İSTANBUL (Medyascope) – Medyascope, PKK lideri Abdullah Öcalan’ın şubat ayı başında İmralı’da yapılan görüşmede söylediklerini açıklıyor. Güvenilir kaynaklardan edindiğimiz bilgilere göre PKK lideri Abdullah Öcalan statüsünün netleştirilmesini istiyor, yeni çözüm sürecini bundan sonra bekleyen zorluklara değiniyor. Öcalan ayrıca ay sonunda başlayacak olan İran savaşının da haberini veriyor. İşte Öcalan’ın açıklamaları…

Haber özeti
- Abdullah Öcalan, PKK’nin çözüm süreci hakkında önemli açıklamalar yaptı ve İran savaşına dikkat çekti.
- Öcalan, Türk-Kürt ilişkilerinin geleceği hakkında endişelerini dile getirdi ve savaşın sonuçlarını ele aldı.
- Bahçeli’nin cesur politikalarına dikkat çekti ve Türk siyasetiyle ilgili eleştirilerde bulundu.
- Kürtlerin resmi olarak tanınması gerektiğini savundu ve savaş yerine yasaları ön plana çıkardı.
- Öcalan, Barış sürecinin sabote edilmesi durumunda büyük yıkımlar olacağını uyarısında bulundu.
PKK lideri Abdullah Öcalan, Suriye’de Şam yönetimi ile SDG arasında yapılan anlaşmadan birkaç gün sonra gerçekleşen İmralı’daki görüşmede birçok hayati konuda önemli açıklamalar yaptı. Öcalan İran savaşı konusunda uyarılarda bulundu, çözüm sürecini bekleyen zorlukları anlattı ve MHP lideri överek “Bahçeli inanılır gibi değil” dedi. İşte güvenilir kaynaklardan edindiğimiz bilgilere göre Öcalan’ın en önemli açıklamaları…
Öcalan’ın söyledikleri
- “Suriye’de Gazze kokusu aldım”
- “Sadece Suriye değil bu süreç berhava olurdu”
- “Yüz yıl daha savaşalım, küçülen biz, büyüyen İsrail olur”
- “Büyük acılar çekildi, 40 yıldan çok rahatsızım”
- “Bu süreç bozulursa büyük yıkım olur”
- “Bahçeli inanılır gibi değil”
- “Ruhen bu statü ile yaşayamam”
- “Selahattin ne yapabilir?”
- “Bana bebek katili denemez”
- “Davul boynumda ve her gelen vuruyor”
- “Devletin demokratik kanadı olurum”
- “Yasanın olduğu yerde silah olmaz”
“Suriye’de Gazze kokusu aldım”
Şeyh Maksut [Halep’te Kürtlerin yoğun olarak yaşadığı mahalle] meselesini başlatan güçler Türk-Kürt ilişkilerini önümüzdeki yüz yılda bir kanlı ilişkiye dönüştüreceklerdi. Qamışlo da Kobani de kalmazdı. Kürtler direnirdi, kim kazanır kim kaybeder beli değil ama kesinlikle Gazze kokusu aldım. Gazze’de Filistin ne kadar kazandıysa Kürtler de o kadar kazanırdı. Hatta dünya Gazze’nin arkasında oysa Kürtler yalnız kalacaktı ve Suriye’de Kürt diye bir şey kalmayacaktı. Sen istediğin kadar dağda ben varım de. Destan da olabilirdi. Ama sonuç ne olurdu? Devrimci olan sonucu da hesaplamalıdır. Kazanımı hesaplamayan bir devrimci toplumu savunamaz.
“Sadece Suriye değil bu süreç berhava olurdu”
Yeniden büyük bir savaş ve çatışmanın içine çekmek istediler. Belli ki anlaşmışlar. Halep’te bu masayı devirmek istediler. Bu ciddi bir durumdu. Mektup yazdım, Şahin [Mazlum Abdi] ciddiye almış. Elbette kötü bir çıkış oldu ama daha büyük ve yanlış bir savaşa girilmedi. Kandil de rahatsız olmuş, bence hiç rahatsız olunacak bir durum değildir. Çünkü ilk kez kendi irademizle bir savaşa girmedik. Son çatışmayı böyle yaşasaydık, sadece Suriye değil bu süreç berhava olurdu. Yüz yıla yayılan bir savaş olurdu. Qamışlo, Haseke ve diğer kentlerde on binlerce kişi ölürdü.
- Ruşen Çakır yorumladı: Demirtaş Öcalan’a mı meydan okuyor?
- Öcalan’dan, Davutoğlu’nun ”süreç için siyasi koordinatör atansın” çağrısına tam destek
Ben bu işi şimdi değil, ilk Özal ile başlatmıştım. O bizim nazarımızda şehittir. Ona söz verdim, onun anısına bu süreci sonuca ulaştıracağım. Kaya Toperi [Özal’ın özel kalem müdürü] ile görüşmemiz olacaktı, Özal o gün düştü.
“Yüz yıl daha savaşalım, küçülen biz, büyüyen İsrail olur”
Siyonist İsrail kendi yükselişini Kürtlerin mezara konulması şeklinde bir diyalektik üzerine kurmuştur. Bu çok açık ki İngiliz aklıdır. Londra merkezli Siyonizm gelişiyor. Yüz yıl daha savaşalım, küçülen biz, büyüyen İsrail olur. İran’ı götürebilirler ama esas hedef Türkiye’dir. Haçlıdan beri tarihsel planı bozan Kürtlere öfke var. Arapları anti-Türk yaptılar. Şimdi başarmaya çalıştıkları şey ise anti-Türk olan bir Kürdü yaratmaktır.

“Büyük acılar çekildi, 40 yıldan çok rahatsızım”
Hayıflanıyorum. Büyük acılar çekildi. 40 yıldan çok rahatsızım. Doğrular yapılsaydı 90’larda bitirirdik. Buna hayıflanıyorum, uzatılmıştır. Böyle yaşamalarından sıkılıyorum. Sınırlı bir çaba ile bunları telafi etmeye çalışıyoruz. Çözüm olamayınca, çıkmaz seni boğar. Benim mücadele tarzım silahla olmadı ama çıkan sonuçtan sorumluyum.
- ÖZEL HABER | Öcalan’dan Demirtaş’a değil, Demirtaş’tan Öcalan’a mektup gitti
- Demirtaş: “Keşke Sayın Öcalan’ın doğrudan toplumla konuşabilmesinin imkanları yaratılabilse”
- Ruşen Çakır yazdı: 23 Haziran 2019’da Demirtaş, Öcalan’a rağmen, hatta ona inat olarak mı İmamoğlu’nu destekledi?
“Bu süreç bozulursa büyük yıkım olur”
Bu çözüm sonuca ulaşmazsa mutlaka bir taraf sizi ezecek. Bizim silah ile işimiz derdimiz yok. Ben silaha dayanmıyorum. “Öcalan baskı altında, örgüt zayıf bir zeminde” diye başlatmadık bu süreci. Bu süreç bozulursa büyük yıkım olur. 2012’de eğer bu süreç nihayete ermezse 100 bin kişilik ordu çıkar karşınıza demiştim, süreç beni Rojava’da doğruladı. Şimdi de bu süreç boşa çıkarılırsa İran, Irak krizi sonucu 500 bin Kürt silah altına alınır. İran var, Irak var. Kürt güçlerinin hali bellidir. Bunu Türkiye’ye yönlendirirler ve onu yıkarlar. Bu tehdit değil, uyarıyorum. Olası bir gelişmeden haberdar ediyorum. Sizin idealimiz dediğiniz çözüme imza atmak istiyorum. Bu işi hal etmek gerekir. Binlerce can var.
“Bahçeli inanılır gibi değil”
Türkiye’de cesur olan Devlet Bahçeli’dir. DEM’lilere de beni hatırlatıyor ve “kurucu önderi esas alın” diyor. Evet ikinci Sevr’e gidiliyor. Balkanlardaki durum gibi. Siyaset “terörist başı” ile görüşmem diyordu. Bahçeli en son cesurca “Ben giderim” dedi. İnanılır gibi değildir. En büyük rakibim, bunu söylüyor. Ama muhalefet diye geçinenler gelmedi. 60 milyon Kürt kitlesi var. İsrail av peşinde, etkili bir diplomasi peşinde. İran ve Irak’ı Kürt sopasıyla dövmek istiyorlar. Ortadoğu’da, bazı güçlere karşı sopa olarak kullandılar. “Vura vura İsrail’i yarattık, vura vura petrol elimizde” dediler. “Sen neden bu sopayı elimizden alıyorsun?” dediler. Artık bunu biraz yetkililere anlatın diyorum. Bu çözümün öncülüğünü Türkiye yapsın diyorum.

“Ruhen bu statü ile yaşayamam”
Bir bina yapmışlar, binanın statüsü önemlidir. Ne hapishanedir ne de evdir… Ne kuştur ne devedir… Bu durumda bu binaya gitmem. Siyasi hukuki boyutu düşünmeden olmaz. Bir devlet böyle iş yapmaz. Hukuki boyut önemlidir. Ruhen bu statü ile yaşayamam. Coşkulu görünüyorum çünkü hayırlı iş yapıyorum. Ama “Öyle kal, gerisini biz yaparız” denemez. Siyasetin durumu budur. Ama olmayacak duaya âmin demem. Sorun etmiyorum. En son özgür olması gereken ben olayım.
“Selahattin ne yapabilir?”
Yahu adım atan ben, katkı yapan benim. Ama “Öcalan ile olmaz” diyorlar. Engel benmişim gibi. Bu durumda ya beni öldürmeli ya da benim kendimi öldürmem lazım. O zaman başkasını bulun, çözsün. Selahattin [Demirtaş] diyorlar. Selahattin ne yapabilir? Ben karamsar değilim. Ama yüzde yüz garanti veremeyebilirim.
Devlet Bahçeli’nin çağrısı ile başlayan sürece devam ediyorum, etmek durumundayım. Ama buna imkân ve olanak verilecek. Yoksa hep saldıracaklar, hakaret edecekler. Olmaz böyle! Bu sabah bir alçak diyor ki hepsini, yani Irak’takileri de yok etmemiz gerekir. Bunlar devleti ele geçirmiş diyebilirler, bu doğru değildir. Kabul etmiyorum. Ben çağrımı yaptım mı, yaptım. Ateşkes ve mesafe koyduk mu, koyduk. Arkadaşlar beni dinleyip bir kurşun atmadılar mı, atmadılar. Bunun karşısında devlet de gereğini yapmalıdır.
“Bana bebek katili denemez”
40 yıldır katlandım bu tarza ama bana sorun, nasıl katlandım. “Bebek katili” tanımlaması yaptılar. Bana bebek katili denemez. 40 yıldır bu savaş tarzının acısını çekiyorum ama artık bana çektiremeyecekler. Savaşın da barışın da sahibi kendileri olacak. Beni kendi savaş tarzlarına alet edemezler. Devlet de imhada ısrar ediyorsa onlara da söylüyorum; madem öyle gidin terör ile mücadele eden siyasetçilerinizle terörü bitirin. Harekete de söylüyorum; o zaman gidin kendi savaş tarzınızla beni alet etmeden yürütün.
“Davul boynumda ve her gelen vuruyor”
Davulu boynuma asıp herkes istediği tokmağı vuramayacak. Varsa yetenekleri uygulayabilirler yok eğer bana mal edilecekse, böyle olmaz. Şimdi göreve beni çağırdılar. 40 tane tokmak çıkmış davula vur da vur. Bu sese nasıl dayanılır? Davul boynumda ve her gelen vuruyor. Davul sesi korkunç. Kakofoniden barış sesi duyulmuyor. Ses duyulmuyor. Bunu niye uzatıyoruz? Toplumun yüzde 80’i barış istiyor. Yönteme destek ise yüzde 20 deniyor. Toplum “Bu yöntem yanlış” diyor. Yöntemden rahatsız olan toplumu işkenceye tabii tutmayalım. Yol yöntem önerebilirsiniz. Süre vs. meselesi de yanlıştır. An bu andır. Gün başarma günü, yeni karar günü ve mücadele günüdür.
“Devletin demokratik kanadı olurum”
İcranın başında benim olmam lazım. Stratejik amacım barış ve bunu gerçekleştirmeliyim. Kandil özgürlüğümü dile getiriyor. Ama yanlış sözlerle ifade etmemeliler. Özgürlüğüm icra için gerekli. Ben burada da kalabilirim. Ama yasa bütün arkadaşları kapsamalı. Bazı arkadaşlar için sınırlı bir siyaset yasağı da olabilir. Örneğin beş yıl gibi. Meclis’e gelmeyeceğiz, ancak diğer siyasi haklarımızı koruyacağız. Sürekli siyaset yapacağız. Bunların hepsini kapsayan bir demokratik siyaset koşulu gerekir. Meclis buna dair bir karar alırsa, süreç uzamaz. A noktası merkezi ise B noktası yereldir. Savunmasız değiliz; en otoriter, en kurallı, kanunları en çok bilen bir demokratik cumhuriyet grubuyuz. Bu sürecin yaratıcısı, bu kadar kitlenin yol göstericisi olarak ben de devletin demokratik kanadı olurum.
“Yasanın olduğu yerde silah olmaz”
Bu mücadele uzlaşmaya dayalıdır. Devlet Kürtleri resmi olarak kabul etmiyor. Zamanla Kürtleri anayasal olarak tanıyan bir devlet gerçekliğine ulaşmak gerek. Kürtler hukuk kapsamında değildir. Suriye’de ve Türkiye’de Anayasa kapsamına almak istiyoruz. Bunu Anayasaya nasıl taşıracağız? Savaş yerine yasayı düşüneceğiz. Demokratik siyaset yasalaşacak. Yasanın olduğu yerde silah olmaz. Demokratik siyaset olarak bu konuştuklarımız yasalaştıktan sonra hukuk olur.







