LMC International Genel Müdürü Martin Todd: “Türk şeker sektöründe fiyatları kota ve kuraklık belirliyor”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Dünyada şeker ve tatlandırıcı ürün sektörü ve tarım üzerine raporlar hazırlayan ekonomik danışmanlık şirketi LMC International Genel Müdürü Martin Todd ile Dünya Şeker Araştırmaları Örgütü (WSRO) Genel Direktörü ve Cambridge Food Science (CFS) Direktörü Dr. Roberta Re, Cargill Tarım ve Gıda San. Tic. A.Ş.’nin düzenlediği bir toplantıda, dünyada şeker ve tatlandırıcıların hem ekonomik durumu hem de insan sağlığına etkileri üzerine bir brifing verdi.

Beslenme bileşenleri ve bu bileşenlerin sağlıkla ilişkisi üzerine çalışmalarıyla tanınan Dr. Re, yaygın inanışın aksine, glikoz ve fruktoz arasında sağlık açısından büyük bir fark olmadığını, moleküler açıdan her iki ürünün aynı olduğunu söyledi.

Dr. Roberta Re, bütün gıdaların insan sağlığı için hem yararlı hem de zararlı olabileceğine ama önemli olanın tüketim miktarı ve şekli olduğuna dikkat çekti. Dr. Re, glikozun pankreası insülin üretmeye teşvik ettiğini ancak fruktozun direkt olarak karaciğerde işlem görerek glikoza dönüştüğünü söylerken her iki gıdanın da fazlasının vücutta yağ oluşumunun artmasına sebep olduğunu söyledi. Dr. Re özellikle yüksek fruktoz içeren sıvı gıdaların fazla tüketiminin insan sağlığı üzerinde kolayca yan etkiler oluşturduğunu belirtti.

Dr. Re, insanların obeziteye yakalanmasında şeker tüketimin rolünde şeker ve tatlandırıcı kullanımının miktarının etken olduğunu, sıvı gıdalarla alınan şekeri ve kaloriyi insanların psikolojik nedenlerle hesaplamakta zorlandıklarını, bu yüzden özellikle şekerli içecekler veya kalorisinin azaltıldığı söylenen gıdaların normalden fazla tüketilmesinin de obezite ve diyabet gibi hastalıklara sebep olduğunu vurguladı.

Dünya Şeker Araştırmaları Örgütü (WSRO) Genel Direktörü ve Cambridge Food Science (CFS) Direktörü Dr. Roberta Re.

LMC International Genel Müdürü Martin Todd ise dünya üzerinde en büyük şeker üreticisi olan Brezilya’nın özellikle şekerkamışı yönünden zengin olduğunu ve bu sayede en büyük ihracatçı konumunda olduğunu söyledi. Todd’a göre, Brezilya’daki şeker fiyatları tüm dünyadaki şeker fiyatlarını etkiliyor.

Brezilya’daki şeker fiyatları ise hem üretim hem de tüketim ihtiyacının yanı sıra, petrol fiyatlarından da etkileniyor. Şekerkamışı ve mısır üreticileri, petrol fiyatları arttığı zaman şeker elde etmek yerine ürünlerini petrolün muadili olan ethanol üretiminde kullanmayı tercih ediyor ve böylece petrol fiyatları arttıkça şeker fiyatları da yükseliyor.

Brezilya şeker üretiminde başı çekerken Çin, ABD ve Hindistan ise en çok şeker ve şeker ürünleri tüketen ülkeler arasında yer alıyor. Türkiye ise hem üretimde hem de tüketimde orta sıralarda bulunuyor. Şeker üretimi dünyadaki tüm üretimin yüzde 1’ine denk gelen Türkiye, şeker kullanılarak yapılan üretimde ise tüm dünya üretiminin yüzde 20’sine sahip.

LMC International Genel Müdürü Martin Todd, yakın zamanda şeker üretiminde 2017 yılında kotaları kaldıran Avrupa Birliği’nde şeker piyasalarında ciddi bir karmaşa yaşandığını ve uzun vadede piyasaların dengeye ulaşmasının beklendiğini söyledi. Tarım ve Orman Bakanlığı’na bağlı Şeker Dairesi Başkanlığı’nın belirlediği kotaların hem şeker hem de şeker muadili ürünlerin üretimini etkilediğini söyleyen Todd, fiyatlama açısından Türkiye’de şekerin dünya ortalamalarında olduğunu belirtti. Todd’a göre, Türkiye’de şeker fiyatlarında kotalar kadar önemli bir diğer etken kuraklık. Kurak geçen yıllarda mahsul azalınca şeker fiyatları da artıyor.

Tarım ve Orman Bakanlığı Şeker Dairesi Başkanlığı verilerine göre Türkiye’de şeker üretimi şöyle:

Türkiye’de pancar şekeri ve nişasta bazlı şeker olmak üzere iki temel tür şeker üretimi yapılırken, nişasta bazlı şekerin iki türü olan glukoz şurubu ve izoglukozun (HFCS) her ikisi de ülkemizde üretiliyor. Türkiye’de kurulu 33 pancar şekeri fabrikasının şeker üretim kapasitesi yaklaşık 3,5 milyon ton/yıl ve sektörün yıllık ekonomik büyüklüğü yaklaşık 10,4 milyar TL. Pancar şekeri üretimindeki payı 2017/18 sezonu itibarıyla yüzde 6 olan Türkiye, bu üretimle dünyada beşinci sırada yer alıyor.

4634 sayılı Şeker Kanunu’nun 3. maddesinin 1. fıkrasında yer alan “Şeker üretimi ve arzında istikrarı sağlamak amacıyla pazarlanacak şeker miktarı, sakaroz kökenli ve diğer şekerler için ayrı ayrı olmak üzere şeker türlerine göre, gerektiğinde dönemsel olarak kotalar ile belirlenir. Nişasta kökenli şekerler için belirlenecek toplam A kotası, ülke toplam A kotasının yüzde 5’ini geçemez…” hükmü gereği ülkemizde toplam nişasta bazlı şeker (NBŞ) kotası, ülke toplam şeker kotasının en fazla yüzde 5’i kadar cumhurbaşkanı tarafından tahsis edilerek belirleniyor. 2018/2019 pazarlama yılı için  yüzde 5 olarak uygulanan NBŞ kotası 2019/2020 için yüzde 50 azaltılarak yüzde 2,5 olarak tahsis edildi. Türkiye’de tümü özel sektöre ait olmak üzere kota tahsis edilen beş şirkete ait, beş NBŞ fabrikası faaliyet gösteriyor ve Şeker Kanunu kapsamında kota tahsisi yapılan beş şirkete ait beş fabrikanın toplam NBŞ üretim kapasitesi yaklaşık yılda 1 milyon ton. Bunun dışında kota hakkı bulunmayan ve kota tahsis edilmeyen, sadece yurtdışına ihraç edilmek üzere NBŞ üretim faaliyetinde bulunabilen beş şirkete ait toplam NBŞ üretim kapasitesi ise yaklaşık yılda 350 bin ton.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus