Kılıçdaroğlu: “YSK’nın bazı hakimleri AKP’lilere telefon ettiler. ‘Böyle yapmayın, şöyle bir dilekçe verin, biz bu seçimi iptal ettirelim’ dediler”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu partisinin TBMM grup toplantısında açıklamalarda bulundu. Kılıçdaroğlu konuşmasında YSK’yı ve Cumhurbaşkanı’nı eleştirdi.

Kılıçdaroğlu’nun konuşmasının satırbaşları şöyle:

“İnanç, insanların öznesini oluşturur. Ramazan Bayramında ve öncesinde hep birlikte güzelliklerden söz ederiz, kırgınlıkları gidermeye çalışırız. İnançlara, kimliklere saygı duymak hepimizin görevidir. Eğer insansak bunu yüreğimizde hissetmek zorundayız. İnsanların inançları dolayısıyla ötekileştirilmesini gözardı edemeyiz.

Ramazan sofraları kuruluyor, bir kişi kürsüye çıkıyor, ağza alınmadık ne varsa her şeyi söylüyor. İnanç sömürüsü bu kadar acımasız olmamalı. Bu kadar olmamalı. Vatandaş inanç için gelmişken kendisini adeta cehennemin ortasında buluyor. Biz özgürlükçü bir partiyiz, yasakçı bir parti değiliz. Her inanca saygımız var.

Allah büyük ya, bugün bir kez daha ortaya çıkıyor ki Cumhuriyet Halk Partisi özgürlükçü bir parti, AK Parti yasakçı bir partidir. Hiçbir inanç siyasete kurban edilmemelidir. Hiç kimsenin inancını siyasete malzeme etmedik. Bundan sonra da etmeyeceğiz.”

Eczacılara çağrı: “Yeni bir reçeteye ihtiyacımız var”

“Bütün eczacıların Eczacılar Günü’nü yürekten kutluyorum. İstanbul’daki 8 bin 800 eczacıdan görev bekliyoruz. 23 Haziran’da gidip oy kullanacaksınız. Yeni bir reçeteye ihtiyacımız var, yeni bir güzelliğe ihtiyacımız var. Birileri milletin iradesiyle oynadı, Ekrem İmamoğlu’nun mazbatasını elinden aldı. Bu mağduriyeti gidereceklerin başında 8 bin 800 eczacı da gelmektedir.”

“Soma faciasını unutmayacağız”

“Soma’da 301 madencimiz hayatını kaybetti. Adalet yerini buldu mu? Hayır. Hâlâ adalet arayan aileler var. Biz Soma faciasını unutmayacağız. 301 işçinin öldüğü Soma faciasının üzerinden beş yıl geçti. Bu beş yıl içinde 299 madenci daha hayatını kaybetti.”

“Tutuklama için gazetecinin ölmesi mi gerekiyor?”

“Gazeteci Yavuz Selim Demirağ’ı uğradığı saldırı sonrası hastanede ziyaret ettim. Tüm detaylarıyla dinledim saldırıyı. Failleri bulundu ama serbest bırakıldı. Onların tutuklanması için bir gazetecinin ölmesi mi gerekiyor? Bu savcıya sormak gerekiyor, senin başına böyle bir şey gelseydi ne olurdu?”

Engellilere sitem

“Sevgili engelli kardeşim, onlarca yıldır size verilen sözler yerine gelmiyorsa bunun kabahati büyük ölçüde engelli kardeşlerimizde. Hâlâ gidiyorlar AK Parti’den medet umuyorlar. Bütün engellilerin birleşmesi, bir arada olması lazım. Biz sizin hakkınızı savunuyoruz; siz karşı cepheye geçiyorsunuz sonra da ağlıyorsunuz, ağlamayacaksınız. Hakkınızı arayacaksınız. Nasıl arayacaksınız? Hakkınızı kim koruyorsa onunla beraber yürüyeceksiniz.”

“Çocuğuna pantolon alamadı diye kendisine asan babadan haberleri var mı?”

“İntiharın eşiğine gelen bir kişinin ruh halini acaba iktidar sahipleri biliyor mu? Çocuğuna pantolon alamadı diye kendisine asan babadan haberleri var mı? Akşam çocuğu yatağa aç giren bir annenin hissettiklerini iktidar sahipleri biliyorlar mı? Bir annenin akşam çocuğunu doyuramadı diye çektiği acıyı biliyorlar mı? Erdoğan, ‘Siz bu kardeşinize yetkiyi verin, ondan sonra bu faizle, dövizle, işsizlikle nasıl mücadele edilecekmiş göreceksiniz’ demişti. Yetki verildi mi? Verildi. Nasıl mücadele ettiler. Halkına yalan söyleyenden Cumhurbaşkanı olmaz. Daha üzerinden bir yıl geçmedi. Devletin hazinesini damada teslim ettiler. Hani işsizliği önleyeceklerdi? Geldiler yaptıkları ilk iş devletin hazinesini damada teslim ettiler.

Fakirin temel gıdası soğan ve patatesin fiyatları uçtu. Milyonlar işsiz. Esnaf, iş insanı borç batağında. 50 milyon dolar için Tank Palet fabrikası Katarlılara satıldı. Ekonomi Londra’daki tefecilere peşkeş çekildi. Buna karşın Saray lüks içinde yaşıyor. Millet bir kilo soğan için tanzim satış kuyruğuna girerken, 29 Mart’ta itiraf etti, ‘Türkiye ekonomisindeki her şeyin sorumlusu benim’ dedi. O fakirlerle de ‘Varlık kuyruğuna giriyorlar’ diyerek dalga geçti. Fakir fukara ile dalga geçmenin hesabını elbette soracağız. Nerede soracağız? İstanbul’da, sandıkta soracağız.”

“Adalet dediler, hangi adalet?”

“Adı Adalet ve Kalkınma Partisi ama ne adalet kaldı ne kalkınma. AK Parti dediler milleti kandırdılar, yüz binlerce fakir var. Adalet dediler, hangi adalet? Gelen her şehidin vebali senin boynunadır. Sorumlusu sensin. Savaşa hiç onların çocukları gitmedi. Biz şehit cenazesine gidince de ‘Vay efendim nasıl gidersin buraya.’ Ben giderim, şehitlerin bizim başımızın üstünde yeri vardır.”

“Seçmenin ne günahı var?”

“YSK’nın bazı hakimleri AKP’lilere telefon ettiler. Böyle yapmayın, şöyle bir dilekçe verin, biz bu seçimi iptal ettirelim. Bunu söyleyen YSK’daki çete reisi. Yedi kişiden biri. Oturdular bunun üzerine karar verdiler, ‘Sandıkların oluşumunda hile var’ dediler. Sandıkların oluşumunu siz onayladınız. Seçmenin ne günahı var? Bu yedi kişiye soruyorum: Sizde ahlak, sizde haysiyet varsa siz istifa edecek misiniz? Bunlar varsa istifa edeceksiniz, yoksa koltuğunuzda oturacaksınız.”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus