Erdoğan’ın gündeme getirdiği meslek örgütleriyle ilgili düzenlemeler mümkün mü? Sonuçları ne olur? Doç. Taner Ayanoğlu ile söyleşi

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

“Bir defa onun (Türk Tabipler Birliği) başındaki ‘Türk’ ifadesi zaten Bakanlar Kurulu kararıdır. Bir defa onun oradan hemen, süratle çıkarılması lazım. Sadece Tabipler Birliği (TTB) değil, Türkiye Barolar Birliği (TBB) ile ilgili de aynı şey…”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın bu sözleri meslek örgütlerine yönelik yeni bir düzenlemenin işaretini verdi. Erdoğan’ın bir konuyla ilgili şikayetini dile getirmesi, düzenleme istemesi ve ardından hızla buna yönelik bir çalışmanın başlaması AKP’li yıllarda alışılagelmiş bir uygulama. Bu konuda da benzer bir süreç yaşanıyor. Medyaya yansıyan bilgilere göre yapılacak düzenlemelerin bazı maddeleri şu şekilde:

  • Kuruluşların isimlerindeki “Türk” ibaresi silinecek
  • Üye olma zorunluluğu da ortadan kaldırılacak
  • Kamudan kaynak aktarılacak

Özellikle hedefteki iki meslek örgütü olan TTB ve TBB’ye yönelik yapılacak değişiklikler için 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nda ve 6023 sayılı Türk Tabipleri Birliği Kanunu’nda değişiklikler yapılması gerekiyor. Hedefteki meslek örgütleri bunlarla sınırlı değil. Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği’nin (TMMOB) de yapılacak düzenlemeden etkilenmesi kuvvetle muhtemel.

TBB ve TTB neden hedefte?

AKP iktidara geldiği günden bugüne zaman zaman tartışmaya girdiği bu iki kurumun, son günlerde Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın doğrudan hedefinde olmalarının nedeni, TTB’nin Afrin harekâtına ilişkin yaptığı açıklama oldu.

“Biz hekimler uyarıyoruz:

Savaş, doğada ve insanda tahribat yapan, toplumsal yaşamı tehdit eden, insan eliyle yaratılan bir halk sağlığı sorunudur. Her çatışma, her savaş; fiziksel, ruhsal, sosyal ve çevresel sağlık açısından onarılmaz sorunlara yol açarak büyük bir insani dramı da beraberinde getirir. Yaşatmaya ant içmiş bir mesleğin mensupları olarak, yaşamı savunmanın, barış iklimine sahip çıkmanın birincil görevimiz olduğunu aklımızdan çıkarmıyoruz. Savaşla baş etmenin yolu, adil, demokratik, eşitlikçi, özgür ve barışçıl bir yaşam kurmak ve bunu sürekli kılmaktır.

Savaşa hayır, barış hemen şimdi!”

Bu açıklamanın ardından TTB Genel Başkanı Prof. Dr. Raşit Tükel’in de aralarında bulunduğu TTB Merkez Konseyi üyesi 11 doktor gözaltına alındı. Doktorlar bir hafta gözaltında kaldıktan sonra savcılıkta serbest bırakıldılar.

Doç. Taner Ayanoğlu: “Birden fazla meslek örgütlenmesi Anayasa’ya aykırıdır”

Medyada bu konu daha çok “Türk” ve “Türkiye” ibarelerinin kaldırılması ekseninde gündeme gelse de olası bir düzenlemenin yaratacağı ciddi sorunlar var. Biz de son günlerde tartışılan ve önümüzdeki günlerde daha çok gündeme gelecek bu konuyu tüm yönleriyle Bilgi Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden Doç. Taner Ayanoğlu ile konuştuk. Ayanoğlu böyle bir düzenlemenin yapılmasının Anayasa’ya aykırı olduğunu belirtti ve değişikliklerin yaratabileceği olumsuz sonuçları anlattı.

Hükümet meslek örgütlerine yönelik başlattığı çalışmada, serbest avukatlık yapmak için baroya kayıtlı olma şartı ile serbest doktorlukla ilgili Türk Tabipleri Birliğine üye olma şartları ortadan kaldırılması söz konusu. Doktor, mühendis, avukat gibi meslek sahipleri istedikleri kuruluşlara üye olabilecek. Bunun gerçekleşmesi durumunda nasıl bir tablo ile karşılaşırız? 

Taner Ayanoğlu: Öncelikle belirtmek gerekir ki, meslek örgütleri veya kuruluşları Anayasa’da öngörülen ve genel esasları Anayasa’da düzenlenen kuruluşlardır. Başka bir deyişle, bunların kurulması Anayasa’nın buyruğudur. Anayasa’da meslek kuruluşlarına ilişkin iki temel niteleme vardır: Birincisi, bunların “kamu kurumu niteliğinde olmaları” ikincisi de birincisine bağlı olarak “kamu tüzel kişiliği”ne sahip olmalarıdır. Yine Anayasa’ya göre bunların kurulması kanunla düzenlenir. 

Bu tür örgüt ve kuruluşlar üzerinde konuşurken bu iki temel niteliğin her zaman göz önünde bulundurulması gerekir. Meslek kuruluşlarının çok farklı türleri mevcut ise de, genel olarak eğitim şartına bağlı mesleklerin icrası için kurulan meslek kuruluşları ile esnaf, sanatkâr ve tüccarların meslek icraları için kurulan meslek kuruluşları şeklinde genel bir ayrım yapılabilir.  

Toplumsal yaşam içinde icra edilen her meslek için meslek örgütü mevcut değildir. Fakat, kamu düzeni, kamu güveni, kamu güvenliği veya daha genel olarak kamu yararı bakımından önem arzeden birçok mesleğin icrası, kurulan meslek kuruluşlarına üyelik zorunluluğuna tabi kılınmıştır. Özellikle avukatlık, doktorluk, mühendislik gibi serbest meslekler için meslek kuruluşuna üyelik zorunluluğu olmaması halinde, toplumda bunlardan hizmet alan kişilerin bunların mesleği icra ehliyetleri olup olmadığı konusundaki güvenleri aşırı ölçüde sarsılır. Bu meslekleri yeterlilikleri olmadığı halde kaçak olarak yapanların denetimsiz kalması sonucunu doğurur. Mesleki yeterliği olanlarında somut durumlarda mesleği kötü icra etmeleri halleri de yine denetlenemez ve tespit edilemez. Bu durumun toplumsal yaşamda sebep olacağı tahribatlar basit bir muhakeme ile bile algılanabilecek niteliktedir. 

“Böyle bir değişikliğin kamuya yararı bulunmamaktadır”

Öte yandan, coğrafi olarak belli bir yer veya bölgede birden fazla meslek örgütlenmesi, en başta Anayasa’ya aykırıdır. Aynı faaliyet konusu meslek için kamu kurumu niteliği ve kamu tüzel kişiliğini haiz meslek kuruluşu kurulamaz. Yine basit bir şekilde anlatmak gerekirse, nasıl ki, bir il veya ilçede iki veya daha fazla belediye kurulamaz ise, bir köyde iki veya daha fazla köy idaresi kurulamaz ise, aynı şekilde bir ilde ikiden fazla baro veya tabipler odası veyahut ticaret odası kurulamaz. Meslek kuruluşları dernek veya vakıflar gibi özel tüzel kişilerden değildir.  Meslek örgütlenmesi alanında meslek sahiplerinin istedikleri örgüte üye olabilmelerini gerekli kılan bir sebep ya da bir kamu yararı veyahut herhangi bir gereklilik halihazırda bulunmamaktadır. Böyle bir değişiklikle ulaşılmak istenen erek nedir? Bu gerçekten izaha muhtaç bir durumdur. 

Ancak, iki veya daha fazla meslek örgütü kurulması ve bu suretle isteyenin istediği örgüte üyeliği halinde, meslek örgütlerinde siyasi görüş, mezhep, hemşericilik, menfaat sağlama vb. temelli yapılaşmaların ortaya çıkması pek muhtemeldir. Bu meslek örgütleri arasındaki rekabetin yaratacağı çekişme ve kavgaların kamuya olumlu değil olumsuz sonuçları olacağı ise muhakkaktır.  

“Birden fazla meslek örgütünün rasyonel bir yanı yoktur”

Böyle bir değişiklik siyasi görüşlerine göre ayrılmış meslek örgütlerini ortaya çıkartır mı? Bu durum sakıncalı mıdır?

Ayanoğlu: Yukarıda da vurguladığım üzere, birden fazla meslek örgütünün rasyonel bir yanı yoktur. Böyle olunca, meslek örgütlenmesini gerekli kılan zorunluluklara dayanmayan ayrıştırıcı örgütlenmeler ortaya çıkacaktır. Siyasi görüşlere göre teşkilatlanan meslek örgütleri yanında menfaat ve rant temelli örgütlenmeler de ortaya çıkacaktır.  

Halbuki, meslek örgütleri, temelde meslek icra edenler üzerinde mesleğin gereği gibi yapılıp yapılmadığını denetleyen kuruluş ve otoritelerdir. Birbirleri arasında üye kapma yarışına girecek örgütlerin bu denetim otoritesi olma işlevlerini yerine getirmeleri mümkün değildir. Denetim otoritesi olması işlevinin “tek meslek örgütlenmesi”yle gerçekleşeceği, sadece ülkemizin değil diğer ülkelerin de tarihsel deneyimleriyle ulaştıkları bir sonuçtur. Bu noktada marjinal birkaç örneğin olması bu gerçekliği asla değiştirmez. 

Bu kuruluşlara kamudan kaynak aktarılmaması gündemde. Bu yönde bir değişiklik nasıl sonuçlar doğurur? 

Ayanoğlu: Meslek kuruluşlarının ana mali kaynakları, üyelerinden aldıkları aidatlardır. Yine düzenledikleri kimi belgeler dolayısıyla harç vb. gelirleri de vardır. Bu sebeple kamudan aktarılan sınırlı kaynaklara son verilmesinin önemli bir sonucu olduğunu düşünmüyorum. 

Avrupa’daki meslek örgütleri nasıl bir yapıya sahipler?  

Ayanoğlu: Meslek kuruluşlarının bizdeki eski lonca sistemine benzediği söylenebilirse de, bugünkü idari yapılanma biçim ve esaslarının ana hatlarıyla Avrupa kaynaklı olduğu söylenebilir. Dolayısıyla, bulunabilecek marjinal birkaç örnek dışında mevcut yapının Avrupa’dakiler ile benzeri yapılanmalar olduğu görülmektedir. 

“Amaç mesleki dayanışma ise tek çatı altında toplamak en doğal yöntemdir”

Meslek örgütlerinin tek çatı altında toplanmasının ve kamudan kaynak aktarılmasının amacı ve faydaları nelerdir? Neden böyle bir şeye ihtiyaç duyulmuş?  

Ayanoğlu: Bu sorunun cevabını, Anayasa’nın 135/1. maddesinde esasında açık bir şekilde vermektedir. Buna göre, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları, “belli bir mesleğe mensup olanların müşterek ihtiyaçlarını karşılamak, mesleki faaliyetlerini kolaylaştırmak, mesleğin genel menfaatlere uygun olarak gelişmesini sağlamak, meslek mensuplarının birbirleri ile ve halk ile olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni hâkim kılmak üzere meslek disiplini ve ahlakını korumak maksadı ile” kurulurlar. Eğer amaç, mesleğin icrasını kolaylaştırmak, mesleğin kamu yararına aykırı kullanımını engellemek, meslek ahlakını korumak, meslek mensuplarının birbirleri ile dayanışmasını sağlamak ise, aynı mesleği icra edenlerin tek çatı altında toplanması bunun en doğal yöntemidir.  

Son söz olarak, bunun tersi bir uygulamayı savunanların, en önce Anayasa’da yer alan bu amaçların çoklu örgütlenme halinde nasıl gerçekleşeceğini, siyasi bir pozisyona bağlı olmaksızın izah etmeleri gerekir. Tabi ki amaç gerçekten üzüm yemek ise…  

 

 

 

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus