Kılıçdaroğlu’ndan Erdoğan’a: “İnce 80 milyonun cumhurbaşkanı olacak ama sen değilsin”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu partisinin grup toplantısında gündemdeki başlıklara ilişkin açıklamalarda bulundu.

Kılıçdaroğlu’nun açıklamalarından öne çıkan başlıklar şöyle:

“Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan üç güzel insan”

6 Mayıs 1972de 3 güzel fidanımızı dar ağacında kaybettik. Siyasal idamların toplumların belleğinde derin yer ettiğini artık kabul etmek zorundayız. Bugün siyasi idamların olmaması toplumda derin yarılmaların engellenmesi için önemlidir. Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ı asla unutmayacağız. Ve Dün bir gazetemiz 94. yıl dönümünü kutladı. Cumhuriyet Gazetesi. Darbelere baskılara direndiği için ağır bedeller ödemiştir. Bugün Cumhuriyet Gazetesi bütün baskılara rağmen yoluna devam etmektedir. 20 Temmuz darbesine karşı en dik duran en onurlu duran gazetelerden biridir.

“Siyasetle dinin ayrılması gerektiğini hepimiz biliyoruz”

Herkesin inancına saygı duymak insan olmanın gereğidir zaten. Fransa’da aralarında bir grup sanatçı Kuran-ı Kerim’den bazı ayetlerin çıkarılmasını istiyor. Buradan bir kere daha sesleniyorum çağ dışı kalan Kuran-ı Kerim değil sizsiniz. İslamiyet’in bir barış dini olduğunu bütün dünya biliyor. Siz İslamiyet’i nasıl böyle tanımlarsınız. Onlara sadece bir tavsiyem var; Sevgili Peygamberimizin Veda Hutbesi’ni okuyunuz.

“Sayın Muharrem İnce demokrasiye bağlı bir kişidir, insan haklarını bilir”

 Sen ben yapmaz. Kürsüye davet ettiğimde göğsündeki rozeti çıkarttı ben de cebimdeki Türk bayrağını çıkarttım ona takdim ettim. Cumhurbaşkanı seksen milyonun cumhurbaşkanı olmalı. Muharrem İnce hiç bir zaman ayrım yapmadı. Böyle bir kişi Cumhurbaşkanlığı makamını hak ediyor. Muharrem İnce milleti bölmüyor, bana oy veren bizden vermeyen değil. Oy vermeyenler münafık bu adam ülkenin cumhurbaşkanlığı koltuğunda oturuyor. Seksen milyonun cumhurbaşkanı olmak istiyor. Ama kusura bakma sen değilsin.

“15 yıl önce kimse beka sorunu var demezdi”

Türkiye’nin ilişkileri iyiydi. Gayet güzel geçiniyorduk. Bir derdimiz mi vardı? Hayır bir derdimiz yoktu. Terör bitmişti. Terör örgütü liderini getirip hapse atmışlardı. 15 yılın sonunda ne oldu da beka sorunundan bahsetmeye başladılar? 8 maddede beka sorununun nedenini sayacağım. Tüm belediye başkanları, il, ilçe başkanları bunları herkese anlatacaksınız.

Bir, devlette liyakat sistemi yok edildi. Dış güçler mi yok et dedi? Devlete en düşük sınıf şefliktir. Üniversiteyi bitirmek, sınava girmek lazım. Ama başbakan olmak için ilkokul diploması yeter. Liyakat budur. Müsteşar olmak için bunlar da yetmiyor, devlette en az 12 yıl çalışmak giriyor. Bunlar ne yaptı, liyakatı bitirdiler, sadakat dediler. Devlet temellerinden sarsıntı geçirdi.

İkinci neden, liyakatı yok edince devlet yönetimi keyfileşti ve kişiselleştirildi. Millet saraya bakıyor, ne yapacağım diye. Sarayın telkiniyle oraya gelmiş. Dolayısıyla tek belirleyici odak saray. Ne Merkez Bankası, ne DDK.

Üçüncü neden, sarayın tek belirleyici olması bürokrasinin çalışma düzenini yok etti. Eskiden kurallar dahilinde yürürdü. Almanya’da 4 ay 5 ay hükümet kurulmadı ama bürokrasi tıkır tıkır çalıştı. Kimse Almanya’nın beka sorunu var demedi. TEOG kalkacak, Milli Eğitim Bakanı mı söyledi. Hayır, saraydaki zat dedi. Eğitimci misin, yok. Bir sabah kalktı TEOG’u kaldırıyorum dedi.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus