Kemalbay: “Zana kararı kadın vekillere yönelik bir saldırıdır”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Serpil Kemalbay, partisinin TBMM’deki grup toplantısında konuştu. Kemalbay’ın konuşmasından satır başları şöyle:

“Eş Genel Başkanımız Selahattin Demirtaş’la tam 435 gün sonra görüşebildik. Bugüne kadar kendisi dyryşmalara getirilmedi. Demirtaş, o cezaevinin içerisinde bile bizlere barış umudu verdi, biz de ona destek verdik. Selahattin Demirtaş, Türkiye’nin ihtiyaç duyduğu bir siyasetçi olarak, ‘Üyeliğim bile düşürülse ben çalışmalarıma devam edeceğim’ demişti. Bütün halkımızı, yarın Sincan Cezaevi Kampüsünde görülecek duruşmaya destek vermeye çağırıyorum.

MİLLETVEKİLLERİNE AÇILAN DAVALAR

Partililerimize ve milletvekillerimize cezalar veriliyor. Etkili bir muhalefet yaptığımız için bu cezalar bize, tasfiye etmek amacı ile verilmeye çalışılıyor. Leyla Zana, 24 yıl önce bu çatı altına halk tarafından gönderilmişti. O zaman da halkın iradesine saygı göstermeyenler onun vekilliğini düşürmüştü, bugün yien aynı zihin, Bahçeli ve Erdoğan ittifakıyla vücut buluyor. Onlara şunu söylüyoruz ki o gün bunları yapanlar nasıl hatırlanmıyorsa sizler de tarihin çöplüğüne gideceksiniz. Fakat biz mücadelemize devam edeceğiz.

Leyla Zana’nın milletvekilliğinin düşürülmesi kadın mücadelesine de vurulmak istenen bir darbedir. Bakın bugün yine CHP İstanbul İl Başkanı’na yönelik bir linç kampanyası var. Ben buradan sevgili Canan Kaftancıoğlu’ya yönelik linç kampanyasını kınıyor ve kendisinin yanında olduğumuzu belirtiyorum.

AYM TARTIŞMASI

Bu ülkede kadınlar, erkek şiddeti yüzünden hayatlarını yitiriyorlar fakat bu ülkede gündeme gelemiyor. Bir inşaat işçisi kendisini ateşe veriyor, son iki yıl içerisinde 4 işçi kendisini yakıyorsa normal şekilde yaşamaya devam edemeyiz. Engelli bir insan lince maruz kalıyorsa mutlaka taşın altına hepimizin elini koyması gerek. Bunların altında yatan şey işte bu hukuksuzluktur. Hepimiz bu sorunlarla, bu acılara karşı mücadele etmek için elele vermek zorundayız. Daha önce savaşı gerekçe göstererek Abdülhamit anayasayı ortadan kaldırmıştı, şimdi de Erdoğan aynı şeyi yapıyor. Bugün Meclis ortadan kaldırılmışsa, YSK siyasi baskıdan dolayı titriyorsa, biz seçimleri bekleyemeyiz. Erdoğan ve Bahçeli, bu ülkedeki demokratikleşme meselesinden korkarak birbirine sarıldılar, tıpkı 7 Haziran’da olduğu gibi. Bahçeli bugün de ‘Biz ittifak yapacağız’ diyor. Hepsi vurmak için, kırmak için, sermayenin, neoliberal politikaların yanında olan siyasetlerdir. Dolayısıyla Bahçeli’nin anahtar teslim olarak partiyi AKP’ye teslim etmesi şaşılacak bir şey değildir.

‘ZANA KARARI KADIN VEKİLLERE DÖNÜK BİR SALDIRIDIR’

24 yıl önce Leyla Zana TBMM çatısı altına halkın iradesiyle halk tarafından gönderilmişti. O zaman da bu iradeye saygı duymayanlar tarafından vekilliği düşürüldü. Şimdi aynı anlayış kendini tekrar ediyor. O gün Leyla Zana’ya bu haksızlığı yapanlar, halkın iradesini yok sayanlar bugün AKP-Erdoğan-Bahçeli ittifakında vücut buluyor. Siz nasıl ki 24 yıl önce halkı yok sayan bu saldırınız sonucunda tarihin çöplüğüne atıldıysanız, bugünkü temsilciler de tarihin karanlık sayfalarında yerlerini alacaklar. Fakat bizim mücadelemiz yine devam edecek. Biz yine sokaklarda, meydanlarda, halkın içinde olacağız. Sizin faşist rejiminiz ise tarih önünde mahkum olacak. Zana’nın milletvekilliğinin düşürülmesi kadın vekillere yönelik de bir saldırıdır. 6 milletvekilimizin vekilliği düşürüldü, bunlardan 5 tanesi kadın milletvekillerimiz. HDP’nin ortaya koyduğu bu eşit temsilin, kadınların siyasetteki rolünün kısılması olarak değerlendirmeliyiz

ERDOĞAN’A KAFTANCIOĞLU TEPKİSİ: ATEŞ BACAYI SARIYOR

Ben CHP İstanbul İl Başkanı’na başarılar diliyorum. AKP-Erdoğan iktidarının sevgili Canan Kaftancıoğlu’na yönelik nefret dilini linç kampanyasını kınıyorum. Görünen o ki ateş bacayı sarıyor. CHP içindeki demokratik mücadelenin parçası olma arzusunun, evrensel değerlere sahip çıkma arzusunun, kardeşliği, barışı dillendirmesi mevcut iktidarın büyük korkusudur. Bugün neredeyse grup konuşmasının yarısı bu konuya ayrıldı. O kadar büyük bir utanç ki bu kendisini alkışlamak için oraya getirilen amigolara sayın Kaftancıoğlu yuhalatılıyor, linç ruh haliyle hedef gösteriliyor.

AFRİN GERİLİMİ

AKP iktidarı, Rojava’ya dair sürekli bir düşmanlık politikası üretiyor. Eğer savaş gündemde olmazsa ve kutuplaşmalar sönümlenirse AKP’nin yolsuzlukları, hırsızlıkları, şiddeti gözler önüne serilecek. Türkiye halklarının Kürtlere düşman olmak için bir sebebi olamaz. Birlikte bir yaşamı örmek için bizim her zaman barışın yanında olmamız gerekiyor. Sermayedarların hedefleri, Türkiye halklarının hedefi olamaz. Afrin’de, Rojava’da Kürt halkının yanında olmalıyız. Afrin bu savaşta belki de zorluklar karşısında bir araya gelerek yaşayabilien nadide yerlerden biridir. AKP, orayı da yok etmek istiyor, her yerde savaş istiyor. Her gün çıkıp ‘Vurdum mu oturturum, tepelerine ineceğiz’ diyor. Yahu biraz da insan ol! Erdoğan, bir cumhurbaşkanına yakışmayacak sözler sarfederek kötülük ekiyor.

‘Filistin halkının hakları vardır’ diyorlar. Biliyorusunuz HDP ve onun geleneği, bizzat Filistin ile dayanışma içerisindedir. Fakat Erdoğan’ın Filistin’den bahsedip Afrin’e saldırması burada samimiyetsizliğini göstermektedir. Bir asgari ücretlinin Afrin’deki Kürtlerle hiçbir sorunu yoktur.

‘EKONOMİK BÜYÜME VARSA EMEKÇİLER NEDEN YOKSUL?’

Çok kapsamlı sorunlarla karşı karşıyayız. İşçilerin, emekçilerin sorunları şu anda ülkenin baş sorunlarıdır. Her gün ‘Ülke ekonomisi büyüdü’ diyorlar. Bahçeli-Erdoğan ittifakının elele vererek bu ülke halklarını nasıl sömürdüklerini anlatmak zorundayız. OHAL ve KHK’lerle işinden edilen insanların, bu büyük sorunu tek başlarına yaşadıklarını ifade etmek zorundayız. Faşizme karşı dilekçe veremeyiz. Faşizme karşı bütün bu sorunları yaşayan kesimlerin bir araya gelerek  mücadele etmemiz gerekir. Metal işçileri bugün haklarını talep ediyorlar. MESS’in teklifine bakıyoruz, enflasyonun çok altında. Nasıl bu kadar pervasız olabiliyorlar? İşte bu faşizme ve OHAL’e dayanarak bunu yapıyorlar. Anti faşist bir mücadeleyi birlikte yükseltmek zorundayız. OHAL’i ortadan kaldırmak için bütün güçlerin birleşmesi gerektiğini, yağmur gibi yağan zamların sebebinin OHAL olduğunu unutmamamız gerekiyor.

Daha güçlü olamk için herkesi 11 Şubat’ta HDP kongresine davet ediyorum.”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus