Ruşen Çakır yorumladı: CHP son hız kopuşa gidiyor

İSTANBUL (Medyascope) – Medyascope Yayın Yönetmeni Ruşen Çakır, “CHP son hız kopuşa gidiyor” başlıklı yayınında CHP’de mutlak butlan kararının ardından yaşanan liderlik krizinin parti içinde ciddi bir kopuşa doğru ilerlediğini savundu. Çakır, hem Kemal Kılıçdaroğlu hem de Özgür Özel kanadının grup toplantısı konusunda geri adım atmamasının yeni gerilimlere yol açabileceğini söyledi.

Video özeti
Bu özet yapay zekâ tarafından hazırlanmış ve editör tarafından kontrol edilmiştir.
  • Ruşen Çakır, CHP’deki liderlik krizinin parti içinde ciddi bir kopuşa yol açabileceğini belirtti.
  • Kemal Kılıçdaroğlu’nun grup toplantısında ısrarı, iki taraf arasındaki gerginliği artırdı.
  • CHP’de iki farklı meşruiyet anlayışı mevcut; Özgür Özel ve Kılıçdaroğlu’nun karşıt görüşleri bulunuyor.
  • Kılıçdaroğlu, kurultay hazırlıklarını sosyal medya üzerinden duyurdu ancak Çakır buna iktidar sürekliliği açısından hazırlık olarak baktı.
  • Her iki taraf arasındaki gerilim, CHP’yi parçalama veya yeni bir parti kurma çabasına neden olabilir.
Bilmeniz gerekenler

CHP’de genel başkanlık tartışmaları ve grup toplantısı krizi sürerken, Medyascope Yayın Yönetmeni Ruşen Çakır, taraflar arasındaki gerilimin kritik bir aşamaya geldiğini belirtti. Irak’ın Süleymaniye kentinden Türkiye’ye dönüş yolunda siyasetçiler ve gazetecilerle yaptığı değerlendirmeleri aktaran Çakır, CHP’nin “çok ciddi bir yol ayrımında” olduğunu söyledi.

Çakır’ın aktardığına göre, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in başlangıçta Manisa’da Ferdi Zeyrek’in anma programına katılması planlanıyordu. Ancak Kemal Kılıçdaroğlu’nun grup toplantısında konuşma konusundaki ısrarı üzerine CHP yönetimi programını değiştirerek grup toplantısını gerçekleştirme kararı aldı. Böylece iki taraf arasındaki restleşme yeni bir boyuta taşındı.

Mecliste ve dışında gerilim yaşanabilir

Çakır, Kılıçdaroğlu ekibinin grup toplantısını izlemek üzere bini aşkın kişi için Meclis’e başvurduğunu, buna karşılık güvenlik gerekçesiyle katılımın sınırlandırılabileceğini söyledi. Kılıçdaroğlu ve Özgür Özel destekçilerinin aynı anda Meclis çevresinde bulunmasının hem bina içinde hem de dışında gerginlik yaratabileceği uyarısında bulundu.

Taraflar arasında 21 Mayıs’tan bu yana çeşitli temasların yaşandığını ancak ortak bir çözüm zemininin oluşmadığını belirten Çakır, Kılıçdaroğlu cephesinin birlik ve beraberlik vurgusu yaparken aynı zamanda karşı tarafın “sinir uçlarıyla oynayan” hamlelerde bulunduğuna dikkat çekti.

CHP son hız
Ruşen Çakır yorumladı: CHP son hız kopuşa gidiyor

Kurultay yapılacak mı?

CHP’de iki farklı meşruiyet anlayışının karşı karşıya geldiğini savunan Çakır, bir tarafta parti örgütünün, milletvekillerinin ve seçmenin büyük bölümünün desteğini alan Özgür Özel-Ekrem İmamoğlu çizgisinin bulunduğunu, diğer tarafta ise mahkeme kararı sonrasında göreve atanan Kılıçdaroğlu yönetiminin yer aldığını söyledi.

Kılıçdaroğlu’nun sosyal medya üzerinden kurultay hazırlıklarını başlatacaklarını açıklamasını da değerlendiren Çakır, bunun hızlı bir kurultay sürecine işaret etmediğini, aksine zaman kazanmaya yönelik bir yaklaşım izlenimi verdiğini dile getirdi.

Çakır, mevcut kurallar çerçevesinde grup toplantısında konuşma hakkının Özgür Özel’e ait olduğunu vurgularken, Kılıçdaroğlu’nun devlet kurumlarının desteğiyle bu kuralları zorlayabileceğini düşündüğünü ifade etti.

Kim kazanır?

Yaşanan gerilimin temelinde Kılıçdaroğlu’nun kurultayın sonunda kazanamayacağını bilmesine rağmen partiyi kendi kontrolünde tutma isteğinin bulunduğunu öne süren Çakır, karşı tarafı CHP’den uzaklaştırma veya yeni bir parti kurmaya zorlama çabasının söz konusu olabileceğini söyledi.

Özgür Özel ve ekibinin ise CHP’den ayrılmak yerine mücadeleyi parti içinde sürdürmek istediğini belirten Çakır, grup toplantısı etrafında yaşanabilecek olası kavga ve gerilimlerin her iki tarafa da zarar vereceğini, bundan en çok siyasi iktidarın fayda sağlayacağını savundu.

Tarafların son anda geri adım atma ihtimalinin bulunduğunu ancak mevcut tabloda her iki kesimin de çatışma rotasında ilerlediğini söyleyen Çakır, “Bu iş kopuşa doğru gidiyor” değerlendirmesinde bulundu.

Video deşifresi

CHP son hız kopuşa gidiyor | Ruşen Çakır yorumluyor

Hazırlayan: Gülden Özdemir

Merhaba, iyi günler, iyi sabahlar. İki, hatta üç gün Süleymaniye’den seslendim ve bugün Diyarbakır’dan sesleniyorum. Normalde bugün şu saatlerde Ankara yolunda olmam gerekiyordu ama Ankara’ya gidemiyorum. Çünkü Süleymaniye’de ne oldu; önceki akşam gece yarısı İran’ın İsrail’e saldırısı ve İsrail’in misillemesi nedeniyle Irak hava sahası kapatıldı. Kapatılınca da Süleymaniye’deki forumu izlemeye gelen Iraklı olmayan herkes kara yoluyla ülkelerine dönmek zorunda kaldılar. Biz Türkiye’den gelenler için de aynısı oldu. Normalde dün sabah erken saatte Erbil’den İstanbul’a uçacaktık. Sonra da işimizde olacaktık. Sonra da ben bu sabah erken saatte Ankara’da yollara düşmüş olacaktım falan. Birçok kişinin hesapları, işleri, güçleri böylece yattı. 12 saati aşkın bir yol katettik, Süleymaniye’den Diyarbakır’a kadar, Türkiye’den gelenler olarak 3 arabayla. Yani yol fena değildi, güzeldi ama yorucuydu tabii ki ve sonuçta yol boyunca ne yaptık; aramızda, arabalarda ya da yemek molalarında tabii ki CHP konuştuk. Hep birbirimize “Duydunuz mu, Kemal Kılıçdaroğlu şu tweeti attı, Özgür Özel şunu söyledi” diye sürekli CHP konuştuk ve CHP’nin bugün çok ciddi bir yol ayrımında olduğu konusunda birçok kişi anlaşıyor. En azından bizim o Süleymaniye’den Diyarbakır’a yola koyulmuş olan, siyasetle ilgili kişiler.

Çünkü şöyle bir olay var: Normalde seçilmiş CHP Genel Başkanı Özgür Özel Manisa’da olacaktı, Ferdi Zeyrek’in anmasına katılacaktı. Ama Kılıçdaroğlu’nun ısrarlı bir şekilde grup toplantısında konuşacağını söylemesi üzerine, seçilmiş CHP yönetimi karar değiştirdi ve grup toplantısı yapma kararı aldı. Özgür Özel Manisa’ya gidişini erteledi. Yanılmıyorsam akşam gidecek ama “Biz yapacağız, ben konuşacağım” dedi. Yani resti gördü. Anladığım kadarıyla kendilerinin yapmayacağını söylemelerinin üzerine Kılıçdaroğlu’nun da vazgeçmesini beklemişler, olmamış ve sonuçta da inada inat oluyor. Kılıçdaroğlu ekibi bini aşkın izleyici için Meclis’e başvurmuş. Bunlar Meclis’in Dikmen kapısından girecekler. Hepsi girecek mi, sanmıyorum. Çünkü anladığım kadarıyla Meclis bu konuda bugün yaşanabilecekler konusunda birtakım güvenlik önlemleri çalışmaları yapıyor ve izleyici sayısını sınırlandıracaklar; öyle gözüküyor. Dolayısıyla bazı izleyiciler, yani daha erken gelenler içeri alınıp diğerleri dışarıda tutulacak. Buraya Kılıçdaroğlu destekçilerinin dışında Özgür Özel destekçilerinin de izlemeye gelmesi halinde, ki muhtemelen olacaktır, o zaman işler bayağı bir karışacak. Sadece Meclis’in içinde değil, Meclis’in dışında da birtakım sorunlar yaşanabilir.

Şu ana kadar 21 Mayıs’tan bu yana taraflar arasında açık ya da örtülü bir şekilde gidip gelenler oluyor. Bunları görüyoruz, duyuyoruz. Ama şu ana kadar herhangi bir ortak hamle görmedik. Yani birbirleriyle mutabık kaldıkları bir şey görmedik. Kılıçdaroğlu ve sözcüleri birlikten, beraberlikten hep bahsediyorlar. Fakat karşı tarafın sinir uçlarıyla oynamayı da çok iyi biliyorlar. Bir yanda parti teşkilatının, milletvekili grubunun önemli bir kesiminin ve tabii ki parti üyelerinin ve parti seçmenlerinin de önemli bir kesiminin, ezici bir bölümünün desteğini alan Ekrem İmamoğlu-Özgür Özel ikilisinin CHP’si var; bir diğer yanda kaybetmiş ama devlet tarafından atanmış bir başka CHP var. Ortada bir ‘‘kurultay’’ lafı var. Seçilmiş CHP sürekli kurultay için bastırıyor, atanmış CHP de bunun olamayacağını söylüyor. Fakat dün Kılıçdaroğlu akşam saatlerinde sosyal medyada “Kurultay çalışmalarımızı başlatıyoruz” dedi, perşembe günü Parti Meclisi’ni toplayarak. Bu ne anlama geliyor? Herhalde Özgür Özel ve arkadaşlarını memnun edecek bir hızda bir kurultay yapmayacaklar, bunun işaretini vermiyorlar; bir oyalama peşindeler.

Ama diğer bir husus bugünkü inatlaşma; normal şartlarda bütün hukuki, yasal kurallara bakıldığı zaman Özgür Özel’in konuşması gerekiyor. Arkadaşımız Özgecan Özgenç bu konuda çok ciddi haberler yazdı, onları görmüşsünüzdür. Burada bir tartışma yok ama Kemal Kılıçdaroğlu kendisinin devlet tarafından kayırılıyor olmasının verdiği cesaretle bu kuralları çiğneyebileceğini düşünüyor. Olabilir bir şekilde, ki Numan Kurtulmuş’un son açıklamasında buna kapı aralamıştı. Peki niye böyle bir inatlaşma? Diyelim ki bugün aynı anda iki toplantı olacak; bayramda böyle oldu, Genel Merkez’de bir, Güvenpark’ta bir başkası. Ama yine arada bir mesafe vardı. Bu sefer birisi salonda, grup toplantısı salonunda — diyelim ki Kılıçdaroğlu — ama bir diğeri de belki de hemen salonun 5-10 adım ilerisindeki bahçede toplanacak. Neredeyse yan yana olacak ve bu çok ciddi birtakım gerginlikleri, gerilimleri, hatta kavgaları tetikleyebilir. Bunu özellikle vurgulamak lazım.

Peki neden böyle oluyor? Benim anladığım kadarıyla Kılıçdaroğlu bir şekilde partinin kurultaya gitmesi gerektiğini biliyor, bir şekilde yapmak zorunda. Ne kadar geciktirirse geciktirsin ve ne zaman yapılırsa yapılsın, o kurultayı kazanma ihtimali olmadığını da biliyor ve anladığım kadarıyla diğer tarafı, Özgür Özel ve arkadaşlarını partiden uzaklaştırmak istiyorlar. Bir yandan biliyorsunuz birtakım disiplin suçlarıyla ‘‘Partiden ihraçlar olabilir’’ deniyor; ama herhalde onlar için en ideali kendilerinin ayrılması, başka bir parti kurması, yani Cumhuriyet Halk Partisi’ni Kılıçdaroğlu’na bırakmaları. Zaten iktidar medyasında da sürekli bu işleniyor. Özgür Özel ve arkadaşlarının yeni partisinin hazır olduğu, kurulduğu, kurulacağı vesaire söyleniyor. Ama anladığımız kadarıyla ya da benim anladığım kadarıyla Özgür Özel ve arkadaşları son ana kadar CHP’de kalmak istiyorlar ve şimdi bugün yaşananlar onların bu ısrarını, direncini büyük ölçüde kırabilir. Ama daha önemli bir husus şu: Bugün yaşanabilecek birtakım gerginlikler, kavgalar, şunlar bunlar her iki tarafın da aleyhine olacak, üçüncü tarafın lehine olacak. Üçüncü taraf da ne? Tabii ki öncelikle siyasi iktidar. Tam da onların arayıp da bulamayacağı bir şey. ‘‘Görüyorsunuz işte, bizim alakamız yok, kendi aralarında bir salonu paylaşamıyorlar, bunlara mı oy vereceksiniz?’’ diyecekler.

Kritik bir gün. Sürekli böyle tarihi anlar yaşanıyor, kritik bir gün. Son anda birtakım hamleler, geri adımlar olabilir taraflardan. Özellikle Kılıçdaroğlu tarafından birtakım geri adımlar olabilir ama şu haliyle bakıldığında her iki taraf da ayakları gazda gidiyorlar. Kılıçdaroğlu’nun hiçbir şekilde kazanma ihtimali yok ama “küçük olsun, benim olsun” prensibiyle ne kadar oy alırsa alsın, ne kadar milletvekili kalırsa kalsın o partiyi kendi tabiriyle ‘‘güvenilir limana götürmek’’ gibi bir motivasyonu var. Bunun, Türkiye’nin nasıl hayrına olduğunu bize anlatamıyor. Eğer bugün mesela o grup konuşması yapacak olsa orada dinleyecek kişilere bir Türkiye vizyonu çizecek mi? Şu ana kadar çizdi mi? 21 Mayıs’tan bu yana Türkiye hakkında ne söyledi? Hiçbir şey söylemedi. Ne hakkında söylüyor? Kurultayda kaybettiği ve daha sonra yerel seçimde CHP’yi yıllar sonra birinci parti yapan ekip hakkında atıp tutuyor. Neyse, bakalım. Bana göre bu iş kopuşa doğru gidiyor. Kimisi diyebilir ki ‘‘İnceldiği yerden kopsun’’, kimisi de ‘‘Aman şey yapmayalım’’ ama her şey olacağına varır diyelim. Ve bu günü de büyük bir merakla, her ne kadar Ankara’da olamayacak olsam da uzaktan olabildiğince yakından takip edip muhtemelen gün içinde canlı yayında bunu konuklarla size yorumlayacağız, değerlendireceğiz, size aktaracağız.

Peki, gelelim bugünün ithafına. Amerikan sinemasının, aslında dünya sinemasının bir büyük ismi: Sean Penn. Sean Penn aileden sinemacı birisi, babası yönetmenlik yapmış, bildiğim kadarıyla kardeşleri de var sinemada. Daha başlar başlamaz çok dikkat çekici bir isim oldu, özellikle başrollerde çok etkili oldu. Tiyatroda da oynamışlığı var ama sinemanın birçok türünde, daha çok sert filmlerde oynadığını biliyoruz. Mesela neydi? ‘‘Dead Man Walking’’; Tim Robbins yönetmişti, orada Susan Sarandon’la birlikte bir ırkçı katili oynamıştı. Susan Sarandon’la da bir dönem birlikte olduğunu biliyoruz. Ama esas tabii ki neyi biliyoruz? Madonna’nın kocası olduğunu… Ama Madonna’dan ziyade, daha önce bir yayını kendisine ithaf ettiğim Robin Wright’la evliliği bence daha önemli, öyle söyleyeyim. Sean Penn’in bir özelliği, en çok dikkat çeken özelliği aktivizmi, siyasi duruşu. Savaş karşıtı; Amerika’nın Irak, Afganistan gibi politikalarını açık bir şekilde eleştirdi, son Ukrayna Savaşı’nda Ukrayna’nın yanında açık bir şekilde yer aldı. Hâlâ oynuyor, hâlâ yönetiyor, çok sayıda film de yönetiyor. Sinemada var olmaya ve siyasette var olmaya devam ediyor. Biz de Sean Penn’i izlemeye devam ediyoruz. Evet, söyleyeceklerim bu kadar, iyi günler.

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.