Zarrab davası Türk lirasını adım adım nasıl eritti?

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Reza Zarrab davası uzun bir süredir Türkiye’nin gündeminde. Davaya ilişkin olarak özellikle son aylarda yaşanan gelişmeler sadece Türkiye’de iç politikanın ana maddelerinden biri değil, aynı zamanda hem Türkiye – ABD ilişkilerinin hem de ekonomi piyasalarının konu başlıklarından biri. Son bir hafta içerisinde Amerikan dolarının Türk lirası karşısında hızlı bir şekilde değer kazanmasının arkasındaki önemli faktörlerden biri de kuşkusuz Zarrab davasının seyri.

Hiç şüphe yok ki, ekonomi piyasalarındaki hareketlenmeleri tek bir faktörle açıklamak zor. Ancak son bir seneye geri dönüp baktığımızda, iç ve dış politikada çok önemli gelişmelerin olmadığı dönemlerde dahi ciddi oynamaların olduğu dolar/TL kurunun genel seyri, Zarrab davasının kronolojisiyle örtüşmekte. Burada esas ilginç nokta ise şu: Zarrab’ın tutuklandığı, hakkında iddianame yazıldığı ve hakim karşısına çıktığı 2016 yılında ve 2017 başında bu davanın Türkiye politikasına ve ekonomi piyasalarına neredeyse hiçbir tesiri yoktu. Ne zaman ki Zarrab davası, deyim yerindeyse, bir “milli dava” haline geldi ve Ankara, davanın gidişatına sert tepkiler göstermeye başladı, piyasalar da davaya dair gelişmelere hızlı ve güçlü bir reaksiyon vermeye başladı.

Biz de Zarrab davası ile dolar/TL arasındaki ilişkiyi tespit etmek için, son bir sene içerisinde dolar endeksi ile dolar/TL kurunu karşılaştırarak, bu iki veri arasında makasın açıldığı ve Türkiye’nin negatif ayrıştığı dönemlerde, iç ve dış politikadaki etkin faktörlerden ayrı olarak Zarrab davasının piyasalar üzerindeki ağırlığına bakmaya çalıştık. Ve Reza Zarrab’ın tutuklanmasından bugüne davada yaşananları, önemli kırılma noktalarını, Türkiye’de hükümetin dava karşısındaki tutumunu ve piyasaların davaya gösterdiği tepkiyi sizler için derledik.

(Zarrab davasının kronolojisi)
(Zarrab davasının kronolojisi)

Reza Zarrab’ın tutuklanması

Reza Zarrab’ın 19 Mart 2016 günü Miami’de gözaltına alınması ve iki gün sonra tutuklanması piyasalar üzerinde hissedilir herhangi bir etki yaratmadı. Davanın dolar/TL kuruna olumsuz bir etki yapmaması ve hatta genel olarak piyasaları majör bir şekilde etkilememesi Halk Bankası Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Hakan Atilla’nın tutuklanmasına kadar sürdü. Atilla’nın 28 Mart 2017 günü tutuklanmasına ve ardından Ankara’nın davaya tepki göstermeye başlamasına dek Zarrab davasıyla piyasaların seyri arasında bağlantı kurabileceğimiz bir gelişme var: Bharara’nın görevden alınması.

ABD Başkanı Donald Trump’ın, Zarrab’ı tutuklatan ve davanın ilk iddianamesini hazırlayan New York Başsavcısı Preet Bharara’yı görevden alması Türk lirasına dolar karşısında değer kazandırdı. Zira savcının görevden alınmasının Türkiye’yi rahatlatacağı tahmin ediliyordu. Bharara’nın görevden alındığı 12 Mart 2017 gününü takip eden üç gün içerisinde dolar endeksi ortalama binde 9 değer kaybederken, TL karşısında üç katından fazla değer kaybetti ve kaybı yaklaşık binde 31’e ulaştı.

Bu süre zarfında, 24 Şubat’ta Zarrab, avukat kadrosuna Trump’a yakınlığı ile bilinen New York eski belediye başkanı Rudolph W. Giuliani ve emekli bir federal hâkim olan, George W. Bush yönetiminin Adalet Bakanı Michael B. Mukasey’i dâhil etti.

Mehmet Hakan Atilla’nın tutuklanması

Halk Bankası Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Hakan Atilla’nın 28 Mart 2017 günü ABD’ye giriş yaparken tutuklanmasının, Zarrab davasının Türkiye piyasalarına etkisinde önemli kırılmalardan birine yol açtığını görüyoruz.

Öte yandan Atilla’nın tutuklanmasından yaklaşık bir hafta sonra önemli bir gelişme daha oldu. New York’ta bir yıldır tutuklu olarak yargılanan Reza Zarrab’ın yeniden hâkim karşısına çıktığı 4 Nisan 2017 günü, savcılığın “Zarrab’ın yeni avukatları eski ABD Adalet Bakanı Michael Mukasey ve eski New York Belediye Başkanı Rudolph Giuliani’nin 24 Şubat sonrasında Türkiye’ye gidip Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüştüğü” iddialarını Zarrab’ın baş avukatı Benjamin Brafman cevaplamıştı. New York Güney Bölgesi Federal Mahkemesi’nin sorusunu cevaplayan Brafman, “Mukasey ve Giuliani Türkiye diplomatik çözüm arayışı için gitti” demişti. Atilla’nın tutuklanması ile birlikte bu yeni gelişme de Ankara’nın davaya dahlinin gittikçe arttığına dair önemli bir göstergeydi.

Atilla’nın tutuklanması ve beş gün sonraki duruşmada ortaya çıkan yeni bilgiler, Zarrab davasını piyasaların takip ettiği konuların üst sıralarına taşıdı. Bunun doğal bir sonucu olarak bu dönemde piyasalar Zarrab davasına ilk defa anlamlı bir tepki gösterdi. Duruşmanın görüldüğü ve Mukasey ile Giuliani’nin Erdoğan’la görüştüğünün ortaya çıktığı 4 Nisan 2017 gününden itibaren bir hafta içerisinde (4 Nisan–11 Nisan), dolar endeksi binde 2 değer kazanırken, dolar/TL kuru binde 24 yükseldi. Diğer bir deyişle, Amerikan dolarının Türk lirası karşısındaki yükselişi, tüm piyasalardaki yükselişinin 12 katı oldu ve dolar/TL kuru 3.64’ten 3.73’e yükseldi. Unutmayalım ki bu dönemde Türkiye’nin ana gündem maddesi 16 Nisan referandumuydu. Referandum öncesi gerilen iç siyaset ve Avrupa ile artan gerilimin de TL’deki değer kaybının diğer nedenleri arasında olduğunu belirtmeliyiz.

Ankara davaya dahil oldukça, piyasalar da tepki göstermeye başladı

Cumhurbaşkanı Erdoğan ve hükümet yetkililerinin davaya dair açıklamalar yapması, Zarrab davasının Türkiye gündeminin ana maddelerinden biri haline dönüşmesiyle birlikte piyasalar da daha güçlü bir reaksiyon göstermeye başladı.

erdoğan açıklamaları

26 Mayıs 2017 günü, Zarrab’ın kefaretle serbest bırakılmasına dair talebine karşı mütalaa veren Başsavcı Joon Kim, talebin reddine gerekçe olarak Zarrab’ın Türkiye’de kurduğu rüşvet ağıyla siyasette nüfuz satın aldığı iddiasını mahkemeye taşıdı. Savcılığın mahkemeye sunduğu gerekçe dosyasında 17 Aralık yolsuzluk soruşturmasında adları geçen Ekonomi eski Bakanı Zafer Çağlayan, kardeşi Mehmet Şenol Çağlayan, İçişleri eski Bakanı Muammer Güler, Avrupa Birliği eski Bakanı Egemen Bağış ve Halk Bankası Genel Müdürü Süleyman Aslan’ın da isimleri yer aldı.

Çağlayan’ın sanık olarak davaya girmesi

Zarrab davasının seyrinde, davanın ucunun Ankara’ya uzanmasına dair en önemli kırılmalardan biri kuşkusuz Ekonomi eski Bakanı Zafer Çağlayan’ın sanık olarak davaya girmesi oldu. 17-25 Aralık operasyonlarının ardından görevinden istifa eden Zafer Çağlayan’ın da sanık sıfatıyla dâhil edildiği Zarrab davasının ek iddianamesi, 6 Eylül 2017 günü New York Güney Bölgesi Savcılığı tarafından kamuoyuna sunuldu. Davadaki dokuz sanığa yönelik suçlamalar 2010 yılından 2015 yılına kadar olan dönemi kapsıyordu.

Bu yeni gelişmeye, Türkiye hükümeti de en üst tondan yanıt verdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Çağlayan’ın sanık olmasından iki gün sonra 8 Eylül günü yaptığı açıklamada, “Bu konu çok çok ilginç bir konu. Şu anda bunu bir hukuki mantık içerisinde yorumlamak zaten mümkün değil. Burada bizim eski ekonomi bakanımıza yönelik atılan bu adımı açık söylüyorum ben Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne yönelik bir adım olarak değerlendiriyorum. Ekonomi Bakanı hükümetin attığı bu adımı uygulayanlardan bir tanesi olacaktır. Atılan bu adımlar tamamen siyasidir. Amerika’nın bir defa bu konuyu gözden geçirmesi lazım. Tabi bu gidişimizde bu konuyu ele alma fırsatı buluruz. Bu işlerin arkasında çok pis kokular geliyor. Reza Zarrab olayı da öyledir. Halk Banka’mızın Genel Müdür muavini Hakan Bey ile ilgili konu da öyledir” demişti. Şunu da söyleyelim ki; bu tarih, ileride Türkiye siyaseti ve ekonomisi için bir kırılma günü olarak kayda geçebilir.

yeni

Halk Bankası’nın üst düzey bir yöneticisinin tutuklanmasının ardından Ekonomi eski Bakanı’nın da aynı davaya sanık olarak eklenmesi, işin ucunun gittikçe Ankara’ya yaklaşması manasına geliyor, hükümet de davaya daha sert tepki veriyordu. Artık davanın Türkiye’nin önemli bir gündem maddesi olması da Türk lirasına olumsuz bir şekilde yansıdı.

Çağlayan’ın davaya sanık olarak dâhil edildiği 6 Eylül’den önce yaklaşık bir ayı aşkın bir süre boyunca doların küresel trendine uygun olarak, artan risk iştahı ile birlikte gelişmekte olan piyasalara para girişi oldu. Bu da doların değer kaybetmesini sağladı. Benzer bir durum TL için de geçerliydi. Nitekim, Eylül’ün ilk haftasında TL karşısında yılın en düşük seviyesine ulaşan dolar 3.40-3.42 bandında seyrediyordu. Eylül’ün ikinci haftasından itibaren küresel piyasalarda yükselişe geçen dolar, Zarrab davasındaki gelişmelerinde etkisiyle TL karşısında toplam endeksten çok daha hızlı bir yükselişe geçti ve o günden beri yükseliş trendi hızlanarak devam etti. 6 Eylül – 13 Eylül arasında tüm piyasalarda yaklaşık binde 2 değer kazanan dolar, TL karşısında 5 katı, yani binde 10 değer kazandı.

10 Ekim’de, Halk Bankası eski Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Hakan Atilla’nın avukatları mahkemeye sundukları 30 sayfalık dilekçeyle Atilla ile Zarrab davalarının ayrılmalarını istedi. Avukatlar, Zarrab iddianamesinde yasa dışı işlemlerden kazandığı paranın ABD finans sistemine girişi safhalarının anlatıldığı bölümde Atilla’nın hiç yer almadığını vurguladılar. Zarrab davasındaki bu gelişmeyle aynı zamanda Türkiye ile ABD arasında vize krizi patlak verdi. Vize krizinin patladığı Pazar gecesi ani bir fırlamayla 3.92’ye ulaşan dolar, 11 Ekim günü 3.70 bandına oturdu.

30 Ekim günü, New York Times gazetesi, Zarrab’ın avukatlarının savunma için kritik öneme haiz hazırlıkları yapmamış olmasına dayanarak, Zarrab’ın 26 Kasım’da görülmeye başlanacak davada hakkındaki suçlamaları kabul edebileceğini yazdı. Türkiye’de büyük bir sarsıntıya neden olan bu haber, piyasaları da etkiledi. 30 Ekim günü, 31 Ocak 2017’den beri en yüksek noktasına ulaşan dolar, 3.82’ye yükseldi. 30 Ekim – 3 Kasım tarihleri arasında yalnızca binde 4 değer kazanan dolar endeksi, TL karşısında binde 28 yükselerek 7 katı bir değer artışı yaşadı ve 3.78’den 3.88’e yükseldi. Aynı dönemde gösterge faiz de 12.71’den 13.29’a yükseldi.

Geçtiğimiz haftadan bugüne: Zarrab davası Türk lirasına büyük değer kaybettiriyor

15 Kasım günü, Reza Zarrab’ın nerede olduğu konusunda belirsizlik olduğu ortaya çıktı. Zarrab’ın Türkiyeli avukatı Şeyda Yıldırım, Zarrab’ın serbest bırakıldığı yönündeki bilgileri doğrulamadı ancak “bize de beş gündür bilgi vermiyorlar, haber alamıyoruz” dedi. ABD Adalet Bakanlığı’na bağlı Federal Cezaevleri Bürosu’nun internet sitesindeki resmi kayıtlarda, ‘09135-104’ kayıt numaralı Reza Zarrab 8 Kasım 2017 tarihinde cezaevinden tahliye edilmiş olarak görülmesi ve Zarrab’ın avukatının söyledikleri, Zarrab’ın savcılıkla işbirliği içerisinde olduğu söylentilerini güçlendirdi. Türkiye’de hükümetin konuyla ilgili olarak yaptığı takibatın ardından New York Güney Bölgesi Federal Başsavcılığı sözcülerinden ise “Zarrab hâlâ gözaltında” açıklaması geldi.

(Zarrab davasıyla dolar/TL kuru arasındaki korelasyon)
(Zarrab davasıyla dolar/TL kuru arasındaki korelasyon)

Ertesi gün görülen Zarrab davasının ön duruşmasındaysa, Reza Zarrab davasına dair yeni materyallerin olduğu ortaya çıktı. Zarrab hakkında daha önce 17-25 Aralık soruşturmaları sırasında dinleme kayıtları olduğu ortaya çıkmıştı. Bu dinlemelerin Gülen Cemaati polisleri tarafından yapıldığı belirtilmişti. New York’ta geçtiğimiz hafta Perşembe günü görülen duruşmada 2015 yaz aylarına ait yani 17-25 Aralık 2014 tarihinde ortaya çıkan dinlemeleri yapan polislerin görevden alınmasının sonrasına ilişkin keşif materyalleri olduğu ortaya çıktı. Mahkemeye sunulan belgelerde 2015 yılındaki keşif materyalleri olarak geçen belgelerin e-posta yazışmaları olduğu belirtildi.

17 Kasım günüyse, Amerikan NBC kanalı çok çarpıcı bir iddiada bulundu. NBC, Reza Zarrab’ın New York’ta yargılandığı davada savcılıkla işbirliğine başladığını iddia etti. NBC’nin soruşturma konusunda bilgi sahibi olan iki kaynağa dayandırdığı habere göre, Savcılığın Zarrab’dan Türkiye hükümeti ile görevden alınan Ulusal Güvenlik Danışmanı Michael Flynn arasındaki bağlara dair bilgi talep edebileceği iddia edildi.

Zarrab’ın hapisten çıkarıldığı ve savcılık makamı ile görüşmeye başladığı da iddialar arasındaydı. NBC’nin haberinde, “Erdoğan 2016’da eski ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden’dan Zarrab davasının düşürülmesini ve soruşturmayı açan Başsavcı Preet Bharara’nın da görevden alınmasını talep etmişti. Davayla ilgili bilgisi olan bir kaynak, Biden’ın bu talepleri reddettiğini söylüyor” dendi. NBC ve MSNBC’nin hukuk uzmanı avukat Danny Cevallos’un görüşlerine de yer verilen haberde, Cevallos, “Eğer boşlukları doldurursanız federal yetkililerin Erdoğan ve Flynn arasındaki bağlantının izini sürmeye çalıştığını görebilirsiniz. Eğer Zarrab’ın bu konuda bilgisi varsa, itirafçı yapmaları çok ciddi bir gelişme olur” diyordu.

Bir sonraki gün, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Zarrab davasının eski soruşturma savcısı olan ve Zarrab’ı tutuklatan ABD’li savcı Preet Bharara ve şu anki savcı Joon Kim hakkında soruşturma başlattı. Savcılık, soruşturmanın, ABD’de Türkiye vatandaşları hakkında devam eden yargılamada, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nca daha önce yürütülen birtakım soruşturmalardaki bilgi ve belgelerin delil olarak kullanılmasıyla ilgili başlatıldığını açıkladı.

Davaya dair bu son gelişmelerin ardından Ankara’dan yine sert tonda açıklamalar geldi. Pazartesi günü konuyla ilgili açıklamalarda bulunan Hükümet Sözcüsü Bekir Bozdağ “Bu dava, çok net olarak söylüyoruz, siyasidir, hukuki dayanaktan yoksundur, Türkiye’ye karşı bir kumpas davasıdır. Yargılama yapanlar, davanın sanıkları üzerinde çok net bir şekilde baskı uygulamaktadırlar” dedi.

