Canan Kaftancıoğlu yeniden CHP İstanbul İl Başkanı seçildi: “İstanbul’dan Türkiye’ye tek yön iktidar”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

CHP’nin 37. İstanbul İl Kongresi sona erdi. Haliç Kongre Merkezi’nde düzenlenen kongrenin sloganı “İstanbul’dan Türkiye’ye Tek Yön İktidar” olarak belirlendi. 677 delegeden 517’sinin oy kullandığı kongrede tek aday olan Canan Kaftancıoğlu, yeniden CHP İstanbul İl Başkanı seçildi.

CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu’nun tek aday olduğu kongrede 677 delegeden 517’si oy kullandı ve Kaftancıoğlu, 510 geçerli oyla yeniden CHP İstanbul İl Başkanı seçildi. Kongrenin divan başkanlığını eski CHP genel başkanlarından Altan Öymen üstlenirken, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu da kongreye katıldı. Kongrede yapılan konuşmalarda “iktidar yürüyüşü” vurgusu yapıldı.

Listede genel merkez etkisi

Seçime tek adayla gidilmesi bazı delegeler tarafından eleştirilirken Kaftancıoğlu, konuşmasında “Keşke iki, üç, dört, beş aday olsaydı” dedi. 40 kişiden oluşan CHP İstanbul İl Yönetimi de belli olurken, listenin çarşaf değil blok liste olarak oylanması eleştirildi. Yönetimde yer alan bir CHP’li, Kaftancıoğlu’nun başkanlığında çalışacak il yönetiminin belirlenmesinde CHP Genel Merkezi’nin etkili olduğunu, aday olmak istediği kamuoyuna yansıyan ancak daha sonra vazgeçen Cemal Canpolat’a yakın birkaç ismin de listeye alındığını aktardı.

Kılıçdaroğlu: “Türkiye’nin beş temel sorunu var”

Kongrede konuşmalar da dikkat çekti. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, açılış konuşmasında Türkiye’nin beş temel sorunu olduğunu söylerken bunları şöyle sıraladı: “İlki demokrasi. Düşüncesini açıkladı diye insanlar işinden, üniversiteden atılamaz. İkinci temel sorun eğitim. Eğitimin bir kişiye, bir sınıfa, bir topluma, bir ulusa başarı kazandırdığını kaç kişi biliyor. Üçüncü sorunumuz dış politika. Barış üzerine inşa edilen dış politika bireysel kin ve öç alma üzerine inşa edilmiş durumda. Dördüncü sorunumuz toplumsal barış. Bunu sağlamak zorundayız. Hiç kimsenin kimliğinden, yaşam tarzından, inancından ötürü ötekileştirilmesini istemiyoruz. Beşinci büyük sorunumuz ise ekonomi. Fazla bir şey anlatmak istemiyorum, hepimiz yaşıyoruz.”

Dört ayaklı strateji

Kılıçdaroğlu ayrıca, bu sorunlara karşı dört ayaklı bir strateji geliştireceklerini açıkladı: “Bu ülkeye demokrasiyi getireceğiz. Kadın-erkek eşitliğini ve medya özgürlüğünü sağlayacağız. Demokratik parlamenter sitemi yeniden inşa edeceğiz. Darbe hukukundan arındırılmış bir sistemden söz ediyorum. İkinci ayak, üreten Türkiye. Üçüncü ayak, güçlü bir sosyal devleti inşa edeceğiz, bütün kurum ve kurallarıyla. Dördüncüsü ise sürdürülebilirlik. Liyakat sistemini egemen kılacağız.”

“Nasıl oldu da vicdanlarımız bu kadar köreldi?

Kılıçdaroğlu, Hatay Valiliği önünde “Çocuklarım aç” diyerek kendini yakan vatandaşa da değindi, AKP’li Belediye Meclis üyesi Selma Gökçen’in tweetlerini eleştirdi: “İki gün önce, Hatay’da valilik binası önünde kendisini yakan vatandaşı gördük. Çaresizliğe, kendisini yakarak, soruna dikkat çekmek isteyen bir insanın yaşadığı drama insan olan hiç kimse kayıtsız kalamaz. Üzen nedir biliyor musunuz? Hâlâ iktidar kanadından olup, bu yakma olayını ucuz siyasi manevra olarak tanımlayan insana üzülüyorum ve bir kadın bunu söyleyen. Evlat nedir, anne baba nedir biliyor mu acaba? Evlilikteki sorumluluğu biliyor mu acaba? Nasıl oldu da vicdanlarımız bu kadar köreldi?”

İmamoğlu: “İstanbul’daki değişim Türkiye’yi değiştirecek”

Kılıçdaroğlu’nun ardından kürsüye gelen İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, bu kongrenin ülkenin geleceği adına umutların yeşereceği bir kongre olduğu belirtti ve şöyle konuştu: “Biliyorsunuz, tarihin akışının hızlandığı bazı özel zamanlar vardır. Böylesi özel zamanlarda değişmez sanılan şeyler değişmeye başlar. İnsanlar başka türlü düşünmek ve başka türlü davranmak zorunda hissederler. 31 Mart ve 23 Haziran seçimleriyle Türkiye işte böyle bir döneme girmiş durumda. Bu, Türkiye’nin siyasal hayatında bir normalleşme dönemidir. En önemlisi de vatandaşla yöneticiler arasındaki ilişkide normalleşme dönemidir. Vatandaşla eşit, açık, net ve samimi bir iletişim kurmayan, herkesi eşit ve aynı ölçüde saygın kabul etmeyen yöneticilerin devri artık kesinlikle kapanıyor. İster ülkeyi yönetsin ister şehri, ister bir bakanlığı ister bir derneği, her kademede yönetici için geçerli bu.”

Kılıçdaroğlu’nun 2017’de Ankara’dan İstanbul’a yaptığı adalet yürüyüşüne değinen İmamoğlu, şöyle devam etti: “31 Mart yerel seçimleri sonucu oluşan tablo, Türkiye’nin dört bir yanındaki vatandaşlarımızın ‘kentte adalet’ arayışının bir ifadesidir. 23 Haziran’da İstanbullular, güçlü görünenler ne yaparlarsa yapsınlar bu kadim şehirde adalet istediklerini yeniden ilan etmekle kalmadılar. Aynı zamanda, seçimde adaletsizliğe, yalana, dolana geçit vermeyeceklerini bir kez daha ve dünyanın öbür ucundan duyulacak şekilde gösterdiler. Bir kez daha diyorum ama aslında bir kez değil, tam 806 bin kere daha gösterdiler. Sizin başardığınız gibi İstanbul’daki değişim Türkiye’yi değiştirecek ama etkisi Türkiye ile sınırlı kalmayacaktır. Türkiye’deki değişim de inanın dünyada ciddi değişikliklere vesile olacaktır.”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus