ikili

Suudi gazeteci Jamal Khashoggi: “Suudi Arabistan’ın Lübnan sorununda ABD ve İsrail’e ihtiyacı var”

Lübnan Başbakanı Saad Hariri’nin 4 Kasım’da, bir gün önce Kral’ı görmek için gittiği Riyad’dan yaptığı sürpriz istifa açıklaması, pek çok gözlemci tarafından, Suudların sahnelediği bir oyunun ilk perdesi olarak görüldü. Bu yorumlara göre, bir yandan tahta giden yolda ülke içinde de mıntıka temizliği yapmakta olan genç ve hırslı veliaht prens, en büyük hasım İran’ı da Hizbullah üzerinden sıkıştırmayı hedefliyor.
Fakat evdeki hesap çarşıya uymayabilir. Herşeyden önce, gıyabında yürürlüğe konamayan tuhaf istifası ile siyasi krize yol açan Hariri, hâlâ Suudi Arabistan’da oluşunun bir alıkoyma olmadığına kimseleri inandırabilmiş değil. Ama Suudi gazeteci ve yazar Jamal Khashoggi’ye göre daha da önemlisi, krallık bölgedeki en önemli müttefiklerinden Lübnanlı Sünnilerin desteğini kaybetmek üzere.
Washington Post gazetesi için bir makale yazan, ABD’de sürgünde yaşayan Khashoggi, “çünkü” diyor, “Lübnanlı Sünniler bile, kendisi de Sünni olan Hariri’nin Lübnan’a geri dönmesini sağlamak için, aralarında Riyad’dan hiç haz etmeyenlerin de bulunduğu farklı tarikatlarla birlik olmaya başladı.” Yazar, Hariri geri dönmezse Lübnan’da yeni bir başbakan seçmenin mümkün olamayacağını vurguluyor ve bu durumu da kısaca MBS olarak anılan veliaht prens Muhammed bin Salman’ın çözmek zorunda olduğu bir açmaz olarak niteliyor. Makaleden özetle aktaralım:

Jamal Khashoggi
Jamal Khashoggi

“Suudi Arabistan’ın Hizbullah’a savaş ilan etmek için gerekçesi de var. Genç Suudi şahinlerden bakan Thamer el-Sabhan’ın geçenlerde beyan ettiği üzere, Krallık artık Hizbullah ile Lübnan hükümeti arasında ayrım yapmıyor.
Şii asıllı Suudi teröristleri eğitmekle, Hutilerin İran füzeleri almasına yardım etmekle suçladığı Hizbullah, Sabhan’a göre, krallığı hedef alan ‘bir ölüm ve yıkım aracı’ ve Lübnan’a da Suudi Arabistan’a savaş ilan etmiş gibi muamele edilecek.
Fakat Hizbullah’la kapışmak için ne Beyrut’ta yeterli siyasi irade ne de Riyad’da yeterli kapasite mevcut.
Ya İsrail?
Hizbullah’a saldırı için İsrailli ve Suud yetkililer arasında hem doğrudan hem de Trump’ın damadı Jared Kushner aracılığıyla dolaylı görüşmeler yapıldığına dair söylentiler var. MBS ile Kuschner’in Ekim sonunda gece geç saatlerdeki buluşmaları ve Kushner’in İsrail ziyaretine dair haberler doğru ise, bunları izleyen gelişmeler yeni anlamlar kazanır.
Suudi Arabistan Beyrut siyasetine tarihsel olarak hep etki etmek istemiştir. Şubat 2016’da kendi vatandaşlarının Lübnan’a gitmelerini yasakladı ve Lübnan hükümetini de, Hizbullah’la bağlarını kesmezse boykotla tehdit etti. Suudi Arabistan, aynı zamanda, İran’ın kritik müttefiki Hizbullah ile aralarını açmak umuduyla, başlıca Hizbullah müttefiklerini destekleyerek Hizbullah’la yakın ilişkileri olan Michel Avn’un Cumhurbaşkanı ve Hariri’nin de başbakan olmasını öngören anlaşmayı da onayladı. Ancak Hariri’nin ani istifası MBS’nin artık Lübnan’da arka kanal diplomasiyle iş yapmak, dolaylı yoldan baskı kurmak istemediğinin açık bir işareti.”

Trump’ın desteği şart

Suudi yazar makalenin sonunda, fevri olarak nitelediği MBS’nin, savaşla ya da Katar stili bir ambargo ile Hizbullah’a diz çöktürmeye kalkması halinde mutlaka ABD Başkanı Trump’ın yardımına ihtiyaç duyacağının altını çiziyor. Ve Khashoggi üstü kapalı bir şekilde Washington’a böyle bir yardımda bulunmamasını telkin ediyor:
“Suudi Arabistan bugün bölgede siyaseten ve ekonomik olarak en istikrarlı ülke. Ne krallık ne de çatışmalarla boğuşan bölge ülkeleri benim ülkemin tökezlemesinin sonuçlarını kaldıramaz. MBS’nin ihtiyatsız eylemleri gerginlikleri artırıyor ve Körfez ülkeleri ile tüm bölgenin güvenliğini tehlikeye atıyor.”