Kılıçdaroğlu: “YSK’ya rağmen oyların en az yüzde 60’ını alacağız”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu partisinin TBMM’deki grup toplantısında konuştu.

Kılıçdaroğlu; “bir kurultay yapıyoruz birden fazla aday çıktı. Hiçbir şey yapmıyorsak dahi bu ülkede demokrasinin varlığını ortaya koyan parti CHP’dir. Kadınlar 2019’da Türkiye Cumhuriyeti’ne demokrasiyi getirecekler. Kadın kardeşlerime sesleniyorum, kim sizi ikinci sınıf vatandaş görüyorsa onlara oy vermeyin” dedi.

Taşımalı eğitime son vereceğiz

Çocuk istismarına karşı en ağır cezayı getireceğiz. Annelerin babaların bütün duyarlılıklarına kulaklarımızı kabartacağız. Cumhuriyet tarihinde hiçbir aile yoksul kalmayacak. Kız çocuklarının okuması, hayata tutunması en büyük arzumuzdur. Kız çocuklarını okula gönderen her aileye özel destek verilecektir. Bir yıl içinde Türkiye Cumhuriyeti’nde yapılmayan bir olayı halledeceğiz, bir yıl içinde bütün çocukların bir yurdu olacak. Taşımalı eğitime son vereceğiz.

İstanbul’u alacağız

2019’da başka bir hedefimiz var. Yerel yönetimler. Nereyi alacağız İstanbul’u alacağız. Nereyi alacağız, Ankara’yı, Mersin’i, Denizli’yi alacağız. İkinci bir seçim daha var en az 50+1 diyorlar. Hayır hedefimiz en az yüzde 60. YSK içindeki çete dahi bizim başarımıza gölge düşürmesin. Çete dedim diye suç duyurusunda bulunmuşlar. Çete, yasa dışı işler yapmak amacıyla bir araya gelmiş topluluk. Mühürsüz oy pusulaları geçerlidir diye karar aldılar mı? Kanuna aykırı mı? Aykırı. Bir araya geldiler mi? Geldiler. Vallahi de billahi de siz çetesiniz. Talimat alan çeteyi de ilk kez görüyorum. Muhalefet şerhi koyan bir kişiye ise saygı duyuyorum. YSK’nın içindeki çetenin dahi bütün oyunlarına rağmen en az yüzde 60’ı alacağız ve bu ülkeye demokrasiyi getireceğiz.”

Nazlı Ilıcak, Mehmet Altan, Ahmet Altan, niye bunlar cebir ve şiddetten mahkum ediliyorlar?

Biz adaleti, hakkı ve hukuku 80 milyon için değil sadece, bütün dünya için isteyeceğiz. Nazlı Ilıcak, Mehmet Altan, Ahmet Altan hakkında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verdi. Bunlar hangi cebir ve şiddeti kullandılar? Hem cebir hem şiddet diyor. Bunların elinde benim bildiğim kadarıyla sadece kalem var, silah yok. Birisine saldırmadılar, öldürmediler. Niye bunlar cebir ve şiddetten mahkum ediliyorlar? Ben az önce okuduğum gazetecilerin hiç birisi CHP’ye oy vermemiştir ama biz düşünce özgürlüğünün önündeki bütün engelleri kaldıracağız dedik. Karar, saraydan alınan talimatla verilen bir karardır. Yargı, bağımsız değil. Kimisine makam, kimisine mevki, kimisine milletvekilliği sözü veriliyor ve satın alıyor. Satılan yargı, yardı değildir. Satılan hakim de hakim değildir. FETÖ’cü diye suçluyorlar. FETÖ’cü diye gazeteci, baklavacı, sanayici, esnaf, memur, profesör, polis buldun, bir tane siyasi yok mu? Bu aynı menzile yürüyenlere nerede? Nerede bu FETÖ’cüler? FETÖ’nün siyasi ayağını çıkarmayanlar, tarihin en şerefsiz insanlarıdır.

Seni kim aldattı sevgili Erdoğan?

