İlhan Cihaner ve Selin Sayek Böke CHP Kurultayı’nı değerlendirdi

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Yayının tam metni.

Yayına hazırlayan: Sahra Atila

Medyascope Tv özel yayınından merhaba. Bu yayında iki özel konuğumuz var. Aslında biz onları 26 Ocak’ta da konuk etmiştik. Konuk etmemizin nedeni CHP Kurultayı’na ilişkin “Gelecek için Biz” başlık bir bildiri yayınlamalarıydı. İşte o CHP Kurultayı gerçekleşti. Konuğumuz olan iki isim CHP milletvekilleri Selin Sayek Böke ve İlhan Cihaner. Kurultay sonucunda Selin Sayek Böke en yüksek ikinci oyu aldı İlhan Cihaner ise kelimenin tam anlamıyla parti meclisi üyeliği için direkten döndü. Şimdi karşımızdalar. Efendim hoş geldiniz.

Selin Sayek Böke: Hoş bulduk.

İlhan Cihaner: Hoş bulduk, iyi yayınlar.

Hemen şu soruyla başlamak istiyorum; çağrınız kurultayda yanıt buldu mu? Önce sizden rica edeyim Selin Hanım.

 Böke: Mutlaka buldu. Şunu bir kere altını kuvvetle çizerek söyleyelim. Biz bundan sadece 10 gün önceydi ve Cumhuriyet Halk Partisinden değişim talebi ortaya koyan çağrıyı kamuoyu ile paylaştık ve 10 gün içerisinde kamuoyundan bulduğu destek kadar bugün parti meclisindeki yansımayı görüyoruz ki parti içerisinde sahiplenilmiş bir siyasi ses, bir siyasi hat ortaya koymuş olduk. Dolayısıyla evet yaptığımız çağrı bir ilk adım olarak kendisine yer buldu ama bu çağrının sonu değil başlangıcı olacak demiştik bu kurultay. Nitekim bu sabah itibariyle de yeni bir şey başladı.

Peki Sayın Cihaner, “İlk adım” dedi Selin Hanım. Bundan sonraki adımlar, planlı adımlar söz konusu mu? Neler bekleyebiliriz sizden?

 Cihaner: Türkiye 2019’a giderken çok önemli bir gündemle, çok önemli bir sorun ile karşı karşıya. Hem Türkiye’nin özgün koşulları, içinde bulunduğu coğrafya hem dünyadaki yaşananlar çok fazla yapılacak iş var. Bizim zaten çıkışımızın ima ettiği şey Türkiye’nin sahip olduğu potansiyeli yeterince kullanamadığı. Çözeceği, rahatlıkla baş edebileceği sorunları çözemedi. Partinin de kendi potansiyelini hem yöntemsel olarak, hem de izlenen politika olarak yeterince kullanamadı izahıydı bu bildiri. Bu konuda tabii ki yapacak çok şey var, önümüzdeki günlerden itibaren göreceğinizi ümit ediyorum.

Peki şu anki 60 kişilik parti meclisinde “Gelecek için Biz” çağrısıyla direk ilişki kurmuş değil ama bu çağrıya uyum gösterebilecek sayı telaffuz etmenizi söylesem ne söylersiniz? Ya da oran?

 Cihaner: Şöyle zaten bu çağrıyı yapan ve nasıl diyelim gündelik işlerini yürüten bir beş kişiyi biz parti meclisine girmek istemiştik onları önermiştik. Bu beş kişinin üç kişisi girdi. Yani bu özellikle de bir takım geleneksel CHP siyasetinin daha farklı olan bir takım dayanışmalarının, farkların tamamen dışında, tamamen teorik olarak o iddia ile ortaya çıktı. Sıra dışı bir şekilde üstelikte kurultaydan önce eleştirisini dile getirerek bir çeşit meydan okuyarak belli riskleri üstlenerek çıktı ve şu anda üç arkadaşımız parti meclisinde ama biz biliyoruz ki parti meclisinde aynı çizgiyi savunacak, aynı çizgiyi takip etmek isteyecek çok fazla arkadaşımız olacaktır. Kişisel temaslarımızdan çağrıya ya da manifestoya verdikleri olumlu tepkilerden görüyoruz.

 Böke: Ben de bunu çok kuvvetle destekleyeceğim. Bir kere şunun altını çizilelim; biz hiç birimiz şahsen bir koltuk için şahsi bir mücadeleye girmedik. Parti meclisine adaylığımızda da “Gelecek için Biz” diyenlerin beş temsilcisi bir arada parti meclisine aday oldu. Dolaysıyla aldığımız oy ve sağladığımız başarı en yüksek oylardan birinin gelecek için bize geldiğini gösteriyor yani “Gelecek için Biz” temsiliyetini sayı ile okumak değil bize düşen esasında bize o temsil yetkisini veren delegenin en yüksek oy ile “Gelecek için Biz” büyük parti yönetimine taşımız olması. Ama ben de Sayın Cihaner’e kuvvetle katılıyorum. Biz 10 günlük deneyimde şunu çok açık gördük; zaten “Hayır” iradesinde var olan, Adalet Yürüyüşü’nde gördüğümüz biraz daha geriye gidelim Gezi’de başlamış olan toplumsal muhalefetin sesini biz siyasete temsilciler olarak taşıyoruz. Bunun taşındığını kamuoyundan aldığımız hem destek hem de ilgi de gördük biz. Ama bunun ötesinde şimdi örgütün içinde delege bize şunu söylemiş oldu; devrim yapılması gerektiğine yüzde yüz katılıyoruz ve sizlerin temsilcilerinin -bakın kişisel olarak değil, bir temsiliyet olarak- sizlerin bu devrimi yapmak üzere içerde olmanızı da istiyoruz demiş oldular. Bize bir yetki verilmiş oldu. Biliyoruz ki delegenin sesi burada sadece bizim temsiliyetimizle hayat bulmayacaktır. Bu büyüyen bir hareket, büyüyen bir oluşum olacağı çok açık. Biz bu mücadeleyi vermeye devam edeceğiz.

Peki kurultay salonunda daha çok gözlemlediğiniz nokta delegelerden daha çok üyeleriniz de mi daha çok bir sempatiniz vardı yoksa bu delegelere sirayet etmiş durumda mıydı? Nedir gözleminiz? Cidden merak ediyorum.

 Böke: Delegeye sirayet ettiği aldığımız oyla belli esasında. Partinin içerisinde en yüksek iki oydan bir tanesi “Gelecek için Biz” aldık. Yani bugün geleceğin farklı şekillenmesine talep eden ve esasında bu talebimizin gerçekleşmesini biraz önce İlhan Bey de söyledi bunu çok önemsiyoruz biz. Bizim parti içinde bir iktidar talebi olmadı. Talebimizin Türkiye’deki iktidar alıp Türkiye’yi daha aydınlık bir geleceği taşımak için siyasetini farklılaştırma talebi olduğunu delegemizin okuduğunu görüyoruz. Yani statüye karşı bir devrim bir yenilenme bir değişim talebini aldığımız oy delegenin oyuyla ortaya koyuyor ama sahada gördüğümüz ilgi delege ile sınırlı değildi. İlhan Bey ile çok yoğun sadece biz değil ”Gelecek için Biz” bizim temsilcilerin her biri sahada müthiş yoğun bir ilgi ve heyecanın en önemlisi de umudun ve değişimin gerçekleştiğine dair inancın çokça paylaşıldığı anlar yaşadık. Sadece delegemizin verdiği oyla değil üyelerimizin desteği ile de en önemlisi de toplumun sesi olarak biz burada büyüdüğümüzü çok açık görüyoruz.

Biz artık CHP içerisinde bir takım tartışmalar olduğu zaman acaba bu konuda “Gelecek için Biz” ne diyor diye sizlere yüzümüzü dönecek miyiz bundan sonra? Böyle bir süreç mi ön görüyorsunuz?

 Cihaner: Umuyoruz. Sadece siz değil toplumun tamamı, kamuoyunun tamamı hatta giderek parti de ‘Gelecek için Biz’ in tarif ettiği siyaseti artık ana siyaset haline getirir zaten amaç da budur siyasi yapılarda, örgütlü yapılarda.

Peki parti meclisi kuşkusuz 2019’a doğru İstanbul’un, Ankara’nın belediye başkanlarını seçecek, milletvekili adaylarını seçecek en önemlisi Cumhurbaşkanı için adayı belirleyecek kurum. Dolayısıyla parti meclisinde ‘Gelecek için Biz’ in işi zor mu kolay mı? diye sorsam bu karar süreçlerinde ne yanıt verirsiniz?

 Cihaner: Biraz benim üçüncü döneminde parti meclisinde biz örneğin Cumhurbaşkanının seçimi ile ilgili olarak bir takım isimlerin speküle edilmesi üzerine ilk yaptığımız yorumlar birisi şuydu Abdullah Gül’ün ismi dolaştığı zaman: Abdullah Gül Cumhuriyet Halk Partisi’nin destekleyeceği ya da Cumhuriyet Halk Partisi’nin doğrudan adayı, Cumhurbaşkanı adayı olamaz. Olursa ya bilin ki biz orda değiliz biz orada oldukça olamaz ya da bu parti bizim partimiz değildir diye açıktan böyle bir iddiayı ortaya koyduk. Ben bunun etkisinin şu anda bile olduğunu düşünüyorum. Örneğin barışa dair çok cesaretle delege için bizden çıkan barış savunusunun bir çok insanları bu konuda daha çok rahatlattığını hatta partinin oluşan olumlu dönüş nedeniyle partinin dilini de biraz daha bu konuda rahatladığını dönüştüğünü görüyoruz. Zor olmayacaktır. Biz Cumhuriyet Halk Partisi içerisindeyiz ve ‘Gelecek için Biz’ tabii ki o çizgileri genişletmek için, çerçeveyi daha genişletmek için bir hat açma ile ortaya çıktı. Ama özünde Cumhuriyet Halk Partisi içinde siyaset yaptı.

 Böke: Ben bir ek yapayım. Biz asla kolaya talip değiliz. Türkiye’nin içinde olduğu zor koşulları biraz önce İlhan Bey de tarif etmişti, biz açık çağrımızda da esasında bunu söylemiştik. Bugün Türkiye’de, Cumhuriyet Halk Partisi de bir yol ayrımında. Ya umudu kapıdan içeri alacak ve bir fırsata dönüştürecek karşısında durduğumuz bu tabloyu ya da bu karanlık gittikçe daha yoğun bir şekilde üzerimize çökecek. Yani iş kolay bir iş değil. Ama biz kolay ya da zor üzerinden değil yapılabilir olduğunu bildiğimiz ve değişikliği bizim ortaya koyacağımız irademizin olduğu gerçeği ile bir yola çıktık zaten onun için zor mu, kolay mı diye hiç düşünmedik biz. Yapılabileceğini çok iyi biliriz. Çünkü biz yapmakta kararlıyız.

Peki Selin Hanım size sorsam. 2019 için Cumhurbaşkanlığı seçiminde CHP’nin destekleyeceği aday -isim zikretmenizi istemiyorum ancak- nasıl bir profil olmalı? Mesele Selin Sayek Böke, kurultayda en çok oyu alan ikinci isim, nasıl bir profil tarif eder bize?

 Cihaner: “En çok oy alan ikinci isim kendisi aday olmak ister mi?” diye soracaksınız zannettim bir an heyecanlandım.

 İkinci sorum oydu.

 Böke: ‘Gelecek için Biz’ in öngörüsünün ne kadar yüksek olduğunu bir kez daha görmüş oldunuz. Soruyu önden tahmin ettik. Şunu kuvvetle vurgulayalım. ‘Gelecek için Biz’ i diğer bütün siyasi tartışmalardan ayrıştıran en temel unsur; kişiler üzerine indirgenmiş bir siyasetin dışında değerler üzerine tartışan yani nasıl bir Türkiye hedefini ortaya koyup bu hedefte ulaşmak için hangi değerlerle siyaset yapacağını çok net, tavizsiz, cesaretle, özgüvenle tarif eden bir yaklaşım ortaya koymuştu. Aynı şeyi 2019 için Türkiye’nin de ihtiyacı olarak tarif ediyoruz. Yani kişilere indirgenmiş, kim aday olacak üzerinden tartışan bir siyaset değil. Hangi değerleri taşıyacak siyaseti Türkiye’de yaşatacak bir aday? diye konuşmak gerekiyor. Bu açıdan da biraz önce İlhan Bey’in söylediği gibi biz demokrasinin yıkımına ortak olmuş hiç kimsenin aday olmasına izin vermeyeceğimizi netlikle söylüyoruz. Bugün Türkiye’nin ihtiyacı olan 2019’da yeniden eksikleri giderilmiş parlamenter demokrasiye geçiştir. O zamanda güçlü ve parlamenter demokrasinin gerektirdiği değerleri özümsemiş, içselleştirmiş siyaseti ile ortaya koymuş bir adaya ihtiyacımız var. Biz bunu çok net tarif ettik. Bugün Türkiye’yi sağ muhafazakârdır deyip, öyle okuyan bir siyasi anlayışla değil. Türkiye’de eşitlik isteyen, adalet isteyen, özgürlük isteyen, barış isteyen milyonların yüzde ellinin çok ötesinde bir toplum olduğu gerçeğinden hareket eden, bu değerlerinde sol değerler olduğunu gerçeğini içselleştirmiş ve Atatürk Cumhuriyet Devrimlerine, laikliğe, halkçılığa, milliyetçiliğe, samimiyetle savunan ve buna sarılmış bir adaydır bizim aradığımız. Birde Türkiye genç ve dinamik bir ülke bu gençliği ve dinamizmi tıkanmış siyasetin içine taşıyacak bir profile bir siyasete ihtiyacımız var. Bizim talip olduğumuz zaten bu statükodan anladığımız şey var olanı koruma, muhafaza etme isteği. Oysa biz daha genç daha dinamik, yenilemekten, yenilenmekten korkmayan ve yenilenmenin kimi zaman öz eleştiri gerektirdiğinin farkında olan bir siyaseti ortaya koyuyoruz. Bizim bu siyasetimizle uyumlu bir adayın Türkiye’yi de nasıl ki Cumhuriyet Halk Partisi’ne biz yenilenmeyi yapacaksak Türkiye’de de bir yenilenme yapacağını çok net görüyoruz.

Aslında benim sorum değil Sayın Cihaner’in sorusu diye hafifleteyim olayı. Sayın Böke’nin bir adaylığı söz konusu olabilir mi bir teklif gelirse?

 Böke: “Gelecek içi Biz” koltuklar için mücadele eden bir siyaset değil. Siyasi değerlerine hem söylemsel hem eylemsel yaşatan siyaseti ortaya koyma iddiasındayız. Onun içinde koltuklar için siyaset tarifini kendi açımızdan çok yanlış buluruz. Ama biraz önce tarif ettiğim…

Cihaner: Yani halkım isterse neden olmasın diyor.

 Böke: Belki düşünebiliriz ‘Gelecek için Biz. Şakası bir yana.

 Cihaner: Bu Cumhurbaşkanlığı bu sistemi kurgulayanlar aslında çok iyi biliyorlar. Gündemlerini adım, adım realize ediyorlar. Bir dönem örneğin koalisyonların ülke için ne kadar kötü olduğunu sürekli propaganda ederken şimdi koalisyonların hukuki alt yapısını üstelik bir program etrafında olmadan siyasi iş birliği gibi bir cephe oluşturabilecek bir şekilde daha tehlikeli bir koalisyonun hukuki alt yapısını hazırlıyorlar. Tüm bunlar anayasadaki yapılan değişiklikler en önemlisi de toplumsal yapıdan artık kalıcılaşan bu yarınmış bu toplum hali yeni siyasal kodları da beraberinde getirdi. Artık kafamızda eskisi gibi bir Cumhurbaşkanı profili olamaması lazım kodlara uygun olması lazım. Bu kodları karşılayacak bir profil ortaya çıkarsa, çıkarılırsa biz de destekleriz. Hatta bu bizim içimizden de çıkabilir ama bu soru çok erken bir soru. Türkiye çok hızlı değişiyor siyasi iklimi yani şu anda siyaset Tayyip Erdoğan özellikle Cumhurbaşkanlığı özelinde Tayyip Erdoğan karşıtlı ve yandaşlı ya da muhafazakarlık, merkez sağ siyaseti önceleyen, Türkiye toplumunun durağan bir şekilde önemli bir kısmının, yüzde yetmişinin muhafazakar olduğu üzerinden tartışılıyor. Ama biz çelişkiyi, kavgayı, mücadeleyi siyasi daha çok ezen, ezilen egemenlik ilişkileri üzerinden yüzde 99 ile yüzde bir arasında kurgulamaya çalışıyoruz. Bunun koşullarını karşılayacak birini de çıkaracaktır ülkemiz.

Kurultay sürecinde aslında en ciddi teorik tartışmayı sizin bildiriniz açtı ama onun üzerine biz yaptığımız yayınlarda ki CHP’nin başka önemli isimleri de konuk oldular şöyle bir anlayış da var. CHP’de parti meclisinde de temsilcilerin olduğunu düşünüyorum. 2019’a doğru CHP dışındaki seçmenleri de ürkütmeyen, onları da kapsayan bir dil geliştirmek gerekli 2019’a 50+1’i ancak bu şekilde aşarız diye de bir görüşte var. Bu görüşün temsilcileri parti meclisinde ve bize söylediği için Oğuz Kaan Salıcı’yı mesela örnek verebilirim. Salıcı, bu görüşü savunanlardan. Bu görüşü savunanlarla sizin gibi parti sol değerleri öne çıkarmalı diyenler arasında parti içinde bir mücadele öngörebilir miyiz?

 Cihaner: Zaten bu teorik düzeyde CHP ya da CHP dışında yürüyen bir tartışma. Biz seçmen davranışının tarihselliğin herhangi bir anında kalıplaşmış olarak anılmasının büyük bir yanılgı olarak görüyoruz. Bu seçmenin tercihinin değişmeyeceği gibi merkez sağ, sol gibi kavramların işaret ettiği toplumsal ilişiklerinin aynı kalacağı. Dolayısıyla siyasetin oraya gitmesi gerektiği gibi diliyle, ürettiği siyasi hükümle oraya gitmesi gibi bir ön kabulü gerektirir. Bu çok statik bir toplum anlayışı, statik bir siyaset anlayışı. Ne merkez yerinde durur, ne sağ aynı yerde durur, ne sol aynı yerde durur. Özellikle sizin bahsettiğiniz yaklaşımın en büyük yanılgısı Cumhuriyet Halk Partisi içinde ve dışında, Anayasa Referandumu gibi öznel bir durumdaki Evet, Hayır gibi sadeleştirmiş bir tercih üzerinde çok kolay ortaklaştırılabilir bir tercih üzerinde okunuyor olması . Ama artık Cumhurbaşkanlığı seçimi ile birlikte iktidarın genel yönetimlerden servet transferine, ekonomi politika belirlemelerinden, dış politikaya, tüm demokrasiye belirlemeden, parlamentoyu domine etmeye kadar çok yoğunlaşmış gücü kullanacak bir yapıdan bahsediyoruz. Bu yapı anayasa referandumunda ki o sadeleşmiş tercihlerle yürütülemez, toparlanamaz. Bunun örneklerini gördük. Ben hep şu iki örneği veriyorum. Bir tanesi Afrin Operasyonu sonrasında barış kavramı etrafında meydana çıkan tartışmalar. Şimdi orada örneğin Hayır oyunun en önemli taşıyıcılarından biri olan Cumhuriyet Halk Partisi’nden sonra kitlesel olarak seçmen tercihi olarak HDP idi. HDP’nin tutumu ile Cumhuriyet Halk Partisi’nin tutumu farklılaştı. Cumhuriyet Halk Partisi peşinen Afrin operasyonunu olumladı, gerçi sonradan rezervlerini koydu. Ama HDP çok farklı bir konum aldı. Eğer bu yapılar seçmenleri üzerinde bir temsiliyet ilişkisi varsa  bu yapıların bir arada Cumhurbaşkanlığına gitmesi çok kolay olmayacaktır ya da Saadet Partisi ile Cumhuriyet Halk Partisi’nin müftü nikahı üzerine ya da laiklik olgusu üzerinden aynı pozisyonu sürdürmeleri mümkün olmayacaktır. Çok kırılgan olur böyle bir yapı. Biz onun içindir ki böyle konjonktür, tarihsel kategorilere işaret eden ve Türkiye giriş siyaseti çok hızlı değişen bu tarz kırılgan birlikteliklerin değil tam tersi evrensel ,insanlığın neredeyse var olduğu ondan beri yürüyen bir tarihin olduğu bir çelişkiye işaret ediyoruz. Sınıf temelli, sol değerlere işaret eden bir çelişki üzerinden kurulursa hem muhafazakar yurttaşları yakalayabiliriz, hem HDP gibi geleneksel Kürt hareketi üzerinde daha inandırıcı olabilir ve Türkiye’ye umut olabilir. Gerisi altın tepsi içerisinde hala egemenlere iktidarı bir kez daha teslim etmek olacaktır. En basit tanımıyla ben bunu aymazlık olarak görüyorum.

Böke: Ben bir ekleme yapmak istiyorum. Bizim iddiamız esasında tam da Cihaner’in söylediği gibi yüzde 50+1 iddiası değil. Yüzde 50+1’i bugünkü konjonktüründen üzerinden bir arada tutan değil açık hakikaten evrensel sol değerler üzerinden bir araya getirecek bir zamanı bulgu da var yakalamamız gereken. Yani bugün Türkiye’de AKP çok açık bir sınıf siyaseti ortaya koyuyor ve öyle bir sınıf siyaseti ortaya koyuyor ki hani artık sağ sol kalmamıştır diyenlerin yalancı çıkartacak derecede çok somut bir sınıf siyaseti var. Yani şöyle söylüyor “Benim tercihim rantçı sermayenden yanadır.” Diyor. Bu rantçı sermayenden tercihle esasında tek adam rejimi inşa etme gayreti birbiri ile çok örtüşen bir dinamik ortaya çıkartıyor. Oysa biz diyoruz ki yüzde 99, ezilmiş olan, sömürülmüş olan, eskiden sekiz saat çalışırken bugün güvencesiz 14 saat çalışıyor olan, eskiden sendikalı yapıların içerisinde bir örgütlenmeyle kendi sesini çıkarma imkanları olanların, sesi kısılmışken ortaya koyulacak siyaset yüzde 99’u bu değerler üzerinden bir araya getirilmek üzerine kurgulanmalı. Yani bizim iddiamız yüzde 50+1 iddiası değil, bizim iddiamız bugün egemenler tarafından eziliyor olan yüzde 99’u bir araya getirme iddiasıdır. Bu iddiayı çekinerek aman bize ne derler diye yaptığımız, işte barış diyenler göz altına alınıyorlar. Cumhuriyet Halk Partisi ilk gün Afrin operasyonunda barış deme cesaretine gösterseydi belki Türk Tabipler Birliğinin gözaltı süreci yaşanmayacaktı. Biz bugün olmamış gereken bir gözaltı süreci bitti diye sevinmeyecektik. Dolayısıyla bizim ortaya koyduğumuz siyasi anlayış tam da partinin büyümesi ama en önemlisi çok ihtiyaç duyulacak toplumsal ittifakın doğru değerler etrafında ve kalıcı bir biçimde şekillenmesine imkan verecektir. Bu tartışmalar sürecektir ama hiç şüphemiz yok ki bugün zamanın ruhu ve dünyada ki demokrasi krizinden bütün batılı ülkelerin çıkış yolu olarak ilk adımlarını gördüğümüz bu değişim Türkiye’de de gerçekleşecek ve bizim ortaya koyduğumuz “Gelecek için Biz” siyasetin Türkiye’yi mutlaka bu açıdan yüzde 99’u bir araya getirerek toplumsal barışı sağlayan bir aydınlık geleceği kuracak.

Cihaner: Vallahi ben ikna oldum. Siz ikna oldunuz mu bilmiyorum?

 Herhalde burada ilk önce ikna etmeniz gerekenler kendi parti temsilcisiniz gibi geliyor bana toplumdan önce. Ne dersiniz? Bunda başarılı olabilecek misiniz?

 Cihaner: Bu sadece Cumhuriyet Halk Partisi’nin içince yürüyen bir tartışma değil. Dünyada da yürüyor. Yani özellikle neo-liberalizmin krizi ile onun güvenlik anlayışının yarattığı dünyada ki büyük algı olursa benzer tartışmalar dünyanın her yerinde yapılıyor bizim payımıza da bunlar düşüyor ama inanın en hızlı refleksi Cumhuriyet Halk Partisinin parti meclisi verecektir. Zaten bu mücadeleyi daha etkin bir şekilde vermek içinde arkadaşlarımız orada olacak, hepimiz de partideyiz zaten.

 Böke: Şunu da söyleyelim çağrıyı yaparken bizler tespiti yapmıştık. Yani bugün halktan gelen siyaset talebiyle Cumhuriyet Halk Partisinin bugüne kadar ortaya koymuş olduğu tüm anlayışı arasında bir uçurum açılmış vaziyette bu uçurumun kapanması gerekiyor. Ama bu uçurumun kapanması için bizim tabii ki parti meclisinden ortak kararlar çıkartacak mücadeleyi vermemiz gerekiyor ama tekrar ediyorum bizim ortaya koyduğumuz siyasi anlayış bir meclisi ikna etmekte sınırlı bir anlayış olamaz biz toplumla, halkla birlikte bunu inşa edilmesi gerektiğini savunuyoruz. Dolayısıyla bizim ikna etmek değil, zaten var olan dinamikleri canlı tutacak Cumhuriyet Halk Partisinin burada öncü kılacak bir mücadelenin parçasıyız ve bu mücadele çağrımızı kurultaya giderken koltuklar için yapmadığımızı bugün sizinle bir araya gelip “Biz yine buradayız, devam ediyoruz” anlayışımızla ortaya koyduğumuzun da altını çizmek istiyoruz. Çünkü kurultaya dönük yapılan bir siyaset değildi bizimkisi. Türkiye için bir iddia idi ve Türkiye’nin sorunları devam ediyor.

Cihaner: Bir şey daha eklemek istiyorum. Siz dediniz ki burada bizi ikna etmekten daha önce parti meclisini, genel başkanı ikna etmeniz gerekir gibi bir şey dediniz. Biz tam tersi sizleri ikna etmek istiyoruz bu düşünceye. Çünkü zaten partinin dışına çıkıp dış kitleleri ikna edemezsek biz parti içerisine iki gündür maalesef hatta iki gündür değil 10-15 gündür biraz içimize kapandık. Biz kurultay belki de bu tartışmaları yaparken örneğin Reyhanlı da binlerce yurttaşımız yaşamsal tehdit altındaydı onun için biz tam tersi partiden önce sizleri ikna edersek zaten bizim kafamızda ki siyasi örgütler, siyasi yapılanmalar da belirlediği dünyanın yürütülüşüdür. Onun için asıl ikna edilecek olanlar sizlersiniz.

Teşekkürler. O zaman şöyle bir soru ile bitirmek istiyorum. İkinizden de rica edeceğim bunu. Genel olarak CHP Kurultayı’na ilişkin değerlendirmelerde çok fazla bir şey değişmedi görüşü hakim. Sizin gözünüzden Selin Sayen Böke’den 36. CHP Olağan Kurultayı İlhan Cihaner’in gözünden 36. CHP Olağan Kurultayı bir kırılma kurultayı mıydı yoksa gerçekten her şey aynı mıydı? Sizin gözünüzden bir kaç cümle duymak isterim bu hafta sonunu özetlemeniz için.

 Böke: Biz yenilik talebinin temsilcileri olarak bu iradeyi ısrarla devam etmekte olan siyasetçiler olarak aslında çok açık söyleyebiliriz bizim açımızdan bize verilmiş olan temsil yetkisi ve çok açık destekle birlikte bizim açımızdan siyasetin umut barındırdığı ama mücadelenin yoğun olacağına dair işaretlerin varlıklarını gördüğümüz kurultay oldu. Yayının başında Cihaner çok önem verdiğim bir şey söyledi biz ortaya çıkarken bütün samimiyetimizle ve kendimiz olarak ortaya çıktık. Biz birbiri ile bağlantılı, var olan yerel yönetimlerden destek alan değil veyahut kendini belli toplumsal kesimlere dayayan değil hakikaten toplumun bir arada yaşaması ile ortaya çıkacağı dinamiğin temsil eden ve bunu samimiyet ile ortaya koyan bir belki de siyaset ortaya çıkar. Bu siyasetinde var olması talebi esasında bu kurultayın değişim için hala bir fırsat taşıdığını gösteriyor. Biz de bu fırsatı değerlendirmek için buradayız.

Sayın Cihaner?

 Cihaner: Aslında ben biraz daha çok şeyin değiştiğini düşünüyorum. Bir kere parti içerisindeki tartışmaları kurultayda tüketmiş olmayı belki de buna ek olarak söyleyeyim, olmayı umarak arkamızda bıraktık. Bu artık parti içerisinde ki parti mekanizmalarıyla yürüyecektir ama Cumhuriyet Halk Partisi Türkiye için, Ortadoğu için, dünya için önemli. Türkiye’de demokratik tartışmalarının yürütüldüğü TBMM’deki tek parti diyebiliriz CHP için. Burada çok önemli bir şey değişti. Partiye egemen olan ana akım iki anlayışın daha doğrusu parti içi yarışa egemen olan genellikle onun etrafında kümelenen parti içi siyasetin iki kutbun dışında üçüncü bir kutup vardı. Onunda ortaya üstelikle Selin Hanım’ın söylediği o partinin geleneksel dinamiklerin dışında toplumu tamamen kapsayabilecek, bir umut olabilecek ipuçlarını gördük. Hatta güçlü işaretlerini gördük. Onun için bence bu kurultayda çok şey değişti. Ama şunu da söylemek lazım ortaya çıkan tablo Türkiye için 2019’a giderken ne kadar umut olur, ne kadar bu değişimi, dönüşümü yakalar AKP’nin Türkiye’yi götürmek istediği tehlikeye karşı ne kadar yetkin bir politik tutum belirler önümüzdeki günlerde göreceğiz. Bizim arkadaşlarımıza güvenimiz var özellikle “Gelecek için Biz” bunun mücadelesini orada yapacaktır diye düşünüyorum. Partinin kuralları çerçevesinde.

 Böke: Sorumluluğumuz farkındayız.

Size o zaman kolay gelsin demek düşer bize. Sayın Selin Sayek Böke, Sayın İlahn Cihaner teşekkürler, kırmadınız yayınımıza katıldınız. Kolay gelsin.

 Böke: Teşekkürler.

Cihaner: Teşekkürler

 

 

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus