Çin’de feminist hareket: #MeToo kampanyası Çin’i dönüştürüyor mu?

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

İnsan Hakları İzleme Örgütü’nden Yaçiu Vang, Çin’deki feminist hareket ve #MeToo kampanyasının etkileri üzerine bir makale kaleme aldı. Özetle siz okuyucularımıza aktarıyoruz.

Çinli kadınlar epeydir eşitlik uğruna savaşıyor. Ekim 1911’de bir grup devrimci, Çing Hanedanı’nı devirerek Çin Cumhuriyeti’ni kurdu. Devrimciler arasında kadın hakları savunucuları da vardı. Fakat Mart 1912’deki geçici anayasada cinsiyete ve cinsel yönelime herhangi bir atıf bulunmuyordu. Pek çok kadın devrimci, erkekler gibi onlar da hayatlarını feda etmelerine rağmen talepleri görmezden gelindiği için hayal kırıklığına uğradı.

Çin’de bugün feministler; deneyimlerinden, devletin ya da entelektüel ve aktivistlerin kadın hareketi yanlısı söylemlerine temkinli yaklaşmaları gerektiği sonucunu çıkarmış durumda. Zira ülkedeki tanınan insan hakları savunucuları, entelektüeller ve gazetecilerin dahi adları cinsel istismar olaylarıyla anılıyor. Suçlamalara maruz kalanlar arasında ayrımcılık karşıtı aktivist Lei Çuang, çevreci Feng Yongfeng ve gazeteci Şiong Peiyun da bulunuyor. Birkaç kadına taciz ve tecavüzle suçlanan ünlü gazeteci Cang Ven kendisini suçlayanları “boşanmış olmakla” ve “çok sayıda erkek arkadaşı olmakla” itham ediyor.

Çin toplumunda yaygın olduğu gibi, bazı erkek entelektüel ve aktivistler kadın iş arkadaşlarını “güzeller” ya da “tanrıçalar” diye çağırıyor ve sosyal medyada yarı çıplak kadın resimleri paylaşıyor. Tutuklu aktivistlerin aileleri için para toplama kampanyalarında dikkat çekmek için çıplak bacak fotoğrafları kullanılıyor. Yazar Yaçiu, bir keresinde Çin toplumundaki cinsel ayrımcılık konusunu açtığında erkek bir aktivistin kendisine “Çirkin bir kadını hiçbir erkek istemez” dediğini aktarıyor.

“Bir mucize gerçekleşti”

Şimdi #MeToo ile yeni bir şey daha ortaya çıkıyor: önceden kadın mücadelesine pek de ilgi göstermeyen bazı erkek liberal entelektüeller, kadın haklarını destekleyen açıklamalar yapmaya başladı.

Siyasi yorumcu Mo Cişu özeleştiri verenlerden: “Geçmişte sarhoşken pek çok uygunsuz harekette bulundum. İfşa edilirsem bunu anlayışla karşılardım, bu sadece ahlaki imajla alakalı bir şey değil. Eğer bu geçmişimle yüzleşmezsem haklar, özgürlük, eşitlik ve demokrasi uğruna mücadelemin bir anlamı kalmaz.”

Feminist yazar Li Sipan sosyal medyadaki destek açıklamalarını görünce “Bir mucize gerçekleşti” yorumunda bulundu. Bu değişim, yoğun devlet sansürü altında özgürce konuşup hikayelerini anlatan, çoğunlukla genç ve eğitimli Çinli kadınların çabası sonucu elde edildi.

Feminist edebiyat profesörü Ai Şiaoming, “Genç kadın hakları aktivistleri kuşağında daha güçlü bir bağımsız kişilik duygusu var. Böyle bir bağımsız kişilikler, Çin’deki mevcut kadın hakları hareketine güç kattı” diye konuştu.

Fakat siyasi seçkinlerde bu tür bir değişim kısa zamanda gerçekleşmesi beklenmemeli. 2013’te iktidara gelen Şi Cinping sivil toplum ve tabii feministler üzerindeki baskısını artırdı. Mart 2015’te beş kadın hakları savunucusu taciz karşıtı stickerlar dağıtmayı planladıkları için bir ay hapis yattı. Geçen mart ayında Çin sosyal medya platformları Weibo ve WeChat, bazı feminist hesapları kapattı.

Çin’de sivil toplum için alan gittikçe kısıtlanırken feministlerin otoriter bir devlete ve ataerkil bir topluma karşı mücadelesi cesur ve yaratıcı bir biçimde devam ediyor.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus