Açık oturum (523) | Hedef CHP üzerinden muhalefeti tasfiye etmek mi?

İstanbul (Medyascope) – Mahkemenin CHP ile ilgili “mutlak butlan” kararı vermesiyle başlayan siyasi krizin ele alındığı “Hedef CHP üzerinden muhalefeti tasfiye etmek mi?” başlıklı programa katılan CHP’nin seçilmiş Genel Başkan Yardımcısı Suat Özçağdaş, partinin atanmış yönetimi tarafından vekillikten azledilen eski milletvekili Atilla Kart, İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu’nun Basın Danışmanı Murat İde ve siyasetçi Nesrin Nas, Göksel Göksu’nun sorularını cevapladı

Suat Özçağdaş: Karar mercii, grubun seçtiği yönetim

Açık Oturum’un “Hedef CHP üzerinden muhalefeti tasfiye etmek mi?” başlıklı 523. bölümünde “Kemal Kılıçdaroğlu’nun grupta konuşma yapması mümkün mü?” sorusunu yanıtlayan Suat Özçağdaş, karar merciinin yalnızca CHP Meclis Grubu olduğunu söyledi.

Özçağdaş, grup iç yönetmeliğini göstererek “Grubun yapacağı bütün faaliyetler grup başkanı, üç grup başkanvekili ve dokuz yöneticinin kararıyla oluşur. Her yetkiye grup yönetimi haizdir. Kimin konuşmasını uygun görürse, onun üzerinden yürür” dedi ve tartışmanın hukuki açıdan uzatılmasının anlamlı olmadığını savundu.

Özçağdaş: “Üç sac ayağında yürüyen bir süreç yürütülüyor”

Özçağdaş, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın iktidarını kaybedeceğini gördüğünü ve iktidarın uzun süredir üç hedef üzerinden hareket ettiğini kaydetti:

“Birincisi, ‘Ben AKP olarak CHP ile yarışamıyorum, yenemem. CHP’den kurtulmam lazım, MHP’lileştirmem lazım’ diyor. İkincisi, ‘Ben Recep Tayyip Erdoğan olarak Ekrem İmamoğlu’yla baş edemem. Aday olarak ondan kurtulmam lazım’ diyor. Diploma davası odur, İBB meselesi odur, yaşanan bütün davalar odur. Üçüncüsü ise ‘buna kimsenin itiraz etmemesi lazım’ diyor. ‘Toplumun itirazını da engellemem lazım’ diyor.”

Özçağdaş, yargının araçsallaştırıldığını savunarak şunları söyledi:

“Bir takım hazımsızların, yargının araçsallaştırılması konusunda kafası çok net olan AKP ile işbirliği yaparak olur olmaz davalar açması ve Türk hukuk sisteminde karşılığı olmayan kararlar çıkartması söz konusu. Bazılarını denediler olmadı, onuncu mahkeme bulundu. Vatandaş bunların hepsini görüyor, notunu vermiş durumda.”

CHP tabanının yaşanan süreç konusunda kararını verdiğini söyleyen Özçağdaş, “parti kapatma” benzetmesini de şu sözlerle açıkladı:

“Cumhuriyet Halk Partililerin tamamı olan bitenle ilgili karar vermiş durumda. Genel başkanımızın ‘parti bir tür kapatmayla karşı karşıyadır’ demesinin nedeni budur. Çünkü partinin siyaset üretmesini isteyen bir akıl yok.”

Hedef CHP üzerinden
Açık oturum (523) | Hedef CHP üzerinden muhalefeti tasfiye etmek mi?

Murat İde: Bugün CHP’ye yapılan yarın her partiye yapılabilir

Yaşananların yalnızca CHP’nin sorunu olarak görülmemesi gerektiğini belirten Murat İde doğrudan demokrasi ve seçme-seçilme hakkının hedef alındığını söyledi:

“Ana muhalefet partisinin toplumsal desteği elbette diğer partilerden çok daha yüksek. Böyle bir toplumsal desteğe ve güce karşı bu kadar hoyratça davranabilen bir anlayışın diğer partilere karşı neler yapabileceğini düşünmek bile istemiyoruz.”

Seçme hakkının demokratik sistemin temel güvencesi olduğuna dikkat çeke İde, “Savunduğumuz şey, demokrasinin ve hukukun vatandaşa, siyasi partilere verdiği hakların muhafazası. Çünkü bu hakkı bugün koruyamazsanız yarın söyleyecek sözünüz de olmaz” dedi.

Müsavat Dervişoğlu’nun çağrısını değerlendiren Murat İde, önümüzdeki dönemde muhalefet arasındaki işbirliğinin daha görünür olacağını vurguladı:

“Cumhuriyet ortak paydasında, millet menfaatini gözeten kaygılarla bir arada mücadele etmekten bahsediyor. Cumhuriyet’in değerlerini korumak ve milletin menfaatlerini savunmak için birlikte hareket etmek gerektiğini söylüyor. Artık bir cumhuriyet kavgası, bir hürriyet kavgası var. Safları sıklaştırmamız gerekiyor. Bu safların önümüzdeki dönemde daha da sıklaşacağını düşünüyorum.”

Nesrin Nas: “Bu hukuki değil, siyasi bir operasyondur”

Nesrin Nas, yaşananların hukuki bir süreç gibi değerlendirilmesini yanlış bulduğunu belirterek kararın siyasi olduğunu, hukuğun yalnızca bir aparat olarak kullanıldığını savundu. Nas şunları söyledi:

“CHP elbette hukuk koridorlarında hakkını arayacaktır ama bunun olumlu sonuçlanabilmesi için en yukarıdaki kişinin, yürütmenin başındaki kişinin artık burada noktayı koyun demesi gerekiyor. Karşımızda bir parti devleti falan yok. Erdoğan iktidarı devleti içine almış, yutmuştur. Ayrı bir devletten söz edemeyiz. Gücü de buradan geliyor, kırılganlığı da buradan geliyor.”

Yeni anayasa tartışmalarına da değinen Nas, asıl hedefin Erdoğan’ın yeniden adaylığı olmadığını söyledi; 

“Önümüze öyle bir anayasa gelecek ki bundan sonra biz herhangi bir hak ihlalinde ‘bu bizim anayasal hakkımız’ diyemeyeceğiz. İktidara karşı siyaset yoluyla rekabet etmek anayasal suç haline getirilecek. Bu rejim 2015’ten beri lineer, kümülatif ve sıçramalı biçimde otoriterleşiyor ve şimdi çemberi kapatmak istiyor.”

“Özgür Özel’i halk lider olarak seçti”

Nesrin Nas, CHP’nin mevcut yönetiminin önündeki en büyük görevin toplumsal umudu korumak olduğunu söyledi:

“Halk Özgür Özel’i lider olarak seçti, arkasına düştü. Bu sizi liderliğe taşırken omuzlarınıza çok ağır bir yük de yüklüyor. Eğer bu insanların önüne umut penceresi açamazsanız o insanlar çok hızlı şekilde arkanızdan çekilir. Kapılacakları umutsuzluk çok daha derin olur. Bu çok açık biçimde Türkiye’nin gaspıdır. Türkiye siyasetiyle, ekonomisiyle yeniden dizayn ediliyor. Meseleyi CHP’nin iç çatışması gibi göstermek Erdoğan’ın istediği sonuç olur.”

Atilla Kart: “450 kilometre yürüyeceğine YSK’ya 5 kilometre yürü”

Atanmış CHP yönetiminin görevden azlettiği Atilla Kart da 2017 referandumunda kullanılan mühürsüz oylara itiraz edilmesine ilişkin yürüttüğü Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) sürecinin CHP yönetimi tarafından engellendiğini iddia etti:

“Danıştay’dan sonuç alamayacağımı biliyordum. Ama AİHM’e gitmek için iç hukuk yollarını tamamlamak gerekiyordu. Bir yıl sürecek işleri 45 günde tamamladım. Kırk beş sayfalık AİHM dilekçesini ve yüzlerce sayfalık ekleri hazırladım. Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’na anlattım. Tamam dedi. Sadece uçak bileti istedim. Daha sonra bana açma dediler.”

Kart, yaşadığı hayal kırıklığını şu sözlerle anlattı:

“Telefonu birbirimizin yüzüne kapattık. Yaşadığım travmayı anlatmama gerek yok. Sonra davayı Atilla Kart olarak açtım. AİHM’in eski başkanı Jean-Paul Costa ile görüştüm. Dosyayı inceledi ve her sayfanın sonunda ‘mükemmel’ dedi. Ama son sayfaya geldiğinde rengi değişti. ‘Türkiye’de CHP adına dava açıyorsun, buraya Atilla Kart olarak geliyorsun. Bu ciddi bir sorun’ dedi.”

Kart, Kılıçdaroğlu’nu da sert sözlerle eleştirdi:

“Kemal Bey siyasetçi falan değil. Kemal Bey edilgen bir bürokrattır. Kendisine çizilen çerçevenin dışına çıkamaz. 450 kilometre yürüyüp Ankara’dan İstanbul’a gitmek yerine CHP Genel Merkezi’nden YSK’ya yürürdü. Ben olsam iki milletvekili arkadaşımla YSK’nın önüne sandalyemi atar, dünyayı başlarına yıkardım.”

Kart’a göre Türkiye artık demokratik tepkinin örgütlenmesi gereken bir döneme girmiş durumda:

“Türkiye çoktan meşru direnme şartları içine girmiş bir ülke konumundadır. Bütün mesele bunu bir iç çatışmaya yol açmadan, provokasyonlara kapılmadan demokratik ve etkili bir tepki süreci olarak sürdürebilmektir. Cumhuriyet ve demokrasi değerleri üzerinden bir dayanışmadan söz ediyoruz. Bu umudu, bu dayanışma gücünü topluma yansıtmak gerekiyor. Cumhuriyet Halk Partisi’nin tarihinde cumhuriyete ve demokrasiye sahip çıkan güçlü bir damar vardır. O damarı yeniden hayata geçirmek bugünkü Özgür Özel yönetiminin görevi ve sorumluluğudur.”

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.