamoğlu, Silivri'de görülen İBB davasında savunmasını sürdürüyor.
Medyascope Yayın Yönetmeni Ruşen Çakır ve Medyascope muhabirleri Furkan Karabay ile Ali Deniz Çakır, İmamoğlu'nun mahkemedeki açıklamalarını, duruşmada yaşanan gelişmeleri ve yargılama sürecine ilişkin tartışmaları Silivri'den canlı değerlendiriyor.
Buradan izleyin 📢 youtube.com/live/LtOI_s87sz4
🤳 Medyascope'u tercih edilen kaynak olarak seçin, haber ve analizlerimizi kaçırmayın
🔴 Google’ın "Tercih Edilen Kaynaklar" özelliği sayesinde, arama sonuçlarınızda hangi haber sitesini göreceğinize siz karar veriyorsunuz.
📰 Medyascope’u tercih edilen kaynağınız olarak ekleyin. En doğru haberler ve analizler Google'da arama yaptığınızda hep en üstte karşınıza çıksın!
Fon krizine değinen Ekrem İmamoğlu, “Benim mensubu bulunduğum parti, iki defa önerge verdi. Ne dedi? ‘Herkes malının, mülkünün hesabını versin. Yargıçlar, hâkimler, savcılar dâhil. Bakanlar, milletvekilleri dâhil, belediye başkanı... Benim zaten malım mülküm belli, gizlim saklım yok. Herkes malını mülkünü ortaya koysun ya. Koysun! Hesap verelim’” dedi.
İmamoğlu, fon krizine dair Meclis’te komisyon kurulması teklifinin Cumhur İttifakı tarafından reddedildiğini söyledi. İmamoğlu, “Cumhur İttifakı reddetti. Ne dediler? ‘Ya arkadaş, fon için komisyon kuralım. Hep beraber sorgulayalım.’ Ne oldu? Cumhur İttifakı ret. Korkan ret verir mi? Korkan böyle konuşur mu” diye konuştu.
Muhabir: Furkan Karabay
İBB dosyasındaki hukuksuzluklardan bahseden Ekrem İmamoğlu, “Bu dosyanın içinde kaybolmayacağım, bu dosyanın üzerinden geçeceğim. Her hukuksuzluğun üstünde bir an duracağım, gösterip yoluma devam edeceğim. Çünkü bu dosyada hukuksuzluklar, hukuksuzluklar o kadar çok ki ve o kadar bariz ki, her birinin dibine dalmaya ömür yetmez. Ama merak etmeyin, gerçekten üstünden geçerken bile her birisini çok net göreceksiniz. Çok çok net göreceksiniz. Onların bahsettiği gibi aya çıkmak, uzaya gitmek falan filan gibi hayali değil, size net göstereceğim yani. Bugün yargılanan ben değilim, bugün yargılanan bu iddianamedir, iftiranamedir, onu yazdıranlardır ve onu yazanlardır. Hükmü de her zaman ifade ettiğim gibi ve her zaman olduğu gibi, tarihten nice örneklerini göreceğiniz gibi millet verecek” diye anlattı.
19 Mart operasyonunu “darbe” olarak tanımlayan İmamoğlu, “Bu ülke darbeleri tanır, tankla yapılanı da tanır, muhtırayla yapılanı da tanır. O 19 Mart'ta millet yeni bir şey tanıdı. Adliye koridorlarında yürütülen bir darbe. Adliye koridorlarında. Ve ben o manzarayı gördüm. Birazdan anlatacağım. O binlerce, onlarca ilden İstanbul'a getirilmiş benim polis kardeşlerimin gözlerindeki acıyı, o adliyenin koridorlarında gördüm. O koridorlarda bile binlerce polis vardı. Halbuk ki tek başına ben oradaydım ya. Bir de yanımdaki 150 arkadaş. Binlerce polis. On binlercesi dışarıda” diye anlattı.
İmamoğlu, “Adliye koridorlarında yürütülen o darbeyi birkaç kata sıkıştırıp, aylarca her yönüyle yandaş medya başta olmak üzere delik deşik olan bu soruşturma dosyası sadece savunmaya kapalı tutuldu. Demokrasi tarihimiz bu tür mücadelelerin verilmiş ve verilmiş bir tarihtir” diye konuştu.
“Bir türlü de akıllanmıyoruz” diyen Ekrem İmamoğlu, “Erki eline alan, ‘Ya bu hatalar yapılmıştı, ben bu ahlakça hataları yapmayayım’ diyemedi ya. Niye diyemedi ya? Toplum vicdanında lanetlenen mahkeme kararlarını tarih yazdı. Adnan Menderes'e, Fatin Rüştü Zorlu'yu, Hasan Polatkan'a idam cezası verenler bugün nasıl anılıyor bir baksınlar. Gencecik Deniz Gezmiş’e, Yusuf Aslan'a, Hüseyin İnan'a idam cezası verenler nasıl anılıyor dönüp bir tarihe baksınlar” dedi.
19 Mart’taki gözaltı sürecinde yaşadıklarını anlatan Ekrem İmamoğlu, “Her yeri kapatmışlar. Gittiğimiz yolları kapatmışlar. O şekilde Vatan Caddesi’ne geldik. Toplantı, gösteri yasağı ilan edildi. Avukatlarım, kilometrelerce yürüyerek gelebildi. Yedi aydır ne konuşuyoruz burada: De-di-ko-du. İddia makamı ne sorabildi burada, hiçbir şey. Gidin fona odaklanın fona. Dökün her şeyi ortada” dedi.
Ekrem İmamoğlu, “Sahurunu yapmış bir insanın kapısına dayandılar yüzlerce polisle. Koltuğunu sağlama almak isteyen bir kişi ve onun aparatı ev bastı. Siz Türk milletine ihanet etmiş insanlarsınız. Demokrasiye, adalete, cumhuriyete ihanet etmiş insanlarsınız” dedi.
İmamoğlu, dönemin İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nda görevli savcısı şimdiki Adalet Bakanlığı Personel Genel Müdürü Cahit Cihad Sarı’dan bahsetti. İmamoğlu, “Savcı enterasandı. Uğurlaması daha da enteresandı. Bitti ayaktayız, avukatlarım şahit. ‘Sayın başkanım, bugün biz burada oturuyoruz, siz yarın cumhurbaşkanı olursunuz, siz bizi yargılarsınız’ dedi. Bu vatandaş şimdi Adalet Bakanlığı Personel Genel Müdürü” dedi.
Muhabir: Furkan Karabay
Muhabir: Furkan Karabay
İmamoğlu, “Sazlıdere Barajı'nın, neredeyse İstanbul'un görünmeyen ama en önemli su havzalarından birinin, yaklaşık 136 milyon metrekarenin, göz göre göre, sadece bir tek imzayla yok edilmesinin ve oraya 2 milyona yakın nüfusun hazırlık yapılmasının, bunun hiçbir teknik altyapısının olmamasının… Bakın şu anda orada kurulan şehirlerin kanalizasyonunun bile hangi arıtmaya gideceği belli değil. Böyle bir ortamda, böyle bir müdahalenin yapıldığı bir ortamda, bunu yapanlar tabii ki Ekrem İmamoğlu'nu İstanbul'da istemedi” dedi.
Adalet Bakanı Akın Gürlek’in, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı dönemindeki “kuyumcu titizliğinde” soruşturma yürütüldüğüne dair sözlerine atıf yapan İmamoğlu, şunları söyledi:
"Dün şöyle bir baktım, yani ben bulunduğum durumu merkeze koyuyorum, kötülerle mücadele diye adlandırıyorum. Bir ok çıkardım, yuvarlak içine dünkü sel baskınını yaptım. Vallahi bu bizimle ilişkili. Halk TV’ye kayyum atanması; bizimle ilişkili. Fon soygunu, nasıl bizimle ilişkili olduğunu adım adım… 2025 yılında operasyonun yapılmasından iki ay önce diplomama müdahaleyi nasıl böyle titizlikle, hani dedi ya “kuyumcu terazisi hassasiyetiyle takip ediyoruz bu davayı” diye Adalet Bakanı... Seviyorlar kuyumcuyu. Dedi ya tam da oradan baktığınızda evet asıl soygunu fon vurgunuyla ilişkili. İBB operasyonu zaten ilişkili benimle, yani kötülerle mücadelemizde.
İstanbul, sel ve su baskınını zaten söyledim. Dolayısıyla aslında dün yaşadığımız olaylar bizim etrafımızda dönen, dün Meclis’e fonla ilgili kanun tasarısının sunulduğu esnada oraya bir Maliye Bakanı'nın göbeğindeki kurum SPK'nın başkanının gelememesi bizimle ilişkili. Bütün Türkiye'nin ve aziz milletimizin bütün bunları görmesini diliyorum."
Adalet Bakanı Akın Gürlek’i ve iktidar mensuplarını kast ederek “korkaklar” diyen Ekrem İmamoğlu, “İki elim yakalarında, bu millet için bunu yapacağım. Benim gizli tapum yok, gizli tapusu olanlar düşünsün. Zannediyorlar ki canımı yakacaklar, milletin canını yakıyorsunuz” diye konuştu.
İmamoğlu, Gürlek’in İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı olduktan sonra kendisiyle yaptığı telefon görüşmesini ve ardından yaşananlarıysa şöyle anlattı:
"Birisi geldi İstanbul'a. Birisi geldi. Şiddetli birisi geldi. Ben kendisini aradım. İki hafta sonra aradım bunları yaşattıktan sonra. Dün gibi hatırlıyorum, kayıtlarımda da var. Çıkarttım istedim yani İBB'nin kayıtlarında da var. En fazla 23'ü, 24'ü Cumhuriyet Bayramı’ndan bir hafta önce bu günlerde tam iki sene önce. Telefonu bende yok, kendisine aradım. Ve kendisi telefonunu açtı, dedim ki: 'Ben İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu' Tanımıyorum çünkü telefonunu bir yerden aldılar protokolden. Çok çok tiz bir sesle 'Buyurun efendim' dedi. Ben dedim: "Bu tür müdahaleleri görüyorum ve sizden randevu istedim bir hafta 10 gündür randevu vermiyorsunuz. Niçin vermiyorsunuz?" dedim. 'Çok yoğunum', 'Bakın' dedim, 'Sizi İstanbul Valisi ziyaret etti teamül gereği İstanbul Valisi’nden sonra ziyaret etmesi gereken kişi benim. İstanbul yargısının en fazla hizmet aldığı kurumdur İstanbul Büyükşehir Belediyesi. Buradaki yargı mensupları da bilir, savcısından hakimine, arabalarından tahsisli servislerine kadar başka hizmetlerine varıncaya kadar en çok hizmet aldıkları kurumdur'
Dedim 'Ben sizi İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olarak aramıyorum ha' dedim. 'Ha demek yani yoğunsunuz, ben size gelip yarım saat ne oluyor ne bitiyor diye sohbet edip hayırlı olsun demekten başka bir niyetim yok. E bir iki hafta içinde hallederim'. Dedim: 'Bak hala siz dalga geçiyorsunuz' Yine o hiç unutmadığım kulağımda duran tiz sesiyle taklit yapmayacağım burada. 'E ben hemen çözmeye…' 'Çözmek değil bana ya dedim bu hafta randevu verin ya da vermeyin' Bu kadar net. Ve akabinde özel kalemle görüşerek bayağı ulaştılar bir açık iki gün. Hiç unutmuyorum çarşamba günü 30 Ekim'e randevu verdi. Saati de belli, kayıt da var. Ve 28 Ekim, 29 Ekim'de coşkulu Cumhuriyet Bayramı’nı kutladık. 30 Ekim sabahı o kişi Esenyurt Belediyesine operasyon yaptı. İşte ve bir gün önce de o randevuyu iptal etti. Talep ettim, bir gün sonra da Esenyurt'ta operasyon yaptı.
Bakın, bütün bunlar bir sistemli sistem, sistemli, örgütlü bir çalışmanın muamelesidir. Onun için kimse bize sistemden, örgütten bahsetmesin. Onun için tabii ki davanın kendisine geliyorum. Bunların hepsi o davanın bir parçası. Ama bunları bir sanık olarak yapmayacağım. Kendimi aklamak için de yapmayacağım. Çünkü aklanması gereken kişi ben değilim. Aklanması gereken birinci kişiyi biliyorum. İkinci kişiyi de biliyorum. Üçüncü kişiyi de biliyorum. Sıralamasını yaptım, isimlerini vermeyeceğim. En az benim kadar 87 milyon bu üç kişiyi tarifleyecektir. Aklanması gereken onlardır ve onlar olacak. Hem millet huzurunda, hem yargı huzurunda, hem yüce Yaradan huzurunda."
Ali Deniz Çakır, Silivri'den bildiriyor.
İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, savunmasının ikinci gününde sözlerine 14 Ekim'deki su baskını sırasında yaşamını yitirenleri anarak başladı:
“Öncelikle, dün yaşanan yağmur ve sel olaylarında elektriğe kapılarak hayatını kaybeden iki genç evladımıza Allah'tan rahmet, yakınlarına sabır diliyorum. Yine sabah izlediğim kadarıyla su baskını esnasında düşüp, başını sert bir yere çarparak hayatını kaybeden genç kardeşimize de yine Allah'tan rahmet diliyorum.”
İmamoğlu sözlerine şöyle devam etti:
“Sonuçta bugün bir olmaması gereken usulüyle var olan bir iddianame ve dava içerisindeyiz. Bu davanın dün yaşanan felaketin ardından ayrı bir biçimde yorumlanamayacağını savunmamı yaparken geldiği sırada anlatacağım örnekleriyle de sizlerle paylaşacağım. Çokça örneği var.
Ama şunu söylemeden geçemeyeceğim: 1986'da, 6 milyonu biraz aşan nüfusta bir İstanbul, 94 yılında 8,5 milyon civarında bir İstanbul ve 2019'da, yani 25 yıllık bir yönetimle bulunduğu esnada ,2019'da 15 milyonu aşan, 15.5 milyon ve 16 milyona yaklaşan nüfusuyla bir İstanbul. Yani temel mesele, yağmurun yere düştüğü kilogramı veya altyapıyla tek başına izah edilemez. Temel mesele, esasen bir yerleşimle ilgili nüfus planlamasıyla, kentleşmeyle ilgili izah edilebilir, kentleşme sorunuyla izah edilebilir. Yani bugün baktığınızda, Kağıthane arka çeperinde bulunan ve Ayazağa bölgesinde çok yoğun ve şaşırtıcı görüntülerin olduğu bir bölüme baktığınızda, arada kurulmuş olan, vadiye yerleştirilmiş olan son 10-15 yılın yüzbinlerce nüfusunun bir dere yatağına kuleler halinde dizilmiş olmasını, bundan ayrı tutamazsınız. Yani derelerin, dere yataklarının, su havzalarının yapılaşması büyük bir sorundur.”
İBB davası başlıyor: Özgür Özel'den duruşma öncesi açıklama
YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, İBB davasını takip etmek üzere Silivri'ye geldi. Özgür Özel, duruşma öncesi şunları söyledi:
"Bir utanç dönemini hep birlikte yaşıyoruz. Elbette zorluklar yaşamaya devam edeceğiz ama asla teslim olmayacağız. Televizyon kapatarak, aday tutuklayarak, parti kapatarak, partinin genel başkanını değiştirerek 86 milyonluk koskoca ülkenin iradesini zaptedemez."
Muhabir: Ali Deniz Çakır
"Bir utanç dönemini hep birlikte yaşıyoruz. Elbette zorluklar yaşamaya devam edeceğiz ama asla teslim olmayacağız. Televizyon kapatarak, aday tutuklayarak, parti kapatarak, partinin genel başkanını değiştirerek 86 milyonluk koskoca ülkenin iradesini zaptedemez"
Özgür Özel,… pic.twitter.com/IwZ1pcze5F
— Medyascope (@medyascope) October 15, 2026









