Özgür gazeteciliğe destek olun
Search
Close this search box.

HDP’li Serpil Kemalbay: “Barış demekten neden korkuyorsunuz?”

HDP Eş Genel Başkanı Serpil Kemalbay, partisinin grup toplantısında gündemdeki konuları değerlendirdi.

Serpil Kemalbay’ın konuşmasından öne çıkan bölümler:

Bugünlerde barışın yasaklandığı, savaşın alkışlandığı çok karanlık bir dönemden geçiyoruz. Barışı destekleyenler gözaltına alınıyor ve tutuklanıyor. Barış demekten neden korkuyorsunuz? Belki de sadece Hitler dönemi Almanyası’ndan böyle bir şeyle karşılaşılmıştır, bir de Erdoğan döneminde yaşanıyor. Barışı savunmak onurdur, savaşı kışkırtmak ise suçtur. Biz buradan savaş kışkırtıcılığı yapanlara dair toplu olarak suç duyurusunda bulunuyoruz. Biliyorsunuz TTB üyeleri ‘Savaş bir halk sağlığı sorunudur’ dedikleri için gözaltına alındılar. Hacamatçılar ise ‘Reis seninleyiz’ diyerek eylem yaptılar. Sormak istiyoruz, beyefendi hastalandığında onu sağlığına kavuşturan hacamatçılar mı oldu? Herkesin bilime ve bilim insanlarına, aydınlara ihtiyacı var.

“Bu savaş bizim savaşımız değil”

Bölgede biliyorsunuz ABD ve Rusya vesayet savaşı yürütüyorlar. Halklar kendilerini korumaya çalışıyorlar. Bunun için özellikle Kürt halkı Rojava’da IŞİD çetelerine karşı mücadele ettiler. Astana, Cenevre ve Soçi’deki müzakere süreçlerinde ise Türkiye ortaya çıktı ve ‘Ben oyun kurucuyum, oyun bozucuyum’ diyerek ülkeyi bataklığa sürükledi. Rusya orada yerel güçleri dizginleyebilmek için Türkiye’yi bölgeye çekti. ABD ve dünya da yine benzer sebeplerle Rojava’daki doğrudan demokrasi örneğini boğmak için Türkiye’yi bu bataklığa çekti. Bu savaş bizim savaşımız değil. Biz HDP olarak bunu güçlü bir şekilde söylemek zorundayız. Operasyonlarla karşı karşıya kalıyoruz fakat hiçbir şey bizi doğruları söylemekten alıkoyamaz. Tıpkı Vietnam bataklığına saplanan Amerika gibi Türkiye’nin de buradan çıkışı mümkün olmayacaktır. AKP-Erdoğan rejimine sorarsanız orada ‘teröristlerle’ savaşılıyor. Fakat bakın (Afrin’de savaşa karşı düzenlenen miting fotoğrafını göstererek) bölgenin halkı savaş ve operasyonları istemiyor. Ya siz kimsiniz? Bir kere kendi ülkenizde barışı sağlayamamış, demokrasiyi inşa edememiş, halkları ve emekçileri bastırmak istiyorsunuz. Siz çözüm merkezi olamazsınız. Kaldı ki orayı ele geçirip ÖSO’ya orada meclis kurduracağınızı söylüyorsnunz. ÖSO kim? ABD’nin eğittiği ve donattığı ÖSO değil bu. Dünyanın çeşitli yerlerinden radikal cihatçı örgütler orada bir araya gelmiş ve para için savaşıyor. Bunlar maaşlarını da Türkiye’den alıyorlar. Bunu Türkiye’nin işçileri ve emekçileri biliyorlar mı? Ne için ÖSO’ya Türkiye maaş veriyor? Bunlar Filistinli çocuğun kafasını kesenler, bunlar vahşet çetesi, kadınları pazarlarda satmayı hak görenler, Alevi kadınları kafeslerde teşhir eden barbar çeteler. Yarın savaş suçları ortaya çıktığında siz kendinizi nasıl savunacaksınız? ÖSO olsa olsa kuvayi inzibatiyedir. Kuvayi milliye, Afrin’de kendi evini, ocağını savunanlardır.

Bu hükümetin cihatçı örgütlerle ilişkileri basına da yansıdı. Türkiye’nin Musul Başkonsolosluğunda olanları da açıklamasını talep ediyoruz. Orada ne oldu, ne yaşandı, bunların bilinmesi gerek.

Afrin savaşı, ‘Kürtler bir statü kazanmasın, yoksa Türkiye’deki Kürtler de hak isterler’ savaşıdır. Bir o kadar da yakın ve acil bir tehlike olan ‘Tek adam’ rejiminin inşa sürecinin basamaklarıdır. Çünkü biliyorlar ki bölgedeki diğer aktörler de Türkiye’nin Osmanlıcılık hayaline geçit vermezler. Bizlerin çocukları, bu halkın çocukları işte böyle bir savaşın parçasıdır. Bakın size iki fotoğraf göstermek istiyorum (Hayatını kaybeden askerlerin cenazelerinden fotoğraflar). Burada iki insanın verdiği farklı tepkileri görüyoruz. Birinde bir baba, ciğeri yanmış feryat ediyor. Diğerinde ise elini tabutun üstüne koymuş seçim konuşması yapıyor. Biz bunu kabul etmiyoruz. ‘Ben savaşa gidiyorum, arkamdan gelin’ diyenlerin çocukları askere bile doğru düzgün gitmemiş.

Bakın ‘800 terörist öldürdük, sandıklar patlamalı’ dediler. 10 Ekim Katliamı’nın hemen ardından ‘Oylarımız arttı’ dediler. Bu savaşı da ne için yürüttüklerini, kazanamayacakları bir savaşa ne için girdiklerini bu aradan görüyoruz. Kürt halkına savaş açtınız, kazanamayacaksınız!

Erdoğan konuşuyor, ‘İHA’lar, SİHA’lar yapıyoruz’ diyor. Sizin kasanızda para varsa bu halkı IMF’ye, ABD’ye borçlandırarak geldi o paralar. Peki niye işsizlik büyüyor, niye ücretler artmıyor? Bunun cevabını tabii ki veremezler. SİHA’lar, İHA’larla övünenler, Savunma Bakanlığını da kendisine bağlayarak silah ticaretinden gelen kârı da kendinisine aktaran AKP, bu hazla bunları bize anlatıyor. Bu savaş endüstrisine de karşı çıkıyoruz. Bunlar aslında endüstri de değil, montaj yapıyorlar. Aldıkları parçaları monte edip ‘Biz ürettik’ diyorlar.

Savaşı finanse etmek için ilaçtan, benzinden vergi alıyor. İnsanların suyu, elektriği, gazı kesilmiş. Bu ükede emekçiler kendini yakıyor, feryat ediyor. Sadece yoksullar değil zenginler de şikayetçi. 6 bin milyoner de bu ülkeyi terk etti. Yine 27 dekar toprak bugün ekilmiyor çünkü pahalılık ve enflasyon müsade etmiyor. Üretmek yerine dışarıdan alıyoruz.

“Hep beraber birleşirsek faşizmi ve korkuyu yenebiliriz”

Burada güzel bir haber de var, MESS’e pes ettiren metal işçileri de var. OHAL yasağına, grev yasağına uymadı, diretti, hangi kimlikten olursa olsun birleştiler, MESS’e ve iktidara pes ettirdiler. Bu bize örnektir, hep beraber birleşirsek faşizmi ve korkuyu yenebiliriz.

Yakın zamanda Kanuni Sultan Süleyman Hastanesine 115 gebe çocuğun geldiği fakat bildirilmediği ortaya çıktı. Bu sadece olayın görünen yüzü. Partimiz mütemadiyen bu mesele hakkında Meclis’e önerge veriyor fakat bunlar AKP tarafından reddediliyor. AKP’liler istismarcıları koruyor. Bizim önerimizle oluşturulan ‘Kadın-erkek fırsat eşitliği komisyonu’nun toplanmasını AKP istemiyor. Bu vakada hastaneye gelen 115 çocuğun 4’ü de tutuklanmış. Yani diyorlar ki ‘Siz bu vakaları ortaya çıkarırsanız biz de bu çocukların canını yakarız”

Bize destek olun

Medyascope sizlerin sayesinde bağımsızlığını koruyor, sizlerin desteğiyle 50’den fazla çalışanı ile, Türkiye ve dünyada olup bitenleri sizlere aktarabiliyor. 

Bilgiye erişim ücretsiz olmalı. Bilgiye erişim eşit olmalı. Haberlerimiz herkese ulaşmalı. Bu yüzden bugün, Medyascope’a destek olmak için doğru zaman. İster az ister çok, her katkınız bizim için çok değerli. Bize destek olun, sizinle güçlenelim.