Enerji ve Temiz Hava Araştırmaları Merkezi: “Hava kirliliğine maruz kalanların koronavirüsten etkilenme derecesi ve enfekte olma ihtimalleri artıyor”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Hava kirliliğinin insan sağlığına oluşturduğu tehditlerle ilgili bağımsız araştırmalar yapan Enerji ve Temiz Hava Araştırmaları Merkezi (CREA), kirliliğin koronavirüs salgınına etkisiyle ilgili bir bilgi notu hazırladı. Buna göre hava kirliliğine maruz kalan insanların virüse yakalanma ihtimali daha yüksek, o kişilerde görülen semptomlar ise daha ciddi oluyor. CREA’nın bilgi notunu değerlendiren Temiz Hava Hakkı Platformu Türk Tabipler Birliği Temsilcisi Dr. Gamze Varol ise “Ülkemizdeki 81 ilin yüzde 99’una yakını Dünya Sağlık Örgütü’nün önerdiği limitleri aşan kirlilikte hava soluyor. Hava kirliliğinin yoğun olduğu il ve ilçeler başta olmak üzere tüm ülkemizde acilen hava kirliliğini azaltacak yapısal önlemler alınması gerekiyor” dedi.

Bilgi notunda öne çıkan bulgular şöyle:

  • Yüksek seviyedeki hava kirliliği, vücudun hava yoluyla taşınan virüslere karşı doğal savunmasını etkiliyor ve insanların viral hastalıklara yakalanma olasılığını artırıyor. Bu durumun koronavirüs için de geçerli olduğu tahmin ediliyor. Bu da, hava kirliliğine maruz kalmanın hastalığın yayılımında etkili olduğuna işaret ediyor.
  • Birçok solunum yolu enfeksiyonunda, enfekte kişilerin hava kirliliğine maruz kalmasının, semptomlarını kötüleştirebildiği ve hastaneye yatış ve ölüm riskini artırabildiği biliniyor. Benzer etki koronavirüs hastaları için geçerli olsa da güncel duruma yönelik çalışmalar henüz doğrulanmadı. Mevcut bilgi, virüse karşı alınan önlemler sayesinde hava kirliliğinde yaşanan azalmaya rağmen, dünyanın birçok bölgesinde tehlike arz eden hava kirliliği seviyelerinin, koronavirüs kaynaklı vakaların ve ölümlerin sayısını arttırdığına işaret ediyor. Mevcut hava kirliliğinin, birçok hastalığa neden olduğu, hastalıkların etkilerini artırarak tıbbi bakım ihtiyacı doğurduğu ve sağlık sistemleri üzerindeki baskıyı artırdığı kesin olarak biliniyor.
  • Hava kirliliğine maruz kalmak, yoğun bakım ve solunum cihazı gerektiren ve bazı durumlarda ölümle sonuçlanabilen birçok kronik hastalığın oluşmasında önemli bir risk faktörü. Çok sayıda bilimsel araştırma, dünya çapında kronik solunum hastalıkları, kalp hastalıkları, astım ve diyabet gibi birçok kronik hastalığın önemli bir kısmının hava kirliliğiyle ilişkilendirilebildiğini gösteriyor. Bu da geçmişte uzun dönemli hava kirliliğine maruz kalmış olmanın, bugün ölüm vakalarını artırdığı ve küresel ölçekte sağlık sistemleri üzerinde oluşan baskıya katkıda bulunduğu anlamına geliyor.

Bulgular örneklerle destekleniyor

Bilgi notunda yukarıdaki bulguları destekleyecek örnekler de sunuluyor. Örneğin Amerika Birleşik Devletleri’nde 100 binden fazla hastayı kapsayan bir çalışma, PM2.5 kaynaklı (enerji santralleri, fabrikalar, motorlu taşıtlar ve uçakların yakıt artıkları vb.) hava kirliliğindeki kısa süreli ani artışların, hem çocuklarda hem de yetişkinlerde tıbbi bakım gerektiren akut alt solunum yolu enfeksiyonlarını (zatürre, bronşit) artırdığını gösteriyor.

Yine ABD’de koronavirüs kaynaklı ölümler üzerine yapılan bir çalışma, geçmişte PM2.5 kirlilik seviyelerinin daha yüksek olduğu bölgelerde, ölüm riskinin de önemli ölçüde daha yüksek olduğunu ortaya koyuyor. Bilgi notunda 2000’li yılların başında yaşanan SARS salgını da hatırlatılarak, “Çin’deki hava kirliliği ve SARS kaynaklı ölümler arasında pozitif bir ilişki bulunmuştur” deniliyor.

Dr. Gamze Varol: “81 ilin yüzde 99’unda hava kirliliği olan Türkiye’nin bu konuda adım atması gerekiyor”

Temiz Hava Hakkı Platformu Türk Tabipler Birliği Temsilcisi Dr. Gamze Varol raporu şöyle değerlendirdi:

“İtalya, ABD, İngiltere gibi ülkelerde uzun süredir kronik hava kirliliğine maruz kalan kişilerin koronavirüsten çok daha kötü etkilendiğine dair bulunan kanıtlar eski bilgilerimizi de destekliyor. Yıllardan beri yapılan araştırmalar hava kirliliğinin solunum, kalp ve damar sistemi başta olmak üzere insan sağlığı üzerindeki olumsuz etkilerini ve bağışıklığın düşmesi sonucunda SARS gibi virüslere karşı daha savunmasız hale geldiklerini açıkça göz önüne seriyordu. Platformumuz tarafından geçe yıl yayımlanan Kara Rapor’da da belirtildiği gibi ülkemizdeki 81 ilin yüzde 99’una yakını Dünya Sağlık Örgütü’nün önerdiği limitleri aşan kirlilikte hava soluyor.

Hava kirliliğinin üç yıl üst üste yoğun olduğu Kahramanmaraş, Iğdır, Ankara, Manisa, Muğla, Bursa gibi illerimiz ve Zonguldak, Kütahya, Afşin, Çanakkale, Manisa, Sivas, İzmir gibi kömürlü santral yakınında yaşadığı veya madende çalıştığı için kronik solunum hastalığı olan kişilerin yoğun olduğu il ve ilçeler başta olmak üzere tüm ülkemizde acilen hava kirliliğini azaltacak yapısal önlemler alınması gerekiyor. Bu önlemlerin başında da PM2,5 mevzuatının hazırlanması ve limitlerin yürürlüğe konması geliyor.”

CREA’nın bilgi notuna buradan ulaşılabilirsiniz.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus