Kürtler ve Yeni Dünya (2): ABD’siz bir Irak’ta Kürtleri ne bekliyor? | Hamit Bozarslan anlattı

İSTANBUL (Medyascope)- Kürtler ve Yeni Dünya’nın bu bölümünde Mehmet Arslan’ın konuğu, Prof. Dr. Hamit Bozarslan oldu. Programda ABD’nin Irak’tan çekilmesinden Kürt partileri arasındaki ilişkiler ele alındı.

ABD’siz bir Irak’ta Kürtleri ne bekliyor? Mehmet Tatlı’nın sunduğu Kürtler ve Yeni Dünya programının bu bölümüne Paris Sosyal Bilimler Yüksek Araştırmalar Okulu’ndan (EHESS) Prof. Dr. Hamit Bozarslan konuk oldu. Programda ABD’nin Irak’tan çekilmesinden Kürt partileri arasındaki ilişkilere, Yemen savaşından İran’da olası bir çözüm sürecine, Türkiye’deki süreçten Fransa’daki toplumsal hareketlere uzanan geniş bir gündem ele alındı.

Kürtler ve Yeni Dünya (2): ABD’siz bir Irak’ta Kürtleri ne bekliyor? | Hamit Bozarslan anlattı

“Irak Kürdistanı’nın en önemli sorunu ABD’nin çekilmesi değil, iç entegrasyon”

Programın ikinci bölümünde ilk olarak ABD’nin Irak’tan çekilmesi ve bunun Irak Kürdistanı açısından sonuçları konuşuldu. Amerikan askerlerinin çekilmesinin Washington’ın Irak üzerindeki etkisinin tamamen sona erdiği anlamına gelmediğini belirten Bozarslan, İran’ın özellikle devlet yapısı ve milis güçleri üzerinden ülkede güçlü bir ağırlığa sahip olduğuna dikkat çekti.

Bozarslan’a göre Irak Kürdistanı açısından temel mesele ise ABD’nin çekilmesinden çok, Kürt siyasi aktörlerin kendi aralarındaki bölünmüşlüğü aşabilmesi. “Kürdistan’ın en önemli sorunu ABD’nin çekilmesi değil, iç entegrasyon meselesi” diyen Bozarslan, iki büyük siyasi yapının ortak bir zeminde buluşmasının belirleyici olacağını söyledi.

Kürt aktörlerin ortak bir platform oluşturması mümkün mü?

Erbil’de Mazlum Abdi, Tuncer Bakırhan ve Iraklı Kürt siyasetçilerin birlikte verdiği fotoğraf da programın gündemindeydi. Kürtler arasında ortak bir platform kurulması beklentisinin uzun süredir var olduğunu söyleyen Bozarslan, son yıllarda bunun bazı işaretlerinin görüldüğünü belirtti.

Irak Kürdistanı ile Türkiye ve Suriye’deki Kürt aktörler arasındaki ilişkilerin daha görünür hale geldiğine dikkat çeken Bozarslan, yine de daha geniş bir Kürt işbirliğinin önündeki en önemli engelin Irak Kürdistanı’nın kendi içindeki siyasi bölünmüşlük olduğunu vurguladı.

“Türkiye’nin Yemen’e askeri müdahalesinin nasıl mümkün olacağını göremiyorum”

Yemen’deki savaş ve Türkiye, Pakistan ile Suudi Arabistan arasındaki askeri işbirliği ihtimali de programda ele alındı.

Bozarslan’a göre ABD siyasetindeki öngörülemezlik Ortadoğu’daki belirsizliği de arttırıyor. Bozarslan, Washington’ın özellikle Körfez ülkeleri nezdinde eski güvenilirliğini kaybettiğini savundu. Türkiye’nin Yemen’e doğrudan askeri müdahalesine ise mesafeli yaklaşan Bozarslan, ülkenin coğrafi büyüklüğüne, Husilerin uzun savaş deneyimine ve böyle bir harekâtın gerektireceği büyük askeri kapasiteye dikkat çekti.

Bozarslan, yalnızca hava saldırılarıyla Yemen’deki mevcut iktidar yapısının değiştirilemediğinin geçmiş deneyimlerle görüldüğünü söyledi.    

“Silahlı mücadele dönemi bitti ama Kürt meselesi tamamlanmadı”

İran’da Kürtlerle yeni bir sürecin başlayabileceğine ilişkin tartışmaları da değerlendiren Bozarslan, mevcut koşullarda geleceğe dair öngörüde bulunmanın oldukça zor olduğunu söyledi. İran rejiminin zayıfladığına ve Kürtlere yönelik olası bir açılımın ülkedeki diğer topluluklar açısından da yeni talepler doğurabileceğine dikkat çekti.

Türkiye’de devam eden çözüm sürecine ilişkin ise “Silahlı mücadele dönemi bitti” diyen Bozarslan, bunun Kürt meselesinin sona erdiği ya da Kürtlerin kolektif bir özne olarak tanındığı anlamına gelmediğini vurguladı. Türkiye’nin demokratikleşmesi ile Kürt meselesinin çözümünü birbirinden ayırmanın mümkün olmadığını belirten Bozarslan, “Demokrasi olmadan Kürt meselesinin çözülebilmesi söz konusu olamaz” dedi.

Fransa’da “kayıp nesil olmayı reddeden” bir gençlik

Programın son bölümünde Fransa’daki protestolar ve ülkenin yaklaşan siyasi dönemi konuşuldu. Fransa’da uzun süredir devam eden ciddi bir yapısal kriz bulunduğunu söyleyen Bozarslan, yeni bir siyasi sisteme duyulan ihtiyacın giderek daha görünür hale geldiğini belirtti. Son protestolarda lise öğrencilerinin öne çıkmasını özellikle önemli bulan Bozarslan, gençlerin kendilerini yalnızca bir “nesil” değil, siyasal özne ve yurttaş olarak görmeye başladığını söyledi. Bozarslan’a göre Fransa’daki gençlik hareketinin temel özelliklerinden biri, “kayıp bir nesil” olmayı reddetmesi ve geleceğe ilişkin yeni bir tahayyül geliştirmeye çalışması.

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.

Paylaş