Ankara Gündemi (51) – CHP İstanbul Milletvekili Zeynel Emre: “Avukatlığı farklı bir alana çekip adeta bölücülük yapmanın Türkiye’ye nasıl bir katkısı olabilir?”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Ankara Gündemi programında Batu Bozkürk bu hafta, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İstanbul Milletvekili ve Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Adalet Komisyonu CHP Grup Sözcüsü Zeynel Emre’yi konuk etti. Programda Cumhur İttifakı’nın baro düzenlemesi teklifi ve baro başkanlarının yürüyüşü konuşuldu.

“5 bin avukatın üzerindeki yerlerde yeni baro kurulması üzerinde yoğunlaştılar”

Çarşamba günü CHP’yi ziyaret eden AKP Grup Başkanvekilleri Bülent Turan ve Cahit Özkan, baro düzenlemesi taslağında yer alanları paylaşmışlardı. Zeynel Emre bu görüşmeyle ilgili şunları anlattı: “Bize geldiklerinde birkaç seçenek üzerinde çalıştıklarını ifade ettiler. Çoklu baro ve barolar birliğinin delege yapısının değişikliğine ilişkin ihtimaller üzerine konuştular. Bütün illerde birden fazla baro kurulup kurulamayacağı, sadece üç büyükşehirde mi olacağı ya da avukat sayısının 5 bini geçtiği yerlerde en az 2 bin üye olmak üzere mi baro kurulabileceği şeklinde farklı önerilerle geldiler. Özellikle avukat sayısının 5 bini geçtiği illerde yeni baro kurulmasına yönelik yasal düzenleme üzerinde yoğunlaştıkları anlaşılıyor. Biz bütün bu önerileri doğru bulmadığımızı söyledik. Ayrıca bunları stajyer avukatlar ve mesleğin başındaki avukatlar lehine olabilecek birkaç düzenlemeyle birlikte düşündüklerini söylediler. Biz avukatlarımızın lehine olan işlerin zaten yanında olacağımızı ama bunun diğerlerinden farklı olduğunu söyledik.”

“Baro başkanlarımız ‘AKP’yi destekliyoruz’ dese tartışmalar bitecek”

Emre düzenlemedeki diğer bir maddeyi şöyle aktardı: “Bunun dışında mevcut durumda Barolar Birliği delege seçiminde her üç yüz avukata bir delege düşecek şekilde baroların delege yapısı düzenlenir, onlar gelir Barolar Birliğinde oy kullanır. Yeni düzenlemede her beş bin avukata bir delege düşecek şekilde bir düzenleme öngörülüyor. ‘Bunun nedeni ne?’ dediğimizde, şöyle bir manzara çıkıyor: Ankara, İstanbul, İzmir gibi hem oldukça yüksek üye barındıran hem de iktidarın yaptığı yanlışları bütün açıklıkla söyleyen, hukuksuzluğun karşısında duran barolar var. Diğer illerde de keza bundan daha farklı değil, bu illerde sayının fazla olması nedeniyle bunu söylüyorum. Delege sayısı itibarıyla da büyükşehirlerde, avukat sayısına göre delege durumu olduğu için bu gayet normal durum, buralarda AKP kendisine yakın isimleri seçtiremediğinden bir yasal düzenleme içine giriyor. Bizim baro başkanlarımızın büyük bir çoğunluğu açıklama yapsalar, ‘Biz AKP’yi, Cumhur İttifakı’nı destekliyoruz’ deseler bu tartışmalar bıçak gibi kesilecek. Buradaki amaç ‘daha demokratik olsun’, ‘daha iyi olsun’, ‘daha güzel olsun’, ‘daha faydalı olsun’dan ziyade ‘benim olsun’ anlayışı.”

“‘Birden fazla baro kurulduğunda rekabet gelecek’ diyorlar”

Zeynel Emre, “AKP bu düzenlemeyle neyi amaçladığını söylüyor” sorusuna ise şu yanıtı verdi: “‘Birden fazla baro kurulduğunda rekabet gelecek. Baroların daha fazla çalışması, gayret göstermesi sağlanacak’ diyorlar. Barolardan memnun olmadıklarından, yaptığı işlerden memnun olmadıklarından bahsediyorlar. Biz de Adalet Bakanlığı’ndan memnun değiliz, yeni Adalet Bakanlığı mı kuralım? Hâkimler ve Savcılar Kurulu’ndan memnun değiliz. 1 nolu, 2 nolu, 3 nolu savcılar ve hâkimlerin kendi içinde ayrı kurullar mı kurması lazım? Barolar da avukatlar da yargının kurucu unsurudur. Diğerlerinden daha farklı ele alamazsınız. Bunun çözümü ilave baro kurmak değildir. Avukatlık mesleğinin kalitesini artıracaksınız. Baroların yapacağı işler elbette vardır ama esas bununla ilgili yasal düzenlemeler yapmanız lazım, onu da Meclis olarak yapabiliriz. Ama niyet bu değil.”

“Avukatlığı farklı bir alana çekip adeta bölücülük yapmanın Türkiye’ye nasıl bir katkısı olabilir?

Emre, düzenleme TBMM’de kabul edildiği takdirde yaşanabilecekleri de şöyle anlattı: “Bunun sonucunda ne olur? Yargıda, özellikle 2010 referandumundan sonra şöyle bir eğilim ortaya çıktı. Bir davaya bakan mahkeme heyetiyle ilgili, ‘Bu hangi görüşe mensup, hangi tarikata daha yakın, kimin adamı, nasıl tesir edilebilir?’ gibi tartışmalar yaşanıyor. Vatandaş çıkan karar haklı olsa bile haklılığına inanmıyor. Bir de bunun üstüne avukatların mensup olduğu baroya göre mahkemelerin karar verdiği dahi söylenecek. Siz hiç siyah cübbeli, sarı cübbeli, kırmızı cübbeli ayrı ayrı avukatlar görür müsünüz? Biraz bu açıdan bakın. Avukatlığı farklı bir alana çekip, onların içerisinde adeta bölücülük yapmanın Türkiye’ye, hukuk devletine, adalete nasıl bir katkısı olabilir? Ayrıca bizde zorunlu müdafilik uygulaması var. Baro avukat atıyor, ona göre ücret tayin ediliyor. Zorunlu müdafileri kim tayin edecek? Mevcut adliyelerimizdeki baro odalarının yönetimi nasıl şekillenecek? Çok büyük bir kaos ortaya çıkacak. Bu soruları soruyoruz, mantıklı cevapları yok. ‘Yıllardan beridir buna yönelik hazırlıklar içindeydik, 8-9 yıldan beri bu tartışmalar vardı’ deniyor. İş samimi bir şekilde ele alınsa, bir meslek koluyla, örgütüyle ilgili düzenleme yapılacaksa onların temsilcileriyle yapılması lazım. Bir ülkede 80 baro var ve 80’i de bunun doğru olmadığını söylüyorsa, tırnak içinde Barolar Birliği başkanı bile bunun doğru olmadığını söylüyorsa, siz ne için, kime rağmen yapıyorsunuz? Nasıl bir fayda bekliyorsunuz? Ben size samimiyetle söyleyeyim, AK Parti içinde başta avukat olan çok sayıda milletvekilinin bunun doğru bir düzenleme olmadığını düşündüklerine inanıyorum. Ancak bunu dillendirmeye cesaret edemiyorlar. Son dönemde yaşadığımız yönetim anlayışının sonuçlarını görüyoruz. Bir kişi her şeyi biliyor, her şeye karar veriyor. ‘Yaptığın yanlış kardeşim, bu doğru değil’ diyecek cesarette insanların olmaması en büyük problemimiz.”

“Bizi dünyaya rezil ediyorsunuz”

Zeynel Emre pazartesi günü baro başkanlarının yürüyüşünde yaşananlarla ilgili de şunları söyledi: “Yürümek anayasal bir hak. Belli sayıda avukat, cübbeleriyle Ankara’da yürüyor. Trafiği alakadar eden bir şey yok, güvenlik sorunu yok. Birçok alanda yürümüşler, problem olmamış. Avukatların temsilcileri olan baro başkanlarının Anıtkabir’e yürümesinde nasıl bir güvenlik endişesi var? Keyfi bir şekilde engelliyorsun. Onların dört tarafını çeviriyorsun, adeta gözaltına alıyorsun. Giriş çıkışı denetim altına alıyorsun. Yaptıkları çok büyük yanlışsa iki günün sonunda neden izin vermek zorunda kaldın? Baro başkanlarımız için Ankara Büyükşehir Belediyemiz seyyar tuvalet, çadır kurmak istedi, engel oldunuz. Gıda malzemesinin götürülmesine engel oluyorsunuz. 100 metre ötede bir pastane var, baro başkanları oraya gidiyor ihtiyaçlarını gidermek için, o pastaneye sosyal mesafeye uyulmadı diye 12 bin lira ceza kesiyorsunuz. Allah aşkına hiç mi vicdan kalmamış? Bu yaşanana itiraz edecek cesarette bir AKP’li siyasetçi kalmadı mı bu ülkede? Bu kadar mı bağımlılık ilişkisi var, bu kadar mı korkuyorsunuz? Buna söyleyecek sözünüz var mı sizin? Meclis’te söylüyorum, cevap veremiyorlar. Bizi dünyaya rezil ediyorsunuz.”

“Büyük bir saldırganlıkla kendilerine uygun siyasi atmosfer yaratma peşindeler”

Emre son olarak, tüm bu yaşananlara ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu: ““Bunlar geleceğe dair şunu gösteriyor. Bir travma yaşıyorlar, o travmayla birlikte korku ile saldırganlık başladı. En son yaşadığımız yerel seçimde gördüler ki yüzde 50+1’i normal şartlarda bulamıyorlar. Dolayısıyla büyük bir saldırganlıkla kendilerine uygun bir siyasi atmosfer yaratma peşindeler. Ama toplum bunu artık yutmuyor, kimse inanmıyor. ‘Terör tehlikesi var da ben baro başkanlarını tartakladım’ mı diyeceksin. Ben AKP’nin hızla eridiğini görüyorum, araştırmalar da bunu gösteriyor. Önümüzdeki dönem seçimi kazanma şansını da görmüyorum. Bu saldırganlıkla da daha hızlı eriyeceklerini görüyorum. Biz siyaseten bunun sonucunda kazanabiliriz. Ama yaptıkları ile sürekli Türkiye’ye zarar veriyorlar, bizim feryadımız buna. Türkiye böyle bir tabloyu hak etmiyor.”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus