Afrika’dan kaçırılıp ABD’de köle olarak satılan İslam âlimi Ömer İbn Said’in anıları gün ışığına çıktı

Washington Post’un haberinden alıntıdır.

Köleydi. Onu “Morro” ya da “Moreau Amca” diye çağırırlardı.

60 yaşlarındaki ufak tefek, ağırbaşlı bu adam ağır işlerde çalışamayacak kadar zayıftı. Köle olalı 20 yılı geçmişti, çok az İngilizce biliyordu.

Fakat gerçek adı Ömer İbn Said olan bu adam, Batı Afrika’da bir İslam âlimiyken, 1807’de kaçırılıp köle olarak satılmıştı. Ve 1831’de, ABD’de çok az kölenin okuma yazma bildiği o zamanlarda, şu zamana dek bilinen, Arapça tek birincil ağızdan kölelik hatıratını kaleme aldı.

ABD Kongre Kütüphanesi geçen hafta ünlü hatıratı, ilgili birtakım belgelerle önemli bir Afro-Amerikalı bir koleksiyoncudan aldığını ve çevrimiçi yayınladığını açıkladı.

İbn Said Hatıratı türünün tek örneği.

Koleksiyoncu Derrick Beard, geçen temmuz ayında Las Vegas’ta 59 yaşındayken hayatını kaybetti. Müslümandı, hatıratı ve belgeleri 20 yıldır elinde tutuyordu.

Kütüphanenin Afrika ve Ortadoğu Birimi’nin başındaki Mary-Jane Deeb, hatırat ve el yazmalarını Beard’dan nasıl aldıklarını şöyle anlatıyor:

“[Hatıratı] bize vermeye kararlıydı. Sadece bir koleksiyoncunun değil, tüm ABD’lilerin ona erişmesini istiyordu. Çok üzgündü. Çok hastaydı. Bize sürekli ‘Alıyor musunuz? Alacak mısınız?’ diye soruyordu. Koleksiyonu sattıktan birkaç ay sonra, öldü. Mutlu ölmüştür diye düşünüyorum, çünkü el yazıları onun istediği yere, kütüphaneye geldi.”

Ömer İbn Said’in hatıratı kısa, parçalı ve insanın huzurunu kaçıran cinsten. Hatırat, Allah’ın her şeye hâkimiyetinin konu edildiği Mülk Suresi’nden bir ayetle başlıyor.

Deeb “Kuran’daki surelerin arasından bunu seçmiş. İslam’da her şey Allah’a aittir. Aslında kimse bir şeye sahip olamaz… Bu yüzden bu surenin seçilmesi son derece mühim. Bu, bir insanın başka bir insana sahip olmasına getirilmiş derin bir eleştiri” diyor.

Arapça harflerle, mürekkep kullanılarak yazılmış, kahverengi kapaklı hatıratta İbn Said, Allah’ın şiddetli cezaları hakkında uyarılarda bulunurken sahiplerinin ona iyi davrandığını da kabul ediyor.

Deeb, “Birçok sebepten ötürü, bu çok önemli,” diyor, “öncelikle bir köle tarafından, halen köleyken yazılmış bir otobiyografi. Özgürlüğüne hiç kavuşmadı. Bir köle olarak öldü.” (İbn Said 1864’te, ABD İç Savaşı sırasında, yani kölelik kaldırılmadan kısa süre önce 90 yaşlarındayken dünyaya gözlerini yumdu).

Ömer İbn Said hakkında bir tabela: “Ömer İbn Said (1770-1863). Müslüman köle & âlim. Afrika’da doğdu, 1831’de Arapça bir otobiyografi kaleme aldı. Bladen Country’de yaşadı ve yerel Presbiteryenler ile ibadet etti.”

İbn Said hatıratını, Afrika’da gördüğü İslami eğitimden ötürü, sahipleri dahil ABD’de neredeyse kimsenin bilmediği bir dilde, Arapça kaleme aldı. O zamanlar kölelerin okuma yazma bilmesi tehlikeli olarak görülüyordu ve genellikle yasaktı.

ABD’de kölelerin yüzde 10-15 kadarı Müslümandı

“İsmim Ömer İbn Said” diyor yazar.

O zamanlar bir kölenin ismini koruması dahi bir başarıydı.

“Doğum yerim [şimdi Senegal’de bulunan] Fut Tur. … 25 yıldır ilmin peşinden koştum ve koşuyorum. … [Sonra] ülkemize büyük bir ordu geldi. Çok insan öldürdü. Beni aldı ve büyük denize kadar yürüttü, beni satın alan ve büyük denizdeki büyük gemiye kadar yürüten Hıristiyan bir adamın eline sattı.”

Bu olay yüksek ihtimalle 1807’de gerçekleşti. İbn Said o zamanlar 37 yaşındaydı. Deeb’e göre 25 yıl eğitim gördükten sonra “felsefe, ilahiyat, astronomi” öğrenmiş olmalıydı: “Kuran’ı yüreğiyle okumanın, yazmanın ve öğrenmenin ötesine gidenlerden bunu beklersiniz.”

Eğitim gördüğü dil Arapçaydı fakat İbn Said yerel dillerden birini de konuşuyordu.

Senegal’den Kuzey Karolina’ya

Tarihçi Sylviane A. Diouf’a göre, İbn Said kaçırıldıktan sonra muhtemelen, şu an Senegal’de bulunan Saint-Louis limanına, sonra da Güney Karolina’daki Charleston’a götürüldü. Tarihçiye göre Saint Louis’ten Charleston’a 385 Afrikalı köleyi taşıyan dört ABD gemisinden birindeydi.

İbn Said kitabında “Charleston ismindeki bir yere gelene kadar bir buçuk ay kadar büyük denizde yol aldık” diyor. “Ve Hıristiyan bir dilde, beni sattılar. Johnson adında Allah’tan hiç korkusu olmayan zayıf, küçük, habis bir kafir beni satın aldı.”

El yazmalarından bir sayfa.

İbn Said kısa süre sonra kaçıp Kuzey Karolina’ya gitti. Fakat Fayetteville civarında yakalandı. Hapse atıldı, sonradan milletvekili olan plantasyon sahibi James Owen’a satıldı.

Eski bir tanıklığa göre İbn Said’in hapishane duvarlarına Arapça “acınası taleplerini” karalaması, hapishane yöneticilerinin dikkatini çekmiş.

İbn Said hayatının geri kalanını Owen ailesi ile geçirmiş ve çabucak meşhur olmuş.

Deeb’in anlattığına göre, insanlar onun ağırbaşlılığından ve tahammül yeteneğinden çok etkilenmiş. Gazetelere haber olmuş, “hocalar” tarafından ziyaret edilmiş. Kimileri hatta onun siyahi değil, Arap olduğunu öne sürmüş.

İbn Said Hıristiyanlığa bir nebze sıcak yaklaşmış ve hatta sahibinin onun için getirdiği Arapça İncil’i bile okumuş.

İbn Said, sahibi James ve kardeşi John Owen’ı övüp onlar hakkında “iyi insanlar, onlar ne yerse ben de onu yiyorum, ne giyiyorlarsa ben de onu giyiyorum” diye yazmış.

Onun neden, ya da kim için yazmaya karar verdiği tam olarak net değil. Deeb, belki de diğer Müslüman köleler için olduğunu söylüyor. Tahminlere göre ABD’deki kölelerin yüzde 10-15 kadarı Müslümandı.

Belki de başkaları için yazmıştı, kim bilir.

“Ülkemizin tarihinin bir parçası”

İbn Said bir noktada “Ömer’den Avcı Şeyh’e” diye yazmış. “Benden hayatımı yazmamı istedin. Hayatımı yazamam çünkü hem kendi dilimi hem de Arapların dilinin çoğunu unuttum.”

Avcı Şeyh’in kim olduğu tam olarak bilinmiyor. Sadece, özgür siyahileri Afrika’ya dönmeye teşvik eden Amerikan Sömürgecilik Cemiyeti Başkanı Eli Hunter olabileceği tahmin ediliyor.

1836’da el yazmaları, İbn Said’in hemşehrisi Lahman Kebby adında Müslüman özgürlüğüne kavuşmuş eski bir köleye gönderilmiş. Kebby de onu Amerikan Etnoloji Cemiyeti kurucularından ve elinde çok sayıda Arapça el yazması bulunan Theodore Dwight’a vermiş. Hatırat 20. yüzyıl boyunca sürekli el değiştirip oradan oraya dolanmış, kimi zaman da bir kenarda unutulmuş.

Gazeteci Jonathan Curiel’e göre hatırat ve ilgili belgeler Alexandria şehrinde, İslami paralar üzerine uzman olan nümizmatikçi Howland Wood’un çocukları tarafından bir bavulda bulunmuş.

28 Mart 1996’da ABD’deki Müslüman köleler üzerine bir kitap yazan Diouf, New York’ta içinde İbn Said koleksiyonu da olmak üzere pek çok yazılı eserin bulunduğu bir sergiye gitmiş. Orada İbn Said koleksiyonunun satın alacak olan Beard ile tanışmış.

“Onu tanımıyordum” diyor Diouf ve ekliyor:

“Çok sıcakkanlıydı, hep gülümsüyordu, çok sempatik bir adamdı. Bana Müslüman olduğunu ve koleksiyonu satın almak istediğini söyledi. Tuhaftı çünkü tek alıcı oydu. Başka kimse ilgilenmedi. Şok ediciydi, çünkü insanların büyüleneceğini düşünmüştüm. Galeri sahipleri koleksiyonun 21 bin 850 dolara satıldığını söyledi.

Bir Müslüman, bir Afro-Amerikan ve Afro-Amerikan sanat ve kültür ürünleri koleksiyoncusu olarak Beard, koleksiyon hakkında çok derin bir kişisel sorumluluk hissine sahipti. Öyle para kazanmak için almamıştı onu. Belge ve hikaye paylaşmaya çok hevesliydi.”

Diouf, Beard’ın kanser olduğunu söylüyor. Elindekileri hastalığı yüzünden satıp satmadığını ise bilmiyor. Fakat onun, İbn Said’in hatıratının ABD’de kalmasını istediğini söylüyor: “Bu, ABD tarihinin bir parçası.”

Tvnet, Twitter hesabında Ömer İbn Said hakkında şu videoyu yayınladı:

Medyascope'a destek olmak ister misiniz?

Yayınlarımızı sürdürebilmek ve daha kaliteli kılmak için desteğinize ihtiyacımız var

Merhabalar!

Medyascope olarak Ağustos 2015’ten itibaren, çölleşen haber ikliminde her kesimden herkese su verecek bir vaha olmaya çalışıyoruz. Özgürlüğümüzden, bağımsızlığımızdan, ve çok yanlı habercilik anlayışımızdan taviz vermemekte kararlıyız. Çoğunlukla gençlerden oluşan kadromuzla, dijital medyanın olanaklarını kullanarak yayın yapıyor ve her geçen gün hem içerik hem de teknik olarak büyüyoruz. Hedefimiz yayın gün ve saatlerimizi artırmak; içeriklerimizi daha da zenginleştirmek. Bu da sizin desteklerinizle mümkün. Çok teşekkürler.  

Öne Çıkanlar