İSTANBUL (Medyascope) – Medyascope Yayın Yönetmeni Ruşen Çakır, Özgür Özel’in kuracağı yeni partinin Meclis’te ikinci büyük grup olacağı için doğrudan ana muhalefet partisi olacağını söyledi. Çakır, partinin CHP’nin ötesine geçip geçemeyeceğinin kadroların genişlemesine ve Ekrem İmamoğlu’nun konumuna bağlı olduğunu değerlendirdi.
Haber özeti
Bu özet yapay zekâ tarafından hazırlanmış ve editör tarafından kontrol edilmiştir.
- Medyascope Yayın Yönetmeni Ruşen Çakır, Özgür Özel’in yeni partisinin ana muhalefet partisi olacağını açıkladı.
- Yeni partinin kuruluşunda yeni yüzler beklenmediğini ve 90’dan fazla milletvekilinin yer alacağını belirtti.
- Çakır, partinin CHP’nin etkisizleşmesine neden olabileceğini ve kamuoyu yoklamalarına göre birinci parti konumunda olduğunu vurguladı.
- Ekrem İmamoğlu’nun parti içindeki etkisinin azaldığını ve gelecekte sorun potansiyeli taşıyabileceğini ifade etti.
- Çakır, geri dönüşün artık mümkün olmadığını ve süreçlerin CHP için geri dönülmez olduğunu dile getirdi.
Medyascope Yayın Yönetmeni Ruşen Çakır, Cumhuriyet Halk Partisi’nin seçilmiş genel başkanı Özgür Özel’in son grup toplantısını dün yaptığını hatırlatarak yeni partinin en kısa sürede kurulacağının kesinleştiğini söyledi. Çakır, başvuru tarihine dair iddiaları şöyle aktardı:
“Bir iddiaya göre cuma günü, bir iddiaya göre pazartesi günü İçişleri Bakanlığı’na verilecek başvuru ve kurucular milletvekilleri olacak.”
Kurucular arasında yeni isim beklenmiyor
Kurucular arasında yeni yüzler görülmesi yönünde bir beklenti oluştuğunu belirten Çakır, bundan vazgeçildiğini şu sözlerle açıkladı:
“Anlaşılan orada yeni yüzlerin aynı zamanda ilk andan itibaren birtakım tartışmalara yol açabileceğinden herhalde endişe edilmiş. Sağlam davranılmış.”
Kurucu sayısına ilişkin iddiayı aktaran Çakır, “Milletvekilleri sadece, bir iddiaya göre doksanı aşkın isim parti kuruluşunda yer alacak, kurucu olarak yer alacak” dedi.
Parti örgütlenmesinin seyrine dair de şunları söyledi:
“Ondan sonra da parti hızlı bir şekilde binalarını, genel merkezi, tabii ki öncelikle binalarını koyacak. İl başkanları muhtemelen son seçilen il başkanları, ki bunların büyük bir kısmı görevlerinden alındı Kemal Kılıçdaroğlu yönetimi tarafından, onlar olacak öyle gözüküyor.”

“Ana muhalefet partisi” vurgusu
Çakır, Özgür Özel’in dünkü konuşmasında yeni partinin ana muhalefet partisi olacağını vurguladığını belirterek şunları aktardı:
“Şu haliyle bakıldığı zaman mecliste ikinci büyük grubu olan parti olacak yeni parti ve dolayısıyla ana muhalefet partisi olacak. Bunu Özgür Özel dün çok vurgulu bir şekilde söyledi, yeni ana muhalefet partisi. Ve yine ısrarlı bir şekilde hedeflerinin iktidar olduğunu söyledi.”
Bu vurguların önemine dikkat çeken Çakır, “Bunlar çok aslında sembolik gibi gözüküyor ama çok önemli hususlar” dedi.
