Yazarı Cuma Çiçek ile “Süreç-Kürt Çatışması ve Çözüm Arayışları” kitabı üzerine söyleşi: “Şu an devlet krizi yaşanıyor, Kürt meselesi bu krizin çözümünden sonraya ertelenebilir”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Cuma Çiçek, “Süreç-Kürt Çatışması ve Çözüm Arayışları” adlı kitabında geçmişten günümüze kadar gelen çözüm arayışlarını irdeledi.

Akademisyen Cuma Çiçek, çözüm süreçlerinde üç ana dinamik olduğunu, bunların bölgesel ve küresel dinamikler, nüfus ve coğrafya gibi ülke ölçekli yapısal dinamikler ve üçüncü olarak da aktör bazlı dinamikler olduğunu belirtti ve “Birinci grup, yani bölgesel ve küresel aktörlerin çatışmaların bitmesini istediklerine dair niyetlerinin olduğunu söyleyemeyiz. Barışı destekleyen bir pozisyonları yoktu. Ülkedeki dinamikler barışı destekleyen dinamiklerdi. Büyük nüfus dinamiği çözümü destekliyordu. Aktör bazlı dinamiklere bakıldığında iki taraf için de söylüyorum, “Hani olursa ne âlâ” gibi bir durum vardı” dedi.

Çiçek, AK Parti’nin süreci güvence altına alacak adımlar atmadığının söylenebileceğini belirterek şöyle konuştu: “Mesela hasta tutsaklar ile ilgili bir şeyler yapılabilirdi. İmralı’da ilk konuşulan konu da buydu, son konuşulan konu halen buydu. Bir jeste bile hükumetin heveskâr davranmadığını söyleyebiliriz. Hükümet kadar Kürt cephesinin de çok büyük açıkları olduğu kanaatindeyim. Örneğin Kürt Hareketi’nin kendi içinde karar alma mekanizmaları çok başlı. Kandil, İmralı, diyaspora ve HDP’nin kendi içinde ortak siyasi karar alma becerisi oldukça sınırlıydı. Mesela silah konusu ne olacak, bu aktörler arasında ortak bir karar olmadığını söyleyebiliriz. Uluslararası kıyas anlamında temas aşamasından öteye geçemedi.”

Çiçek sözlerini şöyle sürdürdü:

"30-40 yıl sürmüş çatışmalarda tek başına çatışan aktörlerin işi çözme kabiliyeti genelde çok zordur. Bu aktörlerin dışındaki aktörlerin de müdahil olması lazım. HDP ve AKP dışındaki muhalefetin destek olması gerekirdi ama maalesef CHP destek olmadı. Motive edici canlı bir sivil toplum olması gerekirdi. Ama bizdeki sivil toplum örgütleri ve medya siyasi aktörlerin yararına göre hareket ettiklerinden, aktörler zayıftı. Sivil toplum örgütleri ve medya konusunda HDP ve AKP ön açıcı olabilirdi. Ama her iki aktör de biraz kapalı kapılar arkasında daha sınırlı elitlerin yönettiği tırnak içerisinde, otoriter barış süreci mimarisi ile süreci götürmeye çalıştılar."
"Yaşananlara baktığımızda bu işin askeri olarak çözülme ihtimali yoktur. Şunu söylemiyorum; PKK askeri olarak bitebilir. Ama post-PKK ve yeni örgütler üzerinden bu bir daha çıkar. Bu tür meselelerin orta ve uzun vadede gideceği yer belli, o da masadır. Bölgesel ve uluslararası bağlama baktığımda şu anda Kürt meselesine bir çözüm olacak bir alan açmadıklarını söyleyebilirim. Suriye meselesinde biraz çözüm ışığının görülmesi ile beraber burada bir fırsat penceresi doğabilir."
"Türkiye’de 2010 yılından bu yana bir devlet krizi yaşandığı kanaatindeyim. Bu devlet krizi daha çözülebilmiş değil. Kürt meselesi devlet krizinin çözümünden sonraya da ertelenebilir, şu anki meyil onu gösteriyor. Babacan ve Davutoğlu hareketine, AKP ve CHP’nin durumuna baktığımda önce bir normalleşme, sonra bu meseleye bakma gibi bir eğilim görüyorum. Ama Kürt barışı yeni bir normalleşme barışının ilk adımı da olabilir. Ama hâlâ belirsizlik hakim diyebilirim.”
“Çözüm sürecinin bitmesinin ana sebeplerinden biri Suriye meselesiydi. Ama bir soru sorayım: Ne oldu da 2002’den 2015’e kadar bir reform süreci yaşandıktan sonra bırakın 1990’ları, 1940’lara 1930’lara döndük tartışmasına girdik. Devletin bu kadar hızlı ve sert bir şekilde eski reflekslerine dönüşünü nasıl açıklayacağız. Bunun açıklaması şu; bu meseleyi sadece konjonktürel 3-4 yıl içerisinde olan biten ile açıklama şansınız yok. Rojava bence kurucu dinamiklerinden bir tanesi ama örneğin Türkiye’deki devlet aklının yada hükümetlerin Kürt meselesine dair yapısal limitleri var. Bu limitler başlı başına sınırlar koyuyor. Rojava bence meselelerden bir tanesiydi. Suriye’de bir çözümünün olması otomatik olarak bir çözümü getirmez. Bir fırsat penceresi açar, mesele o fırsat penceresini o aktörler kullanabilecek mi, ona bakmak lazımdır.”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus