Çin’de gazeteciler, salgında hükümetin sayıları gizlediğini iddia ediyor

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Koronavirüs salgınının başlangıç noktası olan ancak aldığı sıkı önlemlerle kısa sürede vaka ve ölüm sayılarını düşürdüğünü dünyaya duyuran Çin hakkında tartışmalar devam ediyor. Washington Post gazetesinden Adam Taylor’ın haberine göre, Çinli gazetecilerin ülkede yaptıkları araştırmalar Pekin hükümetinin koronavirüs hakkında gerçekleri sakladığını ortaya koyuyor.

Koronavirüs krizinin ilk patlak verdiği günlerde, Çin hükümeti ülkedeki yabancı gazetecilerin üzerinde büyük bir baskı kurmuştu. Özellikle ABD vatandaşı olan gazeteciler bürolardan zorla çıkartılırken, getirilen uluslararası seyahat kısıtlamalarıyla da Çin’e geri dönmeleri engellenmişti. Taylor’a göre, Pekin hükümeti ülkedeki yabancı gazetecilerin faaliyetlerini belirli bir oranda kontrol altında tutabildi fakat zor şartlarda çalışan Çinli yerel gazetecilerinden gelen raporlar, hükümetin koronavirüs konusunda yaptığı propagandayı gözler önüne seriyor.

Geçen hafta, yaptığı siyasi araştırmacı gazetecilik çalışmalarıyla bilinen Pekin merkezli büyük medya kuruluşu Caixin, Çin’de salgının merkez üssü olan Vuhan’da koronavirüsten kaynaklanan resmî ölüm sayılarını inceleyen bir haber yayımladı. Çin Dışışleri Bakanlığı’nın Vuhan için paylaştığı resmi ölüm sayısı 2500’den biraz daha fazla ancak Caixin’e göre bu sayı gerçeği yansıtmıyor. Paylaşılan haberde, şehirdeki krematoryumun (cesetlerin yakıldığı yer) günde 19 saat çalıştığı ve yalnızca iki günde bu krematoryuma 5000 ceset ulaştığı iddia edildi. 

Caixin tarafından yayımlanan bu haber, uluslararası alanda büyük yankı uyandırdı. ABD’de yaşayan Türk akademisyen Zeynep Tüfekçi’den Teksaslı Cumhuriyetçi Senatör John Cornyn’e kadar birçok isim bu yazıyı sosyal medyada paylaştı. Çin’de ise, yazıyı yayımlayan Caixin’in kurucusu ve genel yayın yönetmeni Hu Shuli’ye karşı, ülkenin adını kötülediği öne sürülerek büyük bir karalama kampanyası başlatıldı.

ABD hükümeti tarafından finanse edilen Free Asia radyosu da, daha önce yerel kaynaklardan ulaştığı bilgilere göre Vuhan’da en az 42 bin kişinin öldüğünü ileri sürmüştü.

Çin’de bağımsızlık gazetecilik oldukça kötü durumda

Washington Post’tan Adam Taylor’a göre, Çin’de bağımsız bir gazeteci olmak, halk ve hükümet arasında hassas bir denge kurma zorunluluğunu da beraberinde getiriyor. Çin’de yalnızca geçen yıl, 48 yerel gazeteci hapis cezasına çarptırılmıştı. 

Bazı Çinli kaynaklara göre, yazıyı yayımlayan Caixin’in kurucusu Hu Shuli, geçmişte özellikle 2003’teki SARS krizi ve ülkedeki yerel polis şiddeti gibi konular hakkında büyük yankı bulan haberlere de imza attı. 2013’te Xi Jinping’in göreve gelmesiyle basın üzerinde artan baskıdan etkilenmelerine karşın, Shuli yönetimindeki Caixin, Çin Komünist Partisi ve Çin Başkan Yardımcısı Wang Qishan ile sahip oldukları yakın ilişkiler sayesinde yayın hayatlarını bir şekilde devam ettirebiliyor.

Caixin’in yanında, China Youth Daily, YIMagazine ve Sanlian Lifeweek gibi bazı diğer Çinli medya organları da, salgının başında hükümetin paylaştığı raporlarları araştıran çeşitli yazılar yayımladı. Ancak bu yazıların birçoğu, Çince yayımlandığı için hükümetin basına uyguladığı sansüre takılarak veri tabanlarından silindi. Buna karşın China News Weekly gibi kurumlar tarafından yayımlanan ve hükümetin paylaştığı salgın verilerini irdeleyen birçok yazı İngilizce’ye çevrilebildi. Çin medyası üzerine çalışan uzmanlara göre, koronavirüs salgınının yarattığı ortam Çin hükümetinin basın üzerinde yarattığı baskıyı artırdı ve dışarıya bilgi çıkması neredeyse imkansız bir hale geldi.

Caixin’in, Çin hükümetinin virüs konusunda propaganda yaptığını belirten raporlarıyla ABD içerisinde popüler olmasının, ABD ve Çin arasındaki gerilime bir etkisi olup olmayacağı merak konusu. Son olarak ABD Başkanı Donald Trump’ın pazartesi günü yaptığı basın toplantısına katılan ve Çin hükümetiyle çok yakın ilişkileri olduğu bilinen Hong Kong merkezli Phoenix TV’nin bir muhabiri, Trump’a soru sorarak dikkatleri üzerine çekmişti. ABD kamuoyu da Çin’le bu kadar yakın ilişkileri olan bir kanalın muhabirinin nasıl toplantıya alındığını yoğun bir şekilde sorgulamıştı.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus