Jan-Werner Müller: Popülist liderler uzmanlara neden karşı?

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Popülizm üzerine yaptığı çalışmalarla tanınan Princeton Üniversitesi Profesörü Jan-Werner Müller; hükümetlerin uzmanları ve bilimsel önerileri dinleyip dinlememe konusunda ikilem yaşadıkları koronavirüs günlerinde, popülist liderlerin profesyonel uzman görüşlerine karşı olan bakış açılarını konu alan bir yazı kaleme aldı. Müller’in The Guardian’da yayınlanan yazısının çevirisini sizin için paylaşıyoruz:

Popülist siyasetçilerin elitlere ve özellikle uzmanlara karşı olmaları, onların “geleneksel bilgeliğidir”. Sağcı popülistler ise tüm elitlere karşı değiller, yalnızca özel bir konu hakkında bilgi sahibi olan otoriteleri suçluyorlar. Sağcı otoriterlik karşıtlığının inatçı yapıdaki versiyonu olan bu kişilerin, zenginlikle ise hiçbir sorunları yok ve hatta bu onlar için üstün bir bilgelik kaynağı. Trump’ın, işadamlarının tavsiyelerini bulaşıcı hastalık uzmanlarının tavsiyelerinden daha önemli bir yere koyması, muhtemelen çok sayıda ölümü de beraberinde getirecek. Bu noktada profesyonelliğin ve uzmanlığın sistematik olarak aşağılanmasının popülist liderlerle değil; Reagan, Thatcher ve neoliberalizmin diğer şakşakçılarıyla başladığını anlamak oldukça önemli.

Popülistler, her şey çok karmaşık olduğunda işleri alıp basit yollara koymaya çalıştıkları için sıklıkla eleştirilirler. Trump’ı günümüzün paradigmatik popülisti olarak ele alanlar için, popülistlerin sürekli olarak yalan söyledikleri ve Beyaz Saray’daki şov programı tarafından söylenen bu yalanların, ölümcül sonuçlara yol açan bir post-truth (gerçeklik sonrası) çağı beraberinde getirdiği sonuçlarına varmak oldukça kolay. 

Ancak ortadaki resim basit. Popülistler tanım olarak yalancı değiller, yalnızca belirli bir ampirik yanlışlığa kendilerini adamışlar: ‘Gerçek insanlar’ diye tabir ettikleri kesimi yalnızca onların temsil ettiğini ve bunun yanında diğer politikacıların, yalnızca yozlaşmış ve çarpık değil aynı zamanda da o insanlara ihanet içinde olduklarını öne sürüyorlar. Trump’ın deyimiyle ‘Amerikan değiller’.

Daha da önemlisi, bugünün sağcı popülistlerinin tüm elitlere -ayrım yapmaksızın- karşı oldukları doğru değil. Yalnızca profesyonellere karşılar. Trump destekçileri, Trump’ın kabinesinin Wall Street’in önemli figürleriyle dolu olmasını bir skandal olarak nitelendirmiyor. Yani popülistlerin çıkış noktası zenginlere tepki göstermiyor, daha da zenginleşmeyi arzu ediyor. Onların gözünde zenginler sıkı çalıştıkları ya da gerçekten bir şeyler ürettikleri için zengin oldular (Trump’ın Hazine Bakanı Steven Mnuchin ve Ticaret Sekreteri Wilbur Ross nasıl zengin oldu, bunu unutuyorlar).

Popülizmin bu şakşakçıları; eğitim, hukuk, tıp ve akademi gibi alanlarda bilgi sahibi olan profesyonellerle tam bir tezatlık oluşturuyorlar. Bu tip uzman kişiler, sağ kültürün destekçileri tarafından küçümseniyorlar ve haklarında türlü türlü iftiralar ortaya atılıyor. Ne de olsa bir şeyi iyi bildiklerini iddia ediyorlar ve insanlara ne yapmaları gerektiğini söylüyorlar. Örneğin Nigel Farage’a göre, Dünya Sağlık Örgütü bize zorbalık yapmaya çalışan “zeki insanların” bir araya geldiği bir oluşum. 

İnsanların düşüncelerinin, demagoji yapanlar tarafından etkilenmeye her daim müsait olduğu gerçeği Trump’ın, Johnson’ın veya Bolsonaro’nun başarısı mı? Hayır, profesyonelliğe olan güvensizlik bir anda oluşmadı. Bunun önünü açan neoliberalizmdi. Margaret Thatcher, akademisyenlerin aslında hiçbir iş yapmadıklarını öne sürüyordu ve bazı bilim adamları dışında aslında hepsi vergi mükelleflerinin parasını boşa harcayan solculardı. İngiliz muhafazakârlar, bu doğrultuda zorunlu denetleme ve değerledirme ölçütleri getirdiler. Serbest piyasayı yani ekonomik düzenin kendiliğinden ortaya çıkışını öven hükümetler, akademi ve sağlık hizmetlerinde “yapay pazarlar” inşa ettiler. Bu sahte pazarlar da doğru teşvikleri sağlamak zorundaydı çünkü ortada profesyonellerin hastaları iyileştirme, araştırma yürütme ya da gençleri eğitme gibi esas hedefler tarafından motive edilemeyeceği şeklinde varsayımlar vardı. 

Sonuç gerçek ve başarılı bir “piyasa” değil fakat geç Sovyetler Birliği dönemlerini andıran geniş bir bürokratik yapı oldu. Zamanında bir tarihçinin “metriklerin zulmü” dediği şey önlemlerin bir hedef haline gelmesi anlamına geliyordu: Sürekli performans ölçümleri, profesyonellerin neyi nasıl yaptıkları üzerine olan gerçeklikleri çarpıttı. Muazzam zenginlikteki kaynaklar ve az biraz da devlet kurnazlığı; profesyonel düzenlemelerin ve profesyonel hesap verebilirliğin sorgulandığı bir sistem oyununu da beraberinde getirdi. 

Profesyonellik üzerine kurulan bu uyumlu saldırı, Trump ve Johnson gibi liderlerin bazı şeyleri  önde gelen bilim adamlarından daha iyi bildiklerini iddia edebilmelerini de kolaylaştırdı. Yakın süreçte, işadamları, evde kalma süresinin ne kadar olması gerektiği konusunda epidemiyologlardan daha çok “güven veren” insanlar olarak öne çıktı. Örneğin, Ulusal Alerji ve Bulaşıcı Hastalıklar Enstitüsü Müdürü Anthony Fauci’yi dinlemek yerine kendi saatini işleme alan Trump, saat ilerledikçe ölümlerin de artacağını henüz farketmiş değil. 

Kovid-19 krizi bize profesyonelliğin ve profesyonel bakış açısının gerçek değerini tekrar hatırlatabilir. Ancak profesyonelliğin yerinde uygulanması da oldukça önemli. Profesyonel tavsiyeler yalnızca politik kararların sınırlarını zorlamalıdır, onları tamamen kendi başlarına belirlememelidir. Teknokratların aksine, doğru profesyoneller, siyasetteki bütün sorunların çözümlerini bildiklerini iddia etmezler.

Popülistler ve teknokratlar, ortada sadece tek bir doğru yol olduğu varsayımını sapkın bir şekilde paylaşıyor. Popülistler, yalnızca tek bir otantik irade olduğunu (Meksika duvarı, Brexit vb.) ve bu yolu sadece onların bilerek sadece onların uygulayabileceklerini iddia ediyor. Teknokratların bakış açıları ise (Avrupa borç krizi döneminde sıkça karşılaştığımız üzere), ortadaki politika sorunlarına verilebilecek tek bir rasyonel cevabın olduğunu ve bunu yalnızca kendilerinin bilebileceği üzerine kurulu. Bir popülistle aynı fikirde değilseniz hain ilan edilirsiniz; eğer bir teknokratla aynı fikirde değilseniz size kibar bir şekilde yeterince zeki olmadığınızı söylerler.

Sonuç olarak, profesyonelliğin demokratik bir şekilde siyaset yapmanın ya da halkın iradesi gibi kavramların yerini alması gerektiğini söylemiyorum. Yalnızca, temel politikaları ve profesyonelliğin uygulanması gereken alanları ele geçirmeye çalışan elitist liberallerin varlığına dikkat çekmeye çalışıyorum. Ortadaki sorunları en iyi vatandaşlar görebilir ve profesyonel insanlar da, onları asla küçümsemeden bu sorunları ifade etmek konusunda hayati bir rol oynarlar. Ya da, 20.yüzyılda Amerika’da yaşamış en büyük politik filozof olan John Dewey’in de dediği gibi “Kitlelerin, uzmanları ihtiyaçları hakkında bilgilendirme şanslarının olmadığı yerlerdeki hükümetler, yalnızca küçük bir kesimin çıkarlarına hizmet eden bir oligarşiden başka bir şey olamazlar.”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus