Devlet Bahçeli: “Erken seçim yoktur, seçim sayfası 2023’e kadar kapanmıştır”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli partisinin TBMM’deki grup toplantısında konuştu. Bahçeli’nin konuşmasında öne çıkanlar şöyle:

“Yönetim sistemleri ayet hükmü değildir”

“Yönetim sistemleri ayet hükmü değildir. İhtiyaç hasıl olduğunda değişecek ve dönüşecektir. Burada asıl mühim husus, yönetim sistemi üzerindeki analitik değerlendirmelerin, değişim taleplerinin maksat ve muhtevasının ne olduğuyla ilgilidir.

Sistem mimarisinin bileşenleri arasında denge ve uyum gözetilmeden, ara ve ana hedefler isabetle belirlenmeden, bundan da öncelikli olarak milli iradenin onay ve oluru alınmadan ezkaza atılacak her adım boşlukta kalacak, her hamle berhava olacaktır. Hiçbir yönetim sistemi sabahtan akşama kurumsallaşıp kökleşmeyecektir.

Cumhuriyet’in kuruluşundan 93 yıl sonra Türkiye FETÖ işgal teşebbüsüne, senaryosu emperyalizm tarafından yazılmış kanlı ve karanlık bir operasyona direkt muhatap olmuştur.

Parlamenter sistemle daha fazla mesafe alamayacağımız 15 Temmuz’da belli olmuştu.

“Yüzde 50 artı 1 muazzam bir kucaklaşmayı sağlamıştır”

Yeni sistemle beraber barajın yüzde 50 artı 1’e çıkması muhkem ve muteber bir sayısal çoğunluktan daha çok müstesna bir uzlaşmayı, muazzam bir kucaklaşmayı sağlamıştır.

Türkiye aradığı parlak yönetim sistemini pek çok badireye uğraya uğraya, birçok sorunla boğuşa boğuşa sonunda bulmuş ve benimsemiştir. Değişen rejim değildir. Aksini iddia ve ilan edenler müfteridir, münafıktır, müptezeldir. 

Bize göre Türkiye’nin yönetim sisteminden kaynaklanan zafiyetleri son bulmuş, nihayete ermiştir. Bu gerçeğe rağmen, sistem tartışmasını yeni baştan açmanın ne ülkeye, ne millete, ne de demokrasimize hiçbir yararı olmayacaktır. Müflis tüccar nasıl eski defterleri karıştırıyorsa, ikiyüzlü siyaset bezirgânları da eski sisteme dönüş yollarını aramaya koyulmuşlardır.”

“23 Haziran sonuçlarını Gezi Parkı’nın bir halkası görenler Türkiye’ye pusu kuran mihraklardır”

“Cumhuriyet Halk Partisi ile yanında yöresinde hizalanan icazetli partiler, sözde uzmanlar, yarım aydınlar, malum köşe yazarları yeni hükümet sistemini hedef tahtası haline getirmişlerdir. CHP Genel Başkanı, Cumhurbaşkanının partisiyle olan bağını sorgulayarak “Tarafsızlık referandumuna hazırız” diyor. Türkiye durup durup referandum mu yapacak? 16 Nisan’da Türk milleti iradesini göstermedi mi? Daha neyin tarafsızlığından, neyin referandumundan bahsediliyor? HDP’yle aynı tarafta olandan, PKK’yla aynı bloğa girenden öğreneceğimiz bir şey olamayacaktır. FETÖ’ye itiraz edemeyen, S-400 konusunda Türkiye’nin tezlerini savunamayan, bekayı bilmeyen, belaya kucak açan CHP Genel Başkanının tarafsızlık çağrısı, referandum önerisi bize göre nevrotik bir vaka, tükenmişlik sendromudur.

23 Haziran İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı seçiminden sonra yeni hükümet sistemine yönelik itirazların yükselip sanal tepkilerin çoğalması bir senaryonun tedavülüne işarettir. 23 Haziran sonuçlarını Gezi Parkı’nın bir halkası görenler Türkiye’ye pusu kuran mihraklardır. Bu mihrakların meselesinin birkaç ağacın sökülmesi, yeşilin ve çevrenin kirletilmesi olmadığı çok nettir. CHP zihniyeti Gezi Parkı komplosunun içindedir, bir kez daha yeşermesi için ortam kollamaktadır.

Bilinmelidir ki, CHP’den hiçbir halt olmayacaktır. Ruhunu CHP’ye satan İP’ten, yuları Kandil’e teslim edilmiş HDP’den bu memlekete, bu millete en küçük hayır gelmesi bile düşünülemeyecektir. Bunlar zilletin sacayağıdır, Türk milleti bunları başından mutlaka savacaktır. CHP demek kriz demektir, kaos demektir, kavga demektir, kargaşa demektir.”

“Eleştirdikleri iktidar partisinin düne kadar tam göbeğinde yer alan isimler”

“AKP’li partili bazı yöneticilerin Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin eğer varsa aksayan yönleriyle ilgili kendi aralarında tartışması normaldir. Nitekim bunu kamuoyu önünde dile getirmeleri CHP’nin değirmenine su taşıyacaktır, yanlıştır, bunu yapmalarına onayımız yoktur.

Bir dönem başbakanlık ve cumhurbaşkanlığı yapmış isimler birden bire yüksek sesle konuşmaya, kamuoyu hazırlamaya başlamışlardır. Bunların eleştirdikleri iktidar partisinin düne kadar tam göbeğinde yer alan isimler olması garip ve tuhaf bir çelişki olarak karşımızdadır. ‘Ya yeni bir hal ya da izmihlal’ davranışı yeni bir siyasete vurgu yapması zamanlama itibariyle manidardır. Yıllarca susma orucu tutmuş bu kişinin yıllarca ülkemizin başına ne çoraplar ördüğünü herkes biliyordur. Açıklamaları talihsizliktir, trajikomiktir.”

“MHP’yi yeni sistemden en kârlı çıkan parti olarak değerlendirmek nifak dilidir”

“FETÖ ile iltisakı aleni olan bir gazetecinin partimiz hakkındaki spekülasyonlara devam etmesi gözümüzden kaçmamıştır. Pensilvanya’nın Koru’su geçtiğimiz hafta sonu yazdığı bir yazıda, MHP’yi yeni sistemden en kârlı çıkan parti olarak değerlendirmiş, iktidar üzerindeki etkisinin de dönüştürücü olduğunu iddia etmiştir. Küçük ortağın bu yeni sistemden büyük olarak yararlandığını söylemiştir. Bu dil ayan beyan nifak dilidir. Pensilvanya elçisinin MHP’ye husumet beslemesi normaldir. Normal olmayan hâlâ konuşması ve serbestçe gezmesidir. Zamanında FETÖ’den kârlı çıkan, biti de epey kanlanan şahsın sonuçlarına şu ana kadar katlanamamış olması adalet adına büyük handikaptır. Bizim nüfus kütüğü Pensilvanya’da olanlarla yolumuz kesişmez.”

“Beka sorunu düne göre daha ağırdır”

“Biz beka deriz, sonuna kadar da arkasında dururuz. Türklük ve Türk milleti sevgimizi karalatmayız. 31 Mart’tan önce beka diyorlardı, sonra beka rafa kaldırıldı diyen soytarılar ne bizi anlayabilir, ne bizden olabilir. Kaldı ki, bugün beka sorunu düne göre daha ağırdır.

Hele hele İmralı canisi ve örgütüyle Milliyetçi Hareket Partisi’ni kağıt üstünde bile yan yana getirenler derin bir şerefsizlik çukuruna düşen soysuzlardır. Bizim alnımız ak, sırtımız pek, vicdanımız müsterihtir. Milliyetçi Hareket Partisi 2023 hedeflerine kilitlenmiştir. Milliyetçi Hareket Partisi geleceğin büyük Türkiye’si, lider ülke Türkiye amaçlarına hizmetle mükelleftir.”

“Seçimsiz geçecek dört yıl!”

“Bilinmelidir ki, önümüzde seçimsiz geçecek dört yıl boyunca Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin kökleşmesi ve güçlenmesi konusunda ne gerekiyorsa yapılacaktır. Yasal ve idari reformlara destek verilecektir. Ülke ve millet hayrına her müspet çalışmaya katkı sunulacaktır. Diğer yandan erken seçim yoktur, seçim sayfası 23 Haziran’la birlikte 2023’e kadar kapanmıştır. Türkiye zorlu etapları el birliğiyle aşacaktır. Türk milleti tuzakları boza boza ilerleyecektir. Önümüzde hiçbir güç duramayacaktır.”

“Sayın Cumhurbaşkanının tavizsiz duruşu takdire şayandır”

“28-30 Haziran 2019 tarihlerinde Japonya’nın Osaka kentinde yapılan G-20 toplantısında çok önemli gündem konuları görüşülmüştür. İklim değişikliklerinden göç meselesine, ticaretten teröre, küresel ekonomiden çevre sorunlarına kadar pek çok konu başlığı ülkeleri temsilen Osaka’da bulunan devlet ve hükümet başkanları arasında müzakere edilmiştir.

Bizi ilgilendiren ise Türkiye’nin içinde olduğu temas ve görüşme trafiğidir. Memnuniyetle şunu söylemek isterim ki, Osaka’da Türkiye haklı ve meşru tezlerini muhataplarıyla cesaret ve inançla paylaşmıştır. Bilhassa S-400 hava savunma sistemi hakkında Sayın Cumhurbaşkanının tavizsiz duruşu takdire şayandır.”

“Trump’ın anlayışlı yaklaşımı iki ülke arasında gerilen ilişkilerin yumuşamasına neden olabilecektir”

“ABD Başkanı Trump’ın anlayışlı yaklaşımı iki ülke arasında gerilen ilişkilerin yumuşamasına neden olabilecektir. Sayın Erdoğan’ın, ABD Başkanının yaptırımlar konusuna açıklık getirdiğini söylemesi, böyle bir şeyin olmayacağını duyurması çok olumludur. Trump’ın S-400 konusunun karmaşık olduğunu söylemesine rağmen Türkiye’ye adil davranılmadığını vurgulaması yerindedir, hakkımızın teyit ve teslimidir. ABD yönetiminin, ikili ilişkilere zarar vermeyecek şekilde S-400 meselesinin çözümüne hazır görüntü çizmesi siyasi ve ekonomik tansiyonu normale çekebilecektir.

ABD Başkanının tutumu ve Türkiye’ye mesajları umut verici olsa da, temkini elden bırakmamak, her seçeneğe hazır olmak şarttır. Çünkü bu ülkenin verdiği sözleri çok çabuk unuttuğu bilinen bir gerçektir.

“Türkiye ile ABD arasındaki sertleşen ve soğuyan ilişkilere yeni bir sayfa…”

S-400 hava savunma sistemi hem güvenliğimizi doğrudan ilgilendiren hem de egemenlik haklarımızla bağlantılı çok yönlü bir konudur. Ortaya çıkan mutabakat zeminini korumak, reel-politik dayatmalarla bu zeminin kaymasına mani olmak iki ülkenin çıkarınadır. Trump’ın Türkiye’nin tezlerini destekler nitelikte açıklama yapması, Obama yönetimini suçlaması Türkiye ile ABD arasındaki sertleşen ve soğuyan ilişkilere yeni bir sayfa açabilecektir.

Ülkemizin S-400’den vazgeçmesi artık imkansızdır. Alacağımız ve hakkımız olan 116 adet F-35 savaş uçağının planlanan zaman içinde Türkiye’ye getirilmesi başlıca temennimizdir.

Hala ‘S-400’ü almayın, felaket olur, sorun ve sıkıntı doğar’ yaygarası koparan içimizdeki müstevli hayranları, manda ve himaye özlemi çeken işbirlikçiler dedikodularını sürdürmektedir. Bunların alayı bir Amerikalı’dan daha fazla Amerikancıdır. Bunlar görevlidir, köksüzdür, uzaktan kumanda edilmektedir. Türkiye’nin milli ve tarihi duruşunu savunmaktan aciz bu kişilerin siyaset ve bürokraside köşe başlarını tutmaları nasıl bir kuşatma altında olduğumuzu acıklı şekilde göstermektedir. Yabancıların ağzına bakanlar, emperyalizmin dümen suyunda hayat sürenler bu ülkeye, bu millete, bu devlete içten içe tuzak kuran vatansızlardır, bunların oyunları da mutlaka bozulacaktır.”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus