Camilerden okunan dualar hakkındaki sözlerine tepki gösterilen Bülent Arınç: “Doğruya doğru, yanlışa yanlış demeyi sürdüreceğim”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Cumhurbaşkanlığı Yüksek İstişare Kurulu Üyesi Bülent Arınç, gazeteci Kemal Öztürk’ün YouTube kanalında yaptığı açıklamalardan sonra sosyal medyada ve bazı medya kuruluşları tarafından hedef haline getirildiğini söyleyerek kendi Twitter hesabından konuyla ilgili bir açıklama paylaştı.

Gazeteci ve eski Anadolu Ajansı Genel Müdürü Kemal Öztürk‘ün Youtube kanalında yaptığı bir yayına katılan Cumhurbaşkanlığı Yüksek İstişare Kurulu Üyesi Bülent Arınç, koronavirüs nedeniyle camilerden her gün dua ve salavatlar okunmasına tepki göstermişti. 

Arınç katıldığı yayında, “Her gün yatsı ezanı okunuyor. Camide kimse yok. Cemaat de yok zaten. Namaz da kılınamıyor. Ama arkasından aziz kardeşim 15 dakika salavatlar, Mevlid-i Şerif’ler, dualar… Böyle bir şey bir defa olur benim bildiğim. Her gün Mevlid-i Şerif gibi ezanın arkasından öğle de var, böyle bir şey daha kısa, ikindi de var, böyle bir şey daha kısa. İnsanları nefret mi ettiriyoruz yoksa insanların dini duygularını daha mı canlı tutuyoruz. Sen iyi bir iletişim uzmanısın bu konuda anketçilere bir şeyler sorsalar iyi olur. Bana kalırsa ben bu bir ‘bid’at’tir diyorum” demişti. 

Arınç’ın yaptığı açıklamara sosyal medyada ve Twitter’da “#İstifaEtArınç” diyerek tepki gösterildi.

Bülent Arınç’ın Twitter’da paylaştığı açıklama metni şöyle:

“11 Mayıs 2020 tarihinde gazeteci Kemal Öztürk’ün YouTube kanalına yaptığım açıklamaların ardından, sosyal medyada ve bazı medya organlarında aleyhime yoğun bir kampanya başlatıldı. Malum bir merkezden yönetilen bu kampanya nedeniyle kısa bir açıklama yapmam gerekti.

1 – FETÖ ya da bir başkası, tüm darbelere ve darbe sevenlere ilk karşı çıkacak insanlardan biriyim. Demokrasi mücadelesi ve darbe karşıtlığı ile geçen tüm siyasi hayatım bunun delilidir. Ancak darbe karşıtlığı yapacağım diye ölüm listeleri hazırlayan, insanların mahremiyetine dil uzatan, birilerini isim vererek tehdit eden, artık dengesi bozulmuş bir güruhu eleştiriyorum. Bu üslup, bu dil, bu tutum en başta demokrasiye, dini inançlarımıza, ülkemize ve nihayetinde partimize zarar verir. Buna ‘dur!’ demek gerekir.

2 – Ömrünü dini bir hayat sürmeye adamış birisiyim. Koronavirüs nedeniyle camilerden ve minarelerden okunan salavatları, duaları daha güzel okumanın ve daha ayarında yapmanın faydalı olacağını dile getirdim. Bununla ilgili Diyanet İşleri Başkanlığımızın bir kamuoyu araştırması yaparak durumu gözden geçirmesinin faydalı olacağı kaanatindeyim.

Bu iki konuda söylediğim sözlerin arkasındayım. Her yerde ve her platformda da savunurum. Bu sözlerimden yola çıkarak, beni FETÖ’cü, darbe yanlısı, ezandan-salavattan rahatsız olan biri gibi göstermeye çalışan, bu camia için utanç verici yalanlar, iftiralar, hakaretlerle dolu bu kampanyayı nefretle kınıyorum. Bu insanların beni anlamalarını da beklemiyorum. Zira bu kampanyayı yapanların ve sözcülük edenlerin; bir gün ülke, millet, din ya da dava diye bir dertleri olmadığı acı bir şekilde anlaşılacaktır. Hiçbir kurum, hiçbir makam, hiçbir unvan baki değildir. Hepsi gelip geçicidir. Bunlar için insanın haysiyetini, onurunu, kişiliğini, ilkelerini çiğnemesi zavallılıktır. İnandığım değerler, ilkeler ve onurumla doğruya doğru, yanlışa da yanlış demeyi sürdüreceğim.”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus