Berlin Duvarı: 10 bin 316 gün dikili kaldı, 10 bin 316 gündür yok

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

28 yıl iki ay 26 gün… Başka bir deyişle 10 bin 316 gün… Berlin’i ve Almanya’yı doğu ve batı olarak ikiye bölen, sosyalist Doğu Alman devletinin resmi olarak “Antifaşist Koruma Duvarı” olarak adlandırdığı ve tüm dünyada bilinen adıyla Berlin Duvarı, varlığını 10 bin 316 gün boyunca sürdürmüştü. 5 Şubat Pazartesi günü, Duvar’ın yıkılmasının üzerinden 10 bin 316 gün geçmiş olacak. Almanlar, Duvar’ın varlığı ve yokluğu boyunca geçen sürelerin eşitlendiği bu güne “Dönüm günü” (Zirkeltag) adını vermiş.  

13 Ağustos 1961-9 Kasım 1989 arasında varlığını sürdüren Berlin Duvarı’nın sadece küçük bir kısmı yıkılmadan bırakıldı ve bugün sembolik olarak şehrin birkaç yerinde sergileniyor. Geri kalan kısımlar 9 Kasım 1989 akşamından itibaren yıkılmaya başlandı ve duvarı oluşturan betonun parçalarından bir kısmı da küçük parçalar halinde anı olarak para karşılığı, başta turistler olmak üzere ve meraklılara satıldı ve satılmaya devam ediyor.

Soğuk Savaş’ın simgesiydi

İkinci Dünya Savaşı’nın sonunda kayıtsız şartsız teslim olan Almanya; dört müttefik ülke tarafından işgal bölgelerine ayrılmıştı. Başkent Berlin de, Almanya’nın geneli gibi dört işgal bölgesine ayrılmıştı. Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’nin (SSCB) işgal ettiği Doğu Berlin’de, Doğu Almanya olarak da bilinen sosyalist bir Demokratik Alman Cumhuriyeti (DAC) kurulurken; ABD, Fransa ve İngiltere’nin işgal ettiği Batı Almanya ve Batı Berlin’de ise 1949 yılında Batılı modele uygun olarak Federal Alman Cumhuriyeti (FAC) kurulmuş ve başkent olarak Doğu Almanya’da adeta kuşatılmış durumda kalan Batı Berlin yerine Bonn kenti tercih edilmişti.

Screen Shot 2018-02-05 at 17.15.20

Zaman içerisinde başta işsizlik olmak üzere ekonomik şartlardan ve siyasi baskılardan bunalan yüzbinlerce Doğu Alman’ın, Batı’ya göç etmesi; Sovyet güdümündeki Doğu Alman rejimini, karşılaştığı işgücü açığı nedeniyle tedbirler almaya zorlamış ve bu tedbirler sonunda, 13 Ağustos 1961’de, saat sabah 06:00’da “Rose Operasyonu”yla; Batı ülkelerinde “Utanç Duvarı”, sosyalist Doğu ülkelerinde ise “Antifaşist Koruma Duvarı” olarak bilinen Berlin Duvarı’nın inşasına başlanmasıyla son bulmuştu. Emekliler dışındaki Doğu Alman vatandaşlarının sınırı ve duvarı geçmesi yasaklanırken, yasağa rağmen duvarı aşıp Batı’ya kaçmaya çalışanlar, duvar boyunca görev yapan Doğu Alman güvenlik güçleri tarafından vurularak öldürülmek tehlikesiyle karşı karşıya kalıyordu. 10 bin 316 gün boyunca resmi rakamlara göre 138 kişi duvarı aşmak isterken vurularak hayatını kaybetti. Gerçek rakamların bunun çok üzerinde olduğu yolundaki ciddi iddiaları da göz ardı etmemek gerek.

1980’lerde sosyalist ülkelerin içinde bulundukları krizden nasibini alan Doğu Almanya’da, fiilen tek parti olarak yönetimi elinde tutan Almanya Sosyalist Birlik Partisi (SED), içten içe kaynayan ülkedeki krizin önüne geçemedi ve 9 Kasım 1989 akşamı Doğu ve Batı Almanya arasındaki sınırlardan geçişe izin vererek sadece Duvar’ın değil Almanya’nın bölünmüşlüğünün ve hatta Soğuk Savaş’ın da sonunu ilan etmiş oldu. O gece sınır kapılarına hücum eden Doğu Alman vatandaşları kitleler halinde Batı’ya geçerken, bir yandan 155 kilometre uzunluğundaki Berlin Duvarı da işlevini tamamlayarak, ilk saatlerde kazma ve küreklerle, ilerleyen zamanda da iş makineleri yardımıyla tarihe karıştı. Bugün Berlin duvarının sembolik olarak yıkılmayan kısımları yanında, Berlin’in tam ortasındaki sınır geçiş bölümü, yani “Checkpoint Charlie”de hem iç hem de yabancı turistlerin akınına uğruyor. Üstelik Berlin Duvarı’nın bazı parçaları bugün dünyanın dört bir yanındaki 100’den fazla şehirde de sergileniyor.

Screen Shot 2018-02-05 at 16.02.38

Doğu-Batı ayrımı devam mı ediyor?

“Zirkeltag” yani Dönüm günü Almanya’da, özel televizyon yayınları, gazetelerdeki özel ekler ve çeşitli etkinliklerle gündemde. Duvar yıkıldığında yeni doğan bebekler, bugün 28 yaşında yetişkin insanlar, dolayısıyla toplumun hatırı sayılır bir kısmı Almanya’nın ikiye bölündüğü günleri ancak kitaplardan, internette yer alan kaynaklardan veya daha yaşlı insanların aktarımlarından öğrenebiliyor. “Zirkeltag”ın tekrar gündeme getirdiği bir başka konu da, fiziksel olarak Doğu ve Batı arasında sosyo-ekonomik anlamda görünmez bir duvarın hala varlığını koruyup korumadığı.

Screen Shot 2018-02-05 at 17.13.36

 

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus