Uluslararası Af Örgütü 2019 İnsan Hakları Raporu açıklandı: “Türkiye’de yargı bağımsızlığı ve ifade özgürlüğü yok, sansür artıyor, gazeteciler cezaevlerinde”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Uluslararası Af Örgütü, tüm dünyada 2019’da insan haklarının durumunu incelediği bölgesel yıllık raporlarını bugün yayımladı. Rapor çevrimiçi basın toplantısıyla gazetecilere duyuruldu.

Rapora göre “dünya genelinde sivil alanı daraltan ve hak ihlallerini devam ettiren hükümetlere rağmen, hak savunucuları ve aktivistler de her türlü baskıya göğüs gerip, hak ihlalleriyle mücadele etti, dünyanın dört bir yanında geniş halk kitleleri haklarına sahip çıkmak ve baskılar, yolsuzluk, şiddet ve cezasızlıkla mücadele etmek için sokakları doldurdu.”

Raporun Türkiye başlığında, temel hakların ihlal edildiği, olağanüstü hal dönemi Temmuz 2018’de sona ermesine rağmen, muhaliflere veya muhalif olduğu varsayılan kişilere yönelik baskıların geçen yıl da sürdüğü belirtildi. Ayrıca, yargının baskı aracı olarak kullanılmasının devam ettiğinin altı çizildi.

“Yargı bağımsızlığına ilişkin kaygılar arttı”

İnfaz düzenlemesine dair son yargı paketinin de değerlendirildiği raporda, yargının durumu şöyle anlatıldı:

“Binlerce kişi, uluslararası hukukta tanımlanmış bir suç işlediklerine ilişkin çoğunlukla hiçbir güvenilir kanıt olmadan, terörle mücadele yasaları ve başka yasaların keyfi kullanımıyla soruşturuldu, yargılandı ve cezalandırma amacı taşıyan uzun süreli tutuklu yargılamalarla cezaevinde tutuldu. Yargı bağımsızlığına ilişkin kaygılar arttı.

Yargı reformu paketi Meclis’ten geçti. Ancak yapılan değişiklikler yargı üzerindeki şiddetli siyasi baskılara veya adil olmayan, siyasi güdümlü yargılamalara ve mahkumiyet kararlarına son vermedi.”

“Barışçıl toplanma hakkı ciddi şekilde sınırlandırıldı”

Türkiye’de sokak protestolarının sınırlandırıldığı belirtilen raporda “İfade özgürlüğü ve barışçıl toplanma hakları ciddi şekilde sınırlandırıldı. Hükümeti eleştiren kişiler, özellikle gazeteciler, siyasi aktivistler ve insan hakları savunucuları, gözaltına alındı veya asılsız cezai suçlamalarla karşı karşıya kaldı” denildi.

Raporda, yetkililerin protestoları keyfi olarak yasaklamayı ve barışçıl protestocuları dağıtmak için gereksiz ve aşırı güç kullanımına başvurmayı sürdürdüğü belirtildi.

“Sansür artıyor, sosyal medyada ifade özgürlüğü yok”

Sansür uygulamalarının arttığına ve sosyal medya kullanıcılarının ifade özgürlüklerinin kısıtlandığına dikkat çekilen raporda, sansüre ilişkin şu ifadeler yer aldı:

“Mahkemeler internetteki birçok içeriği engelledi ve yüzlerce sosyal medya kullanıcısına cezai soruşturmalar açıldı. Ağustos ayında, internette yayın yapan platformların içeriklerini RTÜK denetimine tabi tutarak RTÜK’ün internet üzerinde sansür yetkisini artıran yeni düzenleme yürürlüğe girdi. Türkiye’nin Suriye’nin kuzeydoğusunda gerçekleştirdiği ‘Barış Pınarı Harekâtı’ yalnızca iki hafta sürmesine rağmen, harekâtı eleştiren veya sorgulayan yüzlerce kişi hakkında soruşturma açıldı, birçoğu gözaltına alındı ve en az 24’ü tutuklu yargılanmak üzere cezaevine gönderildi.”

“Onlarca gazeteci halen cezaevinde”

Tutuklu gazetecilere de raporda şöyle değinildi:

“Gazeteciler sadece işlerini yaptıkları için gözaltına alındı ve yargılamalarla sindirilmeye çalışıldı. Onlarca gazeteci ve medya çalışanı tutuklu yargılandıkları veya hapis cezası aldıkları için halen cezaevinde. Barışçıl gazetecilik faaliyetleri suçmuş gibi gösterilerek terörle mücadele yasaları kapsamında yargılanan kişilerden bazıları yıllar boyu sürecek hapis cezalarına mahkum edildi.”

Hak savunucuları ve siyasetçilere yargı baskısı

Raporda, Büyükada ve Gezi Parkı davaları, eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ve CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu yargılamaları hatırlatılarak hak savunucularına ve siyasetçilere yargı baskısı olduğu belirtildi. Yargılamalara ilişkin ise “Onlarca insan hakları savunucusu, insan hakları çalışmaları nedeniyle ceza soruşturmaları ve yargılamalarıyla karşı karşıya kaldı, gözaltına alındı veya hapsedildi” denildi.

Örnekler şöyle sıralandı:

  • “Uluslararası Af Örgütü’nün Onursal Başkanı, eski direktörü ve birçok üyesinin de aralarında bulunduğu 11 insan hakları savunucusu temelsiz suçlamalarla 15 yıla varan hapis cezaları istemiyle ile yargılanıyor.”
  • “Osman Kavala’nın derhal serbest bırakılmasına yönelik AİHM kararına rağmen Kavala halen serbest bırakılmadı. Yargılandığı 140’ın üzerinde dava nedeniyle insan hakları avukatı Eren Keskin hapis tehdidi altında olmaya devam ediyor.”
  • “Eylül ayında, Yrd. Doç. Dr. Bülent Şık, tarımsal ürünlerde ve sudaki kanserojen pestisitler ve diğer zehirli maddelerin varlığını açıklayan yazı dizisi gerekçesiyle “gizli bilgileri açıklama” suçlamasıyla 15 ay hapis cezasına mahkum edildi.”
  • “HDP’nin eski eş genel başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ, büyük ölçüde konuşmalarında sarf ettikleri sözler nedeniyle terörle bağlantılı suçlarla suçlandı ve güvenilir deliller olmaksızın mahkum edildi ve hâlâ cezaevinde tutuluyor.”
  • “CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu ‘cumhurbaşkanına hakaret’, ‘kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret’, ‘halkı kin ve düşmanlığa tahrik etme’ ve ‘terör örgütü propagandası yapma’ suçlarından dokuz yıl sekiz ay hapis cezasına mahkum edildi.”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus