Trump ticaret savaşında geri adım atmıyor

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

ABD Başkanı Donald Trump’ın çelik ve alüminyum ithalatında gümrük vergisi uygulayacaklarını açıklamasıyla birlikte başlayan tartışma şiddetlenerek devam ediyor. Trump, çelik ve alüminyum sektörü yöneticileriyle Beyaz Saray’da gerçekleştirdiği toplantının ardından yaptığı açıklamada ABD’nin çelik ithalatında %25, alüminyum ithalatında ise %10 vergi uygulayacağını ve bunun uzun süre devam edeceğini söyledi. Bu gelişmenin ardından akıllara ilk gelen soru yeni bir ticaret savaşının arifesinde olup olmadığıydı. Bu sorunun cevabının belirleyecek ülkelerin başında kuşkusuz Çin geliyor.

Çin daha önce yaptığı bir açıklamada ABD’nin bu ve benzeri politikaları yürürlüğe koyması durumunda ABD’den soya fasülyesi gibi tarım ürünlerinin ithalatını hedef alabileceklerini dile getirmişlerdi. Çin’e ek olarak, Avrupa Birliği, Kanada, Meksika ve Brezilya karara sert tepki göstererek, vergi artırımına karşı kendi önlemlerini alacaklarını açıkladı. Avrupa Komisyonu Başkanı Jean-Claude Juncker’den geldi. Juncker yaptığı açıklamada, “ABD endüstrisini korumak için yapılan bariz bir müdahale gibi görünen bu kararın hiçbir ulusal güvenlik gerekçesi de olmadığı izlenimi uyandırdı. Sanayimiz binlerce Avrupalının işini riske atan bu adaletsiz önlemlerle darbe alırken biz de boş boş oturmayacağız”” ifadelerini kullandı. Bir diğer eleştiri de ABD’nin en çok çelik ve alüminyum ithal ettiği ülke olan Kanada’nın Ticaret Bakanı Francois-Philippe Champagne’den geldi. Champagne gümrük vergisinin kabul edilemez olduğunu söyledi.

ABD’nin en çok çelik ithalatı yaptığı ülkeler:

  • Kanada: 5,6 milyon ton
  • Brezilya: 4,6 milyon ton
  • Güney Kore: 3,4 milyon ton
  • Meksika: 3,1 milyon ton
  • Rusya: 2,8 milyon ton
  • Türkiye: 1,9 milyon ton
  • Japonya: 1,7 milyon ton

Trump: “Ticaret savaşları iyi olur, hem de kolay kazanılır”

ABD’nin ticaret yaptığı ülkelerle girdiği bu tartışmada Trump geri adım atmayacağını tartışmanın ilk gününde gösterdi. Twitter’da yaptığı paylaşımlarda ticaret savaşının iyi olduğunu ve bu savaşın kolay kazanılacağını savundu.

“Bir ülke (ABD) hemen hemen her ülkeyle yaptığı ticarette milyarlarca dolar kaybediyorsa, ticaret savaşları iyi olur, hem de kolay kazanılır. Örnek: Belli bir ülkeyle ticarette biz 100 milyar dolar gerideysek ve o ülke de şımarıyorsa, ticareti keseriz ve çok büyük kazanç sağlarız. Çok kolay!”

Trump bir gün sonra yaptığı açıklamada ise doğrudan AB ülkelerini hedef aldı. AB ülkelerinin ABD’nin yürürlüğe sokmaya hazırlandığı ilave gümrük vergisine karşılık vermesi durumunda ABD’nin Avrupa yapımı araçlara vergi uygulayacağını açıkladı.

“AB zaten yüksek vergilerini daha da artırmak istiyorsa ve ABD şirketlerinin orada iş yapmasının önüne engel koyuyorsa biz de basit bir şekilde ABD’ye serbestçe gelen arabalarına vergi uygulayacağız. Onlar arabalarımızın (daha fazlasının) orada satmasını imkânsız hale getiriyorlar. Büyük ticari dengesizlik.”

Ticaret savaşı olası mı?

Bu sorunun cevabını önümüzdeki dönemde ülkelerin atacakları adımlar belirleyecek. Ancak bazı ekonomistler Trump yönetiminin korumacı politikalar çerçevesinde uygulayacağı gümrük vergilerinin misillemelere yol açabileceğine dikkat çekiyor.  Ve bunun olası sonuçları arasında küresel bir ticaret savaşı seçeneği de var. Bu yaklaşıma karşın farklı görüşte olanlar da var. Atilla Yeşilada, Paraanaliz.com‘da yer alan yazısında ticaret savaşı riskinin olmadığını şu cümlelerle özetledi:

“Biraz ABD yakın tarihini okuyun, Reagan’dan Bush’a kafası kızan, ya da oy oranı düşen her başkan aynı haltı yemiş. Kardeşim,  Pasifik Kıyısı’nda Çin ve ABD dışında ülkeler bölgesel ticarette gümrük duvarlarını yıkacak antlaşmayı 8 Mart’ta imzalıyor, bir anlamda Berlin Duvarı bir kez daha yıkılıyor. Bu ekonomilerin toplam GSYİH’sı 13.5 trilyonla ABD’ye eşit. Global ticaret anlaşmalarının yerini bölgesel ve ikili serbest ticaret antlaşmaları alıyor.”

Mahfi Eğilmez: “Tuhaf bir aşamaya geldik”

Kendi blogunda bu konuya değinen Mahfi Eğilmez, ABD yönetiminin uzun süredir karşılıklı ticarette açık verdiği ekonomilere belirli ölçülerde baskı uyguladığını ve bundan en çok Çin’in nasibini aldığını söyledi. Eğilmez önce kur savaşlarının başladığını söyledi ve ekledi:

“Son dönemde iki önemli gelişme yaşandı. ABD, korumacılığa dönüş eylemlerini uygulamaya sokmaya yöneldi ve yurtdışına gitmiş olan Amerikan sermayesinin ülkeye geri dönmesi için vergi indirimleri başta olmak üzere teşvik uygulamalarını devreye soktu. Trump, Davos toplantısının hemen öncesinde “Önce Amerika” sloganını ortaya attı. Bu slogan, sonradan farklı anlamlar verilmeye çalışılmış olsa bile ABD’yi serbest ticaret şampiyonluğundan indirecek kadar önemli bir değişime işaret ediyor. Böylece dünya ABD’nin serbest ticarete dayalı kapitalizm şampiyonluğundan korumacılığa geçiş bocalaması içinde olduğu, buna karşılık Çin’in serbest ticaretin erdemlerini savunduğu tuhaf bir aşamaya geldi.”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus