Soçi’deki Putin-Erdoğan anlaşmasının eksik parçaları

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Rusya’nın Soçi kentinde yaptıkları görüşmeden, Suriye’nin İdlib vilayetinde muhalif gruplarla rejim kontrolündeki yerler arasında silahtan arındırılmış, bir nevi tampon bölge oluşturma kararı çıktı. Putin’in ifadesiyle “ağır silahlar” ve “Nusra Cephesi dahil tüm silahlı gruplar”, 15-20 kilometre derinlikte olacağı söylenen söz konusu bölgeden 15 Ekim’e kadar çekilecek. Tampon bölgenin denetimini ise Rusya ve Türkiye birlikte üstlenecek. Rusya Savunma Bakanı Sergey Şoygu, Rusya’nın İdlib’e yönelik operasyonlarına son vereceğini de duyurdu.
ABD’nin önde gelen düşünce kuruluşlarından Washington merkezli Brookings Enstitüsü, Ankara ile Moskova’nın İdlib mutabakatını “İdlib anlaşması ve Suriye bilmecesinin (puzzle) eksik parçaları” başlıklı bir yazı ile değerlendirdi. Özetle aktarıyoruz:

Türkiye uzlaşmaya yanaşmayan gruplarla çatışmak zorunda kalabilir

Suriye hükümetinin ülkenin büyük bölümünde kontrolü sağlamasından sonra, dikkatler kalan yüzde 40’lık bölüme yoğunlaştı: IŞİD’den geriye kalanların bulunduğu küçük cepçikler dışında, ABD’nin desteklediği ve PYD’nin liderlik ettiği Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) kontrolündeki, Türkiye ve Özgür Suriye Ordusu’nun (ÖSO) kontrolündeki ve El Kaide’den türeme Hayat Tahrir El Şam’ın (HTŞ) domine ettiği İdlib olmak üzere üç bölge sözkonusu olan.
Suriye hükümetinin Rusya’nın desteği ile İdlib’e operasyon düzenlemesine Türkiye en başından itibaren karşı çıktı. İngiltere, Fransa ve ABD de 22 Ağustos’ta rejimin kimyasal silah kullanması halinde askeri müdahalede bulunabilecekleri uyarısı yaptı. BM de insani gerekçelerle topyekûn bir saldırıya karşı çıktı.
HTŞ İdlib’in yüzde 60’nı kontrol ediyor. Kalan bölgelerde ise çoğu ÖSO bağlantılı ve Türkiye’nin zamanla bir araya getirdiği diğer muhalif gruplar var. Türkiye uzlaşılabilir unsurlar aracılığıyla HTŞ’ye epeydir baskı yapıyor ama fazla ilerleme sağlayamadı.
Soçi’de varılan anlaşma uyarınca Türkiye, HTŞ’yi Rusya’nın Hmeymim hava üssüne saldırı düzenlediği yerlerden ve Halep çevresinden uzaklaştırmayı vaat ediyor. Ancak buna dair detaylar açıklanmadı ve Türkiye uzlaşmaya yanaşmayan gruplarla çatışmak zorunda kalabilir. Yine de, bu anlaşma vesilesiyle Rusya da Suriye’yi parya statüsünden çıkarma hedefine ulaşabilir, ülkenin yeniden imarı için bazı Batılı ülkelerin desteğini alabilir.

Harita: Ümit Kıvanç http://riyatabirleri.blogspot.com/2018/09/idlibte-bombardman-var-hzyla-suruyor.html

Afrin ve Cerablus ne olacak?

Ancak uzun vadeli sorunlar yerli yerinde duruyor. HTŞ yenilse ya da tampon bölgeden çekilse bile, sonra ne olacak? Suriye hükümeti daha ılımlı muhalif grupların siyasi sürece katılmasına izin verecek mi? Vermezse ne olacak? Türkiye ve muhalifler nasıl tavır alacak? Türkiye’nin denetimindeki Afrin ve Cerablus ne olacak? Burası çoğu Sünni 800 bin civarında nüfusu olan 4 bin kilometrekarelik bir alan. Türkiye altyapısına, yerel yönetimlerine, okullarına, hastanelerine yatırım yaptı; yerel güvenlik güçlerine eğitim verdi. Ayrıca Suriye hükümeti rejime muhalif milyonlarca Sünni’yi geri isteyecek mi? Her hâlükârda bu bölge için de siyasi çözüme ihtiyaç var ama kısa vadede olası görünmüyor.
Ve bir de ABD ve PYD liderliğindeki SDG’nin kontrol ettiği, Suriye’nin neredeyse yüzde 30’una karşılık gelen petrol zengini bölge var. ABD’nin yeni uzun vadeli stratejisi Kürtlerin elini güçlendiriyor. ABD askerleri İran ülkeden çıkana, IŞİD de tamamen yok olana kadar bölgede süresiz kalacak. PYD ve rejim sağlık, eğitim, elektrik tedariki vs. gibi konularda görüşüyorlar. Bu görüşmeleri de siyasi müzakereler izleyecek. Ama PYD ademimerkeziyetçi bir yapı ve özerklik isterken, rejim bütün topraklarında tam egemenlikte ısrar ettiği için, bölgede siyasi çözüm çok uzak görünüyor.
Muhaliflerle rejim arasında sürekli bir ateşkes sağlanabilir. Bu da Suriye’nin bölünmüş halde varlık sürdürmesi anlamına gelir. Suriye’nin savaş yorgunu olduğu açık ama uzlaşma ve uzun vadeli istikrar hâlâ uzak bir hayal.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus