İmamoğlu’ndan yeni parti yorumu: “Milletle beraber yürüdüğümüz her yol meşrudur ve güçlüdür”

İSTANBUL (Medyascope) – İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, Kemal Kılıçdaroğlu’nun Erdoğan’dan emir aldığını söyledi, “‘Dâhili bedhah kayyım’ diyorum ben ona. Çünkü bu partiyi dışarıdan yıkamayanlar, şimdi içeriden teslim almak istiyor” dedi. İmamoğlu yeni parti kurulma ihtimaliyle ilgili de, “Hukuk çiğnenirse, delegelerimizin ve milletin iradesi yok sayılırsa, bizim milletle beraber yürüdüğümüz her yol meşrudur ve güçlüdür” yorumunda bulundu.

Haberin özeti
Bu özet yapay zekâ tarafından hazırlanmış ve editör tarafından kontrol edilmiştir.
  • Ekrem İmamoğlu, Kemal Kılıçdaroğlu’nu “dâhili bedhah kayyım” olarak tanımladı ve partiyi içeriden yıkma girişimlerini eleştirdi.
  • İmamoğlu, hukukun çiğnenmesi durumunda milletle yürüdükleri her yolun meşru olduğunu vurguladı.
  • Kılıçdaroğlu’nun CHP Genel Başkanlığı’na atanmasını, yargının siyasallaşması olarak değerlendirdi.
  • İmamoğlu, muhalefetin değişim iradesinin sandıkta değil mahkeme koridorlarında engellenmeye çalışıldığını söyledi.
Bilmeniz gerekenler
İlgili bağlantılar

Türkiye Cumhuriyeti'ne bir çöküş dönemi yaşatılıyor kukla ve dahili bedhah kayyım

İBB soruşturması kapsamında 23 Mart 2025’ten bu yana Silivri’deki cezaevinde tutuklu bulunan Ekrem İmamoğlu, T24’ten Murat Sabuncu’ya mutlak butlan kararını ve CHP Genel Merkezi’ne polis müdahalesini değerlendirdi.

Mutlak butlan kararını duyunca önce öfke hissettiğini ifade eden İmamoğlu, “Herkes gibi önce öfke hissettim. Partimle birlikte milyonların sandıkta ortaya koyduğu iradeye saldırılmasına öfkelendim. Mahkeme salonlarında hukukun, adaletin değil; siyasi mühendisliğin dolaşmasından üzüntü duydum. Utanmayı unutanlar için utanç da vardı hissiyatımda. Mahkeme kararıyla Cumhuriyet Halk Partisi’nin iradesi kadar bu ülkenin demokrasi umuduna, sandığa giden milyonların vicdanına ve milletin karar verme hakkına utanmazca bir şekilde müdahale edenler ve onlara hukuk kisvesiyle yol açanlar adına utanç duydum” dedi.

“Millet sandığı işaret ediyor, onlar mahkeme koridorlarını”

Ekrem İmamoğlu, mutlak butlanın, milletin iradesiyle devlet gücünü kullanan iktidar arasında kurulan büyük bir hesaplaşma olduğunu söyledi, “Millet ‘değişim’ diyor, onlar yargıyı devreye sokuyor. Millet sandığı işaret ediyor, onlar mahkeme koridorlarını. Millet umutlu bir gelecek istiyor, onlar koltuklarını korumanın hesabını yapıyor. Bu yüzden mahkeme kararıyla tarihi, gerçeği ters yüz etmek istiyorlar. Değişim iradesini geriye döndürmeye çalışıyorlar. Ancak Cumhuriyet’i kuran iradeyi, birkaç imzayla yok hükmünde sayamayacaklar. Bu milletin hafızasını silemeyecekler. 86 milyonun geleceğini saray koridorlarında rehin alamayacaklar. Asıl hissettiğim ise; azim ve kararlılık. Ben o gün bir kez daha şuna karar verdim: Bir adım geri atmayacağız. Boyun eğmeyeceğiz. Susmayacağız. Bize yenilgiyi öğretemeyecekler” diye konuştu.

“Partinin polis tarafından kapısının kırıldığı, plastik mermi ve gazla içeriye müdahale edildiğini gördüğünüzde ne düşündünüz? O anları hücrede televizyondan seyrederken ne yaşadınız?” sorusuna Ekrem İmamoğlu şu cevabı verdi:

“O gün içeride ve dışarıda kalbini, ruhunu ve insaniyetini koruyabilen herkes için çok zor bir gündü… Yıllarımız geçti bizim genel merkezimizde. İlçe başkanlığından, ilçe belediye başkanlığından geldim ben. Yıllarca çoluğumuzu çocuğumuzu görmedik çalıştık. Hep coşkuyla girdik genel merkezimize. Yuvamız, yurdumuz, namahremimiz orası bizim. Bu sözlerimi eminim bütün Cumhuriyet Halk Partili arkadaşlarım çok iyi anlayacaktır: Namahremimize polisle girdiler! Kapısı kırılarak girilen sadece bir bina değil bir hafıza, inanış, mücadele ve demokrasiye olan ihtiyaç. Orası, bu ülkenin çok partili demokrasi tarihinin, seçimle değişim umudunun, milyonlarca insanın emeğinin ve inancının evi aynı zamanda. O kapıyı içten ve dıştan yıkmaya çalışan bedhahlar şunu söylüyorlar: ‘Sandıkla olmadı, şimdi zorla teslim alacağız.’

Beni en çok yaralayan şeylerden biri şuydu: Binanın içinde gençler, kadınlar, yaş almış yoldaşlarım, demokrasiye, milli iradeye sahip çıkmak için şehrin dört bir yanından gelen yurttaşlarımız vardı. Gazla, plastik mermilerle, polis zoruyla bir Türkiye’nin en köklü partisine girilen bir ülke görüntüsü, hiçbir demokratik toplum için normal değildir. Bu görüntü sadece korku rejimlerine yakışan bir görüntüdür. Ve o görüntülerle yaşadığımız ülkenin bir hukuk devleti olmaktan çoktan çıktığı bir kez daha görüldü.

“Demek ki doğru yoldayız diye düşündüm”

Karşılarında korkan bir millet görmek istiyorlar. Sinen, susan, geri çekilen insanlar görmek istiyorlar. Ama bu milletin mayasında teslim olmak yok. Bakın, bu ülkenin insanı darbeler gördü, yasaklar gördü, baskılar gördü. Ama her seferinde ayağa kalkmayı bildi.

O görüntülerin düşündürdüğü bir şey de şu oldu: ‘Demek ki doğru yoldayız’ diye düşündüm. Bize böyle gözü dönmüşçesine saldırıyorlarsa doğru yoldayız. İktidarlar ancak kaybetme korkusu büyüdüğünde bu kadar sertleşir. Milletin sevgisini kaybedenler, kaba kuvvete sığınır. Ama unuttukları bir şey var: Devlet milletindir. Milletin iradesinden büyük hiçbir güç yoktur ve ne yaparlarsa yapsınlar, bu ülkenin gençlerinin umutlarını, insanların demokrasi inancını, değişim arzusunu kıramayacaklar.”

Mahkeme kararıyla CHP Genel Başkanlığı’na atanan Kemal Kılıçdaroğlu’nun tutumunu değerlendiren Ekrem İmamoğlu, “Cumhuriyet Halk Partisi’nin başına, delegelerin iradesiyle değil; sarayın yargı marifetiyle kurduğu operasyonla taşınan bir yönetim anlayışının demokrasiyle hiçbir ilgisi yoktur. Bunu kim yaparsa yapsın, adı bellidir: Siyasi kayyımlık. Milletin sandıkta vermediği yetkiyi mahkeme koridorlarından devşirmeye çalışmak, siyaseten de vicdanen, ahlaken de meşru değildir” dedi.

İmamoğlu’ndan Kılıçdaroğlu’na: “Dâhili bedhah kayyım”

İmamoğlu şöyle devam etti:

“‘Dâhili bedhah kayyım’ diyorum ben ona. Çünkü bu partiyi dışarıdan yıkamayanlar, şimdi içeriden teslim almak istiyor. Yanlış mı? Hiç değil! Ama herkesin şunu bilmesini isterim: Cumhuriyet Halk Partisi, sarayın hukuk mühendisliğiyle ele geçirilecek bir yapı değildir. Bu parti, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün millet egemenliği üzerine kurduğu bir direniş partisidir. Cumhuriyet Halk Partisi’nin genel merkezi, adalet yerini bulana ve delegenin iradesi ortaya koyulana kadar o bina değildir. CHP’nin genel merkezi artık bütün partililerimizin ruhunu ve yüreğini taşıdığı meydanlardır. Şimdi otursunlar, boş duvarlara baksınlar. Darbeye direnenleri izlesinler.”

“‘Beni betona gömmek istiyor’ cümlesini gerçekten sarf ettiniz mi?” İmamoğlu şu cevabı verdi:

“Onun emir aldığı, her söylediğini koşa koşa yaptığı Erdoğan, Cumhuriyet’i, demokrasiyi, adaleti betona gömmek istiyor. Figüranların, kayyımın hiçbir önemi yoktur. Benim en özgür halimle bulunduğum dört duvarın da kayyımın sıkışıp kaldığı dört duvarın da bir önemi yoktur. Allah ömür, millet destek verdikçe ben mücadelemi sürdüreceğim. Önemli olan Cumhuriyet’in, emanetin geleceğidir. Koruyacağız, kazanacağız.”

“Milletle beraber yürüdüğümüz her yol meşru”

Yeni parti kurulması fikriyle ilgili de görüşlerini aktaran Ekrem İmamoğlu, “‘Ya bir yol bulacağız ya bir yol yapacağız.’ O yol, hukukun, delegelerimizin ve millet iradesinin emrettiği şekliyle yol arkadaşım Sayın Özgür Özel’in Genel Başkanlığı’ndaki CHP’dir. Fakat hukuk çiğnenirse, delegelerimizin ve milletin iradesi yok sayılırsa, bizim milletle beraber yürüdüğümüz her yol meşrudur ve güçlüdür. Muhalefet kriz yaşamıyor, Erdoğan muhalefete darbe yapıyor. Bu milletin kimseye eğecek boynu yoktur. Milletin diliyle, ruhuyla ve iradesiyle o yolu yapar ve iktidara koşarız” dedi.

“Sizce Türkiye’de artık “CHP sonrası muhalefet” tartışması başladı mı?” sorusuna Ekrem İmamoğlu, “Tartışma değil; tam aksine 21 Mayıs sonrası 23 Mayıs’ta CHP’ye yapılan polis eşliğindeki darbe, muhalefete önümüzdeki seçimde tümüyle işbirliği şeklinde ceberut rejimi sona erdirmek, sandık ve seçim güvenliğini sağlamakla ilgili bir seferberliği başlatmak yolunu çizmiştir. Bu yol seçim ittifakı değil; seçimin varlığı ve sandığın güvenliği ittifakı olmalıdır! Mesele partiler üstüdür” cevabını verdi.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin CHP’ye yol haritası vermesini de değerlendiren Ekrem İmamoğlu, “Cumhuriyet Halk Partisi’nin yol haritasını yalnızca partililerimiz belirler. Ne iktidar odaklarının ne de iktidarın kayyımlığını yapan ve kurultayımızı engelleyenlerin partimiz üzerine söylediği sözlerin bir kıymeti yoktur. Hukuk zaten kurultayı emretmektedir. Türkiye Cumhuriyeti Devletinin hukuku yerle bir edilmiştir. Yüreği yeten devletin hukukuna sahip çıkar, sözünden de sakınmaz ve geri adım atmaz. Bugün Türkiye’nin geleceğinin önünde duran tek engel var. Eğer bu engelden rahatsızlarsa ortaya çıksınlar ve bizim yıllardır yaptığımız gibi ellerini taşın altına koysunlar. Yok, cesaretleri ve güçleri yetmiyorsa milletin gündeminden çıksınlar. Milletimiz de partimiz de zaten gereğini yapacaktır. Ortaya karışık, ne olduğu belli olmayan ve hiçbir işe yaramayan sözlerin Türkiye’de demokrasiyi bitirme aşamasına gelmiş bir iktidar ortamında hiçbir anlamı yoktur” dedi.

“Ne CHP’nin iç meselesi? Bu saray darbesidir”

Tüm bu yaşanılanları “Saray darbesi” olarak nitelendiren Ekrem İmamoğlu şunları söyledi:

“Ne CHP’nin iç meselesi? Bu saray darbesidir!

Bugün Türkiye’de yaşanan şey, doğrudan seçimli demokrasinin geleceğiyle ilgilidir. Seçim yapıyorsun tanımıyor. Kurultay yapıyorsun tanımıyor. İstinaf Mahkemesi kararıyla bizim partimizin başına o kayyımı atıyor. YSK ise kendini inkâr ediyor. Bakınız YSK’nın bu tutumu çok büyük bir tehdittir. Tümüyle demokrasiyi yok edenlerin hazırladığı tabuta son çiviyi çakma girişimidir.

Bu çok ağır bir kırılmadır. 2017’de mühürsüz oylarla başlayan süreç, 2019’da İstanbul seçimlerinin iptaliyle devam etti. Bugün ise artık muhalefetin doğrudan devlet gücüyle yeniden dizayn edilmeye çalışıldığı bir aşamaya geçildi. Her darbe daha ağır uygulamaları önümüze koymaktadır.

O yüzden ben bunun CHP içi bir tartışma olduğu fikrini reddediyorum. Bu mesele, Türkiye’de milletin sandık yoluyla iktidarı değiştirme hakkının korunup korunamayacağı meselesidir. Aksini iddia edenler hele de kurumsal siyaset temsilcisiyse kendi varlık amaçlarını anlamsızlandıran bir bakış açısını taşıyorlar.

Hukuku tanımıyorlar. Kurultay yolunu açmıyorlar. Çünkü kaybedeceklerini biliyorlar. Almışlar arkasına Erdoğan’ın yargı kollarını, çok büyük bir maharetmiş gibi partimize darbe yaptırıyorlar.

CHP içi tartışma yoktur. Saray darbesi ve sarayın kuklaları vardır.”

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.