Atıf Ünaldı ile Netizen (395): Faruk Bildirici ile söyleşi | Gazetecilik, influencerlık ve medyanın dönüşümü

İSTANBUL (Medyascope) – Atıf Ünaldı ile Netizen” programının bu bölümünde Atıf Ünaldı’nın konuğu gazeteci ve medya ombudsmanı Faruk Bildirici oldu. Programda gazetecilik ile influencerlık arasındaki fark, haber ve yorumun birbirine karışması, medya gelirlerinin dijital platformlara kayması, PR şirketlerinin medya üzerindeki etkisi ve yapay zekânın haber ekosistemini nasıl dönüştürdüğü konuşuldu. Yazı yapısı, önceki Medyascope program metni üslubu esas alınarak hazırlandı.

Netizen’de bu hafta Atıf Ünaldı, programı bir tür beyin fırtınası olarak kurgulamak istediğini söyleyerek açtı. Ünaldı, medyayı yalnızca bugünkü basın sorunları üzerinden değil, yapay zekâ ve dijital çağın getirdiği yeni gelişmelerle birlikte konuşmak istediğini belirtti.

Faruk Bildirici ise söze, bir önceki hafta Aydın Sün ile yapılan programdan etkilendiği bir cümleyle başladı. Aydın Sün’ün “basın mensupları da biraz artık influencer gibi oldu” yönündeki değerlendirmesine takıldığını söyleyen Bildirici, gazetecilik ile influencerlık arasındaki ayrımın yeniden düşünülmesi gerektiğini vurguladı.

Bildirici’ye göre influencerlar ticari olarak ürün tanıtabilir, reklamın bir parçası olabilir ve reklam oyuncusu gibi çalışabilirler. Gazetecilik ise bundan tamamen farklıdır. Gazeteciliğin temel görevi insanlara gerçeği aktarmaktır. Bu nedenle gazeteci, bir ürünün ya da markanın yalnızca iyi tarafını değil, varsa eksiklerini ve yanlışlarını da anlatmak zorundadır.

Atıf Ünaldı da influencerların ilk dönemde markalar için cazip bir mecra haline geldiğini söyledi. Ünaldı’ya göre markalar, gazetecilerle çalışırken basın gezileri, ürün testleri ve ciddi organizasyonlar yapmak zorunda kalırken; influencerlara çoğu zaman yalnızca ürün göndererek görünürlük elde edebildiler. Ancak zamanla influencerların her ürünü tanıtması, güvenilirliklerini düşürdü.

Faruk Bildirici, bu noktada gazetecilerin hâlâ kamu görevi yaptığını düşündüğünü söyledi. Bildirici’ye göre gazeteci reklam yapamaz; ama güvenilir mecra olarak reklamverenin doğru kitleye ulaşmasına katkı sağlayabilir. Şirketlerin gazeteciden yalnızca övgü beklemesinin yanlış olduğunu belirten Bildirici, gazetecinin artıları ve eksileri birlikte aktarmasının aslında marka için de daha inandırıcı bir ilişki kuracağını söyledi.

Programda otomotiv sayfaları da bu bağlamda ele alındı. Bildirici, birçok gazetede otomobil sayfalarının neredeyse tamamen basın bültenlerinden oluştuğunu, araçların gerçek kullanıcı açısından ne ifade ettiğinin çoğu zaman anlatılmadığını belirtti. Ona göre bütün otomobillerin “harika” gösterildiği bir yayıncılık, tüketiciye gerçek bilgi vermez.

Gazetecilik influencerlık
Atıf Ünaldı ile Netizen (395): Faruk Bildirici ile söyleşi | Gazetecilik, influencerlık ve medyanın dönüşümü

Haber alma alışkanlıkları

Atıf Ünaldı, kendi haber alma alışkanlıklarını anlatırken artık haber kanalı izleme alışkanlığının neredeyse kalmadığını söyledi. Haber kaynaklarının ağırlıklı olarak Instagram, YouTube ve belirli yorumcular olduğunu, ancak yapay zekâdan ya da sosyal medyadan aldığı bilgileri mutlaka kontrol ettiğini belirtti.

Faruk Bildirici ise burada temel sorunun çıplak haber eksikliği olduğunu vurguladı. Levent Gültekin, Fatih Altaylı gibi isimlerin daha çok yorum aktardığını, ancak pür haber veren mecraların azaldığını söyledi. Bildirici’ye göre ideal modelde önce haber yalın haliyle verilmeli, ardından yorum gelmelidir. Bugün ise ana haber bültenleri bile çoğu zaman yorumla başlamaktadır.

Atıf Ünaldı da buna katılarak, haber kaynaklarının kolaylaşmasıyla insanların yorum arayışına yöneldiğini söyledi. Ünaldı, yıllar önce medya geleceği üzerine yazdığı bir yazıda da haberin kolay bulunur hale geleceğini, asıl beklentinin yorum ve bağlam olacağını öngördüğünü anlattı.

Bildirici, haber ile yorum arasında bir üçüncü alan olarak analizin eksikliğine dikkat çekti. Ona göre analiz, kişisel kanaat değil; bilgilerin yan yana konularak sonuçlarının çıkarılmasıdır. Bu da deneyimli ve alan uzmanı gazetecilerin yapabileceği bir iştir. Ancak Türkiye’de analiz gazeteciliği yeterince gelişmemiştir.

Savaş teknolojilerindeki dönüşümün analiz eksikliği

Atıf Ünaldı, Sabah Gazetesi’nde webmaster olarak çalıştığı dönemde web sitelerinin haberin geçmişini ve bağlamını göstermek için büyük bir fırsat sunduğunu düşündüğünü anlattı. Bir haberin yalnızca son gelişmesini değil, geçmişini, bağlantılı olaylarını ve önceki kırılma noktalarını da okura sunabilecek yapıların kurulabileceğini söyledi.

Faruk Bildirici de bu görüşü destekleyerek, özellikle savaş teknolojilerindeki dönüşümün yeterince analiz edilmediğini belirtti. Karabağ, Ukrayna ve İran’a yönelik saldırılarla birlikte savaş biçimlerinin değiştiğini; İHA, SİHA, hava gücü ve füzelerin artık belirleyici hale geldiğini söyledi. Buna rağmen bu dönüşümü derinlikli biçimde anlatan gazetecilik örneklerinin az olduğunu ifade etti.

Markaların baskısı

Programın bir diğer önemli bölümü markalar, gazeteciler ve baskı mekanizmaları üzerineydi. Atıf Ünaldı, 1990’ların sonunda Ericsson ve Nokia ile yaşadığı iki farklı deneyimi anlattı. Ericsson’un eleştirel bir yazıdan sonra kendisini çağırıp ne demek istediğini anlamaya çalıştığını, hatta daha sonra telefon testlerini kendisine gönderdiğini söyledi. Nokia örneğinde ise lansmanı yapılan ürünün test için bulunamaması üzerine eleştirel bir yazı yazdığını aktardı.

Ünaldı, bugün özellikle teknoloji tarafında şirketlerin eleştirel yazılara daha sert tepki verdiğini, hatta dava açma yoluna gidebildiğini söyledi. Köşe yazarlarının bu tür baskılar karşısında zorlandığını belirtti.

Faruk Bildirici de kendisine bir medya grubu tarafından “haksız rekabet” iddiasıyla dava açıldığını anlattı. Ancak gazetecinin ticari bir kuruluş olmadığını, dolayısıyla böyle bir rekabet ilişkisinin kurulamayacağını söyledi.

Tüketici gazeteciliği

Tüketici gazeteciliğinin zayıflaması da programda ele alınan başlıklardan biriydi. Bildirici, eskiden gazetelerde tüketici köşeleri, tüketici sayfaları ve tüketici programları bulunduğunu; bugün bunların büyük ölçüde ortadan kalktığını söyledi. Ona göre şirket baskısı bu alanların zayıflamasında etkili oldu.

Atıf Ünaldı ise bu noktada halkla ilişkiler şirketlerinin rolüne dikkat çekti. PR şirketlerinin eski basın mensuplarını kendi bünyelerine katmasıyla medya üzerindeki etkilerinin arttığını, bunun da bazı haberlerin yazılmasını ya da yazılmamasını etkileyebildiğini söyledi.

Bildirici, bu durumun hem gazetecilerin ilkeleri yeterince içselleştirmemesiyle hem de medya kuruluşlarının buna göz yummasıyla ilgili olduğunu belirtti. Ona göre bir muhabirin ya da yazarın bir marka gezisine götürülüp ardından haber görünümünde reklam yapması, yayın kuruluşunun kendi reklam alanını da ucuzlatır. Bu, hem okurun güvenini hem de medyanın ekonomik değerini aşındırır.

Atıf Ünaldı, basında bazı kişilerin belirli markalarla özdeşleştiğini, teknoloji alanında da bunun görüldüğünü söyledi. Bir gazetecinin sürekli Apple yazmasının, gerçekten Apple’ı takip ettiği için mi yoksa başka ilişkiler nedeniyle mi olduğunun okur tarafından da fark edildiğini belirtti.

Faruk Bildirici de izleyici ve okurun sanıldığı kadar kolay kandırılamayacağını söyledi. Sürekli aynı markayı öven kişinin inandırıcılığının kalmayacağını belirtti. Reklamcıların ve PR profesyonellerinin arkadaşlık ilişkileriyle değil, yaratıcı fikirlerle haber değeri oluşturması gerektiğini vurguladı.

Bu bağlamda tartışmalı bir elektrik süpürgesi reklamı da konuşuldu. Bildirici, reklamın tartışma yaratmış olsa da markanın görünürlüğünü artırdığını, bu anlamda başarılı olduğunu söyledi. Atıf Ünaldı da reklamı kötü bulmadığını, hedef kitlesini doğru yakaladığını ifade etti.

Influencerların köşe yazarı yapılması

Programın son bölümünde influencerların köşe yazarı yapılması ve gazetecilik mesleğinin itibarı ele alındı. Atıf Ünaldı, bazı gazetelerin influencerları ve geniş etki alanına sahip kişileri köşe yazarı olarak konumlandırmasını eleştirdi. Faruk Bildirici ise Sabah ve Hürriyet gibi gazetelerde bu örneklerin yaşandığını, sonrasında bazı isimlerin uyuşturucu, fuhuş ve benzeri suçlamalarla gündeme geldiğini söyledi. Ona göre bu durum yalnızca o kişileri değil, aynı gazetede yazan diğer yazarların itibarını da aşağı çekti.

Bildirici, herkesin kendisine “gazeteci” demesine karşı olmadığını; ancak gazeteci olduğunu söyleyen herkesin gazetecilik ilke ve kurallarına uyması gerektiğini belirtti. Gazeteciliğin nimetlerinden yararlanıp gazeteciliğin sorumluluklarını üstlenmemenin kabul edilemeyeceğini söyledi.

Atıf Ünaldı da bugün büyük gazetelerde yazan köşe yazarlarının önemli bir bölümünün gazetecilik ilkelerinin varlığından bile haberdar olmadığını savundu. Bildirici ise köşe yazarlığının da zayıfladığını, eski fıkra ve makale yazarlığının yerini çoğu zaman siyasetçilerden duyum aktaran ya da güncel olaylara yüzeysel yorum yapan yazıların aldığını söyledi. İlhan Selçuk, Burhan Felek, Ahmet Emin Yalman ve Serteller gibi okura yeni pencere açan yazarların artık çok azaldığını belirtti.

Eleştiri iyi gazetecilik için şart

Programın sonunda Atıf Ünaldı, Faruk Bildirici’nin eleştirilerini önemsediğini ve bu işin doğru yapılması için kafa yoran insanlardan biri olarak her türlü yoruma açık olduğunu söyledi. Bildirici de kendisinin de hata yapabileceğini, eleştirinin birini küçültmek ya da zarar vermek için değil, daha iyi gazetecilik yapılması için gerekli olduğunu belirtti.

Atıf Ünaldı, Aydın Sün ile Faruk Bildirici arasında oluşabilecek fikir ayrılıklarının da iyi niyetli bir tartışma zemini yaratabileceğini söyledi. Bildirici ise reklamcılık, halkla ilişkiler ve gazeteciliğin 10-20 yıl sonra nasıl yapılacağını bugünden kesin olarak bilmenin mümkün olmadığını, büyük bir dönüşüm sürecinden geçildiğini ifade etti.

Program, medyanın geleceğine dair daha fazla konuşmaya, tartışmaya ve eleştiriye ihtiyaç olduğu vurgusuyla sona erdi. Atıf Ünaldı, Faruk Bildirici’yi yakın zamanda yeniden konuk almak istediğini, özellikle yapay zekâ ve medyanın geleceğini ayrıca konuşmak gerektiğini belirtti.

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.