Vaatlerdir kanımıza giren, sözlerdir hayatımıza yön veren, kavramlardır aklımızı başımızdan alan ve düşüncelerdir yolumuzu çizen Hamlet’in kelimeleri, her yerdeler. Hiç gitmediler sahneden. Hiç çıkmadılar içimizden. İnsanlar gelip geçtiler ama onlar oldukları yerde kaldılar. Ve öyle görünüyor ki hep de yerlerinde kalacaklar.
Hiçbir kelime masum değildir. Bir yola giren, sonuna kadar gider. Burada iki kelime karşımıza çıkmaktadır: ideoloji ve dava. İdeoloji buraya ait bir kelimedir, buralıdır, bu dünyaya ait insanlar tarafından üretilmiştir. İdeologlar dünyaya barış ve huzur getirmek vaadiyle yola çıkarlar. Dava, ötelere ait bir kelimedir, ötelidir. Ötelere inanan insanlar, gücünü ve manasını hakikatten alan bir davanın etrafından bir araya gelirler.
Dava adamları dünyaya barış ve huzur getirmek gayesiyle yola çıkmazlar, çünkü buranın geçici bir konukluk yeri olduğunu bilirler.
Neden?
İdeolojiler kişilere bağlıdır. Bir kişinin dünya görüşüne göre şekillenirler. Evrensel idealleri olmasına rağmen Che Guevara bir ideologdur. Çünkü dünyayı değiştirip dönüştürmek istemiştir.
Malcolm X bir dava adamıdır. Çünkü İslam’a göre siyahilere ve yoksullara yapılan haksızlık ve zulme karşı çıkmış, adaleti aramıştır.

Che gerçekliğini kendinden ararken, Malcolm ise İslam hakikatine göre hareket etmiştir. İkisi de mücadelesinde samimi ve dürüsttür. İkisi de emperyalist Amerika’nın tetikçilerin eliyle öldürülmüştür. İkisi de şehittir, hayatlarını kutsal bir amaç uğruna feda etmiştir. İkisi de devrimcidir. Che komünist devrimciyken, Malcolm İslam devrimcisidir.
İki büyük devrimcinin amaçlarına, ölümlerine ve kimle savaştıklarına bakalım. Che 9 Ekim 1967’de CIA destekli Bolivya ordusu tarafından yakalanıp öldürüldü. Her ne kadar 21 Şubat 1965’teki Malcolm X cinayetini İslam Üssü’ne mensup kişiler üstlenmiş olsa da olayın arkasında FBI ve New York polisi olduğu bilinmektedir.
İkisi de Amerika’nın acımasız, vahşi ve riyakar yüzünü görmüştür. Eşitlik, kardeşlik ve özgürlük için yola çıktılar ve ölümleriyle Amerikan emperyalizminin gerçek yüzünü ortaya koydular.
Cinayet tarihleri birbirine yakın. Yarım asırdan fazla bir zaman geçmiş aradan. Ne değişti? Che idealleriyle hala yaşıyor eşitlik, kardeşlik ve özgürlük için çarpan yüreklerde. Malcolm hala capcanlı bir İslam idolü. Onlar üzerine düşeni yaptılar. Biz ne yaptık saldırgan ve arsız emperyalist Amerikan karşısında?

Emperyalizm üç maskeyi iyi kullandı:
- İnsan hakları,
- Demokrasi,
- Teknoloji
Üçünün de ömrü doldu, kullanım tarihleri geçti. Bütün dünya emperyalizmin bu üçünü nasıl kullandığını gördü. İnsan hakları sadece onların insanları için var. Çünkü sadece onlar insan. Sadece onların insanca yaşama hakkı var.
Demokrasi dünyanın geri kalanını uyutmak için kullanılan pespaye bir paravan. Duruma göre eğilip bükülen, büyütülüp küçültülen, kaldırılıp indirilen ithal bir meta. Teknoloji insanlığa hizmet etmiyor. Tam tersine onların emperyalist emellerini koordine etmek için var.
Hepimiz, bütün dünya tehlikede. Hiçbirimizin ne hayatının bir kıymeti, ne de yarına dair bir güvencesi var. Jeffrey Epstein olayı hala belleklerde capcanlı ve canımızı fena yakmaya devam ediyor. Yüzü gözü korkuyla gerilmiş her çocuğun üzerinde onun gölgesi var. Daha fenası, Epstein’ın “ruh ikizlerinin” dünyayı yönetiyor olması. Onlar her yerdeler ve en can alıcı köşe başlarını tutmuş vaziyetteler.

İki kesim var: Bir yanda Che ve Malcolm gibi devrimciler, öte yandan Trump ve Epstein gibi kan emiciler. Onlar hiç acımıyor ama biz uyuyoruz, umursamıyoruz, keyfimize bakıyoruz, ahlakçılık maskesiyle ahkam kesiyoruz.
Sorun kimde?
Sorun bizde.
Biz, yani Che ve Malcolm’un yolunda giden biz ahlak bekçilerinde. Che komünist ve emekçilerin sözcüsüyken, Malcolm Müslümanlar’ın ve yoksulların temsilcisi konumundadır. Trump ve Epstein gibiler ise emperyalistlerin ve kan emicilerin bariz ve kirli dışa vurumu. Onlar üzerine düşeni yapıyorlar, yakıyorlar, yıkıyorlar, sömürüyorlar, öldürüyorlar. Peki Che ve Malcolm’un yolunda gidenler üzerine düşeni yapıyorlar mı?
Hiç sanmıyorum. Görünen köy kılavuz istemez. Checiler ve Malcolmcular ideallerine ihanet ettikçe emperyalist sapıklar güçlendiler, azıttılar.
Che ve Malcolm’un ölümlerinin gölgesinde oyunlar oynuyoruz, kendimizi kandırıyoruz. Sen yalanlar söyle insan hakları adına, ben sana demokrasi getireyim güle oynaya. Sen dronlarla ahlak bekçiliğini yap, ben sana ölü çocuklar koleksiyonumu göstereyim yana yakıla.














