Uluslararası Kriz Grubu raporu: ABD çekildikten sonra Kuzeydoğu Suriye’nin geleceği

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Uluslararası Kriz Grubu (ICG), İdlib’den sonra Suriye’nin kuzeydoğusunda YPG liderliğindeki Suriye Demokratik Güçleri (SDF)’nin denetiminde bulunan bölgeyle de ilgili yeni bir rapor yayınladı. ABD Başkanı Donald Trump’ın Suriye’deki askerlerini geri çekmek istediğini hatırlatan ICG, bu raporla çekilme ertesinde bölgenin çatışma yaşanmadan istikrara kavuşabilmesi için Suriye ile YPG arasında Türkiye’nin de onay vereceği bir uzlaşma formülü bulunabileceğini savunuyor.

Washington’ın güçlerini çekmesi halinde Ankara, Şam ve Tahran’ın kontrolündeki güçlerin bölgeyi ele geçirmek için harekete geçebileceğini kaydeden ICG, Beşar Esad yönetimi ile Suriye Kürtlerinin ademimerkeziyetçi bir yönetim modeli üzerinde anlaşmasını öneriyor.  Buna göre, Rusya ve ABD’nin ortak garantörlüğünde sağlanacak söz konusu anlaşma Suriye devletine ülkenin kuzey sınırlarının denetimini, YPG’yle ilişkili güçlere de, Suriye’de oluşturulacak yeni bir güvenlik mimarisine entegre halde yerel güvenliği sağlama işini vaat ediyor. ICG raportörlerinin bölgeye yaptıkları sekiz seyahat ve Suriyeli, Amerikalı, Rus, Türk ve YPG/PYD yetkilileri ile yaptıkları mülakatlardan yola çıkarak hazırladıkları raporda öne çıkan başlıca hususları özetle aktarıyoruz:

Amerikan caydırıcılığı sona erdikten sonra

“PYD (Demokratik Birlik Partisi) ve askeri kanadı YPG (Halkın Koruma Birlikleri), 2015-2018 yılları arasında kuzeydoğu Suriye’de kontrol ettikleri bölgeleri ülkenin yüzde 30’una karşılık gelecek bir şekilde genişletti. ABD’nin havadan ve özel birlikleri vesilesiyle askeri desteğini alan YPG liderliğindeki SDF, Fırat nehrinin doğusunda petrol sahalarının da bulunduğu IŞİD’in kontrolüne geçmiş tüm bölgeleri ve Fırat’ın batısındaki Menbiç ve Tabka’yı da geri aldı. Türkiye ise Suriyeli muhalif destekçileriyle birlikte kuzey Suriye’ye iki başarılı operasyon düzenledi ve Afrin’in de kontrolünü ele geçirdi. Suriye rejimi de 2017’de Rusya’nın havadan, İranlı milislerin karadan desteği ile Fırat’ın batısında kontrolü sağlamak için operasyonlara hız verdi.

Bölgedeki ABD varlığı, Ankara ve Şam’ın Kuzeydoğu’da YPG/PYD’nin kontrolündeki bölgelere saldırması olasılığına karşı caydırıcılık taşıyor. Ancak IŞİD’le mücadelenin büyük ölçüde tamamlanmış olması ve Washington’dan yapılan hedeflerine ve mevcudiyetini sürdürüp sürdürmeyeceğine dair çelişkili açıklamalar geleceğe dair belirsizlik yaratıyor. ABD’nin acele çekilmesi halinde, bölgede kanlı bir güç savaşına tanık olabiliriz. Bunu önlemek için, ABD bir an önce girişim başlatarak, Rusya’nın da garantörlüğünde Suriye rejimi ve YPG/PYD arasında Ankara’nın da onayını alacak müzakerelere önayak olmalı.

Öneriler

Bu amaçla,

ABD, Rusya’yı da paydaş yapacağı bir süreçle, YPG/PYD, SDF’nin yerel yönetim konseylerindeki karar alma süreçlerini sivillere bırakması sürecinin çerçevesini hazırlamalı;

Suriye devletinin toprak bütünlüğü içinde üzerinde uzlaşılacak ademimerkeziyetçi bir model üzerinde anlaşılarak, SDF kontrolündeki bölgelerde Suriye bayrağının kullanılması ve sivil devlet kurumlarının yeniden işlerlik kazanması sağlanmalı;

Sınırların korunması Suriye devletinin sınır muhafızlarına bırakılmalı;

SDF’nin askeri yapısı ve yerel güvenlikten sorumlu mevcut güçler resmi olarak Suriye devletininkilerle birleştirilmeli;

Doğal gaz ve petrol gelirleri, nüfus oranları ile uyumlu olarak Şam ve yerel yönetim arasında paylaşılmalı;

ABD ayrıca Rusya ile birlikte çalışarak Ankara’nın YPG/PYD içindeki PKK uzantılarına dair endişelerini giderecek formüller üzerinde durmalı.”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus