İSTANBUL (Medyascope) – Arnavutluk’un güney kıyılarında ABD Başkanı Donald Trump’ın damadı Jared Kushner ve Ivanka Trump’ın desteklediği lüks tatil köyü projesi, ülkede büyük bir protesto dalgası başlattı. Sazan Adası ve Zvërnec Yarımadası’ndaki koruma alanlarını tehdit ettiği belirtilen proje, “flamingo devrimi” olarak anılan gösterilerle çevre mücadelesinden hükümet karşıtı bir öfkeye dönüştü: Arnavutluk’un kıyıları kimin için yeniden şekilleniyor?
Haberin özeti:
Bu özet yapay zekâ tarafından hazırlanmış ve editör tarafından kontrol edilmiştir.
- Arnavutluk’ta Jared Kushner ve Ivanka Trump destekli lüks tatil köyü projesi büyük protestolara yol açtı.
- Sazan Adası ve Zvërnec Yarımadası çevresindeki proje, flamingolar ve hassas ekosistemler için tehdit olarak görülüyor.
- “Flamingo devrimi” olarak anılan gösteriler, çevre meselesinden hükümet karşıtı geniş bir tepkiye dönüştü.
- Başbakan Edi Rama projeyi savunurken, Avrupa Parlamentosu koruma alanlarında inşaatların durdurulmasını istedi.
- Protestocular, “Ülkemiz satılık değil” diyerek hem projeye hem de Arnavutluk’taki oligark düzenine karşı çıkıyor.
Arnavutluk’ta Donald Trump’ın damadı Jared Kushner ve Ivanka Trump’ın desteklediği lüks tatil köyü projesine karşı başlayan protestolar, kısa sürede hükümet karşıtı bir tepkiye dönüştü.
Ülkenin güney kıyısında, Sazan Adası ve Zvërnec Yarımadası çevresinde planlanan iki lüks tesis, çevrecilerin, bölge halkının ve diasporadan gelen Arnavutların tepkisini çekti. Gösteriler, projenin flamingoların ve hassas ekosistemlerin yaşam alanlarını tehdit ettiği gerekçesiyle “flamingo devrimi” olarak anılmaya başladı.

Protestocular, Başbakan Edi Rama hükümetini “oligark yatırımcıları” temsil etmekle suçluyor. Gösterilerde sık sık “Rama istifa” sloganları atılıyor.
“Sazan bizim tek adamız”
Sazan Adası, Arnavutluk için sembolik öneme sahip. Vlore kenti açıklarında bulunan ada, uzun yıllar askeri bölge olarak kullanıldı. Bugün ise doğal güzelliği, terk edilmiş Sovyet dönemi yapıları, yabani incir ağaçları ve kıyı ekosistemiyle dikkat çekiyor.
Protestoculara göre Sazan, yalnızca bir yatırım alanı değil, Arnavutların hafızasında özel bir yere sahip ortak bir miras.
Kartograf Ina Shkurti, çocukluğundan beri Sazan’ın kendisi için özel bir yer olduğunu anlatarak, “Sazan bizim tek adamız. Arnavutların kalbinde ve zihninde özel bir yeri olan küçük bir cennet. Zengin bir çiftin gelip burayı geliştirmesi ve sonra bize erişimi engellemesi suç olur” dedi.
Shkurti’ye göre protestolar artık yalnızca Kushner ve Trump ailesine yönelik değil. “Bu hükümet artık bizi temsil etmiyor. Ivanka Trump ve Jared Kushner gibi oligark yatırımcıları temsil etmeyi seçti” sözleri, gösterilerin geldiği noktayı özetliyor.
Arnavutluk’ta Trump’ın damadının lüks tatil projesi neden tepki çekiyor?
Tepkilerin merkezinde, Sazan Adası’nın karşısındaki Pishë Poro-Narta koruma alanı ve Zvërnec Yarımadası bulunuyor.
Bölge, Avrupa’nın son vahşi nehirlerinden birini, kıyı lagünlerini, kumulları ve yüzlerce kuş türünün göç rotasını kapsıyor. Ayrıca 70’ten fazla nesli tehlike altındaki türe ev sahipliği yapıyor.
Proje karşıtları, inşaat için ormanlık alanların ve eski kumulların temizlenmeye başlamasının ardından sokağa çıktı. Gerginlik, özel güvenlik görevlilerinin halkın girişini engellemek için çit kurmasıyla tırmandı.
Göstericilerin çitleri aşmaya çalıştığı sırada bir yerel arazi sahibinin güvenlik görevlileri tarafından sürüklenmesi ve polislerin müdahale etmemesi, kamuoyundaki öfkeyi daha da büyüttü.
“10 bin odalı tesis” tartışması
Ivanka Trump, olayların ardından yayımlanan bir podcast’te projeyi överek Sazan Adası ve karşı kıyıdaki sahil şeridinin dönüştürüleceğini anlattı.
Trump, “Bir tarafında lagün, diğer tarafında okyanus olan güzel bir yarımada” sözleriyle bölgeyi tarif etti. Sazan için ise projenin “devasa ölçekte” olduğunu, yalnızca adayı değil, adanın karşısındaki yaklaşık 5 millik sahil şeridini de kapsadığını söyledi.
Çevreci Kostantin Xhaho’ya göre bu açıklamalar öfkeyi büyüttü. Xhaho, Sazan’ın tarihi bir anıt olduğunu, hem adanın hem de Zvërnec’in flamingolar, Akdeniz fokları ve deniz kaplumbağaları için önemli yaşam alanları olduğunu belirtti.
Xhaho, yarımadada “10 bin odalı bir tesis” inşa edilmesi fikrinin halkta “patlama” yarattığını söyledi.
“Ülkemiz satılık değil”
Protestolar kısa sürede çevre meselesinin ötesine geçti. Başkent Tiran’da düzenlenen gösterilere binlerce kişi katıldı. ABD ve Avrupa’nın farklı ülkelerinde yaşayan Arnavut diasporasından çok sayıda kişi de protestolar için ülkeye geldi.
24 yaşındaki Justina Prenga, “Biz Z kuşağıyız ve artık yeter diyoruz. Ülkemiz satılık değil” sözleriyle gençlerin öfkesini anlattı.
Prenga’ya göre mesele Trump’ın damadı Kushner ailesinin projesini aşmış durumda. Protestolar, Arnavutluk’ta yıllardır biriken yolsuzluk, eşitsizlik, işsizlik ve siyasi düzene güvensizliğin dışavurumu haline geldi.
Gösterilerde yalnızca Başbakan Edi Rama değil, ana muhalefet lideri ve eski başbakan Sali Berisha da hedef alınıyor. Protestocular, ülkenin geçiş döneminden bu yana siyasi elitler tarafından yönetilme biçimine tepki gösteriyor.
Rama projeyi savunuyor
Başbakan Edi Rama ise geri adım atmıyor.
Geçen yıl dördüncü dönem için seçilen Rama, Arnavutluk’u Avrupa Birliği’ne taşıma vaadiyle kampanya yürütmüştü. Rama, 1,4 milyar euroluk yatırımın Arnavutluk’un Akdeniz’de “en cazip lüks turizm destinasyonu” haline gelmesi için gerekli olduğunu savunuyor.
Rama, ülke tarihinin en büyük yatırımı olarak tanımladığı projeyi “bir lütuf” olarak nitelendiriyor. Projenin istihdam yaratacağını, ayrıca sonunda yaklaşık yüzde 25 daha fazla ağaç ve yeşil alan sağlayacağını söylüyor.
Ancak eleştirmenler, benzer projelerin yalnızca küçük ve zengin bir kesime kazanç sağladığını savunuyor.
AB’den uyarı: Koruma alanlarında inşaat durmalı
Tartışmaya Avrupa Parlamentosu da dahil oldu.
Avrupa Parlamentosu üyeleri, Arnavutluk hükümetine koruma altındaki alanlarda yeni inşaatları durdurma çağrısı yaptı. Bazı parlamenterler, stratejik yatırımcıların benzer projeleri hızlandırmasını sağlayan mevzuatı eleştirdi.
Brüksel, bu yasayı uzun süredir adil olmadığı gerekçesiyle eleştiriyor ve Tiran’dan kaldırılmasını istiyor.
AB yetkililerine göre çevre yasaları konusunda uzlaşma sağlanmadan Arnavutluk’un üyelik müzakerelerinin tamamlanması mümkün değil. AB’nin Arnavutluk Büyükelçisi Silvio Gonzato, ülkenin hedefe bu kadar yaklaşmışken AB standartlarıyla uyumlu hareket etmesinin beklendiğini söyledi.
Rama ise Avrupa Parlamentosu’nun kararına rağmen Zvërnec projesinin Avrupa Birliği standartlarına uygun çevresel etki değerlendirmesi temelinde süreceğini belirtti.
Turizm mi, doğa mı?
Arnavutluk son yıllarda turizmde hızlı bir yükseliş yaşıyor. Yaklaşık 3 milyon nüfuslu ülke geçen yıl 12 milyon turisti ağırladı. Ziyaretçilerin önemli bir kısmı Arnavutluk’u doğal güzellikleri ve uygun fiyatları nedeniyle tercih ediyor.
Ancak protestocular, altyapının bu yoğunluğu kaldırmakta zorlandığını ve ülkenin kıyılarının lüks turizm projelerine teslim edilmesinin geri dönüşü olmayan sonuçlar yaratabileceğini savunuyor.
Kuş gözlemcisi Ledi Selgjekaj, bölgede halihazırda yapılan yeni Vlore Uluslararası Havalimanı inşaatının bile ekolojik koridorları bozduğunu ve lagündeki canlı yaşamını etkilediğini söyledi.
Selgjekaj’a göre yeni tatil köyleri hayata geçerse bu, flamingolar ve diğer hassas türler için “ölüm öpücüğü” olacak.
Projeye karşı olmayanlar da var mı?
Buna rağmen projeyi destekleyenler de var.
Vlore yakınlarında yeni açtığı balık restoranına “Ivanka” adını veren Albert Pushka, yatırımın ülke için fırsat olduğunu düşünüyor.
Bölgedeki bazı isimler de Arnavutluk’un büyümesi ve turizmde daha iddialı hale gelmesi gerektiğini savunuyor. Projeyi destekleyenlere göre yatırım, iş imkânı yaratacak ve ülkenin uluslararası görünürlüğünü artıracak.
Ancak protestocular için mesele yalnızca kalkınma değil; kalkınmanın kimin için, hangi bedelle ve kimlerin kararlarıyla yapıldığı.
“Yeni bir Arnavutluk istiyoruz”
Gösterilerin ortak sloganlarından biri “kirli paranın diktatörlüğünü durdurun.”
Protestocular, kıyıların ve doğal mirasın zengin yatırımcılara açılmasına, kararların şeffaf olmayan süreçlerle alınmasına ve siyasi elitlerin ülkenin geleceğini halktan bağımsız belirlemesine karşı çıkıyor.
Bu nedenle “flamingo devrimi”, yalnızca bir çevre hareketi olarak değil, Arnavutluk’ta yıllardır biriken siyasi öfkenin yeni adı olarak görülüyor.
Protestocuların talebi net: Proje durdurulsun, koruma alanları inşaata açılmasın ve ülkenin geleceğine halk karar versin.
Kaynak: Guardian







