Çin’de “Ben de” diyen kadınlar devletin sansürüne uğruyor

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

1949 yılında Çin Komünist Partisi zafer kazanıp Çin Halk Cumhuriyeti ilan edildikten sonra, posterlerde kadınlar elinde tüfekle, erkekler ise bebekleri beslerken görüntüleniyordu. “Gökyüzünün yarısını kadınlar ayakta tutar” diyen Mao kadın erkek eşitliği için başlık parasını, zorla evlendirmeyi yasakladı, karı ile kocanın hukuk önünde eşitliğini sağladı. 1965-1969 arasındaki Kültür Devrimi sırasında ise cinsel köleliğin simgelerinden biri sayılan etek giyme yasağı getirildi ve kadınlarla erkekler eşitlik vurgusu için tek tip giyinmeye mecbur edildi. Çin Anayasası’nda toplumsal cinsiyet eşitliği taahhüdü bulunuyor ama pratikte kadınlara karşı siyasetten iş dünyasına her alanda ciddi bir ayrımcılık söz konusu. Tecavüz ve tacize ilişin yasalar muğlak ve yargı süreçlerinde hak arayan kadınlar lehine karar çıkması pek görülen bir durum değil.

#MeToo kampanyası Komünist Parti’nin sansürüne uğradı

Nitekim kadınların günlük yaşamda maruz kaldığı cinsel tacize dikkat çekmeye çalışan küresel #MeToo (Ben de) kampanyasına katılmak isteyen Çinli kadınlar da, Komünist Parti’nin sansürüne takılmış durumdalar. Örneğin; “cinsel tacize hayır” gibi bir ifadenin yer aldığı sosyal medya hesapları ya da online imza kampanyalarının bulunduğu siteler kapatılıyor. New York Times’ın haberine göre, “Ben De” kampanyasını Çin’e uyarlamaya çalışan aktivistler de “vatan hainliği” ile suçlanabilecekleri uyarısıyla susturuluyormuş.

ABD’de söz konusu kampanyanın yayılıp etkili olmasında araştırmacı gazetecilik etkili olurken, Çin’de devlet kontrolünde olmayan medya bulunmadığı için tacizcilerle tecavüzcüleri ifşa etmek isteyenler için internet dışında seçenek bulunmuyor. New York Times’ın görüş aldığı Luo Xixi, 10 yıl önce üniversitede kendisine taciz eden profesörü blogunda paylaştığı bir makale ile ifşa etmiş. Yazısı 3 milyon kişi tarafından okunmuş ve profesör iddiayı reddetse de üniversiteden atılmış.  Ancak Luo ABD’de yaşıyor. Çin’de yaşayan mağdurların aynı cesareti göstermesinin zor olduğunu Luo da kabul ediyor. Luo Çin yönetimin tepkisini çekmemek için, “ılımlı ve nazik” kampanyalar düzenlemek gerektiğini söylemiş.

22 yaşındaki Zhang Qiongwen, üniversitede kendisini taciz eden dekanı ifşa etme cesareti gösteren nadir gençlerden biri.
22 yaşındaki Zhang Qiongwen, üniversitede kendisini taciz eden dekanı ifşa etme cesareti gösteren nadir gençlerden biri.

Sessiz kalmamak tek çare

Gazeteye demeç veren Xu Yalu, Şangay’da sokakta kendisini taciz eden bir erkeğin fotoğrafını sosyal medyada paylaşmış. “Çünkü” diyor, “polis gözaltına almak için çok yaşlı olduğunu söyledi ve şikayetimle ilgili herhangi bir işlem yapmadı.” Fakat Komünist Parti’nin sansürcüleri paylaşımını silivermişler. Pekin Üniversitesi’nde “cinsel taciz nedir” konulu bir seminer düzenlenmesi için başlatılan online bir imza kampanyası da, yine devlet sansürüne takılmış. Fakat, herşeyi göze alıp sessiz kalmamak da, sonuç almanın tek etkili yolu gibi görünüyor. 22 yaşındaki Zhang Qiongwen şikayet etmesi halinde kendisini mezun etmeyeceğini söyleyen üniversitedeki dekanının tacizlerine maruz kalmış. Yardım istediği bir başka dekan da ona “hiçbir şey olmamış gibi davranmasını” salık vermiş. Arkadaşlarım da mezun olamayabileceğimi, başıma iş açılacağını söyleyince “intihar etmeyi düşünmeye başlamıştım” diye anlatıyor Zhang. Ama 2017 sonunda #MeToo y da “Ben de” kampanyasını görmek cesaret vermiş ve Zhang üniversitedeki kız öğrencilere hitaben yazdığı makale ile olayı ifşa edip, ardından polise başvurmuş. Her iki dekan da üniversiteden kovulmuş. Zhang “sessizliğimin başka suçlara yol vermesine izin veremezdim” diyor.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus