Açık Oturum (531) | YENİ Parti gemisine “Bana da yer var mı?” diyenler de binebilecek mi? 

İSTANBUL (Medyascope) – CHP’deki krizin ardından Özgür Özel ve arkadaşlarının kurduğu YENİ Parti’nin ele alındığı Açık Oturum’da, partinin olağanüstü koşullarda kuruluşunun yol açtığı avantajlar ve dezavantajlar tartışıldı. Göksel Göksu’nun sorularını yanıtlayan Prof. Dr. Murat Somer, Prof. Dr. Ali Çarkoğlu ve Doç. Dr. Onur Alp Yılmaz, YENİ Parti’nin Türkiye’de demokrasinin yeniden inşasında üstlenebileceği rolü değerlendirdi.

Videonun özeti

Bu özet yapay zekâ tarafından hazırlanmış ve editör tarafından kontrol edilmiştir.
  • YENİ Parti olağanüstü koşullarda kurulmuş bir parti. Bu durum hem avantaj hem dezavantaj oluşturuyor.
  • Bağış kampanyası, toplumun YENİ Parti’yi finanse etme yöntemini sorguluyor ve muhalefetin gücünü artırabileceğini gösteriyor.
  • Partinin kimlik siyaseti yerine, Türkiye’yi nereye götüreceği üzerine odaklanması gerektiği vurgulanıyor.
  • Ali Çarkoğlu, YENİ Parti’nin diğer muhalefet partileriyle işbirliği yapmasının önemine dikkat çekiyor.
  • Kadri Gürsel’in eleştirileri, YENİ Parti’nin akademik ve entelektüel birikimi siyasete dahil etme potansiyelini öne çıkarıyor.

Murat Somer: “Bu parti olağanüstü koşullarda kurulmuş bir parti”

Göksel Göksu’nun YENİ Parti’nin avantajları ve dezavantajlarına ilişkin sorusunu yanıtlayan Murat Somer, partinin sıradan bir siyasal rekabetin ürünü olmadığını söyledi.

“Bu parti olağanüstü koşullarda kurulmuş olan bir parti. Zaten kurulması da bana göre gerekiyordu. Olağanüstü koşullarda kurulmuş olması onun hem en büyük avantajı hem de dezavantajı.”

Somer, partinin demokratik siyasete yönelik müdahalelerin ardından ortaya çıktığını belirterek şu değerlendirmeyi yaptı:

“Bir yandan Türkiye’nin önemli meselelerinden biri olan Kürt meselesinde tarihi bir süreç yürürken, diğer yandan gerçek muhalefetin olmadığı bir rejim inşasına yönelik çok açık bir süreç yaşanıyor. Her sabah yeni bir gözaltı, yeni bir tutuklama haberiyle uyanıyoruz. Toplum ya bu yeni rejimi kabul edecek ya da demokrasiye geri dönecek. Aslında önümüzde bir yol ayrımı var.”

“Bağışlar” tartışması: Toplum YENİ Parti’yi finanse edebilir mi?

Programın dikkat çeken başlıklarından biri de YENİ Parti’nin başlattığı bağış kampanyası oldu.

“Toplumun finanse ettiği bir siyasi parti dünyada mümkün mü?” sorusunu yanıtlayan Onur Alp Yılmaz, bağış modelinin sadece ekonomik değil siyasal bir tercih olduğunu söyledi.

“Dün bir bağış kampanyası başladı. Bunu önemsiyorum. Çünkü bunun dışında herhangi bir finansman modelinde iktidarın bu kadroların siyaseten barınmasına müsaade edeceğini zannetmiyorum.”

Yılmaz, toplumun doğrudan finanse ettiği bir yapının muhalefetin kırılganlığını azaltacağını savundu.

Ali Çarkoğlu ise bağış yönteminin önemli riskler taşıdığı görüşünde olduğunu belirtti:

“Türkiye’de böyle bir gelenek açıkçası yok. Elbette denenmeye değer ama bu da bir risk taşıyor. Yarın ‘Kaç para topladınız?’ diye soracaklar. Beklenen karşılık oluşmazsa bu kez sizin aleyhinize işler.”

YENİ Parti gemisine
YENİ Parti gemisine “Bana da yer var mı?” diyenler de binebilecek mi? 

Murat Somer: “Asıl soru geminin nereye gittiği”

Partinin kapsayıcılığı ve kimlik siyasetine ilişkin soruları yanıtlayan Murat Somer, YENİ Parti’nin de seçmene nasıl bir gelecek tasavvuru sunduğunu anlatması gerektiğine dikkat çekti:

“Bir partinin söylemi, her partinin çizgisinin bir hikâyesi vardır ve her hikâyede her tema aynı öncelikte değildir. Ana tema vardır ama onun altında da dinleyene hikâyeyi cazip kılan alt hikâyeler bulunur. Bugünkü siyasal tabloyu da şöyle açıklayabiliriz: Önümüzde iki gemi var. Biri iktidarın gemisi. İktidar ‘Benim gemime bin, sana güvenlik sağlayacağım, nasıl bir düzen kurulacağını biliyorsun, kimin yöneteceği belli olacak’ diyor. Muhalefetin ve YENİ Parti’nin yapması gereken ise buna karşı kendi gemisini ortaya koyup topluma ‘Bizim gemimize bin’ diyebilmek.”

Somer’e göre seçmenin kararını belirleyecek temel unsur, kimlik tartışmalarından önce bu “geminin” Türkiye’yi nereye götüreceği olacak:

“İnsanlar neden o gemiye binmek istesin? Bunu belirleyecek olan şey geminin nereye gideceğidir. Çocuğun nerede olacak? Toplumu nereye götüreceğim? Farklı etnik kimliklerden, ideolojilerden ve toplumsal kesimlerden insanların siyasal tercihini belirleyecek olan da budur; mevcut düzene karşı nasıl bir düzen önerdiğinizdir.”

Somer’e göre kimlik siyaseti ise bu ana hikâyenin yerine geçmemeli.

“Kimlik siyasetinin rolü şu olacak: Ben bu geminin yönünü beğendim ama o gemide bana yer var mı? Bana bir sandalye var mı? Asıl soru budur. Öncelikle her kesimden insanın bu gemiye binmesini sağlayacak olan şey, ortaya koyacağınız dönüştürücü projedir.”

Ali Çarkoğlu: “Gemideki diğer partileri unutmamak gerekiyor”

Muhalefetin geleceğine ilişkin soruları yanıtlayan Ali Çarkoğlu ise YENİ Parti’nin diğer muhalefet partileriyle ilişkisine dikkat çekti:

“Kendi pozisyonlarını açıklarken, kendileriyle aslında aynı gemide olan, birlikte demokrasiyi kuracakları diğer partileri de düşünmeleri lazım. Bunun başında elbette Kürtler ve DEM Parti geliyor ama sadece onlar değil. Muhalif cenahtaki partiler aslında birbirlerinin rakibi değiller.”

Çarkoğlu, Altılı Masa deneyiminin başarısızlık gerekçesi yapılarak işbirliği fikrinden vazgeçilmemesi gerektiğini söyledi.

“Esas soru demokrasinin yeniden inşası”

Ali Çarkoğlu, programın en önemli başlığının Türkiye’de demokrasinin geleceği olduğunu vurguladı:

“Şu anda yapılması gereken hesap seçim hesabı değil. Esas soru Türkiye’de demokrasinin yeniden inşası. Dolayısıyla muhalefetin kendi arasında doğal bir iş birliği zemini var. YENİ Parti bu süreçte liderlik edebilir ama bunu diğer partileri dışlamadan yapmak zorunda.”

Kadri Gürsel’in eleştirisi: “Siyaset, iletişimcilere ve gazetecilere terk edilmemeli”

Murat Somer, soru üzerine Kadri Gürsel’in YENİ Parti’ye yapılan öneri ve eleştirilere yönelik “Ben siyasetin iletişimcilere ve gazetecilere terk edilmemesi gerektiğini düşünüyorum. Yeni parti bu engeli nasıl aşar bilemiyorum. Umarım aşar ve kendi organik entelektüellerine görev verir ve onları seferber eder” sözlerine de değindi: 

Gürsel’e katıldığını ifade eden Somer, YENİ Parti’nin en önemli avantajlarından birinin Türkiye’nin akademik ve entelektüel birikimini siyaset üretim süreçlerine dahil edebilme potansiyeli olduğunu söyledi.

“Kadri Bey’in söylediğine çok katılıyorum. Geçmişte de Cumhuriyet Halk Partisi için geçerliydi; Türkiye’nin belki en yüksek kapasiteye sahip organik entelektüelleri YENİ Parti’ye destek veren ya da verebilecek insanlar arasında. Ancak geçmişte bu insanlarla parti arasında sağlıklı bir ilişki kurulamadı. Katkıları alındı ama stratejiler daha çok profesyonel iletişimcilerin ve araştırmacıların yönlendirmesiyle belirlendi. Oysa özellikle içinde bulunduğumuz olağanüstü koşullarda organik entelektüellerin çok daha belirleyici olması gerekiyor.”

Onur Alp Yılmaz: “‘Seni başkan yaptırmayacağız’ dediği için tutuklandı”

Onur Alp Yılmaz, programın sonunda Türkiye’deki siyasal dönüşümü Selahattin Demirtaş örneği üzerinden anlattı.

“Selahattin Demirtaş bundan on yıl önce ‘Seni başkan yaptırmayacağız’ dediği için bu ülkede terörist denerek tutuklandı. Bugün ise Abdullah Öcalan muhtemelen (bize böyle denmiyor ama) ‘Seni başkan yaptıracağız’ dediği için siyasi bir aktör gibi muamele görüyor. Yani bir tarafta Selahattin Demirtaş’a yapıştırdıkları etiketi taşıması gereken kişi siyasi aktör muamelesi görüyor, siyasi aktör olan kişi ise terörist muamelesi görüyor. Bunun sebebi ne? İktidarla  kurduğu ilişki.”

Yılmaz, bugün Türkiye’de kimliklerin homojen bloklar olmadığını belirterek tartışmanın ekseninin demokrasi olduğunu söyledi:

“Kürtler de muhafazakârlar da artık homojen değiller. Buradaki temel mesele demokrasiyle ve Türkiye’nin geleceğiyle kurdukları ilişki. Bu yüzden Murat Hoca’nın söylediği gibi asıl belirleyici olan geminin nereye gittiğidir.”

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.

Paylaş