İSTANBUL (Medyascope) – Gözaltında kaybedilen yakınlarını arayan Cumartesi Anneleri, 630. haftada Galatasaray Meydanı’nda çocuklar ve Ermeniler için adalet istedi.

Gözaltında kaybedilen yakınlarının akıbetini soran ve faillerin yargılanması talebiyle İstanbul-Beyoğlu’nda 1995’ten bu yana eylem yapan Cumartesi Anneleri, bu hafta gözaltında kaybedilen çocukların ve Ermenilerin hikâyesini anlatarak açıklamalarını okudu.
Cumartesi Anneleri 630. haftada, gözaltında kaybedilen 28 çocuğun olduğunu vurguladı ve devletin bu gerçekle yüzleşmesi çağrısında bulundu.
Eylemde 12 yaşında gözaltında katledilen Davut Altunkaynak’ın annesinin gönderdiği mektup okundu.
“Oğlumu askıya astılar”
Davut Altunkaynak’ın 12 yaşında bir çocuk olduğunu hatırlatan anne hayat Altunkaynak, “Bizi gözaltına alıp Dargeçit Jandarma Taburu’na götürdüler. Birkaç gün sonra beni bıraktılar, Davut orada kaldı. Bir daha ondan haber alamadık. Ben orada Davut’a yapılan işkencelere tanık oldum, küçük oğlumu askıya astılar. Askıda ‘Anne bana su ver’ diye inlemesine tanık ettiler. 22 yıldır oğlumun su isteyen sesi kulaklarımdan, işkencedeki hali gözlerimden hiç gitmedi. 22 yıldır beni de bu sonsuz işkenceye mahkum ettiler” dedi.
Mehmet Şirin Maltu’nun ablası Perihan Maltu da eylemde söz aldı. Mehmet Şirin Maltu’nun 17 yaşında kaybedildiğini söyleyen abla Maltu, “Annem hâlâ oğlunun canlı bedenini arıyor. Yarın 23 Nisan, benim kardeşim daha çocuktu. Bayram kutlamaya hakkı yok muydu? Tek suçu benim kardeşimin Kürt olması. Biz mücadelemize sonuna kadar devam edeceğiz” diye konuştu.
Eylemde ayrıca 1915’te 250 İstanbullu aydının gözaltında kaybedildiği hatırlatıldı:
“630. haftamızı aynı zamanda 24 Nisan öncesinde gerçekleştiriyoruz. 24 Nisan 1915 tarihinde İttihat ve Terakki hükümetinin İçişleri Bakanı Talat Bey’in emriyle İstanbul’da 250 Ermeni aydın evlerinden gözaltına alındı. Gözaltına alındıkları andan itibaren başlarına geleceklerden hükümetin sorumlu olduğu bu insanların çoğu Ermeni toplumunun en saygın isimleri, kanaat önderleriydi. Gözetim altında tutulan bu insanlardan 174’ü jandarma ve polis eşliğinde ıssız vadi ve ormanlara götürülerek katledildi. Açıkta bırakılan bedenleri doğanın yok etmesine terk edildi. Bir mezar taşları bile olmadı. Resmi kayıtlardaysa ya firar ettikleri ya da serbest bırakıldıkları yazıldı.”