Bir başka konu Deniz Yücel olayı. Deniz Yücel, geçen yıl gözaltına alındı, 14 gün gözaltında kaldı. 365 gün, çoğu hücrede olmak üzere hapis yattı. 366. gün 3 sayfalık iddianame hazırlandı, mahkemeye çıkmadan tahliye edildi. Aynı gün Almanya’ya geri gitti. Deniz Yücel’in tahliye olmasına sevindim. Ama ben sizi biraz geriye götüreceğim. Deniz Yücel için ne dediler? Erdoğan konuşuyor, “Bu adam terörist, gazeteci değil.” diyor. 26 Mart 2017’de, “Merkel’e dedim ki, sayın şansölye o gazeteci değil, terörist” demiş. 13 Nisan 2017’de, “Kesinlikle, ben bu görevde, bu makamda olduğum sürece asla vermeyeceğiz” diyor. “Bu tam bir ajan, terörist bu” diyor. Tahliyeden sonra yaptığı açıklama Deniz Yücel’in, “Cezaevinden çıkarken şöyle bir karar verildi. Tutukluluk haline devam kararı. Bugün aldım, ama yine de çıktım” diyor. “Bu arada niye çıktım, niye tutuklandım hala bilmiyorum” diyor. Siz alıyorsunuz, ülkenin en tepesinde koltuğa oturan kişi “bu ajandır” diyor. Bırakılıyor, uçağı geliyor, gidiyor. Teröristse, ajansa niçin serbest bırakıyorsun bir ajanı. O zaman sana bu bilgiyi kim verdi? Seni kim aldattı sevgili Erdoğan. Bunlarda ahlak var mı? Din, vicdan var mı? Erdem Gül’ün eşinin yurt dışına çıkış yasağı var. Eşinin ne günahı var. Bir yerlerden telefon gelince, yurt dışına çıkışa izin veriyorsun, süratle tahliye ediyorsun. “Ben bu görevde kaldığım sürece asla vermeyeceğiz” diyor. Ben de sandım ki kendisi istifa etti de Deniz Yücel serbest bırakıldı.

365 gün bir gazeteci iddianamesiz hapiste niye tutuldu? Büyükada’da sivil toplum kuruluşları bir toplantı yapıyorlardı. 8 kişi hakkında tutuklama kararı çıktı. 2’si Alman ve İsveç vatandaşı. Onları da suçladılar. Nasıl oldu da bir süre sonra serbest kaldılar? Bu çifte standart hukukun neresinde var.

İki Rus casusu Rusya’ya iade ettiler. Niye iade edildi, talimatları ile insanlar öldürülmüş? Oturduğu koltuğu beş paralık etti. İtibarsız hale getirdi. O koltuğu sen itibarsız hale getirirsen, Türkiye Cumhuriyeti’nin itibarını yerle bir ediyorsun. Bir de dönüp diyorsun ki bizde yargı bağımsızdır. Saraydan talimat diyordum defalarca, bütün kanıtları bunlar. Biz neden adalet yürüyüşünü yaptık? Siz kadıyı satın almışsanız adaleti öldürürsünüz.

Yarın çıkıp diyecek ki Tillerson da bizi aldattı

Bu ülkenin için bekası için mücadele veriyorlar. Erinden komutanına kadar ordumuza müteşekkiriz. Onu zaten peygamber ocağı olarak biliyoruz. Onlar aynı zamanda Mustafa Kemal’in askerleri, Mehmetçikleri. YPG dolayısıyla hükümet ABD’yi en ağır şekilde eleştirdiler. YPG’ye destek veriyor dediler, FETÖ’ye destek veriyor dediler. Haklılar. Egemen güçlerin buluştuğu bir yerde aklınızı kullanmadan oyunun parçası olursanız siz kaybedersiniz. Belli bir kararı alırken oturup bütün ayrıntılarını düşünmek zorundasınız. Bölge sadece bizim bölgemiz değil. Birden fazla egemen gücün vekalet savaşlarının yapıldığı bölgeye dönüştü. Tillerson geldi, 3.5 saatlik görüşme yaptı. Türkiye-ABD ortaklığı adında ortak açıklama yapıldı. Metinde Amerika “Afrin operasyonumuza açık ve şartsız destek veriyorum” demiyor. PYD ve YPG’yi terör örgütü olarak görmüyorum diyor. Ağır silah vermediğini söylüyor, silahları toplamayacağını da söylüyor. Siz bunun altına hangi gerekçeyle imza attınız. Yarın çıkıp diyecek ki Tillerson da bizi aldattı. Demografi değişti, bunların dünyadan haberi yok, bizimkilerin de yok. Biz bu değişikliklere karşı duyarlı olacağız diyorlar. 3.5 saatlik görüşme yapıldı. Bir ülke kendi mevkidaşı ile görüşebilir. Peki, siz bir başka ülkenin Dışişleri Bakanı ile 3.5 saat görüşüyorsunuz. Dünyada tercümanlık yapan bir başka bakan yoktur bizim dışımızda. Dışişleri Bakanlığı’ndan bir tek görevli bile yok. Tutanak tutulup tutulmadığını da bilmiyoruz. Notlar alınır, banta alınır devletin arşivine alınır. Büyük bir ihtimalle Zarrab, Halk Bankası görüşüldü, onlar duyulmasın diye bunu yapıyorlar.

Bedeli ödeyen Türkiye

Amerika’nın ve Rusya’nın egemenliğinden kurtulun, o çekim gücünün biraz dışına çıkın. İlla emperyalist güçler gelecek onların eşliğinde biz bunu yapacağız. Onların eşliğinde barışı getiremezsin. Silahı veren kim? Ya Rusya ya Amerika. Toplanın dört devlet, oturun konuşun. Ne zaman bu meseleler ilişkilerimizde çatışmaya yol açtıysa hep birlikte bedel ödedik. Bedeli ödeyen Türkiye. Söz verdiğin halde istifa etmiyorsun.”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus