Nouriel Roubini: “Merkez bankaları süratle cevap verse dahi etkili tek bir kriz bile küresel bir buhranı tetiklemekte yeterli olabilir”

Nouriel Roubini’nin 14 Haziran’da project-syndicate.org’da yayınlanan yazısını Medyascope’tan Okan Yücel çevirdi:

İleri ekonomiler, mali ve finansal krizleri çözmek için ihtiyaç duydukları araçlardan yoksunlar. Daha da kötüsü, bütün dünya halihazırda FED’in büyümeyi engelleyen şahin politikalarıyla uğraşırken artık elimizde daha da büyük bir problem var.

Nouriel Roubini

Geçen yaz ben ve iş arkadaşım Brunello Rosa, ABD’de ve bütün dünyada ekonomik gerilemeye neden olabilecek on faktör belirlemiştik. Bunların dokuzu geçerliliğini koruyor.

Bu faktörlerin pek çoğu ABD’yi de kapsıyor. Çin ve diğer ülkeler ile girilen ticaret savaşlarının yanı sıra göç, doğrudan dış yatırımlar ve teknoloji transferlerine getirilen kısıtlamaların küresel arz zinciri için büyük etkileri olabilir: Stagflasyon (enflasyonun yükselmesi ile ekonomik büyümenin yavaşlaması) riskini büyütebilir. 2017’deki vergi yasasının da hâlâ etkisini hissettirmesi ile birlikte ABD’deki büyüme hızının yavaşlaması beklenenden daha da olumsuz sonuçlara yol açabilir.

Bu arada ilk değerlendirmelerimizden bu yana ABD hisse senetleri piyasasındaki durgunluk da devam ediyor. Gelişmekte olan pazarların yabancı para birimleri üzerinden yaptıkları borçlanmalar ile birlikte yeni borçlanma şekilleri de kriz riskini artırıyor. Merkez bankalarının da son çare olarak borç veren kurumlar olma yetilerinin kısıtlandırılmasıyla birlikte likit para akışının olmadığı finansal piyasalar fiyatların aniden dip yapması gibi başka bozulmalara daha açık hale geliyor. Bu tip bir bozulmanın kaynaklarından biri ABD Başkanı Donald Trump’ın örneğin İran üzerinden çıkartmak için heveslenebileceği bir dış politika krizi de olabilir. Bu tip bir kargaşa belki Trump’ın anketlerdeki oyunu yükseltebilir; ancak öte yandan bir petrol krizine yol açabilir.

ABD’nin ötesinde, borçlanma üzerinden ilerleyen Çin ekonomisinin kırılganlığı ve Avrupa’daki siyasî, ekonomik ve finansal krizler de küresel ölçekte yaşanabilecek ciddi bir krizin diğer habercileri. Daha da kötüsü, ileri ekonomilerde bu krizleri çözmek için kullanılabilecek araçlar oldukça sınırlı. 2008 krizinden sonra uygulamaya konan özel sektör destekleri ve mali müdahaleler bu kez aynı etkiyi yaratamaz.

FED’in faiz oranları

İncelediğimiz onuncu faktör FED’in faiz oranları politikasıydı. FED ve diğer büyük bankalar küresel ekonomideki farklı krizlerle başa çıkabilmek için faiz oranlarında indirime gitmeye devam edecek gibi görünüyor.

Ticaret savaşları ve petrol fiyatlarındaki ani artışlar arz yönlü bir risk oluştururken toplam talep ve tüketim artışını da tehdit ediyorlar; çünkü gümrük vergileri ve yükselen yakıt fiyatları harcanabilir gelirleri de azaltıyor. Bu kadar büyük belirsizliklerin egemen olduğu bir ortamda şirketler de sermaye yatırımlarını azaltmaya meyilli olabilir.

Bu koşullar altında, merkez bankaları süratle cevap verse dahi etkili tek bir kriz bile küresel bir buhranı tetiklemekte yeterli olabilir. 2007-2009 yıllarında bile merkez bankaları küresel bir buhrana neden olan krizlere ani cevaplar vermişlerdi ancak yine de 2008 ekonomik krizini engelleyememişlerdi. FED’in 2007 Eylül ayındaki faiz oranı yüzde 5,25 iken bugün yüzde 2,25 ile yüzde 2,50 arasında değişiyor. Avrupa’daki çoğu merkez bankası gibi Japonya Merkez Bankası da negatif faiz oranlarının sınırına inmiş durumda ve ne kadar daha aşağı inebileceklerini kestirmek çok zor.

Mali tabloya baktığımız zaman ileri ekonomiler olarak adlandırılan ülkelerin küresel kriz döneminden bile daha fazla açık verdiklerini ve kamu borçlanmalarının daha fazla olduğunu görüyoruz. Bu da teşvik harcamaları için oldukça sınırlı bir alan bırakıyor. Geçen sene Rosa ile birlikte savunduğumuz gibi: “Finans sektöründe şirket hissedarlarının daha az vergilendirme ile daha çok kazanç sağlama eğilimleri, popülist hareketlerin güç kazandığı ve siyasî açıdan iflas etmek üzere olan hükümetlerin görev başında bulunduğu ülkelerde başa çıkılamaz bir noktaya ulaşacak.”

ABD-Çin ticaret savaşı

2020 ekonomik buhranını tetikleyen riskler arasında Çin ve ABD arasındaki ticaret savaşı özel bir ilgi hak ediyor. Bu çatışmanın tansiyonu birkaç farklı nedenden ötürü yükselebilir. Trump yönetimi henüz vergilerden etkilenmeyen 300 milyar dolar değerindeki Çin menşeli ürünlere ek gümrük vergisi uygulamaya karar verebilir. Veya Huawei ya da başka büyük Çin firmalarının ABD teknolojisinin bileşenlerini kullanmalarını yasaklayabilir ki bu tamamen küreselleşme karşıtı bir tavır olur. Eğer bu gerçekleşirse Çin de elindeki araçları kullanarak misilleme yoluna gidebilir. Örneğin Apple gibi ulus ötesi Amerikan şirketlerine kendi pazarını kapatabilir.

Böyle bir senaryoda, merkez bankaları ne yaparlarsa yapsınlar küresel piyasalarda ortaya çıkacak büyük bir şok etkisi küresel bir krize yol açacaktır. Halihazırdaki gerilimler bile iş dünyası, tüketici, yatırımcı güveni ve ekonomik büyüme gibi alanlarda ciddi hasara neden olurken gerilimin artması küresel ölçekli bir kriz ile sonuçlanacaktır. Özel ve kamu borçlanmalarının da boyutunu düşünürsek, bu finansal krizin etkileri de oldukça şiddetli olacaktır.

Ancak Trump da Çin Devlet Başkanı Xi Jinping de biliyor ki böyle bir finansal krizin yaşanması iki ülke için de felaket olabilir. Dolayısıyla birbirlerine karşı misilleme politikaları uygulasalar da ve kaba milliyetçi söylemlerinden vazgeçmeseler de önümüzdeki birkaç ay içinde bir anlaşma sağlamaya çalışacaklardır. Trump da Xi de kendi ülkelerinin ekonomik ve güvenlik meseleleri için pes eden taraf olmayı istemiyorlar. Ve eğer karşıdakinin önce pes edeceğine güçlü bir şekilde inanan bir taraf varsa, işte o zaman yıkıcı bir çatışma riski oldukça yüksek demektir. Trump ve Xi’nin, Osaka’da 28-29 Haziran günleri gerçekleştirilecek G-20 zirvesinde bir araya gelmeleri muhtemel. Ancak görüşmelere yeniden başlamaya karar verseler bile çatışma noktalarını çözebilecek kapsamlı bir antlaşma üzerinde uzlaşma ihtimalleri oldukça düşük. İki taraf da birbirinden giderek uzaklaşırken ortada yer alan uzlaşma alanı da çatırdamaya devam edecek. Bu yüzden de zaten kırılgan olan küresel ekonomideki gerileme ve kriz riski de artmaya devam edecek.

Medyascope'a destek olmak ister misiniz?

Yayınlarımızı sürdürebilmek ve daha kaliteli kılmak için desteğinize ihtiyacımız var

Merhabalar!

Medyascope olarak Ağustos 2015’ten itibaren, çölleşen haber ikliminde her kesimden herkese su verecek bir vaha olmaya çalışıyoruz. Özgürlüğümüzden, bağımsızlığımızdan, ve çok yanlı habercilik anlayışımızdan taviz vermemekte kararlıyız. Çoğunlukla gençlerden oluşan kadromuzla, dijital medyanın olanaklarını kullanarak yayın yapıyor ve her geçen gün hem içerik hem de teknik olarak büyüyoruz. Hedefimiz yayın gün ve saatlerimizi artırmak; içeriklerimizi daha da zenginleştirmek. Bu da sizin desteklerinizle mümkün. Çok teşekkürler.  

Öne Çıkanlar