Suudi Arabistan’ın zor seçimi: Savaşmak mı, anlaşmak mı?

Muhammed bin Selman

İSTANBUL (Medyascope) – Aylardır ABD ile İran arasındaki savaştan uzak durmaya çalışan Suudi Arabistan, petrol tesisleri ve deniz ticaret yolları hedef alınınca Irak’taki İran destekli gruplara hava saldırısı düzenledi. Riyad, caydırıcılığını korumak ile ekonomik dönüşüm planlarını bölgesel savaştan uzak tutmak arasında sıkıştı.

Haberin özeti:
Bu özet yapay zekâ tarafından hazırlanmış ve editör tarafından kontrol edilmiştir.
  • Suudi Arabistan, İran’ın saldırıları nedeniyle Irak’taki İran destekli gruplara hava saldırısı düzenledi.
  • Riyad, bu hamleyle ABD-İran savaşına doğrudan katıldığını kabul etmiş oldu.
  • Suudi Arabistan, Vizyon 2030 projesi ile petrol bağımlılığından kurtulmayı hedefliyor fakat savaş ortamı bu planları tehdit ediyor.
  • Husilerin Suudi gemilerine yönelik saldırıları, petrol ihracatını olumsuz etkileyebilir.
  • Riyad, sınırlı saldırılarla gerilimi kontrol altında tutmayı ya da diplomasiye dönmeyi seçebilir.

Suudi Arabistan, ABD ve İsrail’in 28 Şubat’ta İran’a yönelik başlattığı savaşın dışında kalmaya çalıştı ancak İran ve müttefiklerinin Irak, Yemen ve Körfez üzerinden düzenlediği saldırıların Suudi topraklarına ve petrol altyapısına ulaşması, Riyad’ın tutumunu değiştirdi.

Suudi Arabistan, bu hafta ABD ile birlikte Irak’taki İran destekli milis güçlere hava saldırıları düzenledi. Suudi Savunma Bakanlığı, saldırıların ülkedeki petrol tesislerini hedef alan insansız hava aracı saldırılarına karşılık gerçekleştirildiğini açıkladı.

Irak’taki hiçbir silahlı grup saldırıların sorumluluğunu üstlenmedi. Irak Ulusal Güvenlik Konseyi ise hava saldırılarında sivillerin öldüğünü ve yaralandığını belirterek operasyonu kınadı.

Suudi Savunma Bakanlığı Sözcüsü Turki el-Maliki, Riyad’ın çatışmayı büyütmek istemediğini ancak ülkeye yönelik her saldırıya karşılık verileceğini söyledi.

Operasyon, Suudi Arabistan’ın ABD-İran savaşına doğrudan katıldığını açıkça kabul ettiği ilk saldırı oldu.

Suudi Arabistan neden savaştan uzak durmaya çalıştı?

Suudi Arabistan ile İran uzun yıllar boyunca bölgesel rakipler olsa da Riyad yönetimi son dönemde Tahran’la ilişkileri normalleştirmeye çalışıyordu. Suudi yetkililer, İran’la diyaloğu yalnızca diplomatik bir tercih olarak değil, İran destekli gruplardan gelebilecek saldırıları kontrol altında tutmanın en gerçekçi yolu olarak görüyordu.

Ancak savaşın başlamasının ardından İran, ABD askeri tesislerine ev sahipliği yapan Körfez ülkelerine binlerce füze ve İHA saldırısı düzenledi. Irak’taki İran destekli grupların da Suudi Arabistan’a yaklaşık 30 İHA saldırısı düzenlediği öne sürüldü.

Yemen’deki İran destekli Husiler ise Suudi topraklarına yönelik saldırılar düzenledi ve Kızıldeniz’de Suudi petrol tankerlerine abluka ilan etti. Riyad yönetimi böylece kuzeyde Irak’taki milisler, güneyde Husiler ve doğuda İran’dan gelebilecek saldırılarla çevrelendi.

Savaşın gölgesinde Vizyon 2030

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’ın en önemli projesi olan Vizyon 2030, ülke ekonomisini petrol bağımlılığından kurtarmayı amaçlıyor. Plan kapsamında turizm, teknoloji, veri merkezleri, yerli sanayi ve büyük altyapı yatırımlarıyla yabancı sermayenin ülkeye çekilmesi hedefleniyor.

Ancak füze ve İHA saldırıları, kurulması planlanan veri merkezlerinden turizm bölgelerine kadar pek çok yatırımın güvenliğini tehdit ediyor. Uzun süreli bir savaş ortamı, hem yabancı yatırımcıların ülkeye gelmesini zorlaştırabilir hem de Suudi Arabistan’ın bir iş ve turizm merkezine dönüşme hedefini sekteye uğratabilir.

Suudi yönetiminin misilleme yapmaması, ülkenin saldırılara açık olduğu algısını güçlendirebilir. Saldırıları sürdürmesi ise Riyad’ı doğrudan savaşın içine çekebilir.

Suudi Arabistan, enerji altyapısının saldırılara karşı ne kadar kırılgan olduğunu ilk kez Eylül 2019’da açık biçimde görmüştü. Abkayk ve Hureys petrol tesislerine düzenlenen İHA saldırıları, ülkenin petrol ihracatının yarısının birkaç gün boyunca durmasına neden olmuştu. Saldırıyı Husiler üstlenmiş olsa da İHA’ların Irak’taki İran destekli bir gruptan gönderildiği değerlendirilmişti.

26 Temmuz tarihli uydu görüntüleri, Abkayk petrol tesisinin Irak’taki İran destekli milisler tarafından yeniden vurulduğunu gösterdi. Bu saldırıların sürmesi, Suudi Arabistan’ın ekonomisinin ve devlet bütçesinin temelini oluşturan petrol üretimini doğrudan tehdit ediyor.

Petrol ihracatı iki Boğaz arasında sıkıştı

İran, ABD ve İsrail’in saldırılarına karşılık olarak dünya petrolü ve sıvılaştırılmış doğal gaz ticaretinin yaklaşık yüzde 20’sinin geçtiği Hürmüz Boğazı’nı fiilen kapattı.

Suudi Arabistan bunun üzerine ülkenin doğusundaki petrolü, doğu-batı boru hattıyla Kızıldeniz kıyısındaki Yanbu terminaline taşımaya başladı. Bu hat üzerinden günde yaklaşık beş milyon varil petrolün Asya pazarlarına gönderilmesi planlandı.

Ancak Husilerin Kızıldeniz’de Suudi gemilerini hedef almaya başlaması, bu alternatif güzergâhı da tehlikeye soktu. Saldırılar, Kızıldeniz’in güneyindeki Babülmendep Boğazı’ndan geçişi riskli hale getirdi.

Böylece Suudi petrolü doğuda Hürmüz, batıda ise Babülmendep Boğazı’ndaki güvenlik sorunları arasında sıkıştı.

Suudi Arabistan yeniden anlaşma yoluna gidebilir mi?

Suudi Arabistan, 2015’te başlayan Yemen savaşında Husileri hava saldırılarıyla teslim olmaya zorlamaya çalıştı ancak başarılı olamadı. Yedi yıl süren savaş, çağın en ağır insani krizlerinden birine yol açtı. Riyad, 2022’de Husilerle ateşkesi kabul etti. Ateşkesin sürdürülmesi karşılığında Husilere ödemeler yapıldığına ilişkin haberler de gündeme geldi.

Suudi Arabistan şimdi benzer bir tercihle karşı karşıya. Riyad ya Irak ve Yemen’deki İran destekli gruplara yönelik sınırlı saldırılarla “kırmızı çizgilerini” gösterecek ya da saldırıları durdurmak için yeniden diplomasi ve mali anlaşmalar yoluna gidecek.

Uzmanlara göre hava saldırıları, Suudi Arabistan’a saldırmanın bir bedeli olacağı mesajını vermeyi amaçlıyor. Operasyon aynı zamanda İran’a, gerilimin büyümesi halinde Riyad’ın ABD’ye daha fazla yaklaşabileceği yönünde bir uyarı niteliği taşıyor.

Ancak çatışmanın genişlemesi, Suudi Arabistan’ın yıllardır hazırladığı ekonomik dönüşüm planlarını ve petrol ihracatını daha büyük bir riskle karşı karşıya bırakabilir.

Kaynak: New York Times, BBC

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.

Paylaş