21 Mayıs’taki “mutlak butlan” sürecini değerlendiren Çakır, “Çünkü 21 Mayıs butlan süreci siyasi iktidarın CHP’yi iç kavgaya sürükleme süreciydi” ifadesini kullandı ve ekledi:
“Bu kadar hızlı bir kopuş bekliyorlar mıydı ve umuyorlar mıydı, emin değilim, sanmıyorum. Onlar herhalde bunun gidebildiği kadar, bu kavganın, iç kavganın neyse gidebildiği kadar, sürebildiği kadar sürmesini bekliyorlardı anlaşılan.”
Süreci özetleyen Çakır, “Ama bu haliyle bakıldığı zaman CHP’yi Kemal Kılıçdaroğlu’na terk etmiş oluyorlar ve kendileri kendilerine yeni bir yol yaratmış oluyorlar” dedi.
Geri dönüş yok
Yargıtay kararlarına ve Özel’in yeniden genel başkanlığa dönme ihtimaline değinen Çakır, “Burada birtakım detaylar var, Yargıtay şunu yaparsa ne olur, tekrar Özgür Özel’in CHP genel başkanlığı söz konusu olursa ne olur gibi hâlâ akıllarda kalan birtakım şeyler olabilir” dedi.
Ancak sürecin geri dönüşsüz olduğunu vurgulayarak, “Anladığım kadarıyla bu saatten sonra buradan bir geri dönüş, CHP’ye dönüş olmayacak” ifadesini kullandı.
Kamuoyu yoklamalarına değinen Çakır, “Şu anda kamuoyu yoklamalarına göre birinci parti gözüküyor, yeni kurulması söz konusu olan partinin. Ve Cumhuriyet Halk Partisi de, Kemal Kılıçdaroğlu yönetimindeki Cumhuriyet Halk Partisi de tek başına barajı geçebilecek bir parti olarak gözükmüyor” dedi.
Bu tabloyu “Dolayısıyla CHP kendi kendine etkisizleşecek öyle gözüküyor” sözleriyle özetleyen Çakır, sürecin henüz tamamlanmadığını da şöyle vurguladı:
“Ama daha hiçbir şey bitmedi. Yeni başlıyor, yepyeni başlıyor. Partinin adı da yeni.”
İmamoğlu’nun konumu
Ekrem İmamoğlu’nun partideki yerine dair Çakır, “Ekrem İmamoğlu bu partinin neresinde olacak? Tabii ki içinde, tabii ki önemli bir yerinde ama 19 Mart’tan bugüne yaşanan gelişmelere baktığımız zaman İmamoğlu’nun etkisinin azalıp Özel’in etkisinin kamuoyu nezdinde her anlamda daha da arttığını görüyoruz” dedi.
Bunun ileride bir soruna dönüşebileceğini belirten Çakır, “Şu haliyle bir sorun yaratmıyor olabilir ama yeni partiyle beraber bunun bir sorun olma potansiyelini düşünmek lazım” ifadesini kullandı.
İmamoğlu’nun profiline dair de şunları söyledi:
“Çünkü o Türkiye İttifakı diye tanımladıkları olaya uygun bir profil, Ekrem İmamoğlu. Ama tabii ki biliyoruz ki şu haliyle sırf diploması olmaması nedeniyle bile Cumhurbaşkanı adayı olamıyor.”
Sözlerini Çakır şöyle tamamladı:
“Şu haliyle daha kurulmadan Türkiye’nin yeni bir ana muhalefet partisi olduğu muhakkak ve biz de bu sayede seçilmiş CHP, atanmış CHP demek bununla uğraşmaktan da kurtulmuş olacağız.”
Yayına hazırlayan: Gülden Özdemir
Merhaba, iyi günler, iyi sabahlar. Ve nihayet beklenen oldu. Özgür Özel, Cumhuriyet Halk Partisi’nin seçilmiş genel başkanı olarak son grup toplantısını dün yaptı ve yeni partinin — adı da yeni parti olacak herhalde, bu da kesinleşti, öyle gözüküyor — en kısa zamanda kurulacağını söyledi. Bir iddiaya göre cuma günü, bir iddiaya göre pazartesi günü İçişleri Bakanlığı’na verilecek başvuru ve kurucular milletvekilleri olacak, o da gözüküyor. Orada bir beklenti vardı; acaba kurucular içerisinde yeni yüzler görebilecek miyiz diye ama anlaşılan orada yeni yüzlerin aynı zamanda ilk andan itibaren birtakım tartışmalara yol açabileceğinden herhalde endişe edilmiş, daha sağlam davranılmış, öyle söyleyelim ve milletvekilleri sadece, bir iddiaya göre 90’ı aşkın isim parti kuruluşunda yer alacak, kurucu olarak yer alacak ve ondan sonra da parti hızlı bir şekilde binalarını, genel merkezi tabii ki öncelikle, binalarını koyacak. İl başkanları, muhtemelen son seçilen il başkanları ki bunların büyük bir kısmı görevlerinden alındı Kemal Kılıçdaroğlu yönetimi tarafından, onlar olacak, öyle gözüküyor ve herhalde bir yanda istifalar, yani CHP’den istifalar, parti üyeliğinden istifalar ve diğer yandan yeni partiye üyelikler herhalde olacak ve önümüzdeki günlerde yeni parti kurulduktan, tescillendikten sonra hep bu rakamları göreceğiz. İşte Yargıtay’ın rakamlarına göre kaç üyesi var, kaç üyesi yok, bunları göreceğiz. Ve burada tabii ki şöyle bir olay olacak; şu hâliyle bakıldığı zaman Meclis’te ikinci büyük grubu olan parti olacak yeni parti ve dolayısıyla ana muhalefet partisi olacak. Bunu Özgür Özel dün çok vurgulu bir şekilde söyledi. Yeni ana muhalefet partisi ve yine ısrarlı bir şekilde hedeflerinin iktidar olduğunu söyledi.
Yani bunlar çok aslında sembolik gibi gözüküyor ama çok önemli hususlar. Çünkü 21 Mayıs butlan süreci siyasi iktidarın CHP’yi iç kavgaya sürükleme süreciydi. Bu kadar hızlı bir kopuş bekliyorlar mıydı ve umuyorlar mıydı emin değilim. Sanmıyorum. Onlar herhalde bunun, bu kavganın, iç kavganın gidebildiği kadar, sürebildiği kadar sürmesini bekliyorlardı anlaşılan. Ama bu hâliyle bakıldığı zaman CHP’yi Kemal Kılıçdaroğlu’na terk etmiş oluyorlar ve kendileri kendilerine yeni bir yol yaratmış oluyorlar. Burada birtakım detaylar var. ‘‘Yargıtay şunu yaparsa ne olur? Tekrar Özgür Özel’in CHP Genel Başkanlığı söz konusu olursa ne olur?’’ gibi hâlâ akıllarda kalan birtakım şeyler olabilir. Fakat anladığım kadarıyla bu saatten sonra buradan bir geri dönüş, CHP’ye dönüş olmayacak. Ve belki en beklenen olay, yapılacak ilk genel seçimde yeni parti belli bir oyu alacak. Şu anda kamuoyu yoklamalarına göre birinci parti gözüküyor yeni kurulması söz konusu olan partinin ve Kemal Kılıçdaroğlu’nun yönetimindeki Cumhuriyet Halk Partisi de tek başına barajı geçebilecek bir parti olarak gözükmüyor. Dolayısıyla CHP kendi kendine etkisizleşecek, öyle gözüküyor. Böyle bir durumla karşı karşıyayız.
Ama daha hiçbir şey bitmedi, yeni başlıyor, yepyeni başlıyor. Partinin adı da ‘‘Yeni’’. Şimdi neyi bekleyeceğiz? Bir, adının ne olacağı kesinleşecek, amblemini göreceğiz. Kurucular milletvekili olacakları için bir yerden sonra çok önemli değil ama bu parti nasıl bir parti olacak? Kapsayıcı bir parti mi olacak? Çünkü başından itibaren hep bu tartışma var. Bu olay bir CHP’nin oylarını paylaşma olayı mı, yoksa CHP’nin ötesine geçebilme olayı mı? Kemal Kılıçdaroğlu’nun bunu yapabilme, CHP’nin ötesine geçebilme imkânı pek gözükmüyor; ama bu partinin CHP dışında da oy alma ihtimali hayli yüksek. Nitekim Özgür Özel de sosyal demokrat iddialarını koruduklarını ama Türkiye İttifakı çağrılarını da koruduklarını söyledi. Yani Türkiye İttifakı derken, herkesten oy alma iddiasını bırakmayacaklarını söyledi. Ama bu tek başına böyle yeterli olmuyor. İşte o zaman isimler öne çıkacak, kimler olacağı öne çıkacak. Ve tabii ki söylemler, program ne vadediyor? Benim gördüğüm kadarıyla bu yeni partiye gönül verenler, ona umut bağlayanlar artık kayyum ya da butlanla hesaplaşma devrinin kapanmasını bekliyorlar. Yani CHP’nin, Kılıçdaroğlu’nun bir şekilde artık hiçbir şekilde muhatap alınmamasını bekliyorlar. Bu ne derece mümkün olabilir? Veda konuşmasında adını vermeden çok ciddi bir şekilde Kemal Kılıçdaroğlu’na karşı bayağı büyük suçlamalar, eleştiriler vardı. Ama artık insanlar bundan yorulmuş ve bundan bir şey çıkmayacağını düşünüyor. Çünkü Kılıçdaroğlu’nun orayı bırakacak hâli yok. Hâlinden belli ki memnun.
O zaman tekrar şuna geliyoruz: Ana muhalefet partisi olmak demek sadece ve sadece milletvekili sayısıyla olabilen bir şey değil. İşte burada yeni parti, yeni parti unsurları ne yapacak, hangi konuda nasıl tavır alacak, neler geliştirecek ona bakmak lazım ve bence bir başka husus da şu, burada Özgür Özel’in rolü yadsınamaz. Çok önemli, çok merkezî bir rolü var. Ama bir parti, hele böyle kitleselleşme iddiasındaki bir parti, kendi kabuğunu kırma iddiasındaki bir parti sadece bir kişiyle olabilecek bir yapı değil. Ben sık sık AKP’nin kuruluşuna gönderme yapıyorum, biliyorsunuz. AKP de Millî Görüş’ten koptu ve açıldı ve toplumun birçok kesiminden oy alarak girdiği ilk seçimde tek başına iktidara geldi. Orada hem söylemde bir değişiklik vardı hem de görüntüde vardı. Yani tabii ki Tayyip Erdoğan vardı ama Tayyip Erdoğan’ın yanında Abdullah Gül gibi, Bülent Arınç gibi, Abdüllatif Şener gibi çok sayıda insan vardı ve bir de sadece Millî Görüş geleneğinden olmayan güçlü birtakım profiller vardı. Şimdi burada Özgür Özel ve arkadaşları ‘‘biz 19 Mart ve 21 Mayıs sonrasında şöyle iyi sınav verdik, kendimizi kanıtladık, artık böyle devam ederiz’’ diye düşünüyorlarsa bu parti Özgür Özel ve arkadaşlarının partisi olmaya mahkûm olur. Bu parti Özgür Özel ve arkadaşlarının partisi olmanın ötesine geçebildiği ölçüde başarı sahibi olur.
Bir son not da şu: Ekrem İmamoğlu bu partinin neresinde olacak? Tabii ki içinde, tabii ki önemli bir yerinde ama 19 Mart’tan bugüne yaşanan gelişmelere baktığımız zaman İmamoğlu’nun etkisinin azalıp, Özel’in etkisinin kamuoyu nezdinde her anlamda daha da arttığını görüyoruz. Bu şu hâliyle bir sorun yaratmıyor olabilir ama yeni parti ile beraber bunun bir sorun olma potansiyelini düşünmek lâzım. Bu nasıl olur, Ekrem İmamoğlu’nun yeni partide ağırlığını hissettirecek birtakım açılımlar, birtakım adımlar nasıl atılır bilmiyorum ya da atılmaz ve o bir süre boyunca daha geri planda kalır. Bu onların vereceği karar. Ama şunu unutmamak lâzım: Ekrem İmamoğlu-Özgür Özel ikilisi birçok şeyi birlikte götürdü. Uygulayıcı olan tabii ki Özgür Özel’di fakat İmamoğlu’nun iyice geri planda kalması, etkisini yitirmesi bu yeni partinin lehine olur mu çok emin değilim. Çünkü o Türkiye İttifakı diye tanımladıkları olaya uygun bir profil Ekrem İmamoğlu ama tabii ki biliyoruz ki şu hâliyle sırf diploması olmaması nedeniyle bile cumhurbaşkanı adayı olamıyor. Bunların hepsini bir şekilde çözmek gibi bir sorunla baş başalar ama şu hâliyle daha kurulmadan Türkiye’nin yeni bir ana muhalefet partisi olduğu muhakkak ve biz de bu sayede ‘‘seçilmiş CHP’’, ‘‘atanmış CHP’’ demekten, bununla uğraşmaktan da kurtulmuş olacağız. CHP Kılıçdaroğlu’na ve ne denir, adamlarına diyelim, çok kadın gözükmüyor ortada, genellikle birtakım erkekler çıkıyorlar karşımıza. Onlar, Kılıçdaroğlu’nun avukatı vesaire gibi birtakım isimler, televizyonlarda ona buna saldıran eski gazeteciler, ‘‘eski’’ diyorum çünkü hakikaten gazetecilik yapmayı bırakmaları çok oldu, onlarla yoluna devam edecek olan, hazine yardımının son demlerini de tüketecek olan bir parti söz konusu. Muhtemelen yeni parti, tabii ki önüne çok büyük engeller çıkartacak siyasi iktidar ama önü açık bir yeni parti ile önü açık olmayan, açmaya da mecâli olmayan bir Cumhuriyet Halk Partisi ile Türkiye’yi göreceğiz.
Bugün çok sevdiğim birisinden bahsetmek istiyorum. Önceki gün hayatını kaybetti 86 yaşında. Nebi Barlas. Nebi abi hep böyle sempatik bir insandı. 12 Eylül döneminde bizlerin, siyasi tutukluların İstanbul’daki davalarına en çok giren, yüzlerce kişinin avukatlığını yapmış birisidir. Benim avukatım olmadı ama hepimizin avukatıydı. Onu özellikle söylemek lâzım. Çok düzgün birisiydi, çok iyi birisiydi ve mücadeleci birisiydi. Askerî okuldan atılıyor, hapis yatıyor, sonra hukuk okuyup avukatlığa kendini veriyor. Galiba 2000 yılında mı ne, avukatlara yönelik uygulamaları protesto edip bıraktı ve Edremit Akçay’da yaşamaya başladı. Bir süre önce kendisiyle yapılmış bir röportaj görmüştüm, çok çarpıcıydı. Artı Gerçek‘te Esra Çiftçi’ye verdiği bir röportaj vardı. Oradan sonra aklıma geldi. Ne zamandır ben Nebi abiyle konuşmuyorum diye telefonunu edindim ve kendisiyle telefonla da olsa çok güzel, çok tatlı bir sohbet etme imkânım olmuştu. Hâlâ çok dinçti ama artık kalbi daha fazla dayanamamış. Hepimizin gönlünde taht kurmuş bir mücadele insanıydı. Kendisini saygıyla ve sevgiyle anıyorum. Söyleyeceklerim bu kadar, iyi günler.








