Trump gümrük vergilerinin nasıl işlediğini anlayabiliyor mu?

The Atlantic’in ekonomi editörlerinden Annie Lowrey’nin 6 Aralık 2018’de çıkan yazısını Okan Yücel çevirdi.

Bu hafta Başkan Trump, Pekin ile yaptığı büyük bir antlaşmayı Twitter’dan duyurdu. “Çin, araba üzerinde uyguladığı vergiyi kaldırmayı veya azaltmayı kabul etti. Çiftçiler bunun en büyük ve en hızlı kazananı olacak. Hiç vakit kaybetmeden tarımsal ürünlerini satmak istiyorlar. Çiftçiler, sizi seviyorum!”
Birkaç gün sonra bir ikilik belirdi. “Çin ile ya ‘gerçek bir antlaşma’ yapacağız ya da hiç yapmayacağız –ki bu durumda kuvvetli gümrük vergilerimizi uygulayacağız. Eğer Çin ile adil bir antlaşma yapılabilirse sonucunda şu ana kadar bilgimiz dâhilinde her şey uygulanabilir olacak, ben de mutlulukla imzalayacağım. Müzakereler başlasın.”
Üst üste gelen bu hızlı açıklamalar piyasaları da bulandırdı. Ticaretle uğraşanlar ABD ve Çin arasında imzalanacak olası bir antlaşma ile bunun zıddı durumlar arasında kendilerine pozisyon almaya çalışırlarken hisse senetleri önce sıçrama yapıp sonrasında yere çakıldı. Öyle görünüyor ki ticaret savaşı -zaten hiçbir zaman kazanılması kolay olmamakla birlikte- belirgin bir şekilde sonlanmayacak, çünkü neyin gerçekleşmesi halinde kazanılmış olacağının bir açıklaması bulunmuyor.

Çin’in suçları

Trump’ın; vergiler, ticaret ve Çin hakkındaki bütün böğürmelerinin amacı ve stratejisi karmaşık ve kafa karıştırıcı olmaya devam ederken, umduğu şeylerin büyük kısmına ulaşması imkânsız olabilir.
Bu tabii ki Washington’ın bütün şikâyetlerinde haksız olduğu anlamına gelmez. Çin’i teknoloji transferlerini zorlamakla, fikrî mülkiyetleri çalmakla, ajanlık yapmakla, bazı endüstrileri adil olmayan şekillerde desteklemekle ve bütün yabancı rakiplerin önünü kesmekle suçluyor; uzamanlar bütün bunlarda Çin’in suçlu olduğunu söylüyorlar. Ancak Beyaz Saray farklı noktalara odaklanarak ve Çin’i yeniden zayıf duruma sokmak için spesifik ticarî uygulamalardan şikâyet ederek Çinlileri bile şaşırtmayı başardı.
Trump’ın çalışma arkadaşları arasında açıktan açığa yaşanan sürtüşmeler, ticaretin geleceğinden kaygılanan pek çok çalışanın ülkeden gitmesi ve Trump yönetiminin kendi yetkililerine danışmadan önce yapmak istedikleri antlaşmaları büyük toplantılarda açıklama eğilimi hiçbir sorunun çözümüne yardımcı olmadı.

Çelişkili pozisyonlar

Trump yönetiminin (aslında var olmayan) stratejisinin neye hizmet ettiğinin sınırları bile yeterince berrak şekilde çizilmiş değil. Son iki yıldır, Beyaz Saray, ithal edilen ürünlere toplam 100 milyar doları aşan gümrük vergileri uygulamak da dâhil, geniş sınırlar içinde ticaret savaşını meşrulaştırıyor. Örneğin, çelik ve alüminyum üzerindeki vergiler ulusal güvenlik gerekçe gösterilerek uygulandı. Ancak Savunma Bakanı James Mattis bu vergilerin ülke savunması için çok da gerekli olmadığını belirtti: “ABD askeriyesinin alüminyum ve çeliğe olan ihtiyacı, her biri için ABD üretiminin yalnızca yüzde üçüne tekabül ediyor.”

Trump para birimlerini manipüle ettiği gerekçesiyle Çin’i cezalandırmaktan bahsederken Hazine Bakanlığı artık bu durumun geçerliliğini kaybettiğini açıkladı. Trump aynı zamanda, yasal olarak ticarî anlaşmazlıkların el atmaması gereken bir konu olan Çin’in jeopolitik yükselişini de durdurmak istediğini söylüyor.

ABD Başkanı Donald Trump ve Çin Devlet Başkanı Xi Jinping

Trump aynı zamanda yerli imalatı restore etme, ticaret açığını düşürme, ve ülkenin yabancı ticaret ortaklarının ülkeyi yağmalamasını engelleme gibi istekleri olduğunu da dile getirdi. Küresel ekonominin sıfır toplamlı, merkantilist anlayışına yatkın. Yani ABD kendi tükettiğini kendisi üreterek en güçlü olabilir diye düşünüyor ki bu bağlamda ticaret açığı vermek büyük bir felaket anlamına geliyor. Ancak Trump yönetimi içindeki pek çok kişi de dâhil olmak üzere ekonomist, politikacı ve iş dünyası liderlerinin çok büyük kısmı adil ticaretin pozitif toplamlı olduğuna inanıyorlar ve ticaret fazlasını genellikle, sadece bir ülkenin bir ürünü üretme konusunda diğerinden daha başarılı olduğunun bir göstergesi olarak kabul ediyorlar. Mesela, Trump’ın baş ekonomistlerinden Kevin Hasset yakın zaman önce “Ticaret açığı olan bir ekonomiyi yönetmek istemenin pek çok iyi sebebi var” diye konuştu.

Bütün bu dinamikler bağlamında, yerli imalatı geri getirmek demek kesin olarak ABD’yi yeniden büyük (great) yapmayacak. Ve Çin ile olan ticaret açığını düşürmek demek de ABD artık daha büyük bir ekonomi olacak anlamına gelmez. Amerikan şirketlerinin Çin’deki üretimlerini durdurup, ABD’de daha fazla iş yapmaları ne kolay ne de arzulanan bir şey. Küresel tedarik zincirleri karmaşık ve yatırım yoğunlukludur. Bunları kökünden sökmek büyük bir maliyet getirir ve ABD kaynaklarını düşük değerde ve düşük teknolojide malları üretmeye yönlendirmek anlamına gelir. Mary Lovely ve Yang Liang’e göre Trump’ın ticaret hamleleri; “21. yüzyıldaki ticaret akışındaki bilgiyi oluşturma politikası için kullanılan ve 20. yüzyıldan kalan bir araç.”

Trump’ın başaracakları ve başaramayacakları

Temelde Trump gümrük vergilerinin nasıl işlediğini yanlış anlamış gibi görünüyor, yabancı şirketlerden daha fazla vergi alarak bunun Amerikan zenginliğine dönüştüğünde ısrar ediyor. Trump şöyle diyor: ”Eğer şahıslar veya ülkeler gelip ülkemizin zenginliğine kastederlerse, bu ayrıcalıklarının hesabını sorarım. Ekonomik gücümüzü en yukarı çekmek her zaman en iyi yoldur.” Ancak sorun şu ki uygulanan gümrük vergileri tahmin edilebileceği gibi Amerikalı tüketiciler üzerine konan vergiler gibi işliyor. İç piyasadaki fiyatları yükseltiyor ve hem yerel hem de küresel ekonomiyi yavaşlatıyor.
Bu ileri-geri gidişler sirkülasyonu içinde öyle görünüyor ki Trump, Çin’den bazı tavizler koparacak ve iki taraf da gümrük politikalarını sonlandıracak. Bu noktada da Trump kesin zaferini ilan edecek. Ancak Çin ekonomisini dönüştürmeyi veya çekirdek bölgeleri canlandırmayı başaramayacak. Ayrıca başa geçtiğinden beri rekor seviyeye çıkan Çin ile olan ticaret açığını da düşürmeyi beceremeyecek.

Medyascope'a destek olmak ister misiniz?

Yayınlarımızı sürdürebilmek ve daha kaliteli kılmak için desteğinize ihtiyacımız var

Merhabalar!

Medyascope olarak Ağustos 2015’ten itibaren, çölleşen haber ikliminde her kesimden herkese su verecek bir vaha olmaya çalışıyoruz. Özgürlüğümüzden, bağımsızlığımızdan, ve çok yanlı habercilik anlayışımızdan taviz vermemekte kararlıyız. Çoğunlukla gençlerden oluşan kadromuzla, dijital medyanın olanaklarını kullanarak yayın yapıyor ve her geçen gün hem içerik hem de teknik olarak büyüyoruz. Hedefimiz yayın gün ve saatlerimizi artırmak; içeriklerimizi daha da zenginleştirmek. Bu da sizin desteklerinizle mümkün. Çok teşekkürler.  

En Yeniler

Haftanın en popüler içerikleri