Osman Baydemir: “HDP’ye Kerbela dayatılıyor, Yezid olmakta ısrarlıysanız bizler de Hz. Hüseyin olmakta kararlıyız “

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Halkların Demokratik Partisi (HDP), bu haftaki grup toplantısını Diyarbakır merkez Kayapınar ilçesi Ceren Ekin Park’ta yaptı. HDP, milletvekillerinin tutuklandığı 4 Kasım tarihine kadar, grup toplantılarını farklı kentlerde mitinge dönüştürecek, halkın katılımıyla etkinlikler düzenleyerek ve cezaevindeki vekiller için ‘Adalet Nöbeti’ tutarak sürüdürecek. Geçtiğimiz hafta “Durmayalım, Dur Diyelim, Faşizmi Durduralım” sloganıyla 9 maddelik deklarasyon ve eylem takvimini açıklayan HDP,bugün eylem çerçevesinde ilk grup toplantısını gerçekleştirdi. Toplantının yapıldığı alanı polis bariyerlerle çevirirken, alana sadece milletvekilleri ile parti yöneticileri alındı. HDP Grup Sözcüsü Osman Baydemir, 9 milletvekili arkadaşıyla birlikte “Vicdani ve adalet” nöbetine başladıklarını belirtti. Baydemir, bu nöbetin HDP Eş Başkanı Selahattin Demirtaş ile tutuklu seçilmişler serbest kalana kadar devam edeceğini söyledi.

hdp-7

Grup toplantısından öne çıkanlar şöyle:

“HDP’ye Kerbela dayatılıyor”

“Bugün bu parka baktığımızda bu abluka Türkiye’deki reel durumun ifadesidir. Burası bir kamusal alandır. Burası benim de Diyarbakır’da görev yapmış olduğum zamanda inşa edilmiş park. Bu ağaçlar halkın alın teri ile sulandı büyüdü. Ama bugün bu şehirde yüzde 70 oy almış bir siyasi parti grup toplantısını yapamıyor. İl, ilçe yöneticilerimiz bu parka alınmıyor. Halkımız parka giremiyor. Bu abluka bütün gölgelerden de tecrit edilmiş durumda. Adeta HDP’ye Kerbela dayatılıyor. Eğer siz Yezid olmakta ısrarlıysanız and olsun ki bizler de Hz. Hüseyin olmakta kararlıyız. Eğer siz Franco olmakta, Hitler olmakta kararlıyız and olsun bizler de Gazi Muhammed, Şeyh Said, Mazlum Doğan olmakta kararlıyız.

“Seçme ve seçilme hakkı zindana konulamaz.”

“Zulmün sonu yoktur. Zulümle hiç kimse abad olmamıştır. Zulümle hiçbir rejim sonuç alamamıştır. Moğolların istilasından geçti bu coğrafya; ama bu halkın kökleri öyle derindir ki asla bir baskıyı zulüm rejimini kabul etmez. 7 Haziran’da milletin iradesini tanımamakla başladı bu zulüm rejimi. Dokunulmazlığın kaldırılması ile büyüdü. 4 Kasım’da milletin iradesine HDP Eş Genel Başkanlarımız ve milletvekillerimizin tutuklanması ile yeni bir faşizm sayfası açıldı. 6.5 milyon insanın iradesi kelepçelenemez. Seçme ve seçilme hakkı zindana konulamaz. Halkın hür iradesi ve vicdanı ile seçmiş olduğu belediye başkanlarına kayyum atanamaz. Buradan bir kez daha seçilmişlerimize selam olsun. Onlar özgür olmadıkça bizler kendimizi özgür hissetmeyeceğiz.

“Eş Genel başkanlarımız Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ milletvekillerimiz belediye başkanlarımız zindanda olduğu sürece adalet ve vicdan nöbetimiz devam edecek.”

“Bizlere faşizmi zorbalığı dayatıyorlar. Bizler de faşizme karşı eşitliği, özgürlüğü, kardeşliği, onurlu bir barışı ısrarla savunuyoruz. İçerde Kürt düşmanlığı dışarda Kürt düşmanlığı. Çözüm sürecini tek başına iktidar olma uğruna çökerttiler. Kanla gözyaşı ile bir iktidar devşirdiler. Ve o iktidar şimdi aynı şekilde Rojava düşmanlığı üzerinden içerde sürdürülmek isteniyor. Bu adalet nöbetimiz duruşumuz aynı zamanda Rojava halkımız içindir. Bu eşitlik ve özgürlük çağrımız aynı zamanda Güney Kürdistan halkını tehdit edenlere karşıdır. Bir kez daha açık bir dille ifade ediyoruz ve buradan Türkiye’nin batı yakasına 80 milyon insanın vicdanına çağrıda bulunuyoruz. Eş Genel başkanlarımız Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ milletvekillerimiz belediye başkanlarımız zindanda olduğu sürece adalet ve vicdan nöbetimiz devam edecek.

diyarbakir

OHAL rejimi ortadan kalkıncaya kadar vidan ve adalet nöbetimiz devam edecek.”

“Bizim bir şiddet aracımız yok. Bize şiddet uygulasa bile şiddetle yanıt vermeksizin, Diyarbakır’dan Surlardan, vicdanımızdan bir kez daha faşizme biat etmeyeceğiz. Faşizmi durduracağız sloganını nakşedinceye kadar bu duruşumuzu sürdüreceğiz. Eşitlik, adalet, onurlu bir barış isteyen bir halktan neden korkuyorlar. Çünkü barıştan korkuyorlar. Çünkü barış demek insanların hayatını yitirmediği bir ortam demek, onların iktidarının sarsılması demek. OHAL rejimi ortadan kalkıncaya kadar vidan ve adalet nöbetimiz devam edecek. KHK’ler ile işinden olan bütün insanlar işine aşına yani adalete kavuşuncaya kadar vicdan ve adalet durumumuz devam edecek. Durmayacağız faşizmi durduracağız. Aynı şekilde Cizre, Şırnak, Gever, Sur’da işlenen suçlardan dolayı failler yargılanıncaya kadar, adalet tecelli oluncaya kadar durmayacağız. Sur/da devam eden yıkım kültürel mirasımıza saldırıdır. İnsani vicdani bir duruşla yıkım duruncaya kadar mücadele edeceğiz. Barışın birlikte yaşamın önündeki en büyük engel Abdullah Öcalan önündeki tecrit politikasıdır. Bu tecrit kalkıncaya kadar adalet, onurlu barış talebi devam edecektir

Ne yaparsanız yapın biz duruşumuzdan vazgeçmeyeceğiz. Bu coğrafyada mutlaka barış, demokrasi, özgürlük inşa edilecektir. Bir kez daha faşizme, zorbalığa sömürüye karşı hep birlikte durduracağız.”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus