Diktatörlerin sonu ve “Arap Baharı”nın kaderi

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Suudi Arabistan ve İran arasındaki vekalet savaşlarının en önemli sahnelerinden biri olan Yemen’in eski cumhurbaşkanı Ali Abdullah Salih, İran destekli Şii Husiler tarafından öldürüldü. Arap isyanlarının ülkesine sıçramasıyla 2012 yılında devrilen Salih’in, yakın zamana kadar ittifak içinde olduğu Husi milislerce öldürülmesi New York Times’ta konuyla ilgili çıkan yazıyla birlikte akıllara tekrardan “Arap Baharı”nı yaşayan ülkelerin devrik liderlerinin hazin sonunu getirdi.

Toplu foto

2010 yılı sonunda Tunus’ta başlayan ve kısa zamanda yayılan Arap isyanlarından kısa bir süre önce Libya’da çekilen bu fotoğraf İkinci Afrika-Arap Zirvesi’nden. Ev sahibi Libya’nın lideri Muammer Kaddafi, Tunus, Yemen ve Mısır’ın “Arap Baharı” sırasında tıpkı kendisi gibi devrilecek olan liderleriyle birlikte. Birkaç yıl önceye kadar ülkelerini ellerinde tuttukları mutlak güçle yöneten bu dört liderden ikisi feci şekilde öldürülürken, biri sürgünde yaşıyor diğeri ise ülkesinde denetimli olarak serbest. İsyanların yayıldığı ülkelerde diktatörlerin görece hızla devrilmesi başlarda bu ülkeler ve bölge açısından bir umut yaratmış olsa da bugün bakıldığında “Arap Baharı”nın yaşandığı coğrafyada iç savaş, istikrarsızlık ve artan otoriterlik üçgeninde barış, adalet ve demokrasi umutların neredeyse tamamen tükendiği görülüyor. “Arap Baharı”nın bu hazin sonu ise akıllara beş yıldır kanlı iç savaşın yaşandığı Suriye’yi ve henüz varlığını ve iktidarını koruyan lideri Beşar Esad’ı getiriyor. Yemen eski cumhurbaşkanı Salih’in de öldürülmesiyle birlikte Beşar Esad, Arap isyanlarının yaşandığı coğrafyada fotoğraftaki devrik liderlerin kaderini paylaşmayan tek lider olarak görünüyor. Peki “Arap Baharı”nın hedef aldığı diktatörlerin sonu nasıl oldu?

ben ali

Arap isyanlarının ilk başladığı ülke olan Tunus’un devrik lideri Bin Ali, yenilgiyi kabul edip devrilen ilk lider olarak öne çıkıyor. Tunus’ta büyüyen ekonomik kriz ve işsizlik sonucunda “ekmek, onur ve özgürlük” sloganlarıyla sokağa çıkan kitlelerin aksine yaşadığı şatafatlı ve lüks hayatla dikkat çeken Bin Ali, 2011’den buyana devrilmesinin hemen ardından kaçtığı Suudi Arabistan’da yaşıyor. Günümüzde verdiği siyasi ve ekonomik istikrar mücadelesinin yanı sıra demokratikleşme çabalarıyla yaygın olarak “Arab Baharının tek başarılı örneği” olarak görülmesine rağmen Tunus’ta, eski rejimin kalıntılarının varlığını sürdürdüğüne yönelik tartışmalar ve özellikle gençler arasında görülen radikalleşme acilen ilgilenilmesi gereken sorunlar arasında yer alıyor.

mubarak

İsyanın Tunus’tan sonra hemen sıçradığı Mısır’ın eski lideri Mübarak ise 2011’de istifa etmek zorunda kaldı ve tutuklandı. İlk derece mahkemesinin verdiği ömür boyu hapis kararına rağmen ülkede devam eden isyan dalgası ve ülkenin demokratik olarak seçilmiş ilk lideri olan Muhammed Mursi’nin 2013 yılında bugünkü cumhurbaşkanı Abdülfettah El Sisi önderliğinde yapılan askeri darbe ile devrilmesi Mübarek’in yargı sürecini gölgede bıraktı. Ardından Mübarek için alınan ömür boyu hapis kararı Yargıtay tarafından bozuldu ve Mübarek Mart 2017’de denetimli olarak serbest bırakıldı.

kaddafi

Libya’da ise, 40 yılı aşkın süreyle iktidarda kalan Kaddafi, 2011 yılında ülkesinde başlayan isyanlar sonucu NATO bünyesinde oluşturulan koalisyon ülkelerinin bombalamalarının da desteğiyle devrilmiş ve akabinde isyancılar tarafından feci bir şekilde öldürülmüştü. O günden bugüne Libya, hiçbir devlet otoritesinin olmadığı bir yarı-anarşi durumuyla mücadele ederken aynı zamanda bir insan kaçakçılığı merkezine dönüşmüş durumda.

Son olarak ise 1978 – 2012 yılları arası Yemen cumhurbaşkanı olarak iktidarda kalan Ali Abdullah Salih, Ortadoğu’nun en kurnaz liderlerinden biri olarak görülüyordu. Salih’in 2012 yılında devrilmesinden sonra istikrarsızlığın süreklileşmesi ve 2015 yılında iç savaşın başlamasıyla Yemen, giderek Suudi ve İran destekli yerel güçlerin çekişmesine sahne olan bir savaş alanı haline geldi. Bu süreçte kendisinin “yılanların başı üzerinde dans etmek” olarak tanımladığı sürekli saf değiştirme taktiğiyle ayakta kalmaya çalışan Salih, 2015 yılından beri ittifakta olduğu Şii Husiler’e karşı son dönemde Suudi Arabistan’la yaptığı anlaşmanın bedelini canıyla ödedi.

 

 

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus