İSTANBUL (Medyascope) – Kamuoyu araştırmacısı Roj Girasun, Selahattin Demirtaş’ın tutukluluğunun çözüm sürecinin en önemli meşruiyet sorunlarından biri haline geldiğini belirterek “Sürecin siyasal psikolojisi bunu taşıyamaz” dedi. Girasun, Demirtaş’ın Kürt siyasetinde şiddetten sivil siyasete geçişin temsilcisi olabileceğini söyledi.
Kamuoyu araştırmacısı Roj Girasun, Selahattin Demirtaş’ın tutukluluğunun 10. yılına girerken çözüm sürecinin geleceğini, Abdullah Öcalan’ın süreçteki rolünü ve İran’da savaşın yeniden başlaması ihtimalinin bölgedeki Kürt hareketlerine etkisini değerlendirdi.
Medyascope Yayın Yönetmeni Ruşen Çakır’ın konuğu olan Girasun, Demirtaş’ın tutukluluğunun artık yalnızca hukuki değil, siyasi açıdan da anlamsızlaştığını söyledi. Sürecin başladığı ilk günden itibaren Kürt meselesinin daha rahat konuşulması ve sivil siyasetçilerin öne çıkması yönünde beklenti oluştuğunu belirten Girasun, bu alanda ilerleme kaydedilmesine rağmen demokratikleşme ve siyasetçilerin sivil siyasete katılımının güçlendirilmesi konusunda beklenen aşamaya gelinemediğini ifade etti.
Demirtaş’ın tutukluluğunun bu durumun sembolü haline geldiğini belirten Girasun, çözüm sürecinin konuşulmaya başlandığı her dönemde sorulan ilk sorulardan birinin “Bir süreç varsa Demirtaş neden içeride?” olduğunu söyledi.
“Demirtaş’ın içeride tutulması siyasi açıdan sürdürülemez”

Girasun, Meclis’ten geçen yasa ve sonrasında oluşacak siyasi atmosferin Demirtaş’ın tahliyesi açısından belirleyici olacağını savundu. Yurtdışından siyasetçilerin Türkiye’ye dönmesi ve örgüt üyelerinin sürece dahil olması gündeme gelirken Demirtaş’ın cezaevinde tutulmasının siyasi açıdan sürdürülemeyeceğini belirten Girasun, şöyle konuştu:
“Yani sürecin siyasal psikolojisi bunu taşıyamaz. Bu toplumsal psikoloji de bunu kaldıramaz. O yüzden bu süreçle ilgili hâlihazırda var olan soru işaretlerini hem artırır hem de aktörlerin, yani sürece katılacak aktörlerin meşruiyetini örseleyebilir, zedeleyebilir. O yüzden Demirtaş’ın bırakılması yasayla beraber artık olmazsa olmazlardan biri haline gelmeye başladı diyebiliriz.”
Demirtaş’ın serbest bırakılmasının başlangıçta sürecin toplumsal meşruiyetini artırmak açısından ele alındığını hatırlatan Girasun, sürecin aktörlerinin toplumsallaşma konusunda yeterince çaba göstermediğini ancak bunun siyasi meşruiyet sorununu ortadan kaldırmadığını söyledi.
“Demirtaş ve Öcalan birbirinin rakibi değil, tamamlayıcısı”
Demirtaş’ın cezaevinde tutulmasında Abdullah Öcalan’ın etkili olduğu yönündeki yorumlara katılmadığını belirten Girasun, iki ismin birbirinin rakibi değil, farklı alanlarda etkili olabilecek tamamlayıcı aktörler olduğunu söyledi.
Demirtaş’ı sivil Kürt siyasetinin, Öcalan’ı ise kurumsal ve jeopolitik boyutları bulunan Kürt hareketinin aktörü olarak tanımlayan Girasun, Demirtaş’ın serbest olmasının Öcalan’ın etki alanını daraltmak yerine genişletebileceğini savundu.
Girasun’a göre Demirtaş, süreçle ilgili toplumsal iletişimi daha rahat kurabilecek bir isim. Alevilik meselesi gibi süreçte yaşanan krizlerin de Demirtaş’ın dışarıda olması halinde daha kolay aşılabileceğini belirtti.
Demirtaş’ın süreçte doğrudan inisiyatif almadığını, ancak süreci ve aktörlerini desteklediğini ifade eden Girasun, silahsızlanma ve bölgesel jeopolitik konularda asıl etkili aktörün Öcalan olduğunu söyledi.
“Liderlik vasfı taşıyor”
Girasun, Demirtaş’ın Kürt siyasi tarihinde farklı bir yere sahip olduğunu belirterek, bugüne kadarki Kürt siyasi liderlerinin büyük ölçüde isyan geleneğine, aşiret veya aile bağlarına, dine ya da silahlı mücadeleye dayandığını söyledi.
Demirtaş’ın ise doğrudan sivil siyasetin içinden çıkarak geniş toplumsal kesimler nezdinde lider olarak kabul gördüğünü belirten Girasun, onun şiddetten sivilliğe geçişin temsilcisi olabilecek bir profil taşıdığını ifade etti.
Kürt siyasetinin ağırlık merkezini sivil ve demokratik siyasete kaydırması halinde Demirtaş’ın bu dönüşümün yüzü ve sözcüsü olabileceğini söyleyen Girasun, Demirtaş’ın liderliğinin 10 yıllık tutukluluk sürecinde de güçlendiğini savundu.
Girasun, Demirtaş’ın siyasi etkisinin özellikle 2014 Cumhurbaşkanlığı seçimi kampanyası ve 7 Haziran 2015 seçimleriyle genişlediğini belirtti. 7 Haziran seçimlerinin Kürt toplumu açısından özel bir yeri olduğunu vurgulayan Girasun, bu dönemin hem yarattığı heyecan hem de sonrasında yaşanan travma nedeniyle hafızalarda güçlü biçimde yer ettiğini söyledi.
Demirtaş’ın önümüzdeki dönemde Kürt toplumunun duygularını temsil ederken farklı toplumsal kesimleri de bir araya getirebilecek bir siyasi aktör olabileceğini belirten Girasun, “Kürtleri birleştiren, Türkleri uzaklaştırmayan” bir siyasetçi olarak kalabileceğini ifade etti.








