Interpol, kurduğu vakıf üzerinden Birleşik Arap Emirlikleri’nden 50 milyon dolar bağış aldığı için suçlanıyor

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Uluslararası Polis Örgütü Interpol’e 50 milyon dolar değerinde bağışta bulundu. Bağış Interpol ile bağlantılı “Daha Güvenli Bir Dünya İçin Interpol Vakfı” adlı kuruluş üzerinden yapıldı.

Mediapart.fr’de çıkan habere göre, 2016 ilkbaharında BAE tarafından yapılan ve beş yıla bölünen bağış, Mart 2017’de duyurulduğu üzere terörizm ve suçla mücadele kapsamında yedi farklı projenin finansmanında kullanılacaktı. Bu bağışla birlikte BAE, üye devletlerin kurumlarından alınan fonlar haricinde Interpol’e bağış yapan ilk devlet olarak, ABD kurumlarından gelen katkılardan sonra en büyük katkıyı yapmış oldu. BAE’den gelen ve yıllık bütçesi 115 milyon dolardan az olan bir uluslararası kuruluş için hayli büyük olan bu bağış, doğal olarak Interpol’ün mali bağımsızlığı ile ilgili birtakım şüpheleri gündeme getirdi.

1
Interpol’ün Lyon’daki merkezi

İnsan Hakları İzleme Örgütü’nün yıllık raporunda BAE’nin, önde gelen bir üyesi olduğu Suudi Arabistan liderliğindeki koalisyonun Yemen’de yaptığı operasyonlar sırasında birçok insan hakları ihlali yaparak sivillerin ölümüne neden olduğu belirtiliyor. Hatta Londra merkezli Arap İnsan Hakları Örgütü’nün Yemen’e karşı Uluslararası Ceza Mahkemesi’nde savaş suçları, yasaklı silahlar ve işkence iddialarıyla açtığı davalar bulunuyor.

Haberde BAE’nin insan hakları konusundaki zayıf karnesinin yanı sıra, bağış yapılırken kullanılan kanalların da hayli dikkat çekici olduğu belirtiliyor. Bağış doğrudan Interpol’e değil, “Daha Güvenli Bir Dünya İçin Interpol Vakfı” adlı Cenevre merkezli vakfa yapılıyor. Vakfın kuruluş hikayesi ise 2013 yılına dayanıyor. Interpol’ün hırslı genel sekreteri Amerikalı Ronald Noble, verdiği mülakatlarda Interpol’ün 1 milyar dolar bütçeye sahip olacağı günleri hayal ettiğini söylemişti. Bu hayalinin gerçekleşmesi mevcut yapının devamı ile mümkün olmayacağını bilen Noble, potansiyel bağışçıları çekmek için İsviçre’de Interpol’den tamamen ayrı bir kuruluş kurmak istedi ve 2013 yılında Cenevre’de söz konusu vakfı kurdu. Üye devletler resmi kanallarla “ellerini kirletmek” istemediğinden, böyle bir vakıf özellikle bir takım operasyonları finanse etmek isteyebilecek özel bağışçıların rahatlıkla katkı verebileceği bir kanal sağlamıştı. Kağıt üzerinde vakıf tamamen bağımsız gözükse de, vakfın Interpol’ün merkeziyle ilişkilerinin yürütüldüğü özel bir masa kurulmuştu.

noble
Interpol eski Genel Sekreteri Ronald Noble

Fakat vakıf aracılığıyla yapılan işlemlerin, Interpol’ün sıkı mali kurallarına da uygun olması gerekiyordu. Bu sebeple, Kasım 2014 yılında toplanan Interpol Genel Kurulu’unda alınan kararlar gereği, (1) bütçe dışı kaynaklar Interpol’ün toplam gelirinin yarısını ve (2) “Daha Güvenli Bir Dünya İçin Interpol Vakfı” dışında tek bir bağışçıya ait bağışın miktarı Interpol’ün toplam gelirinin %15’ini aşamayacaktı.

Interpol’e verilen katkılarla hiçbir üye devletin diğerine göre orantısız bir avantaj elde etmemesi amacıyla alındığı söylenen bu kararlar, BAE’den gelen bağışı tamamen meşru hale getiriyordu. Öte yandan BAE ile Interpol arasındaki ilişkiler işse hiç olmadığı kadar gelişmişti. 2016 yılında vakıfla bağlantılı olan Interpol Uluslararası Merkez Ofis’i BAE’nin başkenti Abu Dabi’de açılırken, Kasım 2018’de kent Interpol’ün 87. Genel Kurulu’na da ev sahipliği yapacaktı. Ayrıca BAE Başbakan Yardımcısı aynı zamanda Manchester City futbol takımının Şeyh Mansur’a, vakfa yapılan bağışın nasıl kullanacağını denetleyecek olan kurulda bir üyelik de verilmişti.

Swissleaks, Altın Zincir ve Kazakistan

Haberde İsviçre’nin Cenevre Kantonu resmi verilerine göre Interpol Vakfı’nın mütevelli heyetindeki isimlerden de bahsediliyor. Dikkat çeken isimler arasında Monaco Prensi II. Albert, Singapur’un eski başbakan yardımcısı Wong Kan Seng, Renault grubu CEO’su Carlos Ghosn, Credit Agricole eski başkanı Jean-Marie Sander ve daha birçok isim bulunuyor. Fakat heyetteki üç isim çok daha fazla dikkat çekiyor.

Bunlardan birincisi HSBC’nin geçen aya kadarki genel müdürü Stuart Gulliver. 2015’te ortaya çıkan SwissLeaks belgelerinde, HSBC’nin Cenevre’deki merkezinde aralarında El Kaide’nin finansörlerinden olan Suudi’lerin de olduğu küresel terör ve iç savaşların müsebbibi silah baronlarının hesaplarının tutulduğu ortaya çıkmıştı. The Guardian’ın Şubat 2015’teki bir haberinde ise, Gulliver’in de bir Panama şirketi aracılığıyla Cenevre’de gizli bir hesabının olduğu belirtilmişti. Tüm bunların İsviçre medyasında yer alması üzerine Interpol, Gulliver’in vakıf mütevelli heyeti üyeliğini askıya almaya karar verdi.

gulliver
Stuart Gulliver

Dikkat çekici ikinci isim ise vakfın mütevelli heyeti başkanı Lübnanlı Elias Murr. 2000 – 2005 yılları arasında Refik Hariri’nin hükümetinde başbakan yardımcılığı ve içişleri bakanlığı yapmış önde gelen bir siyasi figür olan Murr, aynı zamanda Murr Grup’un sahibi zengin bir işadamı. SwissLeaks ile sızdırılan belgelerde Murr’un da aynı bankadaki gizli hesapları ortaya çıkmış, Murr ise kendini dünyanın herhangi bir yerinde hesap açma hakkının olduğunu söyleyerek savunmuştu.

elias murr
Elias Murr

Bir diğer dikkat çeken isim ise “İngiliz FBI” olarak bilinen Ulusal Suç Kurumu’nun eski direktörü Keith Bristow. 2016’da Interpol Vakfı’nı denetlemekle görevlendirilen Bristow aynı zamanda şu anda başkan yardımcılığını yaptığı Arcanum Global adlı firmanın danışmanlarındandı. Arcanum Global, ABD ve Fransa istihbarat örgütlerinde görev yapmış koordinatörlerin de üyesi olduğu küresel bir şirket.

keith bristow
Keith Bristow

Arcanum Global’ın müşterileri arasında, Başkan Nursultan Nazarbayev’in yönettiği Kazakistan da bulunuyor. Nazarbayev, yurtdışında olan siyasi muhaliflerinden olan Muhtar Ablyazov’un bulunması için Arcanum’dan yardım istemişti. O güne kadar siyasi sebeplerle arandığı için Interpol tarafından iade talebi reddedilen Ablyazov, Temmuz 2017’de ani bir karar değişikliğiyle Kazakistan’a iade edildi.

Haber tüm yönleriyle Interpol’ün vakıf üzerinden kurduğu çıkar ilişkilerini ortaya koyarak, kuruluşun nasıl bir, “daha güvenli bir dünya” vizyonuna sahip olduğunu da gözler önüne seriyor.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus