İSTANBUL (Medyascope) – Suudi Arabistan, Yemen’deki İran destekli Husilerin gemilere yönelik saldırılarına karşı Kızıldeniz’i koruyacak uluslararası bir ittifak kuruyor. Suudi Arabistan’ın kurduğu deniz koalisyonu nedir, görevi ne olacak?
Haberin özeti:
Bu özet yapay zekâ tarafından hazırlanmış ve editör tarafından kontrol edilmiştir.
- Suudi Arabistan liderliğindeki deniz savunma koalisyonuna Türkiye dahil 14 ülke katıldı.
- Koalisyon, Kızıldeniz, Babülmendep ve Aden Körfezi’ndeki ticaret ve enerji hatlarını korumayı amaçlıyor.
- Türkiye’den katılıma ilişkin henüz resmî açıklama yapılmadı.
- Yapı, bölgede zaten bulunan ABD ve AB öncülüğündeki deniz görevlerinden farklı olarak bölgesel bir ülke tarafından yönetilecek.
- Komuta yapısı, asker ve gemi sayısı ile angajman kuralları henüz açıklanmadı.
Suudi Arabistan, ticari gemilere ve enerji tesislerine yönelik tehditlerin arttığı Kızıldeniz’de çokuluslu bir deniz savunma koalisyonu kurulduğunu duyurdu.
Suudi Arabistan’ın kurduğu deniz koalisyonu; Kızıldeniz, Babülmendep Boğazı ve Aden Körfezi’nde seyrüsefer özgürlüğünü koruma ve uluslararası ticaret yolları ile enerji nakil hatlarının güvenliğini sağlamadan sorumlu olacak.
Suudi Arabistan Savunma Bakanlığı’nın ev sahipliğinde düzenlenen ve 43 ülke ile Avrupa Birliği temsilcilerinin katıldığı toplantının ardından 14 ülke ortak bildiriye imza attı.
Koalisyonda hangi ülkeler var?
Koalisyonda Suudi Arabistan’ın yanı sıra Türkiye, Pakistan, Mısır, Kuveyt, Bahreyn, Katar, Ürdün, Yemen, Sudan, Cibuti, Somali, Bangladeş ve Komorlar yer alıyor.
Türkiye’den koalisyona katılıma ilişkin henüz resmî bir açıklama yapılmadı.
Birleşik Arap Emirlikleri ile Umman ise Körfez İşbirliği Konseyi üyesi olmalarına rağmen kurucu ülkeler arasında bulunmuyor. İki ülke katılmama gerekçelerine ilişkin açıklama yapmadı.
Riyad yönetimi, iç prosedürlerini tamamlayan başka ülkelerin de daha sonra koalisyona katılabileceğini bildirdi.
Neden şimdi kuruldu?
Koalisyon, Yemen’deki İran destekli Husilerin Suudi Arabistan’a yönelik füze ve insansız hava aracı saldırılarını artırdığı bir dönemde kuruldu. Husiler, 20 Temmuz’da Suudi Arabistan’a karşı deniz ablukası ilan etmiş, Suudi bağlantılı gemileri ve Kızıldeniz kıyısındaki enerji tesislerini hedef almıştı.
Husilerin, Babülmendep Boğazı’ndan geçen gemilerden ücret almayı değerlendirdiği de öne sürülüyor.
Gerilim, ABD ve İsrail’in İran ve müttefiklerine karşı yürüttüğü daha geniş bölgesel çatışmanın Hürmüz Boğazı, Süveyş Kanalı ve Kızıldeniz’deki enerji güzergâhlarını tehdit ettiği bir dönemde yaşanıyor.
Ancak koalisyonun kuruluş bildirisinde Husiler veya İran’ın adı açıkça anılmıyor. Yapı, deniz taşımacılığını ve ticari altyapıyı farklı tehditlerden koruyacak savunma amaçlı bir çerçeve olarak tanımlanıyor.
Kızıldeniz ve Babülmendep neden önemli?
Kızıldeniz, dünya deniz trafiğinin yüzde 30’a varan bölümünü taşıyan en önemli ticaret güzergâhlarından biri.
Kızıldeniz’i Aden Körfezi ve Hint Okyanusu’na bağlayan Babülmendep Boğazı ise Körfez ülkelerinden yapılan petrol ihracatı açısından kritik öneme sahip.
En dar noktasında yalnızca 29 kilometre genişliğinde olan boğazdan 2024’te 4,1 milyar varil ham petrol ve rafine petrol ürünü geçti. Bu miktar küresel toplamın yaklaşık yüzde 5’ine karşılık geliyor.
Hürmüz Boğazı’ndaki aksaklıklar nedeniyle Suudi Arabistan petrol ihracatının önemli bölümünü Kızıldeniz kıyısındaki Yanbu Limanı’na yönlendirmiş durumda. Bu nedenle Kızıldeniz güzergâhındaki güvenlik sorunu, Suudi Arabistan’ın enerji ihracatını doğrudan etkiliyor.
Bu koalisyonun diğer deniz güçlerinden farkı ne olacak?
Kızıldeniz, Aden Körfezi ve Basra Körfezi’nde halihazırda çeşitli uluslararası görev güçleri faaliyet gösteriyor. Bahreyn merkezli, 47 ülkeden oluşan Ortak Deniz Görev Gücü; Babülmendep ve Aden Körfezi’nin güvenliği ile korsanlıkla mücadele gibi alanlarda görev yapıyor.
ABD’nin 2023’te Husi saldırılarına karşı başlattığı Refah Muhafızı Operasyonu ile Avrupa Birliği’nin ticari gemileri koruyan Aspides Operasyonu da bölgede faaliyet gösteriyor. AB ayrıca Somali ve Batı Hint Okyanusu’nda Atalanta Operasyonu’nu yürütüyor.
Yeni koalisyonun en önemli farkı, ABD veya bir Avrupa ülkesi yerine bölgedeki bir devlet olan Suudi Arabistan tarafından yönetilmesi. Riyad, koalisyonu yalnızca belirli bir tehdide karşı kurulmuş geçici bir yapı değil, üye ülkeler arasında kalıcı koordinasyon sağlayacak daha geniş bir savunma çerçevesi olarak sunuyor.
Nasıl çalışacak?
Açıklanan bilgilere göre üyeler arasında güvenlik ve istihbarat paylaşımı yapılması, ortak deniz tatbikatları ve operasyonlar düzenlenmesi, gemiler ile denizcilik tesislerinin korunması bekleniyor.
Ancak koalisyonun ne zaman faaliyete geçeceği, hangi ülkelerin gemi veya asker göndereceği, komuta merkezinin nasıl işleyeceği ve angajman kurallarının ne olacağı henüz açıklanmadı.
Koalisyonun bölgedeki mevcut ABD ve Avrupa görev güçleriyle nasıl bir işbirliği kuracağı da belirsizliğini koruyor.