Öte yandan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Salı günü grup toplantısında dava hakkında konuştu. Erdoğan, “17-25 Aralık’ta ülkemize tarihin en büyük tuzaklarından biri kuruldu. Bu tuzak başarısız olunca aynı tezgâhı götürdüler Amerika’da kurdular. Birileri hala FETÖ’nün ağzı ile itham etmeyi sürdürüyorsa sebebi onlara verilen rolü oynamaktır. Aynı çevreler hepimizin gözü önünde yaşanan 15 Temmuz ihanetine hala tiyatro, kontrollü darbe diyebiliyorsa bu sözü onlara kimlerin söylettiğine bakmak gerekir” dedi.

Peki bu son gelişmeler Türk lirasına nasıl yansıdı? Görünen o ki, dolar ile Türk lirası arasındaki ilişki, doların kendi yükselişinden epey farklı. Bu da Türkiye’ye dair dinamiklerin etkili olduğu manasına geliyor. Son dönemde ne iç ne dış politikada, piyasalarda bu denli bir etki yaratacak herhangi bir gelişme yaşandı. Bu da piyasalardaki son birkaç haftada yaşadığı hareketin temel kaynağının Zarrab davası olduğunu gösteriyor. Nitekim 16 Kasım’dan bugüne, yaklaşık bir hafta içerisinde dolar endeksi yalnızca binde 2 değer kazanırken, dolar/TL kuru binde 23 yükseldi. Yani doların TL karşısındaki yükselişi, küresel piyasalarda kazandığı değerin 11 katından fazla. 16 Kasım günü 3.86’dan işlem gören dolar ise bugün 3.97. Dolar endeksi ise aynı dönemde 93.5 – 93.7 aralığında hareket etti.

Kritik tarih: 8 Eylül

Daha önce belirttiğimiz gibi 8 Eylül’de Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Bu işlerin arkasında çok pis kokular geliyor” açıklaması ile piyasalardaki verileri üst üste koyduğumuz ortaya ilginç bir tablo çıkıyor. Buna göre, küresel şartları da dikkate almak kaydıyla, 2017’nin en düşük seviyesine gelen dolar/TL kuru, o tarihten itibaren hızla yükseldi. Yükseliş trendine giren bir tek dolar/TL kuru olmadı. Gösterge faiz, 10 yıllık tahvil faizi ve ülke risk primini gösteren CDS de 8 Eylül’den itibaren hızla yükseldi.

(8 Eylül – 22 Kasım 2017 tarihleri arasında dolar/TL, gösterge faiz, 10 yıllık tahvil faizi ve CDS’lerdeki değişimi gösteren grafiğe göre, dolar/TL %16.42, gösterge faiz %23.04, 10 yıllık tahvil faizi %24.06 ve CDS %31.9 yükseliyor)
(8 Eylül – 22 Kasım 2017 tarihleri arasında dolar/TL, gösterge faiz, 10 yıllık tahvil faizi ve CDS’lerdeki değişimi gösteren grafiğe göre, dolar/TL %16.42, gösterge faiz %23.04, 10 yıllık tahvil faizi %24.06 ve CDS %31.9 yükseliyor)

Aynı dönemde dolar endeksinde de 91.35’den 93.85’e yükselse de TL’deki değer kaybı bunun çok üzerinde. Gelişmekte olan ülkeler ile Türkiye’yi kıyasladığımızda TL’nin en çok değer kaybeden para birimi olduğunu görüyoruz.

(Dolar endeksinin son bir yıllık hareketi)
(Dolar endeksinin son bir yıllık hareketi)
(Dolar/TL’nin son bir yıllık hareketi)
(Dolar/TL’nin son bir yıllık hareketi)

Son olarak, davada Pazartesi günü yapılması planlanan jüri seçimi 27 Kasım’a ertelendi. Davanın hakimi Richard Berman başkanlığında savcı, sanıklar ve avukatların katıldığı ve gazetecilerin dahi alınmadığı 2 saatlik kapalı oturumda alınan karara göre, jüri seçimi 27 Kasım’da tamamlanamazsa, prosedür 28 Kasım’daki oturumda tamamlanacak. Ve hemen ardından davanın esastan görüleceği jürili yargılamaya başlanacak.

Bu durumda, önümüzdeki hafta yargılamanın başlamasıyla birlikte Zarrab davasına ilişkin yeni gelişmelerin de Türkiye gündeminin merkezine oturması bekleniyor. Zarrab davasında yeni gelişmeler olmasıyla birlikte, Ankara’nın bu gelişmelere göstereceği tepkilere paralel olarak piyasaların da ani reaksiyonlar göstermesi ve dolar/TL kurunun yükselmesi olası.

 

 

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
 
  • Medyascope
  • Medyascope Plus