Fransa’da lise öğrencileri, Belçika’da eğitim bütçesindeki kesintilere karşı çıkan gençler, Arnavutluk’ta üniversiteliler ve Hindistan’da seçim sistemini protesto eden yeni bir kuşak… Dört ülkede farklı nedenlerle başlayan eylemler, gençlerin gelecek kaygısını ve hükümetlere duyduğu güvensizliği görünür kılıyor. Gelecekleri için sokağa çıkan gençlerin talepleri neler?
Fransa’da liselerin kapıları barikatlarla kapatıldı, Belçika’da öğrenciler dersleri boykot etti, Arnavutluk’ta protestocular Eğitim Bakanlığı binasını ateşe verdi. Hindistan’da ise gençler, milyonlarca seçmenin oy hakkını kaybetme riskiyle karşı karşıya olduğunu savunarak sokaklara çıktı.
Eylül ayında başlayan ve ekim boyunca büyüyen protestolar, dünyanın farklı bölgelerinde genç kuşakların hükümetlerle yaşadığı gerilimi gündeme taşıdı.
Gençler gelecekleri için sokakta ve hareketlerin talepleri birbirinden farklı. Fransa ve Belçika’da eğitim sistemindeki sorunlar öne çıkarken Arnavutluk’ta yolsuzluk, üniversite masrafları ve işsizlik; Hindistan’da ise seçimlerin güvenilirliği tartışmaların merkezinde. Ancak eylemlerin ortak noktası, gençlerin geleceklerini belirleyen kararlarda yeterince söz sahibi olmadıklarını düşünmeleri.
Üstelik protestolar yalnızca öğrenci hareketleriyle sınırlı kalmıyor. Fransa’da öğretmenler ve sendikalar, Belçika’da kamu çalışanları, Hindistan’da muhalefet partileri ve sivil toplum kuruluşları gençlerin başlattığı veya öncülük ettiği eylemlere destek veriyor.
Gençler gelecekleri için sokakta
Fransa: Öğrencilerin isyanı ülke geneline yayıldı
Fransa’da protestolar, 17 Eylül’de Paris’in banliyölerinden Créteil’de öğretmen eksikliği ve yetersiz okul koşullarına karşı başladı. Kısa sürede ülke geneline yayılan eylemlerde 15-18 yaşlarındaki lise öğrencileri, kalabalık sınıfları, bakımsız okul binalarını, uzun ders saatlerini ve üniversiteye giriş sistemini protesto ediyor.
Eylemler dördüncü haftasına girerken 13 Ekim Salı günü düzenlenen ülke çapındaki gösterilere İçişleri Bakanlığına göre 161 bin 500, öğrenci ve sendika örgütlerine göre ise 480 bin kişi katıldı.
Hükümet verilerine göre protestoların başlangıcından bu yana çoğu çocuk 6 bin 800’den fazla kişi gözaltına alındı. Yaklaşık 1500 kişi hakkında adli işlem başlatılırken polisin orantısız güç kullandığına ilişkin 24 ayrı iddia soruşturuluyor.
Hükümet, öğretmen açığını kapatmak için 3 bin ek eğitim personeli görevlendirme sözü verse de öğrenciler taleplerinin karşılanmadığını savunuyor.
Hareketin dikkat çekici yanlarından biri de Fransa’nın en seçkin üniversitelerinin protestolara katılması. Sciences Po, École Normale Supérieure ve CentraleSupélec gibi kurumlardaki öğrenciler de eylemleri desteklemeye başladı.
Le Monde’a konuşan sosyolog Annabelle Allouch’a göre bu katılım, gençlerin ekonomik kriz ve değişen iş piyasası nedeniyle geleceğe artık eskisi kadar güvenle bakamadığını gösteriyor.
Belçika: Eğitim bütçesinden 500 milyon euro kesilecek
Fransa’daki protestoların ardından komşu Belçika’da da öğrenciler sokaklara çıktı. Ancak Belçikalı gençler, eylemlerinin Fransa’daki hareketin bir uzantısı olmadığını, kendi eğitim sistemlerindeki sorunlardan kaynaklandığını vurguluyor.
Fransızca konuşulan bölgelerde 1 Ekim’de başlayan protestoların merkezinde, Valonya-Brüksel Federasyonu’nun eğitim harcamalarında 2029’a kadar 500 milyon euroluk tasarruf öngören planı bulunuyor.
Öğrenciler üniversite harçlarının artırılmasına, öğretmenlerin haftalık ders yükünün 20 saatten 22 saate çıkarılmasına ve eğitimdeki diğer tasarruf önlemlerine karşı çıkıyor. Gençler, bu düzenlemelerin eğitimin niteliğini düşüreceğini savunuyor.
Protestolar özellikle Liège ve Brüksel’de büyüdü. Liège’de yaşanan olayların ardından 200’den fazla kişi gözaltına alındı. 9 Ekim’de Brüksel’de kemer sıkma politikalarına karşı düzenlenen sendika gösterisine polis verilerine göre yaklaşık 30 bin kişi katıldı. Barışçıl yürüyüşten ayrı gelişen olaylarda ise polisle bazı gruplar arasında çatışmalar çıktı.
Le Monde’a konuşan 16 yaşındaki öğrenci Eliana, gençlerin yaşadığı hayal kırıklığını şu sözlerle anlattı:
“Biz yarının çalışanları, yarının işverenleriyiz. Ama eğitim olmadan bize o hayata ulaşma hakkı tanınmıyor.”
Arnavutluk: Eğitim protestosu hükümet karşıtı harekete dönüştü
Arnavutluk’ta üniversite öğrencilerinin eğitim koşulları, yüksek harçlar ve mezuniyet sonrası iş bulma olanakları nedeniyle başlattığı protestolar, Başbakan Edi Rama hükümetine yönelik geniş çaplı bir tepkiye dönüştü.
Öğrenci protestoları 13 Ekim’de başladı, 14 Ekim’de Eğitim Bakanlığı binası ve iki banka şubesi ateşe verildi. Polis, protestoculara göz yaşartıcı gaz ve tazyikli suyla müdahale etti.
Associated Press’in haberine göre protestolarda 23 polis ve altı sivil yaralandı, 35 kişi gözaltına alındı.
Ancak gençlerin tepkisi yalnızca eğitim sistemiyle sınırlı değil. Eylemler, mayıs ayından bu yana devam eden hükümet karşıtı protestolarla birleşti. Bu hareketin başlangıcında, ABD Başkanı Donald Trump’ın damadı Jared Kushner ile bağlantılı, ülkenin güney kıyısındaki koruma altındaki bir bölgede planlanan lüks turizm projesi bulunuyor.
Proje üzerinden başlayan yolsuzluk ve şeffaflık tartışmaları, zamanla genç işsizliği, ekonomik eşitsizlik ve hükümetin politikalarına yönelik daha geniş eleştirilere dönüştü.
Reuters’a konuşan Luljeta Kola, ülkede zenginler ile yoksullar arasındaki uçurumun büyüdüğünü savunarak köklü bir siyasi değişim gerektiğini söyledi.
Başbakan Yardımcısı Albana Koçiu ise gösteri hakkını savunmakla birlikte kamu binalarına yönelik saldırıların ve şiddetin kabul edilemeyeceğini açıkladı.
Hindistan: Gençler bu kez oy hakkı için sokakta
Hindistan’da gençlik hareketinin gündeminde ise eğitimden çok demokrasi ve seçim güvenliği bulunuyor.
Kendisine “Cockroach Janata Party” (Hamam Böceği Halk Partisi) adını veren gençlik hareketi, seçim listelerinin yeniden düzenlenmesi sırasında milyonlarca kişinin kaydının silinmesine karşı ülke çapında protestolar düzenliyor.
Muhalefet ve protestocular, seçim komisyonunun başlattığı özel inceleme kapsamında 130 milyondan fazla seçmen kaydının silindiğini, uygulamanın özellikle yoksulları, göçmenleri ve azınlıkları etkilediğini iddia ediyor. Seçim Komisyonu ise bu sayıya itiraz ederek işlemin hayatını kaybeden, taşınan veya mükerrer kaydı bulunan seçmenleri listelerden çıkarmayı amaçladığını savunuyor.
Protestocular, Seçim Komisyonu Başkanı Gyanesh Kumar’ın istifasını ve silinen seçmen kayıtlarının yeniden incelenmesini talep ediyor.
Hareketin kurucusu Abhijeet Dipke’nin de aralarında bulunduğu çok sayıda kişi, 10 Ekim’de Yeni Delhi’deki protestolar öncesinde gözaltına alındı. Güvenlik güçleri gösterileri engellemek için yolları kapatırken başkentte 25 binden fazla polis ve güvenlik personeli görevlendirildi.
Sosyal medyada örgütlenerek büyüyen hareket, temmuz ayında sınav sorularının sızdırılması skandalına karşı düzenlediği gösterilerle de gündeme gelmiş ve Eğitim Bakanı’nın istifasıyla sonuçlanan protestolara öncülük etmişti.
Böylece başlangıçta eğitim sistemindeki sorunlara odaklanan gençler, seçimlerin güvenilirliği ve demokratik haklar konusunda da hükümete meydan okuyan bir harekete dönüştü.
Gençler neden aynı dönemde sokakta?
Dört ülkedeki protestolar arasında doğrudan bir bağlantı yok. Hareketler farklı siyasi koşullarda, farklı taleplerle ortaya çıktı ancak şikâyetler ortak.
Fransa’da öğrenciler nitelikli eğitime erişmek, Belçika’da eğitim haklarının bütçe kesintileriyle zayıflatılmasını önlemek, Arnavutluk’ta mezuniyet sonrasında iş ve daha iyi yaşam koşullarına ulaşmak istiyor. Hindistan’daki gençler ise seçimlerin güvenilirliği ve siyasi kararlar üzerindeki etkileri konusunda söz sahibi olmaya çalışıyor.
Bu hareketlerde sosyal medya, geleneksel siyasi partilerden ve örgütlerden bağımsız biçimde bir araya gelmeyi kolaylaştırıyor. Protestolar büyüdükçe hükümetlerin ve güvenlik güçlerinin tutumu da gençlerin gündeminin önemli bir parçasına dönüşüyor.